Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Çeviri Şiirler etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SENİ SELAMLIYORUM

seni selamlıyorum ve yanında oturuyorum senin ıssızlığında benim kocaman kentim yükselir. kuş çığlığıysam ya da ot gölgesi şayet senin ıssızlığında bulmuşum bu gerçeği yorgun argın, ikircikliğin kör patikalarından geliyorum doluyum seninle bir ayna gibi hiçbir şey yatıştıramaz beni ne kollarının dalı ne teninin ırmakları. sensiz sönüğüm, gecede bir kentim sen ışıyorsun sıcaklığını uzaktan tadıyorum ve kentim uyanıyor gürültülerle, ikirciklerle, çabalarla ve çabalarının ikircikli gürültüsüyle. hiçbir şey artık yatıştırmak istemez beni senden uzak gecede bir kentim ey güneş ve batımın yakar beni ben avare bir sabah peşinde dolaşmaktayım. sen konuşuyorsun ben duymuyorum sen susuyorsun ben haykırıyorum benimlesin kendimsizim ve sensiz kendimi bulamıyorum hiçbir şey yatıştırmak istemez beni, yatıştıramaz. kuş çığlığıysam ya da ot gölgesi şayet senin halvetinde bulmuşum bu gerçeği gerçek büyüktür bense küçük, sana yabancıyım. kuşun haykırışını duy otun gölgesini birleştir gölgenle beni kendi...

KENDİNİ ÖLDÜREN ADAMIN ŞARKISI

Kendini Öldüren Adamın Şarkısı Yalnız kalınca beni çarmıha germekti niyeti  Fakat ben fırsat vermedim  Dayadım hançeri boğazına. ... Ne su verdim,  Ne bir dua okudum,  Dayadım boğazına hançeri  Ve uzun bir kısaltmada  Öldürdüm onu.  Ona dedim:  "-Düşmanın ağzıyla konuşursun ha!"  Ve onu öldürdüm! Benim adımı taşıyordu  Ve hiç kimse bana onun kadar yakın değildi,  Ve beni yabancılaştırdı Size. (Kat'-nâme, s. 58) Ahmed Şamlu

SONRALARI

bir gün benim de ölümüm gelir çatar ışıklarında bir bahar gününün tozlu dumanlı bir kışın ya da haykırışsız şevksiz bir güzün bir gün benim de ölümüm gelir çatar birinde bu acı ya da tatlı günlerin başka günler gibi boş bir günde gölgesinde bugünün, ayrı günlerin yanaklarım soğuk mermer gözlerim karanlık dalanlara dönecek ben boşalacağım acıdan haykırıştan ansızın bir uyku beni çalacak şiirin büyüsünden habersiz ellerim defterim üzerine usulca süzülür anımsarım ellerimde benim bir zamanlar yalazlanırdı şiir toprak her an beni kendine çağırır gömsünler beni diye yoldan gelirler mezarıma bir dal çiçek bırakırlar ah belki yarı gece o sevgililer benim hayatımın karanlık perdeleri benden sonra her biri bir yöne çekilir benim kağıtlarım ve defterlerim üstünde tanımadık gözler süzülür küçük odama adım atar benden sonra anılarımdan habersiz biri bağrımda ayna durur bir tarak bir tel saç bir elin izi kendimden ürkerim kalırım, benden arda kalan her şey dağılır ruhum bir kayığın yelkeni gibi ufu...

EBU’L- ATÂHİYE ŞİİRİ

Ümit iplerimi kopardım senden. İndirdim yükümü bineğimin üstünden.   Ey dünya! Senden elde ettiğim bir şey için kalmaktan ve onun benim için baki kalmasından umudumu kestim. Umutsuzluğun soğukluğunu bağrımda hissettim ve artık konup göçmekten de kurtuldum, rahata erdim. *** Uzun ayrılığın, özlemin zayıflattığı hüzünlü ve özlem içindeki kalbin sahibi,   Evimin kadınına özlemim arttı.  Acaba bizim kavuşmamız mümkün mü?  Gerdanlık ve kolyelilerden (kadınlardan) benim nasibim odur. Onunla yetindim. Allah tez elden beni seninle bir araya getirsin, beni bağlarımdan çözsün. *** Bana kabalık yapan kimse yüzünden mi kaba davrandın?  Onun için mi benden başkasıyla ilgilendin?  Bana sürekli destek verdin, onun için ben bütün istek ve arzuları görüyorum.  Sonunda zaman benim aleyhime değişince, sen de zamanla birlikte döndün. *** Seni defnedip sonra mezarının toprağını ellerimden silkelemek üzüntü olarak yeter…  Sağlığında benim için baz...

EĞER UZAKTAN

Eğer uzaktan, artık ayrıldığımıza göre,  Hâlâ tanıyabiliyorsan beni, ve geçmiş,  Sen, ey acılarımın ortağı! Bugün de Anlatabiliyorsa sana benden iyi bir şeyler, Söyle, nasıl bekliyor olabilir seni sevgilin? Korkunç ve karanlık zamanların ardından  Birbirimizi bulduğumuz o bahçelerde,  Burada, kutsal bir ilkülkenin nehirlerinde? Söylemeliyim, iyi bir şeyler vardı  Bakışlarında, uzaklarda bir kez daha Neşeyle etrafına bakındığında, gittikçe İçine kapanan insan, karanlık Görünüşlü. Nasıl akıp gitmişti saatler,  Ne sessizdi ruhum, böylesine  Ayrı oluşum karşısında! Evet!  Senindim, itiraf etmiştim sonunda. Evet! Nasıl bilinen her şeyi  Bana hatırlatıp yazmak istiyorsan  Mektuplarda, benim de aynıdır dileğim, Hepsini söylemek, geçmiş ne varsa İlkbahar mıydı? Yoksa yaz mı? Bülbül  Tatlı şarkısıyla yaşıyordu uzak olmayan  Çalılıklardaki kuşlarla birlikte  Ve kuşatılmıştık ağaçların kokularıyla. Işıklı patikalar, kısa otlar, üstün...

Mısırlı Romantik Bir Şair: İbrâhîm Nâcî

Mısırlı Romantik Bir Şair: İbrâhîm Nâcî  İKİMİZ  Zavallıyız ikimiz, olsun üzülme! Gözyaşlarım seninkileri geçer.  Sinende bir ateş varsa, benim yüreğimde de aşkın ateşi var.  Senin saadet yıldızın batmışsa, benimki hiç doğmadı.  DÖNÜŞ Şair çocukluğunun geçtiği eve döndü. Ancak evi, çehresi değişmiş ve tanınmayacak bir halde buldu. Bunun üzerine aşağıdaki kasideyi yazdı.  Tavaf edip durduğumuz ve sabah akşam secde ettiğimiz bu Kâbe  Ondaki güzelliğe kaç kere secde edip tapmıştık. Şimdi nasıl da yabancıymışız gibi geri döndük Düşlerimin ve aşkımın yuvası, ilk kez görüşüyormuşçasına karşımıza dikildi umarsızca Tanımazdan geldi bizi, uzaktan gördüğünde nur gibi gülücükler saçardı oysa  Çırpınıyor sol yanımdaki kalbim kurbanlık misali, sesleniyorum ben de ona: “Sakin ol ey kalbim!”  Gözyaşı ve yaralı mazi de cevap veriyor: “Niye geldik? Hiç dönmeseydik keşke!  Niye döndük? Hani aşkı içimize gömüp, özlem ve acıyı geride bırakıp da;  Sess...

Christina Georgina Rosetti Şiirleri

Mutlu rüyalarda durursun tam karşımda, Utanırım yeniden bitkin, keyifsiz uyanınca; En güneşli günlerden bile parlak gülüşün Mutlu rüyalarda gündüze çevirir gecemi. İşte böylece yalnızca rüyalarda birlikte oluruz, İşte böylece alıp veririz Alıp verenleri varlıklı kılan inancı; Eğer uyumak daha tatlıysa uyanmaktan Ölmek kesin daha da tatlıdır yaşamaktan, Güneşin altında yeni hiçbir şey olmasa da. *** Neler vermezdim içimi ısıtan gerçek bir kalp uğruna, Ne yapsam buz kesen, taştan bu kalp yerine; Sert, soğuk ve küçük, kalplerin en kötüsü. Keşke gelseler, neler vermezdim kelimeler uğruna Ama hissizleşti sefalet içindeki ruhum: Ey neşeli dostlarım, gidin yolunuza, yok diyecek bir sözüm. Neler vermezdim gülücükler değil yakan gözyaşları uğruna, Yıkasın yeter ki alnımdaki kara yazıyı, çözsün yılların buzunu Temizlesin içimde kök salan lekeyi ve paklasın yeniden beni.  *** Hatırlayabilsem keşke, o ilk günü, İlk saati, hani benle göz göze geldiğin o ilk anı, Nasıldı hava, kapalı mıydı, yoks...

Her şeyin efendisi aşkın karşısında ben neyim ki?

Her şeyin efendisi aşkın karşısında ben neyim ki? Kumdan topladığı mırıldanan bir deniz kabuğu, Eliyle rüzgârdan koruduğu küçük bir yürek-alevi. Dante Gabriel Rossetti Yaşamın kemeri altında, aşk ve ölümün, Korku ve gizemin koruduğu tapınağında  Güzelliği tahta oturmuş gördüm. Dante Gabriel Rossetti

HATIRLAMAK BiR BULUŞMA BİÇİMİDİR

Hatırlamak, bir buluşma biçimidir…  Unutmak ise bir özgürlük biçimidir. Halil Cibran

Friedrich Rückert Şiirlerinden Seçmeler

Binbir dilde konuşan şiir, arif olana  Sadece tek bir dildir, sade tek bir lisandır. *** Aciz gibi hem şair, hem filolog olanlar,  Benim gibi sadece tercüme yapmalıdır... Şiirdeki suçumu filolojiye yükler, Dildeki noksanı da şairliğe verirsin. *** Araplar bazan yemek yemez, oruç tutarmış,  Başka zamanlar ise bol bol ziyafet varmış, Çorak çöllerden geçer, sonra dinlenmek için,  Yeşil vahalıklara varıp konaklarlarmış,  Yüklerini taşıyan, iş gören develermiş,  Bindikleri atlarsa sanki birer rüzgârmış,  Bunların hepsini ben, tefsirlerle beraber Hamasa'dan öğrendim okuyup karış karış. *** Görünüşte maddiyat üstü şeyler söylerken, Bahseder büyük Hafız yalnız maddi şeylerden. Yahut o sade maddi şeylerden söz açınca, Bahsettiği hep madde üstü müdür acaba?  Düşünceyle çözemez ondaki sırrı insan,  Zira onun maddesi, madde üstü her zaman. *** Okumaya başladım, Allah adın anarak,  Yabancı bir dilden bir kitap ele alarak;  Harfleri tanıyordum, y...

FRIEDRICH RUCKERT Şair ve Müsteşrik

FRIEDRICH RUCKERT Şair ve Müsteşrik Annemarie Schimmel Ankara Friedrich Rückert, 16 Mayıs 1788'de Almanya'nın Schweinfurt şehrinde doğmuştur. Bu yıllar, Doğu ile Batı arasındaki münasebetlerin bir dönüm noktası sayılabilir. İslâm âlemi ile olan maddi ve manevî çatışma ve çarpışmalar, bir yandan harb ve diğer yandan da, polemik gayeler için ve gayrı kâfi vasıtalarla da olsa, İslâm dini ve arapça ile meşguliyet şeklinde aşağı yukarı 1000 yıldan beri devam edip gidiyordu. Bununla beraber Avrupa'da Doğu dünyasına karşı hakiki ve hattâ kısmen de objektif bir alâka ancak Aydınlanma Devrinden itibaren başlamıştır. 17 nci asırdan beri Doğu'yu ziyaret eden tüccar ve misyonerler yeni ve değerli bilgilerle geri dönmüşler ve âlimler Doğu kültürlerini, dünya tarihinin tasavvur edilemiyecek kadar genişliyen ufukları içine alırken sadece avrupalı ve hıristiyanlığa ait bir görüş tarzı takip etmekten vazgeçmişlerdi. Bir yandan edebiyatta Doğu kisvesi seve seve kullanılırken, diğer yanda...