Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Edirne

Biz ne zengin haritalar Gördük Arda’lı, Tuna'lı Ki o günler bir Edirne Vardı döşeli dayalı; Dalları altın yemişli Kuşları altın gagalı... Yuvalar vardı, şen şakrak, Ağaçlar vardı yuvalı... Tası ayetli, oyalı Sular içerdik şifalı ** Balkan'da dağlar tepeler Öbek öbek, oymak oymak... Dağları aşıp Tuna’da Kanad kanad ordu yeymak. Uçmak Tunca'dan Vardar’a Vardar’dan Vistül'e kaymak... Sonra, ne acıdır bir gün Tunca'yı Tuna'ya saymak. ** Fetih günlerinin burdan Kanatlanırdı kartalı; Burdan giderdi ordular Debdebeli, tantanalı! Kahramanlar vardı beller Kuşaklı, eller palalı... Söyle sen buna ne dersin, Kolu bükülmez Adalı? Bu ellere taçlar teslim Etti kayzer’i, kıralı! ** Sormayın: Edirne kimdi? Bereket taşan mevsimdi: Belki senin kız kardeşin Belki benim sevgilimdi... Edirne, dilber Edirne Kıyık'ta yatıyor şimdi. ** Nerde O bahtiyar yıllar Kırkpınar'lı Kakava'lı; Pazarları dev...

N'apacaksın Tanrı?

N’apacaksın Tanrı, öldüğüm zaman? Ben ki testinim senin, ya kırılırsam? İçkinim, kaçarsa tadım, ya bozulursam? Dokusu kumaşının, giysinim senin Kalmaz bir anlamı gidecek olsam. Evsiz barksız demeksin yokluğumda sen Yoksun kalacaksın içli ve sıcak selamlardan Düşecek yorgun ayağından Kadife terliklerin, ki onlar Ben’im Aban da sırtından yitip gidecek. Bakışın ki, dinlenir yanaklarımda Sımsıcak pamuksu yastığında Gelecek ve beni aranacak boşuna Ve çaresiz uzanacak günbatımında Yabancı taşların yatağına N’apacaksın, Tanrı, Kaygılıyım. Rainer Maria Rilke Türkçesi: Melahat Togar - Nihat Behram

Şehirden Kaçıp Köy Hayatı Yaşamaya Karar Verenlerin Dikkat Etmesi Gereken Hususlar

1-Suya yakın olması: Su yaşamdır. Uygun bitki türleri ve yetiştirme teknikleriyle birlikte farklı su hasadı yöntemleri de işin içine katıldığında su bakımından fakir yörelerde dahi tarım yapmak mümkündür ancak tarım arazisi aynı zamanda yaşam arazisi olarak planlanacaksa arazide veya yakınında herhangi bir su kaynağına ihtiyaç vardır. Su problemi olmayan yerlerde iklim de müsait ise bereket bol olur. Bizim yerimizde ise doğal bir kaynak yok. Köyün suyundan alma imkanımız varmış. Tam olarak bu kritere uyduğumu söyleyemem bu yüzden. Birde sıfır diyelim. 2-Arazinin kendi haline bırakılmış olması: Kendi haline bırakılmış bir arazinin hâlihazır tarım kültürü bakımından dezavantajları varsa da günümüzün kimi yanlış uygulamalarının kötü etkilerinden kurtulmuş veya bu etkilerin iyileşme sürecine girmiş olması bakımından çok önemli avantajları da vardır. Kendi haline bırakılmış bir tarım arazisi muhtemelen kimyasal gübre ve ilaçların kullanılmadığı veya kullanılmışsa da zamana bağlı olara...

Gene Ben

şimdi yazların o eski doruğundan bir gül açacaktır ıslak denizlerden bu yana benim ellerimi berberler kesiyor saçlarımdan önce ben hep kavgaya hazırlanan o eski çocuğum şiirimi eskitmeden çağlardan gelen bir korkuyu duyarak eşkıya ateşlerini seviyorum bir yalnızlık uykusuz gecelerde eski şaraplardan bana gelen dağlardan ovalara inen bir ırmak gibi hangi güneş bu kendini öldüren ne kadar çok yeniledim kendimi kaç kez yorgundum kentler kadar bir sevgi diyorum bir sevgi gözlerin bittiği yerde başlar durup saçlarımı yeniliyorum gözlerim üşüyor apaçık olmaktan Ercüment Uçarı

Ateş Yakana Kılavuz

1. En son, en kalın odunu yakarsın. 2. Deniz'in taşıdıklarını da kesip kesip yakmıştın, o birzamanların şimdi uzakta kalmış ocağında — ne kalır ki, geriye?... 3. Ateşinin dumanını da biriktirirsin—— 4. Herşeyden önce unutmaman gereken, ateşinin hiçbirzaman tek bir düzeyde yanmadığıdır : ateşin, ya harlanma içinde ya da sönme içindedir — ya yükseliş, ya iniş… 5. Ateş, yanmakta olan odunlarla değil, yeni yanmağa başlayan odunlarla yanar. Hep yakacak yeni odunlar bulan ateş, yükseliş içindedir; yalnızca eski —yanan— odunları olan ateş, inişe geçer. 6. Yanan odunlar tüten odunların dumanını da yakarlar. 7. Yanamayan odun, tüter. Ateşin, bazen, yalnızca tüter : yanamamaktadır… Dikkat etmen gereken, ateşe yanyana ve üstüste koyduğun odunların biribirlerine olabildiği kadar yakın olmaları; ama hiçbirzaman bitişik ve binişik olmamalarıdır : ateşi yakan, ısı olduğu kadar, havadır — belki daha da çok… 8. Ateşin tütüyorsa, bil ki birşeyleri y...

Yolculuk

                              Maxime Du Camp’a I Kendini resimlere, haritalara vermiş Çocuğa evren doyma bilmezliği kadardır. Lamba ışıklarında, ah! Yeryüzü ne geniş! Anılarında gözünde yeryüzü nasıl dardır! Açılırız bir sabah, beynimiz alev dolu, Kabarıp hınçlar, acı isteklerle ruhumuz, Yola düşeriz, uyup çalkantılara, sonlu Denizlerde sallanır duru sonsuzluğumuz: Kimi, rezil bir yurttan kaçtığına sevinir; Kimi, doğduğu yerden iğrenmiştir, kimiyse, Bir kadının gözünde boğulmuş müneccimdir, Bir kadın, ürküten kokusuyla zalim sirse*. Hayvana dönmeyelim diye esrikleşirler Havadan, aydınlıktan, yanan gökyüzünden; Güneşler pişirirken onları, ayaz dişler, Silinir gider öpüş izleri yüzlerinden. Ama gerçek yolcular gitmek için giderler; Yürekleri balonlar gibidir, hafifçecik, Ve, niçin olduğunu bilmeden, derler, Yazgıları önünde boyunları hep eğik. Bulut biçimindedir onların istekleri, Ve d...

Kendin olmayı yeniden öğrenmen gerek

27.    Bir tedirginlik, huzursuzluk doğacak içinde, onun ile yanyana, yüzyüze olunca — o denli yabancı düşmüş olacaksın ki yaşamının kendi, sahici anlamına, aykırılık duyacaksın ondan — ancak o zaman anlayacaksın, nasıl tam da senin kendi anlamın —ta kendin— olduğunu onun : o yıllar boyunca kendine ne denli aykırılaştığını—— ama, o da hemen duyacak, duyumsayacak senin duyduğunu : suskunlaşacak, kapanacak, uzaklaşacak...    Anlayamayacaksın——    Çünkü, işte, temiz değilsin ki...    Ne çok yalan barınıyor oranda-buranda — ne çok sahtelik...    Ne çok sensizlik — sende...    Ne çok sensizsin sen ——    ne çok sensiz sen...    Şimdi işte — olanak : sen ol sen. * * *    Duyduğun garip tedirginliği, huzursuzluğu da çözümlemelisin: O senin en önemli şeyin (Herşeyin) — işte : yaşamının anlamı olduğu halde (olduğunu en içinde duymana, bilmene, yaşamana rağmen), rahatsız, sanki iğne üstünde hisse...

Yeniden güçlü -yapabilir- olmak

   Yeniden güçlü -yapabilir- olmak:-    Bunun için nasıl da tersine çevirmen gerek yaşam yönelimlerini - sen tamamiyle boşvermeye karar vermişken geldi o: bütün yönelimini değiştirmek için - nasıl da zor bu; ama, nasıl da güzel, yeniden canlanmak - yaşamının toz tutmuş hayallerini silkeleyip bahar güneşine çıkarmak - - kendine yeniden bir yeni yıldız seçip, gökyüzü haritanı yeniden çıkarmağa girişmek...    Çıkmak ve çıkarmak, yeniden - o, işte, bu olanak. Oruç Aruoba

Hani

8.    Gelecekti ama o sana işte:-    Senin zorunlu anlamın – zor anlaman; ama , işte, öyle!    Geldi de – kuşkun olamaz artık.    Şimdi onu barındırmayı, ona barınak, sığınak olmayı öğrenmelisin – bütün ‘bildiklerini sandıkların’ı bir yana bırakıp, bir kenara atıp, onlardan kurtulup— 9.    Bütün benliğinle yöneldiğindi çünkü o : kendini tam olarak içine koymak istediğin tamlık – bütünlük; parçalarını bağlayacak bağlam…    Hiç umamadığın anlamlılık – yaşamının tam anlamı işte…    Ne çok dağıldın oysa, o günden –öncesinden de– bu yana, ne çok koptun ve parçalandın– * * *    Şimdi, ne kadar, ne süre, nasıl ve hangi anlamda senin olacağı ya da olmayacağı da belirsizken (hani "de"miştin ya "işte": "… en çok beklediğinin de gelse bile birgün hiç- birzaman beklediğin anlamda gelmeyeceğini bilerek…") şimdi, emin olduğun, emin olmaktan başka birşey de ya- pamıyacağın onun gelişi.   ...

Ağaç Dili

Sabah oldu. Ağaç Her günkü yerine oturdu, bekliyor. Ne güzel biliyor Beklemesini ağaç Ne kadar telaşsız Ne kadar emin. Rüzgâr giriyor koluna Serçe konuyor dalına Doymadan alına moruna Balta saplanıyor beline... Baltanın sapı da ağaç... Gülüyor mu?.. Ağlıyor belki... Neyleyip etmeli Ağaçça dilini Sökmeli!.. Bedri Rahmi Eyüboğlu