Ana içeriğe atla

Christina Georgina Rosetti Şiirleri

Mutlu rüyalarda durursun tam karşımda,
Utanırım yeniden bitkin, keyifsiz uyanınca;
En güneşli günlerden bile parlak gülüşün
Mutlu rüyalarda gündüze çevirir gecemi.
İşte böylece yalnızca rüyalarda birlikte oluruz,
İşte böylece alıp veririz
Alıp verenleri varlıklı kılan inancı;
Eğer uyumak daha tatlıysa uyanmaktan
Ölmek kesin daha da tatlıdır yaşamaktan,
Güneşin altında yeni hiçbir şey olmasa da.

***

Neler vermezdim içimi ısıtan gerçek bir kalp uğruna,
Ne yapsam buz kesen, taştan bu kalp yerine;
Sert, soğuk ve küçük, kalplerin en kötüsü.
Keşke gelseler, neler vermezdim kelimeler uğruna
Ama hissizleşti sefalet içindeki ruhum:
Ey neşeli dostlarım, gidin yolunuza, yok diyecek bir sözüm.
Neler vermezdim gülücükler değil yakan gözyaşları uğruna,
Yıkasın yeter ki alnımdaki kara yazıyı, çözsün yılların buzunu
Temizlesin içimde kök salan lekeyi ve paklasın yeniden beni. 

***

Hatırlayabilsem keşke, o ilk günü,
İlk saati, hani benle göz göze geldiğin o ilk anı,
Nasıldı hava, kapalı mıydı, yoksa güneşli mi,
Umurumda değildi yaz mıydı mevsimlerden yoksa kış mı;
Kalmamış hafızamda, bu yüzden silinip gitti,
Kördüm göremeyecek kadar önümü ya da yarını mı,
Geçmiştim kendimden, fark edemedim ağacının çiçeklenişini
Meğer kaç bahar çiçeksiz hasret kalacakmış tomurcuklarına.
Bir hatırlayabilsem, ah o benzersiz günü!
Oysa durup seyrettim gelip geçişini
İz bırakmadan geride, eski karların eriyen suyu gibi;
Pek de önemli görünmüyordu, meğer değerliymiş ne kadar;
Keşke hatırlayabilsem o dokunuşu,
Elinin elime değişini-Ah, nereden bilebilirdim ki! 
***

İlk seven bendim: Ama sonradan senin aşkın
Aşıp benimkini, öyle yüce bir türkü tutturdu ki
Boğdu dostane ezgilerini benim güvercinimin.
Kim daha borçlu diğerine? Uzundu benim aşkım,
Ve senin aşkın bir an daha parlak gibiydi sanki;
Sevdim ve bildim seni, sen de tarttın beni
Ve sevdin beni bütün yanlarımla, iyi ve kötü -
Hayır, haksızlık olur ikimize de ölçüp biçmek.
Çünkü aşk nedir bilmez "senin" ya da "benim" sözünü
Ayrı olunca "sen" ve "ben" gerçek aşkın geliverir sonu,
Çünkü biri her ikisidir, ikisi de bir bütün olmuştur aşkta:
Yer yoktur sonsuz aşkta "senin olmayan benim" sözüne;
Bu hususta aynı güçteyiz ve aynı çaptayız ikimiz de,
Bu aşkın bir bütün yaptığı, sen de, ben de. 

***

Ve istersen, hatırla,
İstersen unut.
...
Hissetmeyeceğim

***

Ben ölünce, sevdiceğim,
Hüzünlü şarkılar söyleme ardımdan;
Güller dikme baş ucuma,
Ya da koyu gölgeli bir selvi ağacı:
Yeşil çimenler olsun üstümde
Yağmurla ve çiyle ıslanan;
Ve istersen, hatırla,
İstersen unut.

Görmeyeceğim gölgeleri,
Hissetmeyeceğim yağmuru;
Şarkısını duymayacağım
Bülbülün, sanki acıyla söylediği:
Ne çöken ne kalkan alacakaranlıkta
Düşler görürken,
Bakarsın hatırlarım,
Bakarsın unuturum
***

Şakıyan bir kuş gibidir kalbim
Yuvasını taze bir şıvgına kuran;
Bir elma ağacı gibidir kalbim
Dalları meyveyle yere eğilen;
Kalbim rengarenk bir tekne gibidir
Dingin denizlerde yol alan;
Kalbim bütün bunlardan daha mutludur,
Çünkü geri döndü bana sevgilim.

***

Ben hayattayken sevmemişti beni.
Ölüp gidince ben; bilmek ne kadar tatlı
ben soğumuşken onun hala sıcak olduğunu.

***

Varsın çatsın kaşlarını, düzeltilebilir
Sevgililer arasındaki küçük anlaşmazlıklar:
Aceleyle sarf edilmiş sözler
Bıçak gibi kesip bölecek değil ya aşkı.

***

Biri memnun halinden, diğeri huzursuz;
Biri gün ışığının mutluluğunda şakıyordu
Diğeri akşam karanlığının çökmesini bekliyordu.


***

Gözyaşlarıyla suladı, kök salsın diye,
Bir filiz versin diye bekledi,
Ama hiçbir şey çıkmadı.
***

Dişlerini gıcırdattı kaldı diye hevesi kursağında
Ve ağladı kalbi parçalanırcasına.

***

Kalacak ne bir han var bu diyarda
Ne de gidilecek bir yol kolayca

***

Efsunlanmış gibi bekler ak duvarlı odasında seni,
Ve sabırlıdır, sensin tek neden.


***

Yol hep yokuş mudur tepeye doğru?
      Evet, sonuna kadar.
Bir günlük yol koca bir gün sürer mi?
      Sabahtan akşama kadar.
İyi de konaklayacak bir yer var mı akşamleyin?
      Ağır, karanlık saatler gelince, bir çatı.
Aman kazara karanlıkta gözümden kaçmasın?
      İmkanı yok kaçırmazsın o hanı.
Başka yolcular da çıkar mı geceleyin karşıma?
      Daha önce yola çıkanlar.
Kapıyı çalmak gerekir mi ya da seslenmek acaba?
      Bekletmezler seni kapıda naçar.
Yol yorgunu, bitkin varınca huzur bulur muyum orada?
      Meşakkatten yana merak etme, bulacaksın yeterince.
Yeterli yatak olacak mı bana ve başkalarına?
      Evet, bir yatak bulacak kim geldiyse.
***

"Yanıyordu kalbi birazcık sevgi için."

Aşağıda gülerim, şakalaşıp eğlenirim herkesle:
Ama üst kattaki ıssız odamda
Sessizce dönerim duvara yüzümü;
Kalbim yanıyor birazcık sevgi için.
Hoş, eridi kışın buzu
Eşleşiyor birbiriyle kuşlar,
Ve yeşeriyor yapraklar, ne de olsa geldi bahar.

Neme gerek benim, gelse de bahar,
Yuvam yok, oysa yuvalarla dolu koru:
Yazık bana, yazık yalnız yaşayan kalbime,
Birazcık sevgi için yanmış kalbime.
Ah, güneşin altında doğuyor
Altın renkli derecikler akıyor ve çağıldıyor
Zambaklar açıyor, ne de olsa geldi bahar.

Herkesin sevgilisi var, ben hariç, bir seveni herkesin.
Aşkla ve neşeyle çarpıyor sıcacık, dopdolu kalpleri:
Oyunun mutlu kısımlarını oynayanlar, bilemezler bu yüzden
Kalbim yanıyor birazcık sevgi için.
Arı kovanları dolup taşıyor
Ve tavşanlar yeni tüylerine bürünüyor,
Dünyayı kıpır kıpır yapan baharda.

İpeklere bürünüp mücevherler takınıyorum
Süsleniyorum eşli kumrular gibi
Övüyorlar tüylerimi kabartışımı ama gören yok
Kalbim yanıyor birazcık sevgi için.
Filizliyor yeşil lavantalar
Gülhatmi ve mür
Ne de olsa geldi bahar, yürüdü köklere sular.

Görür yüce azizler hakikati belki,
Belki de anlar birkaç melek geçerlerken,
Ve acıyla haykırırlar birbirlerine
"Kalbi yanıyor birazcık sevgi için."
Doğurur başkaları
Ve neşeyle oynaşıp şarkılar söylerler,
Bahar uyandırdığında dünyayı, sarıp beslediğinde onu.

Gel gör, ne diyor bir aziz: "Dikkatle kullan tırpanını;"
Gel gör, ne diyor bir melek: "Bekle, göreceksin sonunda
Hakikatin üstün geldiğini, asıl hayatın ölümden sonra başladığını,
Ey sen, birazcık sevgi için kalbi kırılan.
İşte o zaman dolduracak sevgi çevreni,
Ve sevgi tamam edecek eksiğini,
Yeni bir bahar, yeni bir cennet doğurunca ve arındırınca dünyayı. 
***
 
Sözler verme bana,
Böylece söz vermem ben de:
İkimiz de özgür kalırız öyle ya,
Asla aldatmadan, asla bağlı kalmadan diğerine,
Varsın atılmadan kalsın zarlar avucumuzda
İstediğinde gelirsin, gidersin istediğinde
Nerden bilebilirim senin geçmişini,
Ya sen benim geçmişimi nerden bilesin?

Sıcak olan sen, kimbilir belki de daha sıcaktın
Bir zamanlar bir başkasına
Soğuk olan ben belki bir ara güneş ışığını
Görmüşümdür, hissetmişimdir iliklerimde:
Kim gösterecek tüm bunların
Çok ama çok önce olduğunu?
Görüntü silinir gider camdan
Ve yarım kalır bırakılan fal.

Eğer söz versen kahrolursun belki de
Yeniden kaybettiğin özgürlüğünden:
Ben söz versem, eminim
Kıvranırım kırmak için o prangayı.

***

Hayat var mı?- söndü sönecek lamba;
Umut var mı?- kaldı gözlerimiz yollarda:
Uzun zaman önce verilen vaat, ne fayda
O eski vaat, tutulmadı.
Yaşıyor mu?-ölüyor mu yoksa?- derin uykularda
Ne kadar çok da göz yaşı döktü ağladı.

Yaşıyor mu?-ölüyor mu yoksa?-soluyor sanki 
Kuruyarak can veren bir zambak gibi, 
Susuzluktan son nefesini veren bir kuş gibi, 
Dayağı olmadığından yıkılan güzel bir asma dalı gibi, 
Sahibinin 'bugün baltayla keselim gitsin' dediği 
Bir ağaç gibi.

***

Bir sene önce papatya dikmiştim oraya
Bir tanesi dahi olsun açsa ya!

***

Sıcak olan sen, kim bilir belki de daha sıcaktın
Bir zamanlar bir başkasına:
Soğuk olan ben belki de bir ara güneş ışığını
Görmüşümdür, hissetmişimdir iliklerimde:
Kim gösterecek bize tüm bunların
Çok ama çok önce olduğunu?
Görüntü silinir gider camdan
Ve yarım kalır bakılan fal.
Eğer söz versen, kahrolursun belki de
Yeniden kaybettiğin özgürlüğünden:
Ben söz versem, eminim
Kıvranırım kırmak için o prangayı.
Bir zamanlardaki gibi arkadaş olalım,
Ne fazla, ne de eksik ama:
Niceleri rahat eder aza kanaat getirerek
Aşırılıktan mahvolmaktansa. 

Christina Georgina Rossetti
Çeviri: Fahri Öz

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar Suskunluk ...

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

Su

Set çek seline yavaş yavaş ilerle damla damla birik. Ak geç ıslattığın kayalardan: duraksama - uçurur güneş seni. Atla takıldığın çavlanlardan: duraksama - savurur rüzgar seni. Aldırma kumlara, çakıllara: çöker onlar dibe nasılsa - ilerle yavaş yavaş birik damla damla set çek seline. Oruç Aruoba

Şiirdir Baba

Bir şey değişmemiş, sanki daha dün. Dışarda sükûnu yaz akşamının, Bahçemiz sulanmış, ıslak her çiçek. Kapı çalınacak, babam gelecek… Ziya Osman Saba çünkü düşünen çocuktur baba Yasin Erol Yıl göçüp gitti Gizliyorum babamdan Kırlaşmış saçlarımı! Etsujin  Bu dağlar da Babamın gözleri önündeydi                 Kış yalnızlığında Issa insan bir yorgunluktur sevgili babacığım bunu sen söylemedin, kimseler söylemedi Mehmet Aycı  Babam; terleyen alnını sildiğim dua gibi bir adam! Engin Turgut Babalar ıssız ağlar Ansızın devrilen koca çınarlar. Süleyman Çelik buyurun kibar hanımlar beyler… Babanız sizi sevdi de ne oldu? Perihan Mağden Babanız öldüğünde büyüyorsunuz. Artık soru soracağınız, öğreneceğiniz, azarını duyacağınız, Takdirini alacağınız, akşam eve dönerken yolunu gözleyeceğiniz, Korkacağınız bir babanız yoksa büyüyorsunuz. Yarınınızdan sorumlu tuttuğunuz, her istediğinizi almak zorunda olan o kişi yo...

Gül İçin İlahi

İnsanlar bir gülü bir senetle Değiştirmeye alıştılar İnsanlar başka insanların hayatını Bir hezaren sandalye midir hayat Dizip kaldırmaya alıştılar İnsanlar yüreği ve onuru, alıştılar Yelin üflediği yaprak mıdır onur Yürek arsız otlar gibi ayak altında Tanımıyor kimde kimseyi Ve kendini tanımak istemiyor İnsan tanımazsa kendini insan Nasıl varolabilir Bu yüzden dünya hey koca dünya Dönüyor bir ölüler ülkesine Susanlar şimdilik Oyunun dışına düşenler Yalnız onlar doğrulup kalkacaklar Gün kıyamete erdiğinde Gülten Akın

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Güvenli Bölge

MART 2012 Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. Olvido Heykel günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere Ayrılık Sevdaya Dahil Gözlüklü Şiir Yarın Güzeldir Fulyaların mevsimi geldi geçiyor En çok, gözlerinden korkuyorum senin.. Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya Gercekten diyaloglar Ah Fulya Resulullahla Benim Aramdaki Farklar Taş Parçaları Bahçeye Acıyorum O Kara Kırlangıçlar Dönecek Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi Alengirli Şiir yazma.. o zaman bekliyor insan Ağaran Bir Suyum Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım Satranç Dersleri Yenilgi anne beni merak et kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK... Unutmak Azize Açıkla beni kardeşim Sormuyorsun ama iyi değilim ben Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi Gitme demiyorum, hobi olarak gene git Ayrılık Nargile Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları Merak Kediyi Öldürür Yedi Beyaz Güvercin Sen türkü yak ben mermi Yaşamak Son Bir Kez Uyku Kardeşim - Fikret Kızılok Hiç Sevmedim (Neslihan)...

Veda Şiirleri Bercestem

Uzun yıllardan sonra  Sana bir daha rastlarsam Seni nasıl selamlamalıyım  Susarak mı, ağlayarak mı? Lord Byron “Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,” Sürgünlerin uzmanlığını. Bir vapur nasıl kalkar bir limandan. Tren nasıl acı acı öter, öğrendim. Cevat Çapan Büyük istasyonlardaki büyük vedalar için Trenler uzun bekler güzel bir gelenektir Büyük istasyona benziyor artık bu ev Tren bir yolcu daha edinecek demektir Abdülkadir Budak Son Tren sessizce perondan ayrılırken, Baş öne eğilir hafiften, Umuda veda, Köksal Özyürek O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve. Nazım Hikmet Elveda gençlikte geçen günüme Ezirâil el atıyor canıma Yanarım gençlikte, o zamanıma Acı tatlı günler hep hayâl oldu Nerde gençlikteki geçen çağlarım Sustu bülbül gazel döktü bağlarım Her gün hatırlarım her gün ağlarım Veysel ağ...