KİMSENİN AKLINA GELMEYEN

nerde
yok mu ölümleriniz 
dininiz mezhebiniz aşkına 
ölememekten döndüm şaşkına 
rabbiniz taptığınız aşkına 
bir yudum ölüm 
bir yudum ölüm veriniz

***

endişeye mahal yok
daşraya hep sıyırtma geçtim
kabrimin birinden ötekinedir sürekli seyahatim
tuttuğum
mürşidlerimin değil
ölümlerimin eliydi

Eyyûb
bir adamın hiç annesinin olmaması demektir

***

çağırma
seni umursamıyorum bundan böyle 
burdan ancak cenazem çıkar 
beni bu hayata alıştırdın artık/

hayatın bu yüzü fahşaya dönük 
hadi gidelim
gene gelmedi.

***

siz gidin diyorum
Anne'm gelmeden burayı terkedemem

(bütün şeamet anne'lerin birer et mamülü olduğunu kabulde gösteremediğim bir basit seyyaliyet meselesiyle başlamıştı oysa)

yine de
sağolsun dostlar 
tekfin ve teçhizimi tamamladılar
şimdi gerçekten gömülebilirim

siz gidin

***

/Anne
nerdesin
gelmez misin
gelemez misin
diyeceğim çok amma
pek kalaba yerdesin

Anne
yok musun
yoksa gene mi yoksun/

***

anne 
ben artık iyiyim 
hem kendime iyi bakıyorum

***

müptezel figanlarla yalvardım
fazla kullanılmış
topuklarımdan kuleler sıraladım
kollarım ırmak
gül dedim
bülbül dedim gece gündüz
yalanlarla övdüm seni
inadına yanlış inadına uzak
sana niçin yandım
ne sana
ne şiirime söyledi
bıçağın açmadığı ağzım
ne sandılar bilmem ki ne sandın

***

her gün bir tabut 
çıkıyor kapımdan 
her gün bir ölü 
seni bildim bileli

***

Sana şiirle gelmiş
bağışla
bilmemiş
gözyaşıyla
hiç gülmemiş
Sana gülle gelmişim

***

toprağın zehrini arıtarak nasıl gelişirse zakkum
öyle gelir kokusu anneleri
anne kokusu
/birdenbire gelir/
Eyyub mahvının mes'ud mealidir
Anne'm şahitli
bir sabah namazı vakti gibidir
/Anne
suçüstü hazırlıyorlar bana
işte gene/
mürşid
kendisine sürekli ihanet edilen adam demektir

***

Şiir iyi
acı ve üzerime göreydi 
ben hep göz ucuyla bakıyor 
ve hep sıyırtma geçiyordum 
bu arada ekranda biriler
birdenbire yaşlanıyordu

***

lütfen biraz açılın başımdan 
fenalaşabilirim 
son defa söylüyorum bakın 
hatırlamıyorum öncesini bu oyunun 
senaryoyu önceden göstermediler 
ne olacağını bilmiyorum sonunun

***

geri durun şöyle 
alışmadığınız şeyler bunlar 
ne ilk öldürülüşüm bu 
ne ilk yıkılışı evimin 
cesetleri yanyana koyun 
büyüğümü küçüğümün yanına 
ayrılmasınlar

***

- kabahat kendisinindi 
hep yüksekten uçuyor 
uçmuyor
düşmemeye çabalıyordu 
hiç süzülmedi meselâ 
bir çırpıntılar bütünüydü 
kabahat kendisinindi 
bana sorarsanız 
uçmasını bilmiyordu

***

kalbimdeki burgaç kitabesi 
bileklerimdeki şiiri 
yine ben 
yalnız ben sökebilirim

***

dağlar
denizler
ağaçlar
gül ölüyordu yaprağında
açıklıyorlardı
/bütün yaşamlar zaten şiirdi/
en münasebetsiz
en vakitsiz ölüyordum
kâfır oluyorlardı

***

senden gayri nem
kimim kimsem mi var

yeni/yeniden keşfediyorum perdelerini
seni en iyi ben icra ederdim
ey ölüm
bir ömür seni
yalnız seni sevdim
şimdi hicazkâr ölüyor
en neva ölüyorum

***

Yenildim

***

söylemedi deme
gidiyorum
geldiğim yere
'zemheriden ötesi var'
kimseden ayrılmış
kimseye kavuşmuş
kimseye dönmüş olmayacağım
söylemedi deme
gidiyorum
geldiğim yere

***

aklım uçmuş
sensizliğimden anlıyorum
iki ayeti bir araya getiremiyorum 
her mecnun bir gönül doğurmuş
akıl verip gönül almış
işte ben
ne aklım ne gönlüm kalmış
bekliyorum bu kabristanda
yalnızca bekliyorum

***

yarın senden beni soracaklar
önce mektuplarımı göster
beni ele veren gözlerim
ve sesimi
sonra konu eder
'aslında orda herşey var' dersin
...
/bu esnada
o denize düşmüştü
bizi onaylayıp
hoşça el mi sallıyor
boğulup çırpınıyor muydu
bunu hiçbir zaman anlayamadık/
sonra üstünde ateş yaktık
göğün mavileri
gecenin burçları
kız saçları
delikanlı parmakları
yedi iklim dört yönden
kördüğüm toplardı
de

***

işte bahar 
kalktı yerden 
kırk yıllık kar 
kar kalkıp 
ağınca kalbime buhar 
var oldu hüznün 
esti
bu rüzgâr bu rüzgâr

***

/neden ivedi okuyor
hele segâh
henüz ikindi olmalı
bu hangi ezan
kim bu müezzin/
içinde sen
bir tren ayrılıyor istasyonumdan Zîn

***

gitsem kusurlu
kalsam hasar görüyorum
benim sevgili
benim ilaç
benim anlamlı yenilgilerim

***

herkesin aklından geçen
bazan benim de aklımdan geçer
aklımdan çıkmayan
kimsenin aklına gelmiyor

/hayır hayır
yanlış anlaşıldı
onlar Tanrı'yı değil
sadece aşkı inkar ediyor/

***

onlara hiç
ama hiç bir zaman inanmadım 
gül budur dediklerinde 
yalnızca iç geçirdiğimi hatırlıyorum

***

ezelden beri sana geliyor
sonsuza kadar senden gidiyorum

kenetlenmek diye bir hurafeye takmışım kafamı
oysa en fazla sıyırtma geçiliyor
habire hasar görüyor
habire ufalanıyorum
sen miydin sıyırıp geçen
ben mi
bildiğim bir şey var
sermayem
kârım
kazancım
nâmurad ölmekmiş muradım

***

/sen pınardın Gürün'de
karpuz çatlatan
girecektim içine
anadan üryan
kuzey rüzgârıydın
oldum bittim
bağrıma esecektin
buz torbası
alnıma koyacaklardı

***

yoksul lügatım
doğrudur
fukara
harfler kendi imalâtım
becerdiğim bu
ifadem bu kadar

***

"Şiir Yusufun kanlı gömleği.

Şiir, şairi kana bulamalı. Şiir, şairi derin kuyulara atmalı, bir çocuk kadar masum ve suçsuz ve ne olup bittiğine akıl erdiremiyorken. Şiir, şairi pazara çıkarmalı; ucuza kapattırmalı. Şiir, şairi töhmet altına sokmalı, iftira ettirip ırzı-namusuyla oynatmalı. Şiir, şaire zindanları reva görmeli.

Bütün bu acıları yaşamış veya yaşatmış gömlek, artık görmeyen gözleri, basiretleri açabilir.

Şairin, kana bulanan, arkadan yırtılan gömleği, onun kirli çamaşırı basiretler açar. Korkunç bedeller ödenmiştir çünkü.

Şiir basiretler açmıyorsa, o şiirin şairinin gömleği kana bulanımamış, arkadan yırtılmamış, kuyular, zindanlar dolaşmamış demektir."

Murat Kapkıner
Kimsenin Aklına Gelmeyen 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Sigara Şiirleri Bercestem

Şiirlerden yağan yağmurlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri