Ana içeriğe atla

Veda Şiirleri Bercestem

Uzun yıllardan sonra 
Sana bir daha rastlarsam
Seni nasıl selamlamalıyım 
Susarak mı, ağlayarak mı?

Lord Byron


“Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,”
Sürgünlerin uzmanlığını.
Bir vapur nasıl kalkar bir limandan.
Tren nasıl acı acı öter, öğrendim.

Cevat Çapan


Büyük istasyonlardaki büyük vedalar için
Trenler uzun bekler güzel bir gelenektir
Büyük istasyona benziyor artık bu ev
Tren bir yolcu daha edinecek demektir

Abdülkadir Budak


Son Tren sessizce perondan ayrılırken,
Baş öne eğilir hafiften,
Umuda veda,

Köksal Özyürek


O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Mini minnacıktı kadın.
Rahata acıktı kadın
yoruldu devin büyük yolunda.
Ve elveda! deyip mavi gözlü deve,
girdi zengin bir cücenin kolunda
bahçesinde ebruliiii
hanımeli
açan eve.

Nazım Hikmet


Elveda gençlikte geçen günüme
Ezirâil el atıyor canıma
Yanarım gençlikte, o zamanıma
Acı tatlı günler hep hayâl oldu

Nerde gençlikteki geçen çağlarım
Sustu bülbül gazel döktü bağlarım
Her gün hatırlarım her gün ağlarım
Veysel ağlamanın zamanı geldi

Aşık Veysel


‘Yavaş yavaş delirdim, kimse bunu farketmedi’
Solgun bir yaprak düştü boğazın sularına
Tam da bahara çalarken gözleri
Avunacağı bir sevda vakti
Ağlatarak bir yalnız kenti
Anlatamadıklarıyla veda etti.

A.Yavuz Yavrutürk


Vedâ limanına gemi yanaşır
Herkes tufanını içinde taşır

Bağlanırız, tul-i emel güderiz
Sonra bir gök-ata biner gideriz

Ömür kısa, hikâyemiz uzundur
Cümle âlem bu zindanda mahzundur.

Olcay Yazıcı


Hiçbir şey yolunda gitmiyor…
Kuru bir elvedadan fazlası var sana söylemek istediğim
Kırık kalbine sıkıştırılmış sıkıntıdan fazlası

Tom Waits


Aşka ne zaman veda
Demiş ki bu topraklar

Cahit Zarifoğlu


Eser kalmasın esrikliğinden,
Güz geçti vedalaş güzelliklerle 
Martifal mi okuyorlar martılar? 

Hüsrev Hatemi


Vedaların yasını tutamayız.
Vaktimiz de kalmadı, gözyaşlarımız da.
Veda anını bile tanımayız.
Birdenbire gözyaşları içinde kalırız.
İşte vedalaşmışız.

Muhammed Ali Taha


İtiraf edeyim, gençken ölmeyi çok isterdim. Çoşkuyla ölmek isterdim. Kendi gözümde kendim ancak böyle tam ve gerçek olabilirdim. Çok istedim, çok. Her yılı acaba bu yıl ölebilecek miyim diye umarak geçirdim. Bazı yolculuklarda, bazı hallerde öleceğim içime doğdu ama ölmedim. Bazı sabahlar yatağıma bakıp gece dönmeyeceğim diye içimden geçirdim ama dönüp gene o yatakta uykuya vardım. Bazen kırlık bir yerde, bir ağacın altında omzumda telaşla yürüyen bir karınca, bir ağacın altına uzanmış halde sırtımda ve bacaklarımda giderek artan bir nem ile yaprakların arasından görünen gökyüzüne bakarak ve elimde bir şiir kitabı ile şiir okuyarak ölmek, göğe veda etmek isterdim.

Şule Gürbüz



“Elveda İstanbul! Aziz ve büyük şehir, çocukluğumun rüyası, gençliğimin emeli, hayatımın unutulmaz hatırası! Elveda, Şark’ın güzel ve ölümsüz kraliçesi! Zaman bahtını, güzelliğini bozmadan değiştirsin ve çocukların seni bir gün benim seni gördüğüm ve terk ettiğim aynı delikanlı heyecanının sarhoşluğu içinde görebilsinler.”
 
Edmondo de Amicis 1874


Gidenlerden bir şairimiz de 16. yüzyıl şairlerinden Hayali’dir. Hayali sevdiğinden ayrılırken insanın içine işleyen bir beyitle vedalaşır: “Anı hoş tut garibindir Efendim, işte biz gittik / Gönül derler ser-i kûyunda bir dîvânemiz kaldı.” (İşte biz gidiyoruz adına gönül denen delimiz, senin semtinden ayrılmadı / Onu hoş tut, senin ilgine muhtaç bir kimsesizdir.) Bence Divan edebiyatımızın en etkileyici ayrılış şiirlerinden biri, Hayali’nin bu gazelidir. 

Hüsrev Hatemi


Söyleyecek başka sözüm yok. Her şeyi söyledim. Elveda… Bana darılmayın; çünkü burada asıl cezalandırılan benim; sizden yüz kez daha çok cezalandırılmış durumdayım, sizi bir daha görememekle cezalandırılıyorum. Elveda. Elinizi istemiyorum. Gereğinden fazla bilinçli bir biçimde bana eziyet ettiğiniz için şu dakika sizi bağışlayacak durumda değilim! Daha sonra bağışlarım; ama şimdi elinizi istemiyorum.

***
Şimdilik elveda!... Sevgilim, engel olmam sana... Aradan çekilirim... Çekilmesini bileceğim... Sen sağ ol sevgilim... Madem bir saatçik beni sevmişsin... öyleyse sen de ömrünün sonuna kadar Mitenka Karamazov'u unutmayacaksın... Bana hep Mitenka derdi, Fenya hatırlar mısın?

***
— Elveda İvan! Beni çok kötüleme!

***
Elveda Piyotr İlyiç. Beni kötülükle anma!...


Karamazov Kardeşler – Dostoyevski


Elveda dostum, hoşça kalın, hoşça kalın. Mutlu yaşayın, kendinize iyi bakın. Dualarım hep sizinle olacak. Ah!
Öyle üzgünüm ki! Kalbimde bir ağırlık var. Bay Bykov beni çağırıyor.
Sizi hep seven

Dostoyevski-İnsancıklar


hazırlıyorum valizimi
ve yerleştiriyorum içine:
güneşli günleri
ve zamanın kokusunu
sıcak kumu
rüzgarı, denizi
çokça yemek
en kırmızısını şarabın
sarılan bakışları
bazı kelimeleri
vedanın gözyaşları
bir tebessüm bırakan

Ruth W. Lingenfelser


Bırak gözlerim veda eylesin,
Dilimin söylemeye varmayan!
Zor, zordur taşınması erkeğin!

Goethe


Bu şehirden gidiyorum
Gömerek geceyi içime
Sabahın hüznünü beklemeden
Gidiyorum bu şehirden.

Erdem Bayazıt


Kabul et, uzaklardaki sevgilim,
Kalbimin vedasını,
Dul kalmış eş gibi,
Bir mahpusluk öncesi,
Dostuna suskunca sarılan,
İyi dost gibi.

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin


“Hakkını helal et” bir itiraftır aynı zamanda. Söyleyenin kabahatinin veya suçunun sorumluluğunu üstlenecek cesarete sahip olduğuna işaret eder. O kişi, herhalde ömrü boyunca omuzlarında ağır bir yükle yaşamamak için “Hakkını helal et” demiştir. Öyle ya; bağışlanmamış suçlar yorar; yaşam enerjisinin katilidir. Cenaze törenlerinde ölenle bundan ötürü helalleşilir. Gidenin ama daha çok kalanın ruhu huzur bulsun, hayat devam edebilsin diye… Aksi takdirde, insan zamanla varoluşunun bir parçası olarak kabulleneceği vicdan azaplarıyla boğuşmaya başlar.
Elveda denmemiş aşklar gibi… Onları hiç unutamayız, alacakaranlık kuşağında öylece kalakalmışızdır. Artık her yer işaretlerle doludur ve hiçbir işaret kesin cevap içermez. Terk edilmekten de, terk etmekten de ağırdır bu yarım kalmışlık hali, bu alacakaranlık…



Selam olsun, hurmalıkta vedalaştığım Resüle,
Bizleri dualar ile yolcu edicilerin en şereflisine.
Dostlar içinde hayırda kimse yetişemez Kendisine;
Salât ve selâm olsun Allah’ın Sevgili Habibine.

Abdullâh Bin Revaha (r.a.)


Bir intihar mektubu gibi kendine veda

A.Hicri İzgören


İçimde çırpınan dalganın var ettiği kıyıda
Gömdüm onu
Aşkla.

Bejan Matur


Bir çiçek mi koparacaksın,
Çiçekle vedalaşmalısın.

İhsan Üren


Şükranla veda ettiğimiz câm-ı fenâya
Son pendimiz ahlâfa devam olsun erenler

Dünyada bu iksir ile mes’ûd olan ervah
Ukbâda da sermest-i müdâm olsun erenler

Câizse harâbât-ı ilâhîde de her şeb
Yârân yine rindân-i kirâm olsun erenler
Tekrar mûlâki oluruz bezm-i ezelde
Evvel giden ahbâba selâm olsun erenler

Yahya Kemal Beyatlı


Ağlama artık.
Bu gidiş, hem gidiş hem kalıştır ikimiz için de.

Ben ne kadar gitsem de kalıyorum seninle

Ve sen,

Ne kadar kalsan da geliyorsun benimle.
Hoşçakal…..

Antonius and Cleopatra


hiçbir şey kalmayacak
hiçbir şey
kendi sesimden başka
var gücümle bağıracağım
ELVEDA ELVEDA

Ayten Mutlu


Elveda! Artık ben dünyada
Bir daha göremiyeceğim seni. 

Alfred De Musset


Gideceğim hatıradan daha uzun yollar boyunca
zincir halkaları gibi eklenen elvedalarla zamanın akışında.

Che


Hangimiz hangimize huzursuz bir veda
gibi duruyoruz şimdi bu gövdenin içinde
“İşte çıkış! İşte vaha!” diye koşarak
her yırtılan yerimize

Yücel Kayıran


Elveda Bakü! Elveda sade bir şarkı gibi!
Son kez kucaklıyorum dostumu işte
Başını altın bir gül gibi
Sevgiyle eğsin diye leylak rengi siste.

Sergey Yesenin


Diyorum;
Sefası bitti ömrümün,
Şimdi dağa çıkarım, düze elveda.
Düze duman çöker, düze kar yağar,
Bahara elveda, yaza elveda…

Bahtiyar;
Derinde sızlayıp yaran,
Kalbini dağlayıp üzer herzaman.
Göze hüzün çöker, göze yaş dolar,
Sevince elveda, düşe elveda…

Şimdi özkökünden süzülen benim,
Özge budaklara dizilen benim,
Şimdi ne sen sensin ne de ben benim,
Biz ki biz değiliz bize elveda.

Bahtiyar Vahabzade


Ah ne vedadır ne vebadır ne vebaldir bu!
Gitmek değil, artık dağılmak benimkisi
tozuyan aklım ve hafızamla.
Bitsin artık bu şiirler, bu kitap, bu içe dönük cihannüma
Hayalse katili bir insanın
cesedi vurmaz hiçbir kıyıya.

Adnan Özer


Görebildiklerim, gördüklerim;
Sadece, onları daha çok yüceltmek için.
İyi dostlar, yiten umutlar, uçup giden zaman;
Hepsi tükenince, sadece söyleşi kalır geriye!
Elveda, yurdumdan daha öte olan sahilim;
Bulmayı umut etmeyecek ve aramayacağım.
Gittiğim yerde umarsızca dolaşacağım;
Acıyla anarak, geride bıraktıklarımı.

Richard Henry Wilde


Elveda, elveda aşkım;
Gitmeliyim bugün!
Bir öpücük, tek bir öpücük ver bana;
Çünkü, sonsuza dek ayrılıyorum senden.
Elveda, elveda aşkım sana!

Johann Ludwig Uhland


Olamadın bir yıldızın kayışı kadar hayatımda
Zaman çok kısaydı bizim için
Yetmedi gözlerimizden yaşı silecek kadar
Ne de elveda diyebilecek kadar…

Abdulhak Hamit Tarhan


Elveda! Gitmeyecek dualarım boşa
Gökyüzüne taşıyacak ismini senin
Eğer Tanrılar aldırıyorsa dualara
Bizlere mutlu bir hayat sunmak için.
Sözcükler, iç çekişler, hıçkırıklar boşa
Kanlı gözyaşlarından daha fazla şey söyler
Feri kaçmış ve suçlu gözlerde gizlenen
Bir elveda sözcüğü, – Elveda! – Elveda!

Lord Byron


ama gittiniz,
ağır veda havası çaldı sokak ortasında

Pelin Onay


Kemana veda

Yağmurda şeytan ve şapkası
Silahın ölümünü kutluyorum

Tren kaçırmış gibiyim

Sana veda

Sezai Karakoç


Çağ bu:
Kadınlar geçiyor aşk öykülerinden
Harfleri tutuşuyor kelimelerin.
Şiirin içinde. Aşk’a veda…

Köksal Özyürek


Vakit tamam!.. seni terk ediyorum.
Bu, kırık ve incecik
Bir veda havasıdır.
Tutuşan ellerimden
Parmak uçlarına değen sıcaklık,
İncinen bir hayatın yarasıdır…

Yusuf Hayaloğlu


Sana vedaya gelmedim

Bu yağmuru getirdim sana
kederimi, bir de elvedamı
kalbimi getirdim, hasretinden
çırılçıplak kalmış vuslatımı
getirdim, gurbetimi bir de…

Kalbinden başka yerde arama
hasretimi de, gurbetimi de…

Refik Durbaş


beni güzel olan her şeyin dışına kapadılar

çocuktum
küstüm
gidiyorum

Jan Ender Can


Artık biliyorum ..

Denk gelmeyecek ömrüm
Ömrünle

Birazdan
Veda edip gideceğim

Senle dolu yüreğime….

Almira Şehrazat


akşam,
uysaldır, boynunu bükerek gelir,
ve teslim olur bana şiirler, elvedâlar...

işte ben gittim, herşeyi söyledim, gittim;
işte benden herkese,
herkese bir sonbahar...

Hilmi Yavuz


Zamanın tek bir anda
eşiğini aşmak üzereyken,
anısı bile bizlerin
uçup gidecekken,
bırak bizi ey Ölüm, elveda diyelim dünyaya,
bırak, gecikelim biraz daha!

Vincenzo Cardarelli


Sabrı tükenen ruh günahtan günaha
………İlerler, bağışlanmadıkça o arıtan ateşce,
………Orada ölçülü davranmalısın, bir dansör gibi.
Gün ağarıyordu. Çirkinleşen caddede
………Ayrıldı benden, bir tür vedalaşmayla,
………Ve gözden yitti borular öterken.

T.S. Eliot


Veda, veda ediyorum sana.
Bırakıp bırakıp seni böyle
Gitmek bir mucize kuşkusuz,
Babamın söylediğine göre.

Edwin Muir


“Ben ve Kadınım, sonsuza dek”
Böyle başlar aşk. Fakat
bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile
“Ben ve O kadın”

Mahmud Derviş


Artık elveda. Ruhlarımız ve bedenlerimiz
ayrılıyorlar sonsuza dek birbirlerinden. Benim
için sen yoksun ve artık olmayacaksın;
bozdu aramızdaki bağlılık yeminini yazgı.”
Hicranla bağırmak istedim o zaman kıvranarak acıdan;
gözlerim kan çanağına dönmüştü ağlamaktan;
uyandım uykumdan. Duruyordu gözlerimin önünde;
gördüğümü sanıyordum onu kararsız gün ışığında.

Giacomo Leopardi


Saz heyeti, neden vedalaşmadan
Arkanıza bakmadan gidiyorsunuz?

Hüsrev Hatemi


Men dâr-ı bekâya azm edende
Dünyaya vedâ edüp gedende

Mensüz çeküp âhlar figânlar
Sahrâlara düşdügün zamanlar

Düşse yolun ol olan diyâra

Fuzûlî


İçimden bir ses ısrarla, henüz şehirden ayrılmadan babamı son bir kez görmemi, her ne yaşamışsak yaşamış olalım, onunla son kez vedalaşmazsam acısının bir ömür boyu başımda bir sarkaç gibi sallanacağını söylüyordu.

@

Birbirimize birkaç kaçamak ve hüzünlü bakış attık sadece. Sanırım vedalaşmak ve herkesin yolun gitmesi için bu kadarı kâfiydi.

Kemal Varol
Âşıklar Bayramı


Birbirleriyle uzun uzun konuşacak ve gereği gibi vedalaşacak vakitleri olmamıştı. O zamanlar şartlar böyleydi. Her birinin içinde söylenmemiş o kadar çok söz, o kadar çok düşünce kalmıştı ki! O günlerde halkın kalbinden geçenleri derleyip toparlayacak ve açıklayacak birinin çıkması ihtimali de pek azdı…

Cengiz Aytmatov
Oğulla Buluşma


Yaşamak bundan sonra, katlanılmaz eziyet.
Bir şey istemiyorum, ne teselli, ne umut:
Hareket edeceğiz!.. Kalbim dünyayı unut,
Dağlar, taşlar, elveda; gün, hakkını helâl et!

Ziya Osman Saba


Hatırla, gün gelip beni kader
Sonsuza dek senden ayırınca,
Üzüntü, sürgün ve seneler
Bu çaresiz kalbi soldurunca;
Düşün son elvedayı, hazin aşkımı düşün!
Yokluk ve zaman hiçtir insan sevmeye görsün.
Kalbim çarpıp durdukça,
O hep diyecek sana:
Hatırla.

Alfred De Musset


herkes ölüm kınaları sürünüp beni unutacak
ah ve ay’la görünecek görünmeyen
etimde sınanan bir veda ki
içimden o kelâm-ı kadîm akacak:
beni herkes en son gördüğüyle hatırlayacak

Kemal Varol


çok yalnızım, mutsuzum
göründüğüm gibi degilim aslında
karanlıklarda kaybolmuşum
…bir ışık arıyorum, bir umut arıyorum uzun zamandır
aradıkça batıyorum karanlik kuyulara
kimse duymuyor çığlıklarımı
duyan aldırış etmiyor çekip kurtarmak istemiyor
bense insanların bu ilgisizliği karşısında ilgiye susamışım
ümidimi yitirmişim
biliyorum bir gün dayanamayacak küçük kalbim
arkamı dönüp inandığım ve güvendiğim her şeye
veda edeceğim

Nilgün Marmara


Bendeki mektuplarınızı, fotoğraflarınızı ve onların arasında bulunan birkaç hatırayı daha dün gece yakarak yok ettim. Yıllardır binbir müşkülatla sakladığım, her fırsatta baştan sona yeniden yeniden okuduğum mektuplarınızın yanarken çıkardığı alevlerde öfkelerimi, sevinçlerimi son bir defa daha seyrederek hepsiyle vedalaştım. Son ricamı tekrar ediyorum İhsan: Sizde bulunan mektuplarımı, fotoğraflarımı yakınız.

Sonrası sükût olsun…

Fatma Cevdet Hanım

Hayat budur, yavrum! Feryattır boyuna,
Vedalaşmadır, ayrılıştır sürekli!
Koparıp atmadı mı kalbimi kalbin,
Alıkoyabildi mi gözlerin beni?

Heinrich Heine


Elveda, elveda aşkım;
Gitmeliyim bugün!
Bir öpücük, tek bir öpücük ver bana;
Çünkü, sonsuza dek ayrılıyorum senden.
Elveda, elveda aşkım sana!

Johann Ludwig Uhland


Şimdi kervan yola çıkıyor… Meçhûl bir ülkeye doğru.
Çanları hareket işâretini vermeye başladı bile!

Sevin ruhum! Zavallı kuşum, kurtuldun nihâyet!
Nihâyet kafesin çöküyor… Demirleri dağılacak yakında.

Elvedâ gaileli dünya, günahlarla haşır-neşir olan dünya
Ruhum Allah’ın sâkin yurdunda dinlenecek artık!

James Clarence Mangan


Bu, gerçek elveda olacak. Mücadeleyle geçen beş yıl beni yaşlandırdı. Şimdi artık son bir adım kaldı – nihai olanı.

Che

Elveda, Elvira. Sonunda imgen ayrılıyor
yüreğimden yaşam ateşimle birlikte.
Elveda. Bu sevgi seni tedirgin etmediyse
eğer, yarın tabutumun
arkasından yüreğinin yandığını göster.

Giacomo Leopardi


Susmakla başlayan her elveda bir çerçeve parçalar
Duvara sığmayan görüntüdür hüzün
Kuşların olağan göçü sanırız
Meğer ki bir çiçek kendini erken soldurmakta…

Cihan Oğuz


Bir gün dünyaya edince veda
Peşimden istemem gözyaşı ,susun
Ağlayıp sızlamak yerine dostlar
Herkes bildiğince şiir okusun.

Captain Hook


sabahına ela bir ayrılıkla veda ettik..

konuştuklarımız değil
sustuklarımız doğruymuş o gece
unutma.
bu yaşımda da gel gör beni.
gel sen kapa gözlerimi!

Kemal Varol


Yaşlı ve yorgun ruhum
vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan

Hüseyin Atlansoy


Diyeceğim kalmadıysa da , oyalanıyorum şimdi
Ve bu kâğıda damgamı basmayı göze alamıyorum
Sonuna dek götürsem bile bu işi
Daha da çok artacak mutsuzluğum:
Yaşamazdım şimdiye dek, öldürseydi acı insanı,
Ölüm kaçınıyor kendini vurmasını dileyen alçaktan,
Bu son vedalaşmayı da ölmeden atlatmalıyım,
Seni sevmek, sana dua etmek için hayata katlanmalıyım.”

Lord Byron


Senin artık gülmekten vazgeçtiğin gün
topladım bu hurûfât tozlarını.
Gözlerindeki ışığa yeniden dokundum, rutubetli
sabrını yarıladım, badem çiçekleriyle
tazelenen gönül bağını yağmurlu
vedalara bağışladım…

İhsan Deniz


Şimdi o anıyı arıyorum ve bir yanılsama olduğunu,
küçük bir elvedanın ardında, sonsuz bir ayrılık olduğunu düşünüyorum.

Jorge Luis Borges


sabahına ela bir ayrılıkla veda ettik..

konuştuklarımız değil
sustuklarımız doğruymuş o gece
unutma.

Kemal Varol


Her birleşen bir gün ayrılır, her yaklaşan bir gün uzaklaşır. Bu, Allah’ın kanunlarından biridir. Öyle büyük bir felakettir ki, kardeşi ölümdür. Çeşitleri vardır: İlki geçici ayrılıktır, sevgilinin dönüşüyle âşığın derdi biter. İkincisi, âşığın sevgilisini görmeyi yasaklayanın neden olduğu ayrılıktır. Üçüncüsü, dedikoducuların dedikodusundan kaçınmak amacıyla sevgilinin istediği ayrılıktır. Dördüncüsü, birtakım nedenlerden dolayı sevenin kendiliğinden sürüklendiği ayrılıktır. Beşincisi, yolculuğun veya evlerin uzak olmasının neden olduğu ayrılıktır.

Bu bölümde vedalaşmadan da bahsedilir. İki türlüdür: Birincisi, sadece bakışlarla ve göz işaretleriyle vedalaşılır. İkincisinde ise kucaklaşma ve birbirine sarılma mümkündür.

Altıncısı, iki sevgili arasında meydana gelen darılmalardan ötürü ayrılmadır ve en elem verici olanıdır ayrılığın. Son ayrılık ise, ölümden kaynaklanan ayrılıktır ki bu, tam anlamıyla ayrılıktır.

İbn Hazm / Güvercin Gerdanlığı


Rûhu bâzû-yı bâd-ı hâlikte,
Ömr-i nâçizi gam-zedâ-yı ziyâ’,
Dökülür berg-mürde, lâl-i vedâ’.

O sararmış giyâh, o yapraklar
Bûse-i elvedâa nâ-kadir
Hasta, fırkat-resîde leblerdir…

Cenap Şahabettin


Fani ömür biter, bir uzun sonbahar olur.
Yaprak, çiçek ve kuş dağılır, tarümar olur.
Mevsim boyunca kendini hissettirir veda;
Artık bu dağdağayla uğuldar deniz ve dağ.
Yazdan kalan ne varsa olurken haşır neşir.
Günler hazinleşir, geceler uhrevileşir;
Teşrinlerin bu hüznü geçer ta iliklere.
Anlar ki yolcu yol görünür selviliklere.

Yahya Kemal Beyatlı


Gümüşali, artık seni bulmalıyım
eskiden olsa aşk derdim
şimdi vedalaşmak diyorum buna

Murathan Mungan


Gönüllerin gözyaşına inandığı bir anda,
Çok sevgili yuvamızı yâd ellere bıraktık;
Dirseğimi dayayacak bir pencerem yok artık,
Elveda ey harap olan baba evi elveda!

Kemalettin Kamu


gurbet o kadar acı ki ne varsa içimde
hepsi bana yabancı hepsi başka biçimde
ne bir arzum, ne emelim yaralanmış bir elim
ben gurbette değilim gurbet benim içimde

eriyorum gitgide elveda her ümide
gurbet benliğimde bitirdi bir içimde
ne bir arzum, ne emelim yaralanmış bir elim
ben gurbette değilim gurbet benim içimde

Kemalettin Kamu


"Hoşça kal Harry, seni unutmayacağım.” Maria veda edip gitti. Yaz gülünün öylesine olgun ve dolgun kokusunda veda vardı, güz vardı, yazgı vardı.

Bozkırkurdu
Hermann Hesse


Bırak, tazelemesin bellek
Yatışsın sonsuzca yürek yaralarım;
Elveda ümit; uyu, istek;
Koru beni, tılsımım.

Aleksandr Puşkin


Çocukken, gençken ne zaman bir yerlere gidecek olsam üzülür, benimle ağlayarak vedalaşırdı. Babam gözleri çabuk buğulanan, merhametli bir insandı. Ben de pek kolay ağlıyorsam bu babamdandır.

Kemal Sayar


Yaş da geldi yaşlılığa erdi ya, herkese her şeye bir veda gözüyle bakıyorum artık. Eskiden gördüğüm, duyduğum dokunarak geçtiğim her eşyadan, her insandan, her yerden son bir kez daha görerek, duyarak, dokunarak geçeyim istiyorum. 

Ali Asker Barut


susulur, orda işte, sesindeki kargaşaya aldanır gönül
bir gün bir çocuk mecbur sorar:
bu nasıl gitmek
kahır, korku, sabır; vedâ bile mahrum bana
yalnız, etten ve kemikten bir ses: gitme!
hüküm soran donuk annedir
öpüp başıma koyduğum bir el
gıyâbında yargılanır kalbim
anlatılır: buymuş sana sebep

Kemal Varol


-Vasiyetnamenizi hazırlamış mıydınız? diye sordu Werner ansızın.
-Hayır.
-Ya ölürseniz?
-Mirasçılarım kendiliklerinden ortaya çıkarlar.
-Yani, son bir veda yazısı yollamak istediğiniz bir dostunuz yok mu?
Başımı salladım.
-Yani, kendisine hatıra olarak bir şey bırakmak isteyeceğiniz tek kadın da mı yok bu dünyada?
-Size açılmamı mı isterdiniz doktor? diye sordum, insanın sevgilisinin adını anarak öldüğü ya da sevgili bir dostuna pomatlı yahut pomatsız bir tutam saç bıraktığı yılları çoktan geride bıraktım ben. Yakın bir ölüm aklıma gelince yalnız kendimi düşünüyorum: Bazıları bunu bile yapmazlar. Yarın beni unutacak, daha kötüsü, hakkımda yalanlar uyduracak dostlardan, başkalarını kucaklarken bir ölüye karşı kıskançlık uyandırmamak için arkamdan gülecek kadınlardan bana ne? Hayatın kasırgası içinden birkaç fikirle çıktım ben, duygu aramayın. Uzun süredir kalbimle değil kafamla yaşıyorum zaten. Kendi tutkularımı ve davranışlarımı dikkatle inceliyorum, ilgiyle, ama hep dışarda kalarak. Benliğimde iki kişi barınıyor: Bunlardan biri, kelimenin tam anlamıyla yaşıyor, öbürü ise onu yargılıyor. Birinci, belki de bir saate kadar sizden ve dünyadan ayrılacak, ötekiyse… Öteki ne olacak?…

Zamanımızın Bir Kahramanı
Lermontov


yarım kalması bazı şeylerin, yarım
kalmak kötü, elvedâ demek
istediğim kimse var mıydı,
sanki birkaç tanıdık
ama önemi yok artık.-

Sefa Kaplan


Duvara, bir titiz örümcek gibi,
İnce dertlerimle işledim bir ağ.
Ruhum gün boyunca sönecek gibi,
Şimdiden ediyor hayata veda.

Necip Fazıl Kısakürek


Güldümse inanma, bil ki bu gülüş
Güldüğüm sabahın bir rüyasıdır
Dudaklarımdaki acı bükülüş
Veda akşamının sonsuz yasıdır.
Hangi kudret var ki solan ruhuma
Senden sonra yeni bir ışık versin
Söner gün geçince bu hain humma
Ağlar mıyım başka acıyla dersin?
Bir salgın alevsin içimde bugün
Yakmaya en sönmez yerden başladın
Eriyip sönersem ancak büsbütün
Sevmiş diyeceksin beni bu kadın…

Şükûfe Nihal Başar


Ellerinden bu yana ne sevinç gördü ellerim,
Ne de “elveda”dan bu yana bir
gülüş salıverdi dudaklarım.

Hart Crane


Kıyıdan el salladık beyaz bir gemiye
gemi gülümsedi. Ne top atışı, ne bir bayrak, ne isim
anladık bir dosta veda ettiğimizi…

Zerrin Taşpınar


son nefesi şairin
hazin bir veda ediş
sonsuza gülümseyiş bir musalla taşında….

Naime Erlaçin


İstediğim tek şey,
ne kadar yürüyeceğimi bilmesem de
“hayat” denen “yolun sonu”na geldiğimde
geride bırakacağım yaşantıma
mütebessim bir ifadeyle veda etmek.

Güneş Bor


Sen, yenik, bitkin düşmüş yüreğim, artık sana
Aşkta ne hırçınlıklar kaldı, ne de eski tat;
Elveda saksofonlar, hoşça kal içli flüt!
Arzular! aldırmayın bu somurtkan insana.

Charles Baudelaire


Evimin en yüksek penceresinden
Beyaz bir mendille veda ediyorum
İnsanlığa armağan şiirlerime.

Ve ne mutluyum ne de üzgün.
Bu alın yazısı şiirlerimin.
Ondan yazdım ve göstermem gerekir herkese.

Fernando Pessoa


Bel bağlama çabucak kuruyan gözyaşına
Düşünme vedalaşmaya geleni
Ve gelmeyeni
Hepsi gıybet kadehiyle meşgul
O halde vasiyet bahşet gölgeye
Belki de sana ihanet etmeyecek
Dönerken görse beni
Güneşin birinde ona doğru.

Ahmed eş-Şehavi


Şud çemân der çemen-i husn u letâfet liken
Der gulistân-i visâleş neçemîdîm u bereft

Hemçu Hâfız heme şeb nâle vu zârî kerdîm
K’ey dirîgâ be vidâeş neresîdîm u bereft

(Güzellik ve hoşluk çimeninde salındı ama daha
biz onun vuslat gülistanında dolaşamadan çekti gitti.
Hafiz gibi gece gündüz ağlayıp inledik.
Eyvahlar olsun; vedalaşmamıza fırsat kalmadan çekti gitti!)

Hâfız-ı Şirâzi


Elveda ey sayfalar, ey gece
Ey erguvani pencereler
Yüksek kurun darağacımı günbatımı
Yüreğim sakinken güvercin gibi…

Muhammed el-Mâgût


Nereye gidileceği bilinmedi mi, veda etmek içinden pek gelmez insanın. Ölmek üzere olanların veda etmekte o kadar zorlanmalarının nedeni de budur. 

Rilke


Ben, tek bir özlem düşünebiliyorum, mucizeler yaratarak dünyayı bir uçtan bir uca dolaşan. Tüm nesneler, bizim çokluk yolunu şaşırmış düşünce ve isteklerimizi kısa bir süre için ağırlamaya işte öylesine hazır. Gündüz ortaya koyduğum etkinlikle nesneler içinden yürüyüp gitmişsem, her nesnenin koynunda bir gece dinlenmek isterim. her nesnenin yanı başında uyumak bir kez, her nesnenin sıcaklığıyla yorgun düşmek, düşlere onun nefes alıp verişleriyle inip çıkmak, onun tatlı, gerilimlerden uzak ve çıplak yakınlığını organlarımda duyumsamak ve uykusunun burcu burcu kokusuyla güçlenmek, sabah olunca da o daha uyanmadan, veda etmeksizin yoluma koyulmak, yoluma koyulmak isterim.

Rilke


Bileğin diyorum
Sol bileğin
Yüzüme sürerdin
Vedalaşırdık
Damarın damarıma
Bana bıraktığın buydu

Gülten Akın


Ellerin yetişir vedalaşmaya
Niçin ağlıyorsun

Oktay Rifat


Çektirdiği son fotoğrafında ağlıyordu 
Bir vedâ iklimiydi gözlerinden yayılan 
Belki O’dur, aşkıyla ölüp şehîd sayılan

Nurullah Genç


Sabahlardan birinde
benim dediğiniz evlerden
kendiliğinizden çıkmalısınız,
vedasız ve kimseyi uyandırmadan.

Anılarınızı yıpratabilirler.

Ayağa takılabilecek ne varsa
toplamalısınız ayrılmadan ve saklamadan
kırık dökük sevgilerinizi köşe bucağa;
bir gün bulup
avuçlarında ısıtırlar diye
beklemeden.

Ahmet Cemal


Şunlar oldu son sözleri gözlerini ayırmadan sulara bakan Narkissos’un:
“Ey boş yere sevdiğim çocuk”; yer tekrar iletti dediklerini.
“Elveda” deyince o, bağırdı Ekho: “Elveda”.
Yorgun başını dayadı sık çayırlığa,
Ölüm kapadı efendilerinin güzelliğine hayran gözlerini.
Hala bakıyordu kendine, yeraltına göçtükten sonra bile;
Bakıyordu Styks sularına. Döğündüler bacıları Naıas’lar
Kesik saçlarını yanı başına koydular; döğündüler Dryas’lar
Ekho da katıldı onlara, tam sedyeyi, odun yığınını, titreyen meş’aleleri
Hazırladılar, vücut yoktu hiçbir yerde, yerinde sarı göbeğini
Beyaz yaprakların kucakladığı bir çiçek buldular.

Publius Ovidius Naso


Onaran, cesur kılan
incecik sırları olan
bir veda havasıdır bu,
yine de dudağı inciten sözleri var
ardın sıra söylenen şarkıların…

Nihat Behram


Darıltan bir şafaktasın ağzındaki güneşle
acı acıya damlıyordur, yürek yüreğe. Elveda,
elvedalara…Kalbinin yarısı yaz
yarısı kar altında.

Veysel Çolak


İnsan, ustası değilse nedir
yitirdiği her şeye önceden
veda edebilmenin?

Fakat Tanrım galiba
bize bizden de önce
sen veda ettin!

Haydar Ergülen


Mezardan çıkacağı yerde
İçine giriyor Lazar
Elveda elveda şarkılı türkülü oyun
Ey benim yıllarım ey genç kızlar

Guillaume Apollinaire


Elbette her veda gibi hüzünle uğurlanacağım
Kimileri üzülecek kimilerinden fazla
Az yaşadı diyecekler arkamdan az yaşadı
Ama çok sevmişti…

Ceyhun Yılmaz


yorgun bir aşk
yorgun dünyasında
sığındı kendine
oysa gölgemi beklediğim güneşti
kanda uyutulmuş veda busesi değil

Ali Cengiz Akdeniz


Onlara veda etmeme yardım edecek misin, Nikko?»
Nikko hafifçe öksürerek bağızını temizledi. «Bunu nasıl yapabilirim efendim?»
«Kiraz ağaçları arasında benimle yürüyerek. Sessizliğe dayanamadığını anlarda seninle konuşmama izin vererek.”

Şibumi / Travenian


Omi’de bir dostla
oturdum da, isteksiz
elveda dedim
giden bahara

Matsuo Başo


Her zevki bir harâm olan efsunlu cennetin
Koynunda vardı lezzeti bin türlü nîmetin.

Bir gün vedâ edip o diyârın hayâtına,
Döndüm bütün bütün vatanın kâinâtına

Lâkin o bahçelerde geçen devre’den beri
Kalbimde solmamıştır o şi’rin çiçekleri.

Yahya Kemal Beyatlı


akşam 
uysaldır, boynunu bükerek gelir
ve teslim olur bana, şiirler, elvedâlar...

Hilmi Yavuz


Şu an gerçeğin bu yakıcı melankolide mi,
yoksa o sonsuz elvedada mı olduğunu bilemiyorum.
Ruhlar ölümsüzse, ayrılıklarında sessizce olması iyidir.
Elveda demek ayrılığı yadsımak, yine görüşeceğiz demektir.

Ulus Fatih


Buyurduğu gibi de oldu.
Haftasına varmadan gül yüzüne solgunluk erişip yatağa düştü. Veda diyeceklerine elveda deyip bu faniden beka alemine göçtü.

Mustafa Kutlu
Sır


Elveda benim her mevsim dalları kırılan
Sıska çelimsiz
Ama son yaprağına son eriğine kadar cömert erik ağaçlarım

Ne zaman yolum düşse
Gözlerimi yumup sizi hatırlayacağım.

Bedri Rahmi Eyüboğlu


ve bu afyonlu çağın mabedinde tesbih çek

güle ve aşka veda
güle ve aşka veda
güle ve aşka veda.

Ali Ayçil


ruhumun bir otelde ilk kalışı bu
aynı oda, aynı yatak, aynı aynada
birbirimizi ilk görüşümüz, başka veda yok,
üstümdeki yabancıyla uyumalıyım

Haydar Ergülen


kalbim
beyanımdır
gitmeye duran
kanda kurutulan veda sözleri
nice söylense
hiç söylenemeyen
kısa süren aşkın uzun vedası
sönmemişken gözlerimizde
ilk günkü gibi tutuşan fer
yolunu bekletir bitmemiş ferman

ne kalan kalır ne kimse gidemez buradan
ayrılıkla tartılan aşk araftır
sonsuz bir şimdiki zaman

Murathan Mungan


Yağmurda koşan bir çocuk olsam
Vedalaşır gibi bildikleriyle.
Kendinden mahrum kalır mı insan?
Kalsam.

Duralım burada, güzel esiyor!

İbrahim Tenekeci


benim bildiğim,açılmaz menekşe örtüyle kapanan naaş
veda, teşekkür ve gerçekleri fısıldamak için (gerçek nedir ki?).
belki o bu saatlerde gölgesini sarmalıyor, bizim gibi,
lakin o ağlamayan tek kişidir bu sabah
ve üstümüzde kartal gibi havalanan ölümü görmeyendir
(yaşayanlar ölümün amca çocuklarıdır ve ölüler
uyurlar sessiz, sakin, huzurlu..)

Mahmud Derviş


Ey ömr gel imdi başa sen hem
Çeşmime tire oldu alem

Alem hoş idi ki var idi yar
Çün yar yok, olmazın ne kim var

Ey can, ten-i hasteden veda’ et
Bir haste ile yeter niza et

Müştakınım ey ecel kerem kıl
Def-i elem eyle ref-i gam kıl

Kurtar beni ızdırab-ı gamdan
Ver müjde vucuduma ademden

Fuzûli


Yaşlı ve yorgun ruhum
vedalaşıp uzaklaşıyor gölge ve ışıktan

Hüseyin Atlansoy


Mahvolur bir gün vücûdum, nur-i çeşmim söner,
Mahvolur ekdâr-ı dil, mâdûm olur âlam-ı can.
İntifa bulmak bilir mi şule-i hıbb-ü vedad,
Perde-i zulmetle mestur olsa zîr-ü asuman.
Resm-i hüzn-âlûduma atfeyle gâhi bir nazar,
Muhterik bir kalbi yâd et, rûh-i zârı şadman.

Yaman Dede


Hasarlı bir tebessümle gelsem de
fayda yok sarsak bir cefayla dolaştığım
bu veda gününde.

Metin Kaygalak


Sana vedaya gelmedim

Bu yağmuru getirdim sana

Refik Durbaş


Küçük bir sarmaşığın yıllar içinde bir ağacı sarıp sarmalaması misali her geçen gün birbirini sessizce benimserler. Bir zaman sonra sarmaşığı ağaçtan ayıramazsın, söküp atmaya çalışırsan ağaçta izleri kalır, kuruyana kadar geçmez, sarmaşığınsa yeni bir ağaca tutunması zordur. Zamanları, anıları, zevkleri farklıdır. İkisi birbirine hiç benzemez; görünüşleri, yaprakları, mevsimlere dirençleri, hazan mevsimleri… Çoğu zaman bu ikiliden biri hayata erken veda eder; görüntünün şeklinden başka değişen bir şey olmaz. Ağaç kurumuşsa sarmaşık cansız gövdeye sarılmaya, önce kuruyan sarmaşıksa, ağaç onu taşımaya devam eder.

Ahmet


Ninnilerle değil, vedalarla uyut kendini
Dışarıdaki cemre sana düşmez uyma hayata
Bu gece herkesin hafızası silinecek itinayla
Buna kader deme sakın

Küçük İskender


tek mülküm kaderimdi, vedalaştım
unutulur emanette zaten, ruhum da

Akif Kurtuluş


oğluyla vedalaştırılmamış bir adam 

Enis Akın


Güneş ufukta bu hâk-i sefîle bir ebedî
Vedâ eder gibi rikkatle ihtizâz ediyor,
Semâ bulutlanıyorken, onun civârından
Güzârı böyle soğuk bir yabancı tavrıyla
Bütün karârımı kâfî göründü ta’dîle…
Dedim ki: “İşte hakîkat bu, hep küsûru yalan;
Değil garâm-ı heves-perverâne mu’tâdım,
Bu dîdelerde fakat bir nigâh-ı aşk aradım!

Tevfik Fikret


Vedalarda başarısız olan kavuşmalardan pek büyük bir şey bekleyemez.

Milan Kundera – Bilmemek


içimin Babil Kulesi yıkıldı
sır kapılarından geçtik
alacakaranlığın şehirleriydi
gölgelerin yıldızı ışıktı, aşktı, yaşamdı

keşke en büyük savaş
rahmini öperek vedalaşıp teninle
-ganimeti süt, sevgi, kucak ve şefkat-
bilinmezliğin dünyasından nefes almak olsaydı anne

ailem dedim o sararmış resimden baktım geçmişe
ikiniz yan yanasınız, kucağınızda kırılgan çocukluğum
babam genç bir gülüşle süslemiş yüzünü
sen, ciddi duruşla bezgin bakış arasında med cezir
bölünen evlilik, çatlayan evren, sızan sır

Aslı Durak


Ama bitiyor soluğum, bitiyor yaşamım
Aşk sözcükleri karşısında. Zaman geçti,
Bu günden de bir anı bırakmadı bana.
Elveda, Elvira. Yaşam kıvılcımıyla birlikte
Tatlı hayâlin de gidiyor
Yüreğimden sonunda. Elveda.. Eğer çok sıkmadıysa
Seni benim bu sevgim, eşlik et yarın tabutuma
Bir iç çekişle göndereceğin.

Sustu: Çok da uzun sürmedi çıkıp gitmesi ruhunun
O susan sesle birlikte; ve akşam öncesiydi henüz
O ilk ve son mutlu günü gözden kaybolduğunda.

Giacomo Leopardi


güneylere meylederken
ne çok hazana tutukluydu ayaklarınız
gezinir dururdunuz arka bahçemde
turnalar göçerdi düşlerimden
veda yorgunu gülüşünüzde bin bir sitem
eteklerine rüzgâr toplayan kadınlar

Nuriye Zeybek


ayrılığın vedası mı onlar? direniyorum.
yaklaştıkça ırmağına kendime çıkıyor gittiğim
yollar.

gitme. bana bir şey söyle
kimsenin bilmediği bir söz, bir giz…

gitme.
gitmek, biraz da kendini tüketmektir.
yenilmektir, boşluğu görmeden korkuya.

Betül Tarıman


Elveda süresiz yıllar
Ve alçalış uçurumlarına
Meydan okuyan kadın
Ben alanıydım savaşınızın.

Boris Pasternak


Erir gider kulağımda
O uzak seda
Namesi kalır

Çileden çıkar hatırladıkça
Bir uzun veda
Esamesi kalır

Kaan Demirdöven


Gözlerimiz yaşlı, döner bakarız
arkamıza son kez,
o sınırlara, canımız kadar sevdiğimiz:
Herdaim görmekte onları bulanık bakışlarımız-
Ve zincirlere bağlı kollarımızı uzatırız
gözden ırak cennetimize doğru…
İçer zehirli acılarımızı yudum yudum yüreklerimiz. –
Elveda vatan, elveda kaygılarımızın kaynağı

Peyo Yavorov


kıta alçalıyor, yükseliyor okyanus
bu yepyeni bir veda düşlere, tutkulara
geçiyor bağbozumu, su sızdırıyor küp
parmaklar yetişmiyor güneşe uzanmaya

Baki Ayhan T.


Dön geri bak, bana!
Bak hiç yaşlanmamışım, kâlbi sinema o çocuğum yine
aşkın ipek elleri şimdi süpürür saçlarımdaki beyazları
meraklanma–vedâ değilim, olsam olsam bûseyim
Hadi git, al getir bendeki kardeşlerini!

Hüseyin Alemdar


ne kırlarda direnen çiçekler
ne kentlerde devleşen öfkeler
henüz elveda demediler.
bitmedi daha sürüyor o kavga
ve sürecek
yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek!

Adnan Yücel


Elveda kavalın türküsü
Flütün iççekici elveda
Somurtkan ve karanlık kapılarımı çalmayın artık
Ey hazların derinliği duyumların ateşi elveda..

Charles Baudelaire


Kendime ilân ettiğim savaşta otuzdört yıl devrildi
Devirdim düşlerime bahşedilen çamları da
Niçin bütün güzel kadınları seviyorum ama birine aşığım?
Ah bu yanıtsızlık belki ömrümün nişânesi
Sayım yapıldı: Düşlerinden bir adım geridesin
 ve ömür böyle bitebilir
Aşk böyle sona erebilir,
 nasılsa alışıldı bir mevsimin henüz tamamlanmadan elvedasına

Cihan Oğuz


Elveda dostum, el sıkışmadan
Sessizce.. Ne keder ne tasa gerek:
Ölmek yeni bir şey değildir bu dünyada
Ama yaşamak da yeni bir şey olmasa gerek.

Sergey Yesenin


  Yaşamın bir yerinde sırtımıza bir küfe alırız; zamanla ona değerli bulduğumuz bir çok şeyi doldururuz. Düşünceler, hobiler, arkadaşlar, dostlar, şekilli güzel taşlar... küfe aldıkça alır, kafamız yerde bedenimizin bir parçasıymışçasına taşırız küfeyi.
   Bir gün bir vesileyle ayırdına varana kadar. O gün yıllarca biriktirdiğimiz ne varsa -önce seçerek- daha sonra tümünü bir kenara boşaltırız.
   Boşalınca tekrar doldururum endişesiyle onu da bırakıp sessizce vedalaşırız küfeyle. Ve ellerimiz cebimizde, dilimizde küfeden kalma, (eskiden ağlatan) bir şarkıyı yüzümüzde tebessümle mırıldanarak alışık olmadığımız hafiflikten yalpalayarak hayata devam ederiz.

Ahmet


Her veda utanır kendisinden!
Haz biter, mana ölür, sıkılırız derdimizden!

Engin Turgut


Konuşmak yoruyor.
Dışarıda yağmur var ve gitmek için iyi bir gün.
Yağmur var ve herşeyi gizlemek için İyi bir gün.
Nisan üzerime yığılıyor sevgilim.
Ben…
Veda etmeye çalışıyorum…
Hepsi bu…

Tarık Tufan


İkimiz kavuşacağız harikalar ülkesinde
Rengi koşulsuzluk olan o gerçek mutluluğa
Ama yeniden doğuyorum ikimiz aklıma geldiğinde
Ve eğer dert yanarsam kulağına
Elveda kelimeleri gibi bir şeyi sakın duyma

Louis Aragon


Sen kalbi kırıkların Rabbisin
Yani önce, en çok benim
Çaresizlik nedir, çare nedir bilmeyenler için?
Ben artık hiç bir şey olmak istiyorum.
Galiba büyüdüm.
Yok bir teselli yaşamak gailesine
Bir türlü kapanmadı bilanço yazılmadı veresiye
Her gün yoklamalarda var yazılmış olmanın hüznü
Bir zaman sonra hangi şarkıyı söylesem eksik
Elveda ile merhabalar birbirine geçmiş
Yok neye baksam o göz alıcı yaşamak
Nerden baksam orası eksik
Sen kalbi kırıkların Rabbisin
Yani önce, en çok benim

Murat Özel


Çektirdiği son fotoğrafında ağlıyordu
Bir vedâ iklimiydi gözlerinden yayılan
Belki O’dur, aşkıyla ölüp şehîd sayılan

Nurullah Genç


Senin suçun yok hayat!
Ben buraya zaten, sana elveda demeye geldim!

Küçük İskender


Bırak, sana ait her şeye, sadakatle üzüleyim.
Bahtsızlıkta olsa, herşeyi bileyim.
İç çekişlerim karışırsa seninkilere,
Belki ikimizinde acısı hafifleyecektir, Ne dersin?
İçimden hiç gelmiyor ama, sen istersen,
mektubumu şöyle de bitirebilirim:
Sonsuza kadar, elveda…

Pierre Abeilard


herkes ölüm kınaları sürünüp beni unutacak
ah ve ay’la görünecek görünmeyen
etimde sınanan bir veda ki
içimden o kelâm-ı kadîm akacak:
beni herkes en son gördüğüyle hatırlayacak

Kemal Varol


Ey sevgili!…
Korkma!
Senin çiçekli bahçelerinde
Uzun zaman duracak değilim
Ve
Ne bugünün sonunda
Ne de veda anında
Ardıma dönüp bakacağım.
Onlarda gözyaşı görmeği bekliyecek
Gözlerimi seninkilere çevirip
Bakmıyacağım

Rabindranath Tagore


veda mektubun hala cüzdanımda
biraz yırtıldı ve buruştu ama
tek kanıtı biten bir aşkın
yoksa../..kimse inanmıyor ayrıldığımıza

Pelin Onay


Kendimle vedalaşmak istiyorum yeniden.
Günlerle birlikte büyür sana olan aşkım,
Umutsuz,
kendi kendime soruyorum
aşkım benim gibi mi solacak?

Mari Nasır


O şehre davrandığın gibi davran bana da
O şehre gittiğin gibi bana da git uçarak
bana da in, bana da kon ve el salla geride
bıraktığına: Elveda benim küçük adamım!

Haydar Ergülen


Şehir boğuluyor içinde insanların kan gibi bir sesle
Mor bir kabus çöküyor üstümüze
Parkta son ağaç da ölüyor intiharı hatırlatan bir ölümle
Veda çizgisi
Kalabalık toplanıyor büyük meydanlara
———————— Aşka veda
İnsanlar geçiyor yollardan
———————— İnanca veda
Şehir kapanıyor içine
———————— Toprağa veda
Dolaşıyor bir heykelin taştan eli üstlerinde insanların
Kuşlar göç ediyorlar bulutlar göç ediyorlar
Yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
———————— İnsana veda

Erdem Bayazıt


Anımsar mısın son şiir okuyuşunu, elveda der gibi?
Aşağılar, bağırırken onlar, sendin koşup gelen yanıma;
Eğer varsam bugün, ne derlerse desinler bana,
Gönül borcum da sensin, yüzkaram da

Andrey Voznesenski


Yüzümde eflatun bir veda yağmuru
Ah bir kızılderiliydim sana ben
Bıraksan kalbinde yıllarca uyuyacaktım…

Engin Turgut


Hayır, veda etme bana
Gökyüzü nasıl onu söyle sadece
Çünkü bil ki gökkubbe çökerken üstümüze
Ardıç kuşlarını kovalayacağız biz seninle

Tom Waits


Ah, nasıl da sevecen ve kör bir tutkuyla
Severiz son demlerinde ömrün…
Parlasın parlasın veda aydınlığı

Fyodor Tyutçev


Böyle dalgın böyle denize yakın
Başka gök kıyılarına çıkamazsın
Döner, döner acımasız çarkı yılların
Sırasıdır elveda demenin artık

Ahmet Ada


Dudaklarımızda sıradan sözcükler
Vedalaşmayı bile beceremedik
Son bir bakış kaldı arkanda
Kalabalığa karışan
Her şey düzmece bir dinginliğe gömüldü

A. Kadir Bilgin


Veda

Rüyalarına geleceğim bazen
Beklenmedik bir konuk gibi uzaktan.
Sokakta bırakma beni
Kapıyı sürgüleme üstümden.
Usulca geleceğim.
Oturacağım ses çıkarmadan
Gözlerimi dikeceğim seni görmek için karanlıkta
Sana bakmaya doyunca
Bir öpücük konduracak ve çıkıp gideceğim…

Nikola Vaptsarov


”kızının adını ’sarmaşık’ koy anne. hayata ve hayale sarılarak büyüsün.
oğlunun adını ’veda’ koy anne. hayatı ve hayali terk ederek yürüsün..
kendi adını ’cefa’ koy anne.. hayatı ve hayali önüne katıp da sürüsün.
benim adımı koymayı bir zahmet unut anne.
hayattan ve hayalden utanıp da çürüsün”

Küçük İskender


Gündüzün bayram idi sâ’imlere
Her gecen bir Kadr idi kâ’imlere
Nûrdan bir tâc idün ‘âlemlere
Elvedâ’ iy mâh-ı tâbân elvedâ’

Eşrefoğlu Rûmî


Erişdi hicrânın demi
Ey mâh-ı gufrân elvedâ’
Ağlatmasın mı âdemi
Ey mâh-ı gufrân elvedâ’

Hüdâyî


Ey Necâti güç imiş âşıkı terk eyleme yâr
Bedene rûh vedâ’ eylemek âsân

Necâti


Sanırım, bu tekdüze darbeyle salınırken,
Bir yerlerde acele çakılan bir tabut var.
Kimin için? - Dün yaz’dı; işte sonbahar, gelen!
Bu gizemli gürültü bir veda gibi çınlar.

Charles Baudelaire


Turnam, bir gün bırakmıyacağım peşini,
Cümle sevgilere, tekrar buluşmak üzre, veda.

Turgut Uyar


Ne vasiyet, ne uzun boylu veda
Ölümüme hiç kimsenin aklı ermesin
Gözlerim birdenbire kapanıversin.

Turgut Uyar


Bu şiirde sevda sevda üstüne
Senelerdir veda veda üstüne
Yareli yüreğimde dağ dağ üstüne
Vakit Nisan ortasında bir akşam.
Mehtap ettiğinden bihaber
Kuşlarla, çiçeklerle, balıklarla beraber
İki tel kumral saç olsa avucumda şimdi
Ağlayıp ağlayıp avunsam...

Turgut Uyar


O zaman Bastiani Kalesi’ne elveda demek gerekir, daha fazla oyalanmak tehlikeli olacaktır; zavallı
kale basit sihrin çabuk çözüldü, kuzey çölü hep öyle bomboş kalacak, asla düşman gelmeyecek, asla hiç
kimse gelip de senin zavallı surlarına saldırmayacak. Elveda Binbaşı Ortiz, elveda kendini bu yapıdan bir türlü kurtaramayan melankolik dost; elveda, senin gibi çok uzun zaman inatla umut eden ve sana
benzeyenler: Zaman elini sizden daha çabuk tuttu, sîzinse artık her şeye yeniden başlama hakkınız yok.
*
Yarbay Ortiz, atından inerek, Drogo’yla birlikte bir kenara gitti, ikisi de nasıl vedalaşacaklarını
bilmediklerinden susuyordu. Derken o rahatsız ve sıradan şeyleri söylediler, söyledikleri içlerinden gelen şeylerden öylesine farklı ve öylesine zavallıydılar ki!..

Tatar Çölü
Dino Buzzati


Çiçek açmış ıhlamur, şakıyan bülbül,
Gülümseyen güneş, neşeli;
Göğsün inip kalkıyordu,
Sarıldın, öptün beni.

Dökülen yapraklar ve karga sesleri,
Güneşin kaşları pek de çatık;
Yaptığın reverans ne kadar nazikti,
Soğukça vedalaştık.
*
Çoğalttın daha da
Duyduğum acıyı, aşktan;
Çok gördün sonunda
Bir veda öpücüğünü.

Yok, öldürmem kendimi,
Pek kötü bile olsa durum!
Evvelce de geçti bunlar,
Benim başımdan, gülüm!
*
Hayat budur, yavrum! Feryattır boyuna,
Vedalaşmadır, ayrılıştır sürekli!
Koparıp atmadı mı kalbimi kalbin,
Alıkoyabildi mi gözlerin beni?

Heinrich Heine


Elveda şarkılara
ve kaleme -
Elveda hepsine
Bütün eski güzel aşklara elveda

Elveda binalara
Binalar arasındaki karanlık sokaklara
Karanlık sokaklarda dönenen insana
insanın düşüne
Ve yalnızlığına

Elveda sözcüklere
Sözcük sözcük örülü deli sözlere
Ve elveda size
Sözcüklere susamış ışık gözlerinize

Hepsine elveda -
Elveda bana

Zareh Yaldızcıyan


yolculamaya
gittik mezarlığa son vedaya
hissettik ki - o yine yaşıyor bizimle
- yaşayacak - hilafsız
biz kandırdık toprağı

öyle ki
verdik tabutu Harvart'sız

Zareh Yaldızcıyan


Bir karartıdır artık
en körpe tomurcuğun
en narin gözeneği..
Elveda nazlı bebek...
Elveda kelebeğim..
Yüzünü gecelerin
ıssız boşluğuna gizleyip
için için ağlayan
yanık gelin
elveda..
Yazık ki
bağrımda uğuldayan
huysuz
uykusuz kelimelerle
bu son tutuşum seni,
bu sana son bakışım..

Nihat Behram


Çünkü cānān elvedā‘ etdi ber-ā-ber gitdi rūḥ
Ṣanki ol demden berü bir ṣūretim cān gelmedi

Esrâr Dede


Gözyaşı dökeceğim.
Belki de,
Üzüntülü günbatımımda,
Aşk pırıldayacak.
Bir veda gülücüğü gibi.

Puşkin


Veda güzel şey, yumuşak bir havaya sokuyor insanı.

Hermann Hesse


Ne çare, olmadı işte. Elveda sevdiklerim.

Roni Margulies


Augustinus'un acı ve yalnızlık kasırgalarını ancak inanç dindirebiliyordu.

Gözyaşları

Augustinus'un gözyaşlarıyla ilgili söylediği bu muhteşem sözler, gözyaşlarının onun kalbinin alında bir minder gibi uzandığını söylemesi, ayrılık ve vedalaşma ânında içimize iniveren acı ve ağlayış hakkında, bir tebessümün hazin ve yalnız yankıları olan gözyaşları hakkında çok şey anlamamızı sağlar. Gözyaşı
gibi psikolojik ve insani bir deneyimde ne de engin anlamlar yatmaktadır: Yüreği dağlanmış ve unutulmuş, bastırılmış ve sıradanlaştırılmış bu deneyim, hüznü ve yalnızlığı, umutlan ve yara almış arzuları anlamamız için gereklidir.

Ruhun Yalnızlığı / Eugenio Borgna


Vedalaşmaların kalıntıları, ağ görüntüleri
ilmeklerine dokundurduğunda hafifçe, yakılıyor,
fal suyuna atılıyor kuytularda ve kavislerde
gezinen beyaz örümcek. Akıyor içime mâlîhulya!

Seyhan Erözçelik


Allah’tan af dilerken sevdiklerimle vedalaşamadığımı ve artık vedalaşamayacağımı, onlara yapmak istediğim açıklamaları yapamayacağımı, hatalarımdan dolayı beni affetmelerini istediğimi söyleyemeyeceğimi düşündüm.

Charles Dickens / Büyük Umutlar


Sadece görüştüklerinde selamlaşırken ve ayrıldıklarında vedalaşırken değil, bisiklet sürerken, tepelere götürecekleri şiir kitaplarını şeritlerle bağlarken, yan yana oturup bütün dikkatleriyle o kitapları okurken, ellerinin birbirine değmesi için fırsatlar oluyordu hep.

Jack London / Martin Eden


Uzun uzun vedalaşamam, sızlayan yüreğim uygun değil buna.
Kaybedenler ancak böyle veda eder.

William Shakespeare / Venedik Taciri


İnsan ömrü vedalaşmalarla geçer.

Murakami / Sahilde Kafka


Bir insan öldüğünde, eğer onunla vedalaşmamışsan, bu çok zor gelir sana. Ölen, çok zorlu bir ilişki yaşadığın biri olsa bile..."

Debbie Macomber / Gül Limanı Oteli


- Evet. Sana kendimi iyice tanıtmak, seni de tanıtmak istiyorum. Sonra da vedalaşmak. .. Bence insanların ayrılırken tanışmaları en iyi yoldur. 

Dostoyevski / Karamazov Kardeşler


Vedalaşmanın hakikatini o güne kadar meğer hiç kavrayamamışım.Vedalaşmak...Tekrar ne zaman buluşacağını bilmeden vedalaşmak...Ne dayanılmaz bir keder.Bir ömür,bir yıl,bir ay,kederin kalbi helak edeceğini düşünerek vedalaşmak...Sökün edip gelecek hayal kırıklıkları,tükenen umutlar,bedeni sarsacak kalp atışları,neşe ve sevincin eleme dönüşmesini kabullenerek vedalaşmak..

İskender Pala / Efsane


Ben vedaları sevmem albayım. Hiç gitmesin insanlar. Hele gelmemek üzere giderlerse, çok üzülürüm albayım, dayanamam. Gelmemek üzere gidenler çok sevdiklerim olur genelde. Bir de bir hikâye bırakır ki geride, noksanlığın daniskası içinde. Ölse, öldü dersin, ama ölmez onlar. Ölmesinler de. Ölürlerse bir kere daha üzülürüm. Çünkü koklayamazlar bir daha çiçek. Yazık olur.

Oğuz Atalay / Tehlikeli Oyunlar


Veda

Veda kopuş ve ayrılık anlamına gelir; hüznü çağrıştırır ve çoğu zaman artık geri dönüşü olmayan
bir yolculuğun başlangıç noktasıdır. Kültürümüz veda şekillerini ve ritüellerini belirlemiştir. Veda biçimleri geleneklerin içinden süzülerek günümüze gelmiş kalıplardır. Veda biçimleri her ne kadar kalıplaşmış olsa da her veda, sanki ilk defa yaşanıyormuşçasına kalbi burkar.

Bu kitapta veda kelimelerinin çeşidi ve tarihçesi incelenmiş, veda şarkıları ve kına türküleri tahlil edilmiş, ölüme gidenlerin geridekilere bıraktıkları mektuplardan örnekler verilmiş, veda hazırlıkları, defin gelenekleri ve mezar taşlarına yazılan veda sözleri kaydedilmiştir. Böylece, insan hayatının ve kültürümüzün bir geçiş dönemine işaret eden birikim ve anlayışlar ortaya konmuştur.

Veda Ederek Başlamak

İnsanın alıp verdiği her nefes bir vedadır aslında. İnsanın doğuşu, ilk vedasıdır; ana rahmi ile irtibatı kesilen insan, çığlık çığlığadır ve adeta ana kucağı ile buluşarak teselli bulur. Ardından ana kucağına veda, büyümek olarak adlandırılır. Büyüme süreci de vedalarla doludur. Eve, okula, şehre, aileye, öğretmene, gençliğe, dostluğa, dostlara, ne-şeye, sevince ve kedere, nihayet hayata veda edilir. İnsan farkında olmadan her gün yeni bir güne başlamak üzere bir öncekine veda eder. Bu, sürekliliğine rağmen vedanın en az hissedileni ve belki en hafif geçirilenidir. Çünkü burada bilinç, bir ihmal içindedir; kendisi dışında gerçekleşene karşı duyarsız ve belki de onun karşısında aslında acizdir. Mevlana'nın Mesnevî'si de bir "ney" istiaresi ile başlar: 

Dinle neyden kim şikâyet ediyor
Ayrılıklardan şikâyet ediyor.

Mesnevî'de ney ile temsil olunanın yanında burada bir şikâyetin varlığı ve konusu da dikkat  çekmektedir. Neyin canlı veya cansız bir veya birkaç unsura karşılık gelip gelmediği konusundaki  tartışmalar bir yana, şikâyet  konusu daha açık ve nettir. Ney aslî vatanından koparılmış, başka bir dünyayı vatan tutmak zorunda kalmıştır. Bu, bülbülün altın kafesteki çilesinden farksızdır; artık ağlamak ve inlemek ney için kaçınılmazdır. Ney şikâyetini hikâye ederek yaşanmış bir vedanın arkasından ağlamaktadır. Neyin hikâyesi bir ayrılış hikâyesidir ve hikâye bir veda ile başlamıştır. 

Mesnevî'nin aynı zamanda hal tercümesi olan bu beyit yanında Türk Edebiyatı'nda  ayrılığın sembol şiirlerinin belki başta geleni olarak "Sessiz Gemi" gösterilir. "Sessiz Gemi", yaman bir ayrılığın şiiridir; ayrılığın vedaya, vedalaşmaya fırsat bırakmayan, en keskin çeşidini anlatır. Çoğu zaman birbiri ile açıklanan bu iki kavram -ayrılık ve vedada tam burada ayrılır. Çünkü veda, ayrılık durumunda bir hal, bir eylemdir. Veda ayrılıkla tanımlansa, açıklansa da aslında ayrılık, sözlü ya da yazılı, sesli ya da sessiz veda ile gerçekleşir, dile gelir, ifade edilir. Ayrılığın mahiyeti veda ile anlaşılır. Veda ediş biçimleri ayrılığın şeklini gösterir.

Veda Sözleri

Türkçede veda sözleri çok ve çeşitlidir. Birçoğu kalıplaşmış ifadeler halinde ve "Hoşça kal / ın, esen kal / ın, sağlıcakla kal / ın, görüşmek üzere, görüşürüz, iyi yolculuklar, elveda, eyvallah, haydi eyvallah, her şey gönlünce olsun, selametle / git / kal, Allah'a ısmarladık, Allah'a emanet / ol" örnekleri gibidir.

Veda sözlerinin kullanılış yeri ve mahiyeti bağlamla belirlenmekte, bağlam da veda ediş biçimi ile ayrılığın türü ve şiddetine dair ipuçlarını içinde barındırmaktadır. Bazen doğrudan vedanın özünde yer alan, veda edenin "emanet bırakma"sı, açık bir şekilde dile getirilir: "Allah'a emanet ol" ifadesi, anlamın maksadı hasıl etmesidir. "Hoşça kal" vurguya bağlı olarak "elveda" yerine geçmekte, "elveda" kesin ve geri dönüşü olmayan ayrılığa işaret edebilmektedir. Bazen de alışılmış vedalaşma sözlerinin dışındaki kimi ifadeler de ayrılığı temsil edebilmektedir. Bir dua/dilek cümlesi gibi görünen "Her şey gönlünce olsun", söylenmemiş "benden/bundan sonra" eksiltisiyle kullanıldığında, biten ve
başlayan arasında kırgınlık taşıyan bir vedaya dönüşebilmektedir.

Veda söz konusu olduğunda dil dışı ifadelerden de söz etmek mümkündür. Bunlar bazen bir tebessüm, bazen bir hıçkırık, bazen bir damla gözyaşı, bir el ya da mendil sallayış olabilir. Vedanın sessiz, sözsüz ve kıpırtısız olanı, belki en elemli ve geri dönüşsüz olanıdır.



Men dâr-ı bekâya azm edende
Dünyâya vedâ edüp gedende 

Fuzûlî


Gecenin başı açık inleyişlerinde
vedalaşmaların ilmini öğrendim.
Öküzler geviş getirir, sen beklersin,
şehrin son nöbet saatidir, beklemek,
ve ben saygıyla eğiliyorum bu horozlu
gece ayini önünde
ağlamaktan kızarmış gözler uzaklara bakar,
taşınabilir acıyı sırtlar, bir kadının ağlaması
esin perisinin şarkısına karışırken.

Osip Mandelştam























“Birisiyle içinden vedalaşmak” ona hak ettiğinden de fazlasını verdiğini ama ondan hak ettiği dostluğu göremediğini söyleme biçimidir. İçerden veda etmek zamanın bir deminde, mekânın herhangi bir köşesinde yaşanacak olası tüm karşılaşmaları da hükümsüz kılar.
....
Bir insanla tanıştığımızda kendimizin/karakterimizin başka bir yanıyla da tanışırız. Bir insana veda ettiğimizde ondaki kendimize de veda ederiz. Rastladığımız, yollarımızı birleştirdiğimiz veya ayırdığımız her insanda ya kendimize gelir ya da kendimizden uzaklaşırız.
...
Bazen birini bir daha hiç görmeyecek şekilde veda edersin ama içinde ona ait sesler ve hisler susmaz, birine de içinden veda edersin, onu görsen bile artık ona dair tek bir hissin dahi kalmaz. Veda bir daha görmemekle değil, gönülde bitirmeye karar vermekle olur.
...
Önce çok methedildiğin, sevildiğin ama bir süre sonra artık iyi ağırlanmadığın kalplere de veda et. Çünkü gerçek bir methiye, sahih bir alâka, candan bir bağ olsaydı bu kadar çabuk eskiyemezdi yerin ve bu kadar çabuk dolmazdı vâden.

Ebrar Akbulut

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

tükendi dad kelimelerim artık dokunmasalar da ağlıyorum Murat Kapkıner Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin İçimde yalnız ve yapraksız Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru- Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun Bir ağlama duvarı bu. Erdem Bayazıt sesinden tanıdım defterde sesi kalmış göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor Hüseyin Alacatlı Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim… Çekiniyorum işte olmuyor, Çıkmıyor sesim… İbrahim Kiras belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize Turgut Uyar Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm- semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla. Edip Cansever Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen Dilek Karta...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

Uçarken de ölür mü kuşlar

Elif'e Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana Füruğ Ferruhzad Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? ’Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna’ bir çocuk demiş.” Nilgün Marmara Dünyada ne kadar kuş varsa Bir fazlası senin soluğunda Ülkü Tamer Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Metin Altıok Dön bana ve dinle, Kuşlar uçuşuyor içimde Erdem Beyazıt İsterim ki; Yanmasın kanadın, gökyüzünde süzülsün ve her kitabın yanında dağılsın  hüznün Elif'çe Durgunsa kahvelerin masalarında hava Kuşsuz kalmışsa ağzım gözlerim gülmemekten Dostumdan, gökyüzüne sürmeye kuş isterim Gülten Akın Âh beni vursalar bir kuş yerine! Sezai Karakoç Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin?  Nilgün Marmara Bir kıyısız zamana kanat vuruyor,  Üzer...

Şiir her okumada farklı gösterir kendisini

Şiirin, ağırlıklı olarak elitlerin etkinlik alanında bulunduğu Batı dünyasının aksine hayli uzun dizeleri ezberlemiş okuma yazma bilmeyen İranlılar vardır. İran, şairlerin mezarlarının süslendiği, televizyon kanallarında ezbere okunan şiirlerden başka bir şeyin gösterilmediği bir ülkedir. Büyükannem ne zaman bir şeyden şikâyet etmek istese veya bir şeye beslediği sevgiden bahsetse bunu şiir yoluyla yapardı. İran’ın nispeten sıradan insanları beraberlerinde hayat felsefelerini de taşırlar, bu da şiirdir. İş film yapmaya geldiğinde, teknik noksanlarımızı telafi edecek bir hazinedir bu.  Bir defasında, İran sanatının temelinin şiir olup olmadığını sormuşlardı bana. Ben de bütün sanatların temelinin şiir olduğunu söyledim. Sanat, açığa çıkarmadır, yeni bilgilerin yorumlanmasıdır. Gerçek şiir de benzer şekilde, bizi yüceltir. Her şeyi alaşağı eder ve bizim müzmin, alışılmış ve mekanik rutinlerimizden kaçmamıza yardım eder; bu da keşfe ve ilerlemeye giden ilk adımdır. Aksi durumda, insa...

VAN GOGH'DAN THEO'YA DOSTLUKLA BİTEN MEKTUPLAR

Hayatımızı bir yolculuğa benzetebiliriz; doğduğumuz yerden çok uzaktaki bir sığınağa gideriz. Gençlik yıllarımız bir nehirde yelkenli tekneyle gitmeye benzetilebilir; ama çok geçmeden dalgalar kabarır, rüzgâr sertleşir; neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar kendimizi denizde buluruz - ve yürekten Tanrı'ya seslenen yakarış kopar: Koru beni ey Tanrım, zira teknem çok küçük, Senin denizin ise çok büyük. İ nsan yüreği denize çok benzer; fırtınalar barındırır, dalgalar barındırır ve diplerinde inciler de barındırır. Tanrı'yı ve Tanrı yolunda bir hayatı arayan yürek diğerlerinden daha fırtınalı olur. Zebur'da denizdeki bir fırtınanın nasıl tasvir edildiğini görelim; yazan kişi bu tasviri yapmak için fırtınayı yüreğinde hissetmiş olmalıdır. *** Bugün birlikte olmak istiyoruz. Acaba hangisi daha iyi olur, yeniden görüşmenin sevinci mi, yoksa ayrılmanın üzüntüsü mü? Şimdiye kadar sıkça ayrılmış olsak da bu sefer, her iki tarafta da eskisinden daha fazla hüzün vardı ama aynı zamanda...

HIRAETH: VAR OLMUŞ VE ARTIK OLMAYACAK BİR ŞEYE DUYULAN ÖZLEM

Hiraeth, tek bir kelimeye sığmayan bir özlemdir. Galler dilinden gelir; ama haritası yoktur. Bir yere, bir zamana ya da bir kişiye duyulan sıradan hasret değildir bu. Hiraeth, artık var olmayan—belki de hiç var olmamış—bir eve duyulan iç sızısıdır. İnsan bazen çocukluğuna, bazen yarım kalmış bir ihtimale, bazen de sadece “orada bir yer olmalıydı” duygusuna özlem duyar. İşte o boşluğun adıdır hiraeth. Bu kelime, geri dönmenin imkânsızlığını de içinde taşır. Özlenen şeyin kapısı kilitli değildir; kapının kendisi yoktur. O yüzden hiraeth acıtır ama bağırmaz, sessizce içte kalır. Bir şarkının son notasından sonra havada asılı kalan titreşim gibidir: Ses bitmiştir ama yankı hâlâ kalptedir. Hiraeth, aidiyetin gecikmiş hâlidir. İnsan kendini dünyada biraz misafir hissettiğinde ortaya çıkar. “Ben aslında nereye aittim?” sorusunun cevapsızlığında büyür. Belki bu yüzden en çok şairlerin, göç edenlerin, kayıp yaşayanların ve içi sözcüklere sığmayanların diline yakışır. Kısacası hiraeth, hatırl...

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Bir gün yalnızlıktır bekleyen sizi

Bense bir yalnızlık tarihini örüyorum ustaca. Ve gelecekteki Bir önseziyi kuruyorum şimdiden. Edip Cansever Yalnızlığa alıştım ama sonsuza dek yabancı kalmak nasıl da yabancı bir acı Ursula K. Le Guin Harap olmuş evimize içiyorum. Hayatımın kederine, O bizim beraber yalnızlığımıza. Sana kaldırıyorum kadehimi: O yalan söyleyen dudaklara, Bize ihanet eden, acımasız gözlere. Ve can yakan gerçeğe: Dünyanın zalim ve kalpsiz oluşuna Tanrı’nın bizi kurtarmayışına. Anna Ahmatova Kalbimde sana yer yok! Çek yalnızlık, elini Kederdir yüreğimin değişmez postnişini Hüsrev Hatemi Sonra insan bir gün Yalnızlığını gösterecek kimseyi bulamıyor. Ah ey zaman ölüleri Var mıydınız, yaşadık mı Şimdi herkes nerede… İnsan bir gün yalnızlığın da dışına düşüyor. Şükrü Erbaş Namusum üzerine yemin ederim Bu şehri bu evleri bu sokakları sevmiyorum Tiksiniyorum bu iğrenç kalabalıktan Yalnızlığı özlüyorum Ümit Yaşar Yalnızlığın da ucuna geldim, sırtımda kederin han...