Akşam güneşi vurunca bahçelere
Bir cennet çağrışımı yapıyor ağaçlarda
Erguvanlarda
Ve artık açılmaya başlayan
Bayıltıcı kokularıyla
Temiz kalpleri
Ağlayış çizgisine çeken
İğdelerde
Ve bahçe çitlerine dolaşık yaşayan
Hanımellerinde
Bulutlar bu saatlerde özeniyor
Erguvan ağacının çiçeklerine
Yamaçlara güpegündüz rüya gördüren
İstanbul’da bir küçük hanım sultan
Mahmur uykulardan yeni uyanmış
İmkânsız güzelliğiyle erguvan
Cennet çağrışımı yapıyor
Seni bu renkte mi özlüyorum ben?
Senin çitlerine mi tutundu kalbim?
Bahçede haylaz bir merdiven
Tahtadan
Çocuklara yaramazlık fısıldayan
Boyu erik ağacını geçiyor
Göklere uzanıyor basamakları
İki kolu ayrılmaz bir ikili
Biri sen biri ben miyim?
Cenneti seviyorum
Çünkü sen cennettesin.
Şaban Abak
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"
Şaban Abak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şaban Abak etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
08 Haziran 2017
01 Kasım 2014
Siyah Beyaz Kızlar
II.
Ormanda nasıl kükrerse bir erkek geyik
Sabaha karşı alacakaranlıkta
Yağmuru tetikleyen
Dağı kundaklayan bulutu boynuzlayan
Ah işte seni öyle arıyorum canım
Gelinler gibi sonsuz ağlayan
Murat alamamış
Güveyler gibi
Bir anne nasıl koşarsa yanan bir evden
Yavrusunu kurtarmak için, öyle candan
Atlıyorum işte senin alevlerine
Baba nasıl ağlarsa öyle
Ölmüş oğlunu kucakladığında nasıl
Sedyede çenesi bağlı yatan
Meleklere gülümsüyormuş gibi yatan
Ölmesi mümkün değilmiş gibi yatan
Yine de ölmüş olan ölmüş olan
Ne garip ülke şu gözyaşı yurdu
Zamanı durdurmuş gülümseyişin
Yağmurun atları iniyor dağdan
Şaban Abak
Ormanda nasıl kükrerse bir erkek geyik
Sabaha karşı alacakaranlıkta
Yağmuru tetikleyen
Dağı kundaklayan bulutu boynuzlayan
Ah işte seni öyle arıyorum canım
Gelinler gibi sonsuz ağlayan
Murat alamamış
Güveyler gibi
Bir anne nasıl koşarsa yanan bir evden
Yavrusunu kurtarmak için, öyle candan
Atlıyorum işte senin alevlerine
Baba nasıl ağlarsa öyle
Ölmüş oğlunu kucakladığında nasıl
Sedyede çenesi bağlı yatan
Meleklere gülümsüyormuş gibi yatan
Ölmesi mümkün değilmiş gibi yatan
Yine de ölmüş olan ölmüş olan
Ne garip ülke şu gözyaşı yurdu
Zamanı durdurmuş gülümseyişin
Yağmurun atları iniyor dağdan
Şaban Abak
Kaynak: http://www.edebifikir.com/
30 Ağustos 2012
Kılıcım, Çekicim, İnce Gül Dalım
Çekici parmağına indirdiğim gün
Sevdakâr bir çırak olduğum anlaşıldı
Gülümsedi ustam.
Parmağımın ucundan acıyı emerek büyüdüm ben
Gül desenli kılıçlar işledim merhametli
Aşkı övme savaşlarına girdim bismillah
İlk hamlede en güzel yerimden yaralandım
Çok iyi savaştım ve yenildim.
Keçenin dört ucunu da salıvermiştim suya.
Güzele yakınlaştım, ilmim arttı
Sırları çözüldü yeşil çöllerin
Çözüldü dağların bilge duruşu
Yaşamayı sürdürdüm bitmemiş destanımı
Şehirlere yürüdüm meydana girer gibi
Denizler karşılamaya geldi anlımı
Parmağımı kaldırdım göğe doğru
Mazlumlar
Parmağımdaki çekiç izinden tanıdı beni
Şehrin diplerinden koşuşup biriktiler
Kılıcımla boylarını ölçmek için çocuklar
Gördüler ki göğüs hizasına geliyor gül deseni
Yaralarımdan düşen kabuk gibisin dünya
Dönüşün çocukların başını döndürüyor
Binicisine tutkun yaşlı kısrağım benim
Keçenin dört ucunu da salmışım işte suya
Sarı ayın saçları dağılıyor uykuya
Aya yağmur mu değmiş, maviye dağılıyor
Göğsümde düğümlenen sır sözümü aşıyor
Çekiç bir kere daha iniyor parmağıma
Şaban Abak
Sevdakâr bir çırak olduğum anlaşıldı
Gülümsedi ustam.
Parmağımın ucundan acıyı emerek büyüdüm ben
Gül desenli kılıçlar işledim merhametli
Aşkı övme savaşlarına girdim bismillah
İlk hamlede en güzel yerimden yaralandım
Çok iyi savaştım ve yenildim.
Keçenin dört ucunu da salıvermiştim suya.
Güzele yakınlaştım, ilmim arttı
Sırları çözüldü yeşil çöllerin
Çözüldü dağların bilge duruşu
Yaşamayı sürdürdüm bitmemiş destanımı
Şehirlere yürüdüm meydana girer gibi
Denizler karşılamaya geldi anlımı
Parmağımı kaldırdım göğe doğru
Mazlumlar
Parmağımdaki çekiç izinden tanıdı beni
Şehrin diplerinden koşuşup biriktiler
Kılıcımla boylarını ölçmek için çocuklar
Gördüler ki göğüs hizasına geliyor gül deseni
Yaralarımdan düşen kabuk gibisin dünya
Dönüşün çocukların başını döndürüyor
Binicisine tutkun yaşlı kısrağım benim
Keçenin dört ucunu da salmışım işte suya
Sarı ayın saçları dağılıyor uykuya
Aya yağmur mu değmiş, maviye dağılıyor
Göğsümde düğümlenen sır sözümü aşıyor
Çekiç bir kere daha iniyor parmağıma
Şaban Abak
Güneş Çiçeği
Atı Gülşah’la kalbinin rabıtası hiç kopmayan Duran’ın, tarlalar arasından geçerken
güneş çiçeklerini seyretmesi, onların aşık oldukları
Güneş’ten bir an olsun yüz çevirmeyişlerine imrenmesidir. Bu odur:
Dönmesin kalbim Tanrım, dönmesin kalbim
Dönsün başım
Dönsün başım
Dönsün daima güneş
sarhoşu başım
Bir gündöndü tarlası uğultusuyla
Bal
sarısı, at rüyası, arı tefsiriyle
Serin ikindi esintisiyle
Kırpıştırıp iri kirpiklerini
Yüzünde aşk aydınlığıyla
Dönsün, şifadır
Unutuşun yarasına ve kaybedişin
Kalbim sabit kalsın diye
Dönsün dursun durmadan
O gözleri gece güzelin,
Gölgesi ay sevgilinin
Yörüngesinde
Bulutları köpürterek yüzen
Altın bir gemidendir
Leventleri ışın mızraklar yağdıran
Ateşli öpüşlerle uyandıran
Bayıltan ve uyandıran
O sevgilinin.
Şaban Abak
güneş çiçeklerini seyretmesi, onların aşık oldukları
Güneş’ten bir an olsun yüz çevirmeyişlerine imrenmesidir. Bu odur:
Dönmesin kalbim Tanrım, dönmesin kalbim
Dönsün başım
Dönsün başım
Dönsün daima güneş
sarhoşu başım
Bir gündöndü tarlası uğultusuyla
Bal
sarısı, at rüyası, arı tefsiriyle
Serin ikindi esintisiyle
Kırpıştırıp iri kirpiklerini
Yüzünde aşk aydınlığıyla
Dönsün, şifadır
Unutuşun yarasına ve kaybedişin
Kalbim sabit kalsın diye
Dönsün dursun durmadan
O gözleri gece güzelin,
Gölgesi ay sevgilinin
Yörüngesinde
Bulutları köpürterek yüzen
Altın bir gemidendir
Leventleri ışın mızraklar yağdıran
Ateşli öpüşlerle uyandıran
Bayıltan ve uyandıran
O sevgilinin.
Şaban Abak
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



