Ana içeriğe atla

Kayıtlar

bejan matur etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

YIKILAN DAĞLAR SEVGİLİM

Yıkılan dağlar sevgilim Yıkılan dağlar. Kayaların yürek kadar büyümesi Ve oynaması yerinden. Çıktığın o yükseklik Ne söyledi sana, Rüzgâr kestiğinde yüzünü Bakışın acıdığında ne? Bir denize bakıyordun Dalganın bir özgürlük vaadi olduğu O sonsuzluğa. Keske diyordun Yanımda olsan Ama uzaksın! Tam o anda Yüreğimde çatlayan bir nar tanesi Sen! Ve baktım Uzak deyişine. Aramızda evet İki deniz Binlerce nehir var Buzulların rüyalara sızdığı Bir kıyı ve de. Taşların taş olduğu Ve adımların Her şeyden fazla tanrıya yöneldiği Bir dağ duruyor aramızda. O dağ oynadı yerinden. Ve binlerce elin göğe uzandığı O yüksekliken Vadilere Nar gibi çatlamış yüreğim Ve açıldığıyla kalmış. Dağlar sevgilim Dağlar Yürekte başlayan karlı bir gece Ve sönmeyen ateş Beraber duyduğumuz Çocukluk sesleri. Kahkahalar dağlardan yuvarlanırken Uğuldayan geçmiş Ve masmavi dolunay Kimi bekliyor dersin? Şimdi gidiyorsun Dağın hatırı var. Ve adımların Bir inancın tekrarlanması gibi. Kral yoluna dizilen Bütün makiler Tarih önce...

GÜZ ORMANI

Bütün sözler Penceremden uçup gitti. Bana bakışın Kollarında uyuttuğun sabahlar Karışıp gitti rüzgâra. Şimdi zaman bölünüyor Geçmiş ve gelecek Artık kime ait, Hangimiz hangi yöne Belli değil. Sen uyurken Usulca kapattım kanatlarımı Sana verdiğim kalp Ve dokunduğun ten Şimdi bir güz ormanında Bir dala tünemiş Aşkı sayıklıyor Kapanan kapıları ve de! Bejan Matur aşk/olmayan

ZEYTUN, DÖNÜŞ

Çünkü bitmez acı. Vadileri geçiyoruz Ölüm konuşuyor. Ormanı geçiyoruz Ölüm konuşuyor Ve zirvesinde dağların Bir keder Gitmiyor bizden O kalp ağrısı. Küçük bir kız Mutlu bir karşılaşmadan söz ediyor Onun gözlerinde görüyorum Kar kuyularını. Annemle yürüyoruz Eskiden kalan acı Vadilerin ötesinden bakıyor bize. Salınan kavak ağaçları Karadut Ve karcııııı Aynı anda açmak için kalbimizi Karcııııı. Karadut ve kar kuyusu Hüznü yapan geçmiş Ve hatırlanan Parıltısı takıların. Kollarıma bakıyorum Boynuma Parıldayan o çocukluk anı Takışmış peşime gitmiyor. O uzak sabahında dağların Kavaklar salınıyor Ve üzüm kokuyor rüzgâr. Bağların hüznüne dalıp İnsan diyor annem Bir yerde yaşamakla İyiliği öğrenmeli, Taşa baktıkça mesela Dağa baktıkça Dokundukça dalına bir ağacın Görmeli iyiliği. Sonra küçük kız toprağa bakarak Bir şarkı sölüyor Sarışındı diyor Gülüyordu baktığımız ölü Çocuk değildi hayır Delikanlıydı. O gülüş yankılanıyor kayalıklarda Bir gölge artık Yok! Hangisi gerçek diyorum Bizim yürüdüğüm...

KADER DENİZİ

V. Bölüm Ölüme yüzen kolların Açtığı uzay Bir haritadır. İzlense Görülür insan. Akdeniz’de Bir dalga Korkuyu sürükler, İnadı sürükler Bir dalga. Kader kadar karanlık Sular. Senin bakışların Soluğun karanlık. Geldiğin Afrika Burada işte, Geride bıraktığın Asya İçinde beklemenin. Büyük dağları Sayıklardın, Uzun rüzgârları, Kayalıkları yoklayan Her kanadın İzindeydin. Bir çocukluk hevesi Başka yerler, Başka yerlerden Başlar yakınlık. Korku mu o an Sularda büyüyen? Derinlere inerken Yükselen insandan, Korku mudur? Huzurdur belki! Akdeniz’de Çırpınan kolların Senfonisi Notalardan değil Bakışlardan. Bir müziğin Yapamadığını Yıldızlar yapar. Bir müziğin Eksik bıraktığını Yıldızlar tamamlar. Aynı nefesi tüketiyoruz Daracık bir hücrede Bir oluyoruz. Çünkü bizden beklenendir Karışmak, Bir olmak Biçilendir bize. Çünkü aynıydık Yola çıkarken Yol oyaladı Ve dağıttı bizi. Ama aynıyız yine, Aynı havayı soluyan Ve aynı ölümle Ölen. Olmadı! Duyulmadı sesimiz. Varlığımız görülmedi. Şimdi bu ıssızlıkta T...

SENİN OMUZUNA YASLANMAK

Bana dağları geri getirdiğini söyledin. Düşündüğün, sezdiğin dağları Orada tam şu anda Yürümekte olanları anlattın. Onlarla arandaki bağı. Acıma mı? Değil. Ama çocukluk gibi Seninle büyüyen Senden uzaklaşmayan. Orada On binlerin yürüyüşü Vadilerin derinliğinde Yürek gibi açılmış bir dağ. Gün doğuyor, Gece iniyor Ve biz biliyoruz zamanı. Gün doğuyor, Gece iniyor Ve biz sessiz yolcuları yeryüzünün Duyuyoruz acıyı. Ölüm dünyaya bırakılmış bir işaret. Ve dallar karanlıkta anlatıyor aşkı Ağlayışla. Ben kuytulardan gelen meczup adamları Hatırlıyorum İnanmış olanları Ve ağlıyorum. Senin omzuna yaslanmak Bir dağın tamamlanması. Senin omzuna yaslanmak Akmak bir vadiden. Evet en baştan başlayalım Adımlarımızın sessizliğinden Yüreğin toprağı duyuşundan ve de. Korku nedir Bizim sevincimiz karşısında? Korku nedir Bizim dağları açıklayan inadımız yanında? Şimdi zaman açılıyor önümde Günü ve geceyi eşitlemiş Bir kavim Geleceğe akıyor. Yıldız oluyor bir kavim. Şimdi kavuşmayı beklerken Gözyaşları için...

GÜNEŞ YARASI

Kelimelerim  İki dağın arasında gidip geliyor. O inanmış kadın gibi Deli etekleri Taşları ezen. Bir yabancıyım  Kelimeler iki dağın arasında  Gurbet gibi bakıyorlar bana.  Öylesine gidip geliyorum  Gölgem yok  Ve güneş yaram benim  Hiç kapanmamış. Bejan Matur Son Dağ            Fotoğraf: Mart 2018 Antalya

Âdem’in Yalnızlığı

Yedi Gece Birinci Gece I. Ve ilk ayet indi. Ve gece Allah’ın katındadır artık. Ve taşlar Ejderhanın ağzından dökülerek Kurdular şehri. Karanlık insanın karanlığından öteydi. Lavların ve duanın bilgisi Açtı sokakları Ve binyılların acısı ve isteği Yaşanır oldu. Çocukların uzayından söz ettim ona Çocuklukta Allah’a ait olan yüzlerin Nasıl karıştığından. Hepimiz bir yüz oluştururuz kardeşlerimiz Ve arkadaşlarımızla Buna Allah ve melekler dahildir. Çocukluğun uzayı Sokaklarını şehrin Sadece tanıdık kılmaz Aşka yaklaştırır. Benim 1001 gecem Onun yüzü ve sonsuzluk arasında Gidip gelirken Kelimelerin olmadı sadece. Daha bin’e çok var dedi o Bu yüzden giderken Sonsuzluğun benden aldığı Bakışı tekrarladı. Dünyadaydık Bir avlunun Güllerin kıyısında. Bahçede bir kaplan gördüm Bütün gece uyutmadı beni o kaplan Dedi biri. Ağaçların gövdelerinden tırmanan bir ruh Burçları geçerek gösterdi bana Çizgileri karışmış yine. II. Ve ilk ayet indi. O gece olacak ve Tanrı’ya armağan Edilecek olan yarım bırakı...

kalbin aldığı mesafe

yakalanan nedir,  benzerlik mi?  gözlerin  inişte başlayan çakışması  ve kirpiklerin uzunluğu  daha fazlası değil.  belki nefestir biraz da.  soluğu kaplayan zerrelerin  bir uzay karanlığında seyrederken  dayanak olma,  olabilme hali.  oradayız işte,  ikimiz  tutunacak bir kainat bulamamış  o çelimsiz varoluşun magmasında  gülümsüyoruz birbirimize.  benim ağzımda bir gelincik var  sen gözyaşının kristal kesiğini  gizlemek için özenlisin yine. insanı incitmeyecek  tek söz bulunmadı henüz.  her söz incitir. o kadar sessiziz ki  hırıltılarla konuşuyoruz.  arkaik iki hayvanın  kainattan devşirdiği dille  ses veriyoruz birbirimize.  bu bir 'sevme' diyorsun bana.  kalbin aldığı mesafe bu.  yıldızların zamanından önce  karanlığında yol alma!  oradayız işte  bir dayanak bulsak  varacağız bir anlama.  kalp bunca akarken  bedenin güçs...

bizans sesleri

... eğil bak  gör o eski dili  bizi insan kılan gerçekleri.  ve güven duymamızı zamana  devam etmemiz için.  her şey akar evet  her şey değişir  hiçbir şey aynı kalmaz  ve gerçekte hiçbir şey yoktur!  bundan anladığım aşktır.  mitolojik korkularla  güvenin parçalanmasıdır  bundan anladığım.  ama insanız ısrarla.  bir ceylan tedirginliğinde yaklaşsak da olana  acıtır heves.  korkuların en dilsizini seçmiş olsak da.  öyle ya,  sessizlik de bir cevaptır,  sessizlikte bilsen ne gerçekler gizli.  şimdi üzgünüm,  henüz durmamış kalbimle  karanlıkta başka bir dil konuşuyorum. ... Bejan Matur Dünya  Güzeldir Hâlâ Everest Yayınları

geride kalan kırlangıç

bazen olur. geride kalır biri. bu yıl tam 106 kırlangıç saydım  diyen babamın sevinci. gelir giderler hep 19 martta dönerler ama. bekleriz annen ve ben. kapımız açık bekleriz. 12 ağustosta giderler yine. bir gün gecikmez. güneye yemen’e giderler diyor annem  karabiber yemeye. karabiber severler. ama bu sabah uyandığımızda geride kalan bir kırlangıç gördük. tele tünemiş güneye bakıyordu. bebekti belki de yemen’e kadar uçamazdı. bazen olur geride kalır biri ve konuşur birden. biz varız ama baban ve ben bekliyoruz burayı, bizim de aklımız hep yollarda. ben uçaklara bakıyorum en çok,  yıldızlar gibi gökyüzünde parlayıp sönen, çocuklarımı getirip götüren o kanatları seviyorum. dua ediyorum hep her köşede bir ip bağlıyorum kapılara pencerelere. böğürtlen toplamaya gittiğimizde elime batan diken duruyor hâlâ. sızlıyor içimde ama bırak acıtsın diyorum.  annemin ellerinde kalan böğürtlen lekeleri... bazen olur evet biri kalır geride. yurt kılmak için toprağı kapatır kanatları...

gül bahçeleri

ağzında şeker tülbendiyle  akdeniz'i ağlamadan geçmek zorunda kalan  kız çocuklarının şarkısı;  elbette gül bahçeleri gömülü kalbimizde.  paslanmış beşiklere yaslanıp açan  inatçı güllerden bir neşe.  girit 2018 Bejan Matur

Babanın Ölümü ve Bekletilmesi

Babanın cesedi en son gömülür. Bir gün ve geceyi yuvasında geçirmeli. Ve anlatılmalı. Oğullar ve kızlar kâbus görecek. Görmeli. Bejan Matur

Geçmişin Yükü

İnsan hep başlangıca inanıyor Annenin dokunuşu Ve ilk soluk Bir el saçlarda gezinirken Şefkatli bir yürek Öyle sanıyor dünyayı. Rüzgâr esecek Ve taşıyacak çocukluğu, Senin bildiğin Dokunduğun rüzgâr. İnsan ilk olana inanıyor hep Koşarak bulduğumuz kapılar Kapanmadan daha Bir ışığın aydınlattığı ev, Geçmişin yükü Omuzlarımıza çökmüş Ve bırakmışsın beni çoktan. Hiç tutmamış gibi Bırakmışsın beni Hiç tutmamış gibi. Bejan Matur aşk/olmayan

Hangi Sözler

Kelimeler sonsuzluğun kanatlarıdır Yaklaşır ve uzaklaşırlar kalbe. Şimdi kim kapatacak açılan kalbi Hangi sözler? Harflerin yorganını N'olur Ört Ört üstüme. Bejan Matur

Bozkırda

Bozkırda Tepelerin küçük kız çocuğu Büyümüş ağlarken Rüzgâr son kez kesiyor yüzümü, Kalp incinmiş 'Hiç iyi değilim' Dediğimde ben Duysan keşke! Bejan Matur

Orada Olsaydım

Orada olsaydım uyuturdum seni Diyorsun. Birlikte yağmuru dinlerdik. Ve bitmeyen konuşmasını akasyanın. Burada olsaydın Uyku olmazdı. Saçlarım uzamış Rüyada sarmaşıklar gibi Senin duvarlarına uzanıyor. Yan yana Ve yokuz. Bejan Matur aşk/olmayan - Everest

Eskiden

Eskidendi Kelimelerin kalbini açar bakardım. Eskidendi Uçar üzerinden bozkırın Çocukluğa giderdim. Yine giderim Annenin yüzü hâlâ masum Hâlâ acılı bakışları. Ağlamak için Kalbimi ağaçlara bağladığım zamanlar Ormanların derinlerinde Yaprakların açılması Ve konuşması Eskidendi. Sonra kelimeler geldi Ve oturdu karşısına kalbin Gitmedi. Bejan Matur

Süren Harfler

Hançere dalmış bir çocuk Harflere bakıyor Kadere bakıyor Elleri cebinde. Adı Muhammed 'Ne düşünüyorsun' diyorum 'Kur'an'ı düşünüyorum' diyor Süren harfleri Ve kanı. Bejan Matur

Şapka

Seyit Rıza ve Dersim'e Dün burada Yaşlı bir adam Bir şapka istedi. Sabah vakitsiz Ve erkendi. İnce elleri Ve yitirdiği görkem için Tarihte yerini alacak olan. Kim kaybedecek belli değil Hangi mağarada Hangi meraklı gözler? Ve açlık Bir bilinç gibi Hiç unutturmayan kendini. Dün burada bizden çalınmış Bir gizi fark ettim El ele ölüme giden Bir baba ve oğul. 'Oğlumu benden önce almayın' diyen Yaşlı bir adamın bakışları Karanlıkta Vicdan gibi. Şimdi buradayım Dağların yüzü gülüyor Yankılanıyor dağların yüzü. Ve sen Geride bir oğul bırakmışsın. Bel çizgisi ince Parmakları uzun. Dağların yüzü kederde. Dün burada Beyaz eteklerin Ve şık tayyörlerin Cumhuriyetinde Namlular Medeniyeti gösterdi. Köprüler kurulmuş evet Ve Milli Şef teftişte. Öyle ya Geleceğin ülkesi Sağlam olmalı Ama gerçeksiz. Dün burada Yaşlı bir adamın Bomboş bir meydana Kederli gözlerle Baktığını gördüm. 'Evlad-ı Kerbela'ya' seslenişi Bir farın ışığ...

Bahar Yok

Erguvanlar açmış Yastayız yine Bahar yok Ülke yok Ve her yer kan içinde Bejan Matur