Ana içeriğe atla

Kayıtlar

2021 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Veda Şiirleri Bercestem

Uzun yıllardan sonra  Sana bir daha rastlarsam Seni nasıl selamlamalıyım  Susarak mı, ağlayarak mı? Lord Byron “Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,” Sürgünlerin uzmanlığını. Bir vapur nasıl kalkar bir limandan. Tren nasıl acı acı öter, öğrendim. Cevat Çapan Büyük istasyonlardaki büyük vedalar için Trenler uzun bekler güzel bir gelenektir Büyük istasyona benziyor artık bu ev Tren bir yolcu daha edinecek demektir Abdülkadir Budak Son Tren sessizce perondan ayrılırken, Baş öne eğilir hafiften, Umuda veda, Köksal Özyürek O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve. Nazım Hikmet Elveda gençlikte geçen günüme Ezirâil el atıyor canıma Yanarım gençlikte, o zamanıma Acı tatlı günler hep hayâl oldu Nerde gençlikteki geçen çağlarım Sustu bülbül gazel döktü bağlarım Her gün hatırlarım her gün ağlarım Veysel ağ...

Dünyanın Nihayeti

Şimdi sen ey ölüm, yaklaş bana Merhaba azat eden pranga Acıların zincirinden ruhumu hür bırakan Daracık boşluğa bedenimi bağlayan İşte karşında taze gençlik, al senin olsun Nabzı atan bir kalp, kes nefesini Yeryüzünde bir emelim kalmadı Zaten dünya sadece aptalların cennetidir İnsanlar mı? Hepsi vefasız, hilekâr Yahut huzur kaçıran bozguncu Zenginlik mi? Benim gözümde sadece, Ayyâr’ın çekirgesi, bir zehir. Şiir mi? Kâmil ve vâfir bir deniz Yine de susamış kimsenin susuzluğunu gidermez Kılıç mı? Uçağı olan tek bir kişi, Ordudan ve topluluktan daha güçlüdür. İlim mi? Kazma ile para kazanan, Kağıt ile kazanandan daha hayırlıdır. Aşk mı? Ey ölüm dur şimdi ve acı kalbime Bırak onu biraz, nabzı atsın Son menzile ulaşmadan önce bırak gözlerim ağlasın Güllere, zambaklara ağlasın Ağlasın sararıp solan sevda bahçesine Orada ne bahar kaldı ne de sevinç Tek bir temennim var ölmeden önce Keşke gerçekleşse, o zaman ne üzülür ne de korkardım O da sevdiğimi göz ucuyla bile olsa görebilmek Çünkü artık...

Hayat Hanım

Çekim bitince spotlar söndü, mavi, eflatun, mor ışıklar kayboldu, kubbeli tavandaki solgun ışıklar yandı. Masalar sandalyeler eskidi, yerlerin kirliliği ortaya çıktı, insanların yüzleri yorgunlukla sarktı. Rutubetlenmiş eski halı kokusu yayıldı, * Birçok insan gibi bir acıya karşılık kendimi koruyabilmek için diğer acıları ayaklandırıp onları kalkan gibi kullandığımı daha sonra farkedecektim. Ama epey sonra. Böyle şeyleri insanın yaşarken anlayabilmesi için benim o zamanlar sahip olmadığım bir görmüş geçirmişliğe, "gerçek hayatla" çarpışarak şekillenmiş bir olgunluğa ulaşmış olması gerektiğini bana zaman öğretecekti. * Sahaflar Pasajı'na gitmeye karar verdim. Orası her zaman kalabalık olurdu. Ben de aralarına karışırdım. Taş, toz ve eski kâğıt kokan loş pasajın içi tahminimin aksine boştu. Benden başka üç dört müşteri dolaşıyordu dükkanların arasında. Bazı dükkanlar kapanmıştı, vitrinlerine gazete kağıdı yapıştırmışlardı. Can çekişen bir hasta gibiydi pasaj. Bir dükkancıy...