Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Paul Valery etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

SEVGİLİ RİLKE, BANA SAF ZAMANIN İÇİNE HAPSOLMUŞ GİBİ GÖRÜNDÜN

Paul Valéry, Muzot Kalesi'nde Rainer Maria Rilke'yi ziyaret ettikten sonra: "Seninle ilk tanıştığımda seni bulduğum aşırı yalnızlığa ne kadar şaşırdığımı hatırlıyor musun? Yanından geçiyordum; İtalya yolunda beni durdurdun ve birkaç dakikalığına içeri aldın. Oldukça hüzünlü dağlardan oluşan geniş bir alanda korkunç derecede yalnız, çok küçük bir kale; koyu renkli mobilyalar ve dar pencereli antika ve düşünceli odalar - bu kalbimi burktu. Hayal gücüm, hiçbir şeyin kendinden ve benzersiz olma duygusundan uzaklaşmadığı, oldukça yalıtılmış bir bilincin sonsuz monoloğunu içinizde duymadan edemedi. Bu kadar ayrı bir varoluşu, sessizlikle mahremiyetin bu kadar suiistimalinde sonsuz kışları, hayallerinize, kitaplardaki temel ve fazla yoğun ruhlara, yazının değişken dehasına sunulan bu kadar özgürlüğü tasavvur edemezdim. hafızanın güçlerine. Sevgili Rilke, bana saf zamanın içine hapsolmuş gibi göründün ve senin için, birbirinin benzeri günlerin döngüsünde insanın ölümü ...

DOST ORMAN

Le Bois amical Güzel hayaller kurduk seninle,  Uzayıp giden yollarda.  El ele, sessizce... yan yana,  O gizemli çiçekler içinde; Baş başa yürüyorduk  Çayır çimen gecede, nişanlılar gibi,  Divane dostu Ay'ı, o masallardaki  Meyveyi aramızda paylaşıyorduk. Ve sonra, serip altımıza yosunları,  Öldük bir başımıza, çok uzakta, o mırıltılı  Dost ormanın serin gölgesinde. Ve ona nurlu gökte rastladım  Yeniden sarıldık yaşlı gözlerle,  Ah sevgili yalnızlık yoldaşım ! Paul Valery Çeviren: Yakup Yaşa 

Helena

Gök! Benim… Geliyorum ölüm mağaralarından, Duymaya çarpışını sahile dalgaların, Görüyorum altın kürekli kadırgaların Belirişlerini şafakla karanlıklardan. Ünlüyor kralları şimdi bu yalnız eller, Tuzlu sakalları parmaklarımı eylerdi; Ağlıyordum. Onlar utkularını söylerdi Ardında gemilerin uzaklaşan körfezler. Duyuyorum boynuzların, süel boruların Kalkışına tempo tutuşunu kürelerin; Boğuyor gürültüyü türküsü tayfaların. Şanlı burnunda gemilerin, coşkun Tanrılar, O eski gülüşleriyle dövdüğü denizlerin Yontuk, dost kollarını bana uzatıyorlar. Paul Valery Çeviri: İlhan Berk

Deniz Mezarlığı

Üstünde güvercinler gezen şu rahat damın Kalbi atar ardında birkaç mezarla çamın Şaşmaz öğle zamanı ateşlerle yaratır Denizi, denizi, hep yeni baştan denizi Tanrıların sükunu çeker gözlerimizi Bir düşünceden sonra, ah o ne mükafattır İnce pırıltıların o ne saf hüneridir Bir seçilmez köpükte nice elmas eritir Nasıl bi sükun sanki peyda olur o demde Ve güneş uçurumun üstüne gelir durur Ebedi bir davanın saf marifeti budur Zaman kıvılcım, hülya bilmek olur âlemde Basit Minerva mabedi tükenmeyen hazine Yığın halinde sükun, göz önünde define Kaşlarını çatan su, bi alev perde altı Kendine nice uyku saklayan göz, ey bana Mukadder olan sükut… Ruhta yükselen bina Fakat bin kiremidi yaldızlı dam, ey çatı. Bir tek ahın içinde belli zaman mabedi Etrafımda denize bakışlarımın bendi Çıkarım o saf yere artık bütün bütüne Ve bütün tanrılara son adağım olarak Asude bir meneviş dağıtır kucak kucak Şahane bir istihkar irtifalar üstüne Nasıl ağızda yemiş zevk olup da erirse O ...