Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yoruluyorum

Nerde boş kağıt bulursam Şiir yazıyorum Resim yapıyorum Karalıyorum.... Nerde boş ağaç bulursam Üzerine çıkıyorum Meyvesini yiyorum Salınıyorum.... Nerde boş kedi görsem Teneke bağlıyorum Korkuyla sıçratıyorum Miyavlatıyorum.... Kimin boş vakti varsa Beni kovalıyor Yoruluyorum.. Mevlana İdris Zengin

Bana Ayrılıktan Bahset!

Bana bir sevginin nasıl bittiğini anlatma Ardı sıra nasıl acı çektiğini de… Bana 'acı seni inceltti mi kalınlaştırdı mı' onu anlat? Giden odur ve kırılan senin dizlerindir bilirim ama Bana kırık dizlerinle ekmeğinin peşine nasıl düştüğünü anlat… Nereye baksan onu görüyorsundur sen şimdi Ama varlıkta onsuz ne görüyorsun, onu anlat… Bana kalbinin nasıl kırıldığını değil Kırık bir kalple neye dayanıyorsun, onu anlat… Nasıl tanıştığınızı nerede başladığınızı değil Ayrıldıktan sonra ilk kime gittin, onu anlat… Özel günlerinizi, sevgi sözlerinizi değil Gelecek günlerden ne ç/aldınız ve geleceğe ne k/attınız, onu anlat… Ayrılınca dağılmak, kaybedince ağlamak kolaydır Gülüyorsun ya bazen herkes gibi bir şeylere, işte o şeyler ne, onu anlat… Anlat çünkü aslolan ayrılmak değildir Anlat çünkü ayrılmak kavuşmanın besmelesidir. Bilmez misin, hayat ayrılışlarla örer duvağını bir ömrün Öyleyse durma haydi Bir yaradan bir yârla nasıl geçilir, Bir yârdan bin yarayl...

İçimde ne var biliyor musun?

İçimde saklı acılar var, Yoksul haneler var Üzüm bağlarında yiten Amele kadınların düşleri var... İçimde yatılı okullar var, Tren garları, otobüs terminalleri var, İçimde elimden kayan Yitirdiğim sevdiklerim var... İçimde ihanetler, hayınlıklar var İçimde dost ihanetleriyle örselenen bir yürek var İçimde kaç kez uçurumun kenarından, Hayatın dallarına tutunmuş bir yürek var... İçimde karanfil yanıkları var, Cam bilyelerim,topaçlarım var... İçimde sarışın,mavi gözlü bir oğlanın Zulme teslim olmayışı var... İçimde çelik bir irade var Sahte hayatların silicisyim ben İçimde beni arkamdan vuran brütüs'leri Bağışlayan bir merhamet var... İçimde "Enel Hak" diyen bir mazlum var İşkenceyle katledilen, Hallac-ı mansur, İçimde bunlardan başka sen varsın, Beni eyleyen böyle Mecnun !... İbrahim Ormancı

Seher vakti burda kimler ağlamış Çimenler üstünde göz yaşları var

Şu yüce dağları duman kaplamış Yine mi gurbetten kara haber var Seher vakti burda kimler ağlamış Çimenler üstünde göz yaşları var Ufukta iz gördüm kızıl bayraktan Bulutlar nem almış yeşil yapraktan Bir kız ağlar sesi gelir uzaktan Yine mi gurbetten kara haber var Gönlümüz gam alır böyle günlerde Önüme çektiler bir siyah perde Yar senin aşkınla tutuldum derde Yine mi gurbetten kara haber var

sana da yağdı mı kar

sana da yağdı mı kar gözlerine usul usul ince bileklerine kirpiklerine son yapraklarına kalbindeki umutsuz dalların usul usul sallandı mı senin sana da yağdı mı kar Mehmet Can Doğan

Günlük İşlerdenmiş Gibi Ölüm

Dönüp duruyor yol. Sonunda orda durduk. Açık kapıdan gördük, oturmuş yün eğiriyordu Elinde kirmeni. Kocaman bir yumak kapının orda yuvarlanıp kalmıştı. Eşikten başımızı uzatıp: “Nasılsın?” dedik. Sanki bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını. Günlük işlerdenmiş gibi ölüm. Bir rüzgâr dövüp duruyordu önündeki denizi Arada bir başını kaldırıp baktığı. İlhan Berk

Sone XX

İki türlü acı var, biri güncelden doğar Acıdır günbegün kararan gazete haberleri; İnsanı çözümsüzlüğün acziyle boğar. İçine kanatır sessizce umurlu yürekleri. Bu acı her zaman umut taşır yedeğinde. Tutunur var gücüyle zamanın akışına. İkincisi nakıştır duygunun gergefinde, Kök salmış özümüzün karmaşık kumaşına. İnsanın önüne geçilmez o kavrama isteği, Acıya dönüşür doğanın dipsiz giziyle. Hem odur hem de değil bir kuşun teleği, İşleviyle çakışan kusursuz biçimiyle. Hiçbir şeyi tam anlayamaz bilinç dediğin; Acıyla tümlenir ancak türsel eksikliğin. Metin Altıok

İyi geceler

Niye bilmiyorum ama seni düşününce hep gözlerim doluyor. Sende de öyle oluyor mu tontonum? İlerde bir gün okul, iş, evlilik bi şekilde senden ayrı olacağımı bilmek nasıl bir hüzün bilemezsin. Ben büyüyorum baba.  kucağına alıp sevemeyeceğin kadar büyüyorum git gide. Ne kadar korkunç değil mi? Sen git gide benim oranı buranı sıkarak sevemeyeceğim kadar yaşlanıyorsun. Seni sımsıkı basarak sarılmaya kıyamayacağım kadar yaşlanıyorsun git gide. Babaammm seniii nasıl çok nasıl delice nasıl kıyamayarak seviyorum bir bilsen. En değerlimsin sen benim grı saçlım. Seni çok seviyorum. İyi geceler.                                                                                    

Sone XI

Anılar geliyor bazen ister istemez akla; Burnumdadır kokusu cumbalı evimizin Taş sektiriyorduk büyük bir mutlulukla Çalkantısız yüzünde dupduru bir denizin. Metal paralar sektiren biri vardı aramızda; Bir testere ağzı olurdu onu görünce sular. Yaylanıp parayı çalımla savurunca, Kanardı denizin sırtına açılan yaralar. Tadarak güzelliğini Türkçenin kana kana, Taşlarımız sözcükler oldu şimdi irili ufaklı. Söz sektiriyoruz artık kimimiz imgeden yana. Kimimiz kılavuz etmiş kendine aklı. Denizde para sektirenler ortalardadır hâlâ; Ben diyorum henüz erken, vakit gelmedi daha. Metin Altıok

Eyvah! yine hüzün

uyandım ki masamda duruyor kırmızı güller onları kim koydu kırık dökük dizelerin, solgun harflerin arasına? harabeye çeviriyor gönlümü bitti desem de bitmiyor bendeki aşk hüznü.. eskiden ne çok inanırdım güllerin mucizelerine, geyiklerin bütün bir yeryüzünü dolaşıp buğu içinde döndüğüne karlı kış gecelerine aşk bitti desem de hüznü kalıyor yılkıya bırakılmış bir at hüznü bir serçe ölüsünün hüznü içimdeki sıkıntısı, tortusu.. uyandım ki bu bendeki hüzne karşı dışarıda kiraz ağaçları çiçekleniyor Ahmet Ada