Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Sânihâtü'l Acem

SÂNİHÂTÜ’L-ACEM Birinci Bölüm Hâfız-ı Şîrâzî نـهان كی مانَد آن رازی كز و سازند محفلها 1- Mahfiller oluşturan bir sır nasıl gizli kalır? خود آيد آنكه ياد نيايد ز نامِ ما 2- Bir gün gelecek ki adımız anılmayacak! در عيشِ نقد كوش كه چون آبخور نماند آدم بـهشت روضهء دار السّلام را 3- İçinde bulunduğun andan faydalanmaya çalış. Bak! Adem bile -kısmeti kalmayınca- cenneti terk ediverdi! دردا كه رازِ پنهان خواهد شد آشكارا 4- Eyvah! Gizli sır aşikâr olacak! گر تو نمی پسندی تغيير كن قضا را 5- Beğenmiyorsan İlâhî hükmü değiştir! تو ازين چه سود داری كه نمی كنی مدارا 6- Müdara etmemekten ne fayda görüyorsun! بختِ بد تا بكجا می برد آبشخورِ ما 7- Talihsizlik bakalım kısmetimizi daha nerelere atacak! كاشكی هرگز نديدی ديدهء ماروت را 8- Keşke gözümüz yüzünü hiç görmeyeydi! گناهِ باغ چه باشد چو اين گياه نرُست 9- İşte bu ot bitmedi! Bağın günahı nedir? فكرِ هركس بقدرِ همّتِ اوست 10- Herkesin fikri himmetine göre olur. بسا سرا كه درين كارخانه خاکِ سبوست 11- Bu dünyada nice başlar ...

Olmayacak Temennî

Karanlık basmışken toprağa suya Ufuklar dalmışken sisten uykuya Çekilip yalınız ben bir kuytuya Gönlümün âhını uyutabilsem! Acısa hem bana, hem de kendine Düşmese bu kadar aşkın derdine Kandırıp kalbimi aklın pendine Bir az müddet olsun avutabilsem Rûhumu kanatan gonca bir güldü Oradan kan değil, ömür döküldü Kırıp çiğnediği kadeh gönüldü O gönül kıranı unutabilsem! Cevriyle yıpradı, bitti mihen de Kalmadı tahammül canda, bedende Diyorum zâlimi sevmeyim ben de Şu sözü -ne olur?- bir tutabilsem! Tâhirü’l-Mevlevî

Ağlıyor karşımda solgun sonbahar

Olması kâbil mi gönlüm neşve-dâr Ağlıyor karşımda solgun sonbahar Hüzne müstağrak bihâr ü kûhsâr Ağlıyor karşımda solgun sonbahar! Dökmede dallar bütün evrâkını Kaplamış sisler cihân âfâkını İnletip âhı semânın tâkını Ağlıyor karşımda solgun sonbahar! Ey sirişk-i hasret artık sen dökül Geçti mânendi şebâbet devr-i mül Sanki ömrüm, gördüğüm pejmürde gül Ağlıyor karşımda solgun sonbahar! Tâhirü’l-Mevlevî

Muallim Nâci'nin Diliyle Hâfız-ı Şirâzi ve Kelim-i Kâşani'nin Darbımesel ve Hikmet İçeren Bazı Beyitlerinin Çevirisi

Âdâbı dîvânelerden öğrenirler. Âferin sana! Yüz bu kadara daha şâyestesin! Ağ sudan çıkmayınca balığın kendi hâlinden haberi olmaz. Âh bu yoldan! Her türlü hatar bundadır! Ahâlîsi a‘mâlardan ibâret olan şehre hod-nümâlık ümîdiyle ne gidiyorsun? Ahibbâ burada, a‘dâya ne hâcet! Âkıl mezbûhun harekâtına itiraz eder mi? Akıl, nefsin ıslâhından dâimâ âcizdir; nâsıh, dîvâne ile başa çıkamaz. Aklını başına topla! Nakdini nigehbân aşırmasın! Alçak, zî-iktidâr olunca, zebûn-küş olur. Ale’l-ıtlâk fi‘l-i kabîh irtikâbında bulunmamaklığımız muvâfık-ı hikmettir. Alışıldıktan sonra kafes de yuva olabilir. Âlimin işi câhile merhamettir, basîrin yüreği a‘mâya acır. Allah bizi zühd-i riyâkârâneden müstağnî etmiştir. Allah için söyleyin! Bu oyun kime edilebilir? Altın gerdanlığı hep eşeklerin boynunda görüyorum! Âriyet aldığı şeyi ihtiyârıyla terk eden, müsterîh olur. Artık tembellik elverir, bugünden sonra iş göreceğim. Artık uykudan baş kaldır; sabah açıldı. Âşinânın cevri bîgânenin...

Tâhirü’l-Mevlevî'nin Koşmaları

1 Muhabbet tarîki ne dik yokuşmuş Bu şeydâ tabiat orada koşmuş Bir zaman sanırdım o koşma hoşmuş Fakat şimdi artık canımı sıktı Ne müşkil belâ bu, sevilme, sev de Olmasın vefa hiç kühende, nevde Gönül dedikleri şu viran evde Ne kadar vefasız oturdu çıktı! Her kimi sevdimse oldu cefacı Birini görmedim olsun vefacı Her biri sanırsın birer kiracı Sîneme girip de içinden yıktı Aşkın ateşine tutuştum yandım Bin türlü acıklı renge boyandım Takatim tükendi artık usandım Sevgiden yaralı yüreğim bıktı Bakışı ne kadar olsa da süzgün O süzgün bakışdan içerim üzgün İnledim, ahengi olmadı düzgün Sevdâdan ruhumun sazı kırıktı 2 Ezel meclisinde “belâ” dedimdi Dolular içerken aşkın tasıyla O neşve huruşa gelmiş de şimdi Taşıyor gözümden hicran yasıyla Ufkumu kaplayan o yas dumanı Gösterdi karanlık bana her yanı Matemli bir renge boyadı cânı Sıvadı kalbimi keder pasıyla Üzüldüm sararmış bir yaprak gibi Ezildim çiğnenmiş bir toprak gibi Coşkunum köpürmüş bir ırmak ...

Seni sevene sende sevgini açıkla

Seni sevene sende sevgini açıkla, çünkü sevene sevgi izhârı, aradaki sevginin derinleşmesi ve devamına sebeb olur. Hz. Muhammed (s.a.v.)

Cengiz Aytmatov - Elveda Gülsarı

Gözleri terkedilmiş bir evin pencereleri gibi bomboştu, gözlerin ışığı sönmüştü. * "Böyle olacağını bilsem yola hiç çıkar mıydım? Allah'ın kırında, ne o tarafa gidebilirsin, ne bu tarafa... Durup dururken at da elden çıkacak" diye geçirdi içinden. * Ancak, Tanabay çok acele ettiğini anlamakta gecikmedi. Geleceğe rehin olarak daha birçok yılını vermesi gerekiyordu. Cengiz Aytmatov - Elveda Gülsarı

Sıkılmak

Bir insan bulunduğu çevreden sıkılıyorsa, ya o çevreden daha geride, ya o çevreden daha ilerdedir. Sıkılıyor musunuz? * Bir insanın maddi olanakları dilediği gibi yaşamasına yetmiyorsa o insan da sıkılır. Sıkılıyor musunuz? * İnsan evinin düzeninde gönlünce bir uyum sağlayamıyorsa, o insan da sıkılır. Sıkılıyor musunuz? * İnsan, “tüm yaşam boyunca ben aslında ne yaptım” sorusuna bazen geçerli bir yanıt arar. Kendini kandırmadan bu soruya olumlu bir yanıt veremiyorsa, o insan da sıkılır. Sıkılıyor musunuz? * İnsan ilişkiye girdiği kişilerden saygı ve içtenlik görmek ister. Saygı ve içtenlik bir yana, belirli bir ilgi dahi göremiyorsa, o insan da sıkılır. Sıkılıyor musunuz? * İnsan hata yapan bir yaratıktır. Yapılan hataların sonucu ise bazen çok geç çıkar insanın karşısına ve o sonucu düzeltme olanağı da artık bulunamaz. Böyle durumlarda da insan fena halde sıkılır. Sıkılıyor musunuz? * İnsan sade kendi derdini anlatarak yanıp yakılan ve başından geçen anlams...

Süsen çiçekleri açtı ayaklarımda

Süsen çiçekleri açtı ayaklarımda sanki- sandallarımın mavi bağları Matsuo Başo

Kelebek'in kanatlarında yanan tütsü

Günün sonuna doğru küçük bir çayevine vardım oturdum. Kelebek adlı genç bir kadın bana küçük bir ipek parçası uzattı ve adını konu alan bir şiir yazmamı rica etti.               Nasıl tatlı bir tütsü               yanıyor kanatlarında,               zarif bir orkideye               konmuş Kelebek'in. Matsuo Başô kuzeye giden ince yol ve diğer gezi notları / YKY - 1994 Çeviri: Coşkun Yerli