Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Francesco Petrarca etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Francesco Petrarca KALAN KISA ÖMRÜMDE VE ÖLÜMÜMDE LÜTFET HAZIR OLSUN ELİN

361 Dieemi spesso il mio fidato speglio Der ki sık sık bana sadık aynam, yorgun ruhum ve degişen tenim ve azalan çevikligim ve gücüm: "Gizleme kendinden artık, yaşlısın sen; "Doğa'ya uymak her şeyde en iyisi, çünkü ona direnecek gücü zaman alır bizden." Sonra hemen, suyun söndürmesi gibi ateşi, uyanıp uzun ve kaygılı uykudan, görürüm uçup gittiğini ömrümüzün ve bir kezden çok var olamayacağını insanın; ve yüreğimin ortasında bir söz duyarım o güzelden, şimdi güzel bağından kurtulan, ama yaşarken öyle benzersizmiş ki dünyada, her kadını, yanılmıyorsam, yoksun bırakmış ünden. 362 Volo con l'ali de' pensieri al Cielo Öyle sık uçarım ki Göğe düşüncenin kanatlarıyla, onlardan biriymişim gibi gelir bana, orada hazinesine kavuşan, bırakıp yeryüzünde yırtılmış tülü. Bazen kalbim titrer tatlı bir ürpertiyle, duyup şöyle dediğini bana, beni solduranın: "Dostum, şimdi seni seviyor, onurlandırıyorum, degişmiş çünkü huyların ve saçın." ...

Francesco Petrarca UZAKTA OLSA DA, UYKUDA AVUTURDU BENİ

249 Qual paura o quando mi torna a mente Nasıl korku duyarım anımsadığımda o günü, kederli ve kaygılı bıraktığım kadınımı ve yüreğimi onunla! Gene de başka şey yok böyle arzuyla düşündüğüm ve böyle sık. Yeniden görürüm onu kibirsizce dururken güzel kadınlar arasında, bir gül gibi daha değersiz çiçekler arasında, ne neşeli, ne üzgün, çekinen, ama başka dert duymayan biri gibi. Bir yana bırakımıştı her zamanki süslerini, incilerini, taçlarını ve neşeli giysisini, ve gülüşünü, şarkısını ve tatlı zarif sözlerini. Böyle bıraktım hayatımı orada kuşku içinde; şimdi kederli alametler, düşler ve kara düşünceler saldırıyor üzerime, ne olur Allahım yalan olsun hepsi! 250 Solea lontana in sonno consolarme Uzakta olsa da, uykuda avuturdu beni o tatlı melek görünüşüyle kadınım, şimdi korkutup üzüyor beni, ne elemden, ne korkudan sakınabiliyorum kendimi; çünkü sık sık çehresinde görür gibiyim gerçek merhamete karışmış ağır elemi, ve işitir gibiyim şeyleri...

Francesco Petrarca BARIŞ BULAMAM VE SAVAŞACAK DEĞİLİM

130 Poi che '1 camin m'e chiuso di mercede Merhamet yolu bana kapalı olduğu için, umarsız yoldan uzaklaştım o gözlerden - oraya (bilmem hangi yazgıyla) koyulmuş ödülü her inancımın. İç çekişle beslerim başka şey istemeyen yüreği ve gözyaşlarıyla yaşarım, ağlamaya doğmuşum; ne de üzülürüm buna, çünkü böyle halde daha tatlıdır ağlayış herkesin sandığından. Bir tek görüntüye adarım kendimi, ne Zeuksis'in eseri, ne Praksiteles'in, ne Phidias'ın, daha iyi usta ve daha yüksek zihnin. Hangi Skythia korur beni ya da hangi Numidya, gözü doymayıp hala haksız sürgünümden, buluyorsa beni Haset, böyle gizlenmişken? 131 lo canterei d' Amor si novamente Öyle değişik söylerdim ki ezgisini aşkın, acımasız yanından o güzelin günde bin iç çekiş alırdım zorla ve bin yüce arzu tutuştururdum donmuş zihninde; ve güzel çehresinin değiştiğini görürdüm sık sık, ve yaşla dolup gözlerinin daha merhametli döndüğünü, çok geç pişman olan birisi gi...

Francesco Petrarca AŞK HÜKMEDİYOR BURADA

124 Amor, Fortuna, et la mia mente, schiva Aşk, Talih ve zihnim, uzak duran gördüğü şeyden ve geçmişe dönen, öyle üzüyorlar ki beni, bazen kıskanıyorum öteki kıyıdakileri. Aşk parçalar yüreğimi, Talih yoksun bırakır her avuntudan, bu yüzden budala zihnim dertlenip ağlar; ve böyle sayısız dertle yaşamam gerek mücadele ederek. Umudum yok tatlı günlerin geri geleceğinden, beklediğim, kötüden betere gitmesi kalan ömrün, ve çoktan yarısını geçmişim gittiğim yolun. Ah, görüyorum kayıp düştüğünü elimden elmastan değil, camdan her umudun ve bütün düşüncelerimin kırıldığını orta yerinden. 125 Se 'I pensier che mi strugge Bu düşünce, bana elem veren, keskin ve yoğun olduğunca bürünseydi uygun bir renge,       belki de beni yakıp kaçan payını alırdı sıcaktan ve uyanırdı Aşk şimdi uyuduğu yerde;      daha az yalnız olurdu izleri bitkin ayaklarımın kırlar ve tepeler boyunca, daha az yaş olurdu gözlerimde, ...

ŞİDDETLİ RÜZGÂRLAR GÖRÜYORUM SON YOLCULUĞUMDA

272 La vita fugge et non s'arresta un'ora Yaşam kaçıyor ve durmuyor bir saat ve Ölüm geliyor arkadan dev adımlarla;  ve şimdiki ve geçmiş şeyler  savaşıyor benimle, gelecek şeyler de, anılar ve umut bir bu yanını eziyor  yüreğimin bir o yanını; öyle ki, aslında,  kendime merhamet duymasam,  artık kurtulurdum bu düşüncelerden. Karşımda beliriveriyor en küçük tatlılık  elemli yüreğin duyduğu; ama öte yandan  şiddetli rüzgârlar görüyorum yolculuğumda, fırtına görüyorum limanda ve artık yorgun dümencim ve kopmuş direkler ve ipler  ve sönmüş bir zamanlar baktığım güzel ışıklar. 273 Che fai? che pensi? ché pur dietro guardi Ne yapıyorsun? Ne düşünüyorsun? Niçin bakıyorsun  asla geri dönmeyecek zamana hâlâ?  Huzursuz ruh, niçin odun ekliyorsun durmadan ateşe, içinde yandığın?  Yumuşak sözler ve tatlı bakışlar, tek tek betimleyip resmettiğin,  alındı yeryüzünden; ve çok iyi biliyorsun,  burada aramak onları yersiz ve çok geç. Ah, ...

Sone CXL

Laura'da tatlılık ve acı bulur. Üzülür ama Aşk'ın başka bir meyve vermediğini bilir. Bakarken dingin güneşine hayran hayran gözlerinin bilirim, oradadır, benimkileri renkten renge sokanın, ıslatanın, kopar yüreğimden yorgun ruhum uzaklaşır, sığınmak ister koynuna, adına cennet dediği toprağının; acı ve tatlılıkla dolu olduğunu görür bulunduğu yerin, ve dünyadaki herşeyin bir örümcek ağına benzediğini, yakınır bunun için kendi kendisinden ve Aşk'tan: Niçin böylesine etkin mahmuzları var, niçin frenleri böylesine keskin. Birbiriyle çelişkili, birbirinden kopmayacak bu iki uçtan ötürü kalakalmıştır bazen sıcak mı sıcak, bazen buza dönmüş beklentileriyle; bazen mahzun, bazen mutlu mu mutlu. Ne ki, düşüncelerin çoğu hüzünlü, azı neşeli ve çoğu kez pişmanlık içindedir bu yürekli girişiminden ötürü, böylesi bir meyve ancak böylesi bir kökten doğarmış. Francesco Petrarca Çeviren; Necdet Adabağ

Sone CL

Laura'nın tatlı bakışı ve sözleri ona öldürürcesine işkence etmektedir ama onu ayakta tutanlar gene onlardır. Tatlı bakışları eğer o kadının beni öldürüyorsa, ve tatlı sözcükleri bilgece, ve Aşk üzerimde öylesine etkiliyse, bir tek sözcüğü ya da gülümsemesiyle, yandım! N'olacak benim halim, ya benden ötürü ya da kötü yazgımdan, uzaklaşırsa o kadın acıma duygusundan, meydan okuyacaktır bana o zaman ölümle, beni ona karşı savunmuşken? Titriyorsam eğer ve buz kesmişse yüreğim, yüzünün değiştiğini gördüğümdendir, bu korkularımın kaynağı eski deneyimlerimdir. Kadın tutarsızdır doğası gereği: iyi bilirim, bu nedenle, kısa sürer bir kadının yüreğindeki aşk ateşi. Francesco Petrarca

Sone CXLIR

Aşık olduğu yer ve zaman aklına geldiğinde gençleştiğini duyumsar. Anımsadığımda o yer ve zamanı, aklımı yitirmiştim o yer ve zamanda, ve Aşk'ın attığı düğümü, bağlamıştı beni sımsıkıya, öyle ki acılar tatlı ve ağlamak bir oyun gibi geliyordu bana. Kükürt ve samandandır bedenim tümüyle, yüreğim bir kor ateş, o içtenlikli sözcükler kulağımın dibinde, içimi yakan; öyle ki keyif alır, ve onunla yaşarım, bir başka şey umurumda değil. O Güneş'tir yalnızca gözlerimde ışıldar; titrek ışıklarıyla daha, ısıtır beni o günden bu yana, akşamlarımda, tıpkı bir zamanlar olduğu gibi; Ve beni aydınlatır ta uzaklardan ve beni yakar, ve anılarım her zaman taze ve sağlam, işaret eder bana sürekli o düğümün atıldığı yeri ve zamanı. Francesco Petrarca

Hazin Yalnızlık

Kırlardayım, yalnız ve düşünceli Yürüyorum, yavaş, ölçülü, ağır Kumlarda belki insan izi vardır, Üstlerine basmadan yürümeli. Kimseler bilmesin diye halimi Kendim kendisini böyle savunur; Dışımdan içimin hali okunur İçim alev alev, içim besbelli. İnsanlara karşı kapanıyorum; Kıyılara, ormanlara, dağlara Hayatımı gizli tutamıyorum. Amor’un benimle, benim onunla Döğüşmeden, çekişmeden sonunda Gideceğim bir yol bulamıyorum. Francesco Petrarca