Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Kasım, 2017 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Garîb

Gurbet ender, gurbet içre olmuşum cânâ garîb Şimdi âlemde benim ben, bî-emel yektâ garîb Hânumânım bâde vermiş gird-bâd-ı rûz-gâr Âşinâ yok derdime, dil gavta-zen, deryâ garîb Neş'e-i ümmîd nâ-peydâ, şikeste câm-i mey Kalmamiş yârân bu meclisde bu şeb sahbâ garîb Hatt-ı nâ-fercâmımı yok bir bakıp fehmeyleyen Her görüp seyrettiğim sîmây-ı bî-mânâ garîb Mâ'bedim kâşânelerle sanki gark-âb-ı memât Kalmamış seng-i mezârım, mevt-i bî-pervâ garîb Şâhidim, şehdim, şuhûdum, sanki olmuş bir serâb Düşdüğüm bîgânelik bezmindeki feyfâ garîb Yok dilimden anlayan bir hemdemim, bir mahremim Sanki zât-i pâk-i Hakk'la olmuşum râ'nâ garîb Gök o gök amma ne çâre yer değil artık o yer Ben bu yerde olmuşum bîçâre vü bîcâ garîb Nağme-i şevk-u tarâb olmuş cünûna müntehî Beste çılgın, güfte mecnûn, tenni tennennâ garîb Dilkurum sa'yiyle oldu defter-i dîvân-ı dîl Nazmı nesrinden beter her sûret-i inşâ garîb Hâl-i zâr-ı bî-karâr-ı derd-i bî-dermânımı Sanki vakti...

Külfet

Hızır Yumuşak bir çocuk ağzı Hızır Ağ atıp durdun diri denizin suyuna Hızır Bu balıklar platin Kapı açık Ev ve ben Yalnızız güya Odalar Kalp duvarlarına ayarlı Bir duygu kalabalığı Seni seviyorum Yankılanıyor bu Sokakları kalabalıkla geçiyorum Herkesin Bakıyorum bir kefeni Bir tabutu var sırtında Bir sorum da var büyük kente Sevgi hangi tenhada yaşanır Hangi türbede ürer Hangi mezbahada boğazlanır Açık ağızları kadınların Bir damla süt konuyor Şiş gözlerine çocukların Babalar pazularla Ekmek aralarında kırbaçlanıyor Duruyorum. Sis çöküyor üstüme Engebeler bir bir kalkıyor Bu kapılanası yalnızlıkta Seni seviyorum Seni duyuyorum kendimi Ah yalnızlığım Başını al git bir gün Bırak beni Dostlarla buluşup toplanalım başında Asfalta yığılıp kalan ölünün Buluşma saatında denizler Saat kuleleri On adım atınca ağaçlar Pranga dükkânları Ağzı düdüklü adamlar Bir atmaca geçiyor başımdan Önüm arkam boy boy tazılarım Bir av sahnesinde bakışlarım Di...

S

İşte doğa işte ben Karşılıklı bir sabah sohbetindeyiz İnce ağızlı kelebek sancağımda Çekirge dikkatli Serçekuş Gagası avucumda Tablomuz hazır Aslanla kaplan yanyana durdular Tam yol kavşağında Yerlerini aldılar Kaslarından yayılıyor bana Eğilip almanın Bulup koparmanın değeri Tilki göz kırpıyor Mevlana’dan bir deyiş aktarıyor kartal Şahin yarı yoldan dönüyor Güvercin rahat bir nefes alıyor Alçalıyor Ve konuyor kanıma Tablomuz resmimiz tamam Kimse eksik Kimse fazla değil Bir sensin beklenen Bu sabah ta uzaklardan Duyuluyor dişiliğin Bir pars mısın sen ! Defter arasında kurumuş yaprak mı Bir ses Bir ne Kolay değil Doğanın ortasında Hayvanlarım tırtıllarımla Kalın gövdeli ağaçlar Birbirine girmiş sarmaşıklar Bu hürriyetler arasında Seni beklemek Mavi çocuk mavi ışık Nerdesin Yine bir bakış mı kaldı aklında Yolunda Azeri kamalar Yamyam halkalar Ah hayır zor değil beklerim daha Doğa hazır Bir kum saati gibi akıyorsun bende Biliyorsun suçl...

Nefesin

                                       Karıma uyurken dinlediğim nefesin birini hatırlatıyor ilk defa aşık olmuş bir adam gözümün önüne geliyor anlatmaktan utanmayan omuzunda ağlayıp sızlayan adam uyuduğun en kısa uykuda uyurken seni izleyen ve yüzünün her dönümünde dolanan adam dünyanın en saf sorusunu; "ona bir sevgilim var diyeyim mi?" soran adam şiir denizinde kendi çırpınışlarıyla oluşturduğu fırtınalarla boğuşan adam gel konuşuruz dediğinde dudağının sahiline çıkan adam şu vapurda gitsin kalkarız diyen aşk sarhoşluğunu gizlemek için rakı içen ayık adam dudaklarının kıyısında dolanan parmak uçlarına dokunmakla sarhoş olan adam uyurken kulağımı dayayıp dinlediğim nefesin babamın tebessümle karşıladığı ilk kiraz dermeme kocaman parmağından tutup yürüdüğüm çocukluğuma bahçede teninin kokusu sinmiş ıslak paltosunu örttüğü zamana benimle gurur duyduğunu ilk fark ettiğim ana götürüyor nefe...

Kitapçılık bir nevi şövalyelik

30 yıldır kitapçılık yapan Ahmet Koyutürk, dükkanına gelip camları silen ve karşılığında kitap alan biri sayesinde sosya medyanın ilgi odağı oldu. 15 dakikalık ünlü olma hakkını kullandığını belirten Şirinevler Kitabevi’nin sahibi Koyutürk, “İnsan sosyal medyaya kendini kaptırmamalı ve her zaman amatör kalabilmeli. Sanal dünyanın insanı hasta eden bir tarafı var” diyor. Günümüzde kitaba ulaşmak çok kolay. Ancak insana ulaşmanın zor olduğu günlerden geçiyoruz. Hem kitabı hem de hoş sohbeti bulabileceğimiz bağımsız kitapçıların sayısı giderek azalıyor. İnternet ve AVM kitapçılarına karşı “365 gün fuar tadında” insanları kitapla buluşturan Şirinevler Kitabevi, ilginç bir tivitle gündeme geldi. Yüz yüze konuşmaların yanı sıra sosyal medyadan da muhabbet edebileceğiniz kitabevinin sahibi Ahmet Koyutürk, dükkâna gelip cam silme karşılığında kitap rica eden adam hakkında bir tivit atmıştı. Tivitleriyle farklı konulara değinen, yayınevleri ve okurla diyaloga giren, güncel olaylara yorum...

İnsanlar niçin o kadar uzun yaşamak ister ki; anlamıyorum…

Tıbbın tamamen başarısız olduğunu çok erken anladım. Modern tıptan bu sebeple ayrıldım ve biyoloji okudum. Zaten yaklaşık son 20 yıldır, kuantum fiziği buluşları ile bütün bilim adamları aynı sonuca vardı. Yeryüzünde bir inanç ve bir dinle bağlantılı olmayan hiçbir şey yok. Özellikle de tıp. Neden tıp? Çünkü insanı en çok gıda ve tıp ilgilendiriyor. İnsan en çok hasta olmaktan, ölmekten ve aç kalmaktan korkar. O zaman bu iki konu insan için çok önemlidir ve insan hayatını şekillendirir. İnsan neye sığınırsa ona benzer. Hiçbir tıp dine dayalı olamaz. Kuantum fizikçileri şöyle söylüyor; maddi dünyada fizik ve kimya kanunları geçerli ancak konu atoma gelince insanın aklı duruyor. Çünkü orada hiçbir kanun geçerli değil. Atom altı dünyada kanunlar geçerli değilse o zaman kanunların ne anlamı var? Dikkat edin, bu çok ince ve temelli bir anlayış. Atom altına kadar kanunlarımız geçerli, ancak atom altı dünyada geçerli değil.  Atom altı dünyada ne olduğunu biz insan aklımız ile anlayama...