Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Cevdet Karal etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Ben Şiirlerimdeki Adam Değilim

Ben şiirlerimdeki adam değilim Benim değil şiirlerimdeki yüz Söyledimse de bazı şeyleri,  Bazılarını gizledim Mümkün mü söylemek her istediğini Der geçersin, ne gereği var şimdi Kimi zaten söylenmemeli Ya zehirlersem birini Hakkında hiç konuşmadıklarımızsa Her birimizin ısrarla Küçümsenir ve yaratırlar Şu yüceltilen yönlerimizi Ve sırası gelmeyecek şeyler var Vaktiyle atlanmıştır çünki İşte onlar.. asıl önemlisi Ben böyle iyi etmemişim Cahit abi Hecelerine bölüp seçmekle kelimeleri Çar Birinci Nikola yanımda ne ki Şiir aceleci, ben bu yaşıma gelmişim Daha bilmiş ve kabul etmiş değilim gerçeği Alıp götürdü ama çoktan yaşama kuvvetimi Bitirdi erdemlilik, bitirdi beğenilme isteği Ve daha acısı var, söylemeyeyim Memnunum Bilerek kötülük etmemekle Kendimden başka bir kimseye Varsa başka bir hayat, onda hakkım var Affettiğimi kim söyledi Kötülüğüne kötülükle karşılık vermediklerim Olduğundan fazla göstermek istedim  Sevdiklerime sevgimi, yalan değil ki Ama masum sayılır Gördüm sevme...

Uzaklaşacaksın

Uzaklaşacaksın benden, biliyorum Adım atar gibi çocukluktan ergenliğe Gelişip serpilecek bahanelerin Ben sevgine layık değilim! Bu olacak ilk söyleyeceğin, Belki farkında değilsin Bununla ne demek istedin Gün gelecek, yeter diyeceksin Gözümü güneşe benzettiğin, Kırılsam da altta kalır mıyım, Gece göğünü yırtan şimşeğim! Sen karanlık birisin diye, Ekleyeceksin sözlerine, Hiç reva mı beklemek Yarın kırışacak yüzüme, Yatağında üzgün bedenimi Isıtmıyor gözüm, güneşse de Yaz ve kış gibiyiz, diyeceksin Sen yaşlandın, ben gencim Hesabını tutmaya başlayacaksın Bana cömertçe verdiklerinin Bilmem hükmün ne olur o gün, O beni sevmekle yetindi, Ben hayatımı verdim mi dersin Bir cimrinin avucu gibi kalbi, İşte bunu demenden çekinirim Onu sımsıkı kapalı tuttuysam Sen oradan hiç çıkma istedim Yavaşça uzaklaşacaksın benden Katlanılmaz bulacaksın, biliyorum O çok iyi dediğin yönlerimi Susuyorsam, konuş diyeceksin Başına mı yıkıldı dünya senin Konuşsam, azar gibi sitemin, Gören olmuş mu bir çiçeğin Yeri...

Son Konuşma

Kitabımı bitirdim Böylece bitiyor benim Çoktandır bitirdiğim Hayatım da Sanki bir ilaç biriktirmişim Her uykusuz gecenin sonunda Genç yaşta bile Aksini düşünmedim asla Ölümden bahsederken Yalan karışmadı yazdıklarıma Biliyorsun, Dindar biri sayılmam yaşadığım hayatla Çok az eğildi alnım Ahşap masama korkuyla yapışmaktan başka Gerçi az şey değildi Onca günah arasında inancını korumak da Beni sevdiğini anlamak için İnkâra kalkışmak, Tanrıyla bir oyunmuş aramda Merak edenler çıkacak Geride bıraktığım kelimeyi Bir anlamını söyleyeyim Sadece bir kez yaşananların hepsi Seni yaralamışsa Dönüp değiştiremezsin ki Belki de cesaret işi Bir yolunu bulur tersine çevirirsin O en acı veren deneyimlerin özlerini -Benim için mümkün değildi Yaşamın iyi kalplilikle verdikleriyse Yeni günler için esinler seni Varsa ertesi sabaha uyanma isteğin Zayıfların Zayıflığı üstünde dönüyor dünya Bunu bilmeni isterim Ve adalet vaat ediyor Tanrı daima Şu var ki, ikisi bir araya Gelmemişler hiç hayatla Ve iyiler, iyil...

Uzun Sürdü Hazırlığım

Dostlarım tanımaz beni Düşmanlarım hakkında çok az şey biliyorum. Gerek yokmuş,uzun sürdü hazırlığım Ben ve hatırladığım, burdan ayrılalım Ne öncesi ne sonrası bir şeyin Az kaldı, aynı artık ikisi Bıraksa yakamı yaşadıklarım Ne bellek ne Yesenin dedikleri Bu hayatta ne doğru ki Doğru değil! dediğin yanlış olsun Ya bir kötülük çanı ya bir silah sesi Dönüp silemiyor insan geçmişi Biri kalkar, ikiyüzlülükle Suçlar mı bilmem beni ilerde Ne ben istedim tanısınlar Ne de kimse bunu istedi Hakkımda kendi bildiğim İsmim, hiç uyanmama isteğim Pek bir şey değil, işin gerçeği Yeni bir şey öğrenir miyim Çektiğimde tetiği Cevdet Karal

Cesedi Nereye Gömelim

1. bana bir ev yaptın şimdi de yıkıyorsun yaptığın evi ruhumun her yeri yıldız pencereleri evim yok evim yok artık evde bir ölü bekleyenim çatım yok çatım yok artık gövdemin çatısı gözlerim cesedi nereye gömelim incir ağacının altına derim bir daha dirilmesin yazın sarsın kökleri ince bilekleri nerde saç nerde kök bilinmesin bir kesik süt gibi gece içindeki taşı emzirsin ve uzakta, mezarların orda islıklarıyla mermerleri okuyan akan heykel gibi bir yılan ama üzmeyelim cesedi kırmayalım ince belli beyaz seslerle işlemeli çay bardakları gibi cesedi nereye gömelim balkona derim, gelincik çiçeğinin toprağını eşeleyelim gelecek gece bu sabah olmayacaksa saman yoluna gömelim görmeyelim ama yaşadığını bilelim 2. cesedi nereye gömelim daha ilk dakika ilk saniye hele bak soğumuş mu iyice hem insan kalbinde taşır ardında sandığı cesetleri cesedi nereye gömelim saralım sevdiği müziklere aryalara örtülere ilahilere tan vaktini bir ekmek kırıntısı g...

Cesedi Nereye Gömelim

Cesedi nereye gömelim Bir bebeğin Yeni çıkan dişine derim O dişin o görünüşüne derim Ona mor ona mavi, ona gül rengi süt versin Ona ilk o ağızdan çıkacak kelimeler öğretsin Ama sarıp sarmalar mı ki Bir ceset bir bebeği Güvenli bir yer dedim, aklımdan öyle geçti Eşeleyen çok son günlerde gömütlükleri Ve düşündüm Bir yüzük bir mezar taşıdır parmakta belki Dinle bak ne diyeceğim Rüyamda bir deli gördüm geçenlerde Tanıdığım bir deli Ama görmesem hatırlamazdım bile Geçiyordum, yol kenarında, pencereden az içerde Bir kadının kolyesini çözüyor mu, takıyor mu? Yüzündeki ışık değil kadının, ışığın ruhu Duruyorum: Bu boyun onun boynu? Soruyorum: Bu niye böyle? Birdenbire bir koridorun sonuna çıkıyor yolum Eski bir arkadaşın karısı bekliyor orda beni Çok olmuş görmeyeli, böyle güzel miydi Ve ilk kez gergin değil, bildim bileli - Sonra bize bir haber indi Yılların gagasındaki her şey ahenkli Şimdi aranız nasıl diyecektim ki Bu sözle bitiverdi üniversitenin Cıvıl ...

Evlilik Tabutu

Ve kimi günlerde kar Kadınların yüzüne yas tülleri örter Ben olabilirdim ölen, ama değilim Ara sıra ölmeyi istedim, ama değilim Bir ölü kalkıp evine nasıl gider! Cevdet Karal

Siyah Kar Kasidesi

hiçliğin o kekre tadı vardığın her kıyıda serin tapınaklara girdin durulmadın serap öldü, rüzgar saldı kumdan atlarını, bu son kum sal/dı ya ne sandın şehvetli bir dua gibi boşaldın kasıklarından hayatın denizlerde hep aynı fırtına bilmem kaç kez yalvardım allahım bir cehennemden ötekine savrulsun hayatım Cevdet Karal

Fesleğen

kurduğum- bu küçük- tuzaklara kalbim takıldıkça... fesleğenler geliyor aklıma sözlerin ne taş sektirmeye benziyor sularda ne de gözlerin o kar fırtınasında ışıkların yanmasına yüzün de benzemiyor gece yarısında tutuşan bayraklara neden başka bir çiçek değil de fesleğenler geliyor aklıma bir sırrım daha al senin olsun koy bunu da ötekilerin yanına geçen yaz aldıklarım- kaskatı kesilmiş toprakları bu yazsa güzel sözlerle övgülerle çürüten benmişim onları fesleğenler başka bir çiçek değil de elbette fesleğenler her an düşünceli her an tefekkürdeki bir başı okşar gibi seven var mıdır uykuma giren ra yi ha ları. oysa ne iki ırmak karışırmış birbirine dünyada ne de göz yaşları aşkta dostum, demiştim dostum otuzumda bir gün öğrendim ki bu gün aşktan farkı yokmuş dostluğun öyle deme, öyle deme ayrı ayrı düşüyor yaşlar iki gözden bile Cevdet Karal

Masumiyet Defteri

öyle yavaşladı ki zaman iki dağın zirvesi iki an biri diğerinin üstüne devriliyor durmadan her şey nasıl bu kadar berrak her şey nasıl bu kadar yeni elimi bıraksan unutacağım buraya bugün gelmediğimi açılmış masumiyet defteri gibi görünüyor bana yeryüzü melekler boyamış her yeri yağan kar örtmüş üstümüzü deseler ki vaki oldu emri hak işte ebedi hayat dedikleri kara kapanır sana şükrederim böyle hayal ederdim cennetini öyle yavaşladı ki zaman iki dağın zirvesi iki an biri diğerine bakıyor senelerdir göz kırpmadan varlığının anlamına varmış da sanki ordan buraya yürüyüşü o sen miydin söyle gördüğüm kar yüzünün kızarmasından eriyordu o gün bugündür ben kar olmak isterim üstümde gezin ayak bileğinden öpeyim bir titreyiş gibi düşeyim dile boynuna senin bir kez olsun dokunup yerlerde sürüneyim bu kışı bana bir aşkı hazırlar gibi hazırladın herşey o kadar berrak o kadar yeni daha önce gösterseydin ey sevgili bela zanneder geçerdim mucizeni bana baktı, bir yaban...

Şairin Şapkası Konuşuyor

Beni burdan alın, yalvarırım Birer yangın yeri saç dipleri Beni burdan alın Salkım salkım Üzüm gibi cümleler Altında ayakların Kaynıyor kazanlarda şıra Kesik başlar atılmış Alevlerin ortasına Beni burdan alın Bir kurt gibi bu adamın Parlıyor gözleri Ateş vurdukça kafatasına Nefesi lav borusu Sözleri mağma Bu baş patlatmalarla Saçılacak dört yana Beni burdan alın Birer kılıç darbesi Kaderin her çizgisi Alnında bu adamın Beni burdan alın, bu başın Şakaklarında zonklamalar Timurlenk ordusunun Nal sesleri var Beni burdan alın Kara bir gök gibi kapattığım Acımasız dönen dünyanın Acısından büyük acılar.. Cevdet Karal