Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yurtsuz Umutlara Ağıt

Bu çocuklar var ya bu seyrek sakallı bu esmer, bu öksüz, bu delikanlı bu umut sancakları bu tekbir fidanları günah işler gibi överiz övdük mü ya başımız belaya girer çok görmesek duayı girift kuklacı ipleri seçilmişler düzeni seçer ayıklar onları haber saatimize ve sessiz ve görünmez yaşayan anneleri manikürlü kumalardan gizli dua ederler anneler çocuklarından uzun yaşamamalı bu annelerini döven babalarından kaçan helal sütün ardından, önüne riya konan mermi sıkıncaya dek diş sıkıp dil kanatan bu kesin öfkeli çocuklar aşk çağına durunca bir güzel söz, bir buçuk ayet için, bir slogan savrulduğu cephelerde öz adını unutan merhametimiz kadar soğuk namluyla yatan cennetin rüyasına yüreğini patlatan körpedir savaşırken silahları kadar genç bin yaşında bir minare yıkılır gibi Şam'da ansızın ve kocaman ölürler vurulunca ne bir mezar yerleri ne çınarlar olmalı sözlükleri olmadı, kitapla dolu raflar bu çocuklar doğru dürüst bir fetva bulamadı hariçten, bir de ordan...

yüzmeyi öğrenmeden öldürülen oğullar

bin odalı sarayda kaç ayna lazım olur kaç okur yazar yatar paspasının altında birden bine sayarmışım okumayı bilmezken okumadan boğulan ne çok akranım oldu sağ kalanların hepsi ne de çok benim gibi! ciğere basılan suyun dehşetini bilmeyen günde bin yalan için ayda bir kan şerbeti herkes her şeyi kurt gibi bilir demişti babam böyle olurmuş demek kötülüğün kemali kaç tövbe eksiğim var yutkunma zamanıma bin kere yirmi nefes alırmış insan her gün her nefes biraz daha koyu kırmızı sakız aynı cümlenin altını çizmişim canilerle cinnetten sığınacak bir yaşam odası yok ne olmak lazım ise olayım istiyorum boğazımı tırnağımla yırtmamak için takat yüzmeyi bilen baba kalmak için oğluma bin eksi elli sene yaşamış Nuh ve tufan yirmi üç sene sürmüş oku dediğin kitap Muhammed hepimizdi anlıyorum Allah'ım neden “hanginiz?” diye sorduklarını hatta Adem’in iki oğlundan haberin hakkını İsa’nın çarmıhını Firavunun çağını cehennem insanlara reva gördüklerimiz bağışla anlamayı z...

Güvercin Gerdanlığı Blog Arşivi 14000 Sayfalık e-kitap

Güvercin Gerdanlığı blog arşivini (125 MB) lık e-kitaba dönüştürdüm. İlgilenenler Pdf olarak aşağıdaki linkten bilgisayarlarına indirebilirler. Yaklaşık 15.000 sayfada 7.000 metin paylaşılmıştır. İçerisinde Türk ve Dünya edebiyatından 1.600 şaire ait 6.000 şiir bulunmaktadır. Diğer 1.000 paylaşımda çoğunlukla edebi eserlerden seçilmiş metinlerden oluşmaktadır. İndeks bölümü 188 sayfa olup, verilen linklerden istenen paylaşıma ulaşabilirsiniz. https://drive.google.com/file/d/0B7qBZYNqtrrrZ0FmVklyeE5xQWs/view?usp=sharing

Külbe-i Ahzân Şiirleri Bercestem

Babam Şükrü Efendi'ye Yûsuf gibi ‘izzetde sen Ya’kûb-veş mihnetde ben Dil sâkin-i Beytü’l-hazen tenhâlara salduñ beni Bâkî Var mı bir dîvâne kim geşt-i beyâbân istemez ‘ Uzlet idüp halkdan bir beyt-i ahzân istemez Bâkî Sabr eyle dilâ derdüñi cânâne tuyurma Cân içre nihân eyle velî câna tuyurma Zinhâr sakın mey yirine kanuñ içerler Keyfiyyetüñ ol gözleri mestâne tuyurma Esrâruñı keşf eyleme tahsîl-i mizâc it Nûş eyle mey-i nâbı hakîmâne tuyurma Sûfî gelicek açma sakın ‘aşk hadîsin Dânâ-dil iseñ sırruñı nâ-dâne tuyurma Ya’kûb-sıfat Bâkîyi ol Yûsuf-ı sânî Hüzn içre komaz kıssayı ihvâne tuyurma Bâkî Şâdmân oldı bu gün devr-i kühen-sâl yine Vuslat-ı Yûsuf ile niteki pîr-i Ken’ân Rûşen oldı açılup dîde-i Ya’kûb-ı emel Demidür menzil-i ‘işret ola Beytü’l-ahzân Bâkî Mihnet-i ‘ışkı nigâruñ râhat-ı cândur baña Derd kim dil-dârdan irişse dermândur baña Ey felek al cânumı ayırma yârumdan beni Yârdan dûr olmadansa ölmek âsândur baña Olmadum Ya‘kû...

Beytü'l - Hazen Kavramına Dair

Beytü'l-hazen, Yakup peygamberin en sevdiği oğlu Yusuf'u kaybetmesi üzerine üzüntü ve acı içinde çekildiği evidir. Kendisini anlayan olmamış, özellikle diğer oğullarının kendisine ve kardeşleri Yusuf'a ihanetleri ona ağır gelmişti. Bu davranışı kabullenemez, isyan eder ama elinden hiçbir şey gelmez; sabretmekten başka çaresi yoktur. Âdeta dünyaya küserek tüm üzüntülerini paylaştığı evine kapanır. Sabır ve derin bir tevekkülle Allah'a sığınır. En güzel çözümün onda olduğunu düşünür. Yakup peygamberin yazımızda ele alacağımız yaşamı Klasik Şiirimize akseder. Şairler onun kapandığı evi şiirlerinde “beytü'l-hazen” yanında, “beyt-i ahzan” , “külbe-i ahzan” şeklinde adlandırarak ele alırlar. Yazımızda öncelikle Yakup peygamber etrafında oluşmuş kıssayı ele alıp daha sonra Klasik Şiirimize yansıma biçimi üzerinde duracağız. Hz.Yakup, Hz.İbrâhîm'in torunu, İshak peygamberin oğludur. Dayısının iki kızıyla evlenmiş ve bunlardan on iki oğlu olmuştur. Aynı anadan do...

Bundan İbaret

Anneannem için "İki kızım var" dedi, "benim. Ve ben" dedi, "onları büyüttüm. Bundan ibarettir hayatım. Yaşam beni kızlarımla arama girdiği ölçüde ilgilendirdi, tehdit ettiği ölçüde bizleri. Olan ve olabilecek her şeye karşı korudum onları. Acılardan uzak tutabilmek, hayal kırıklığından, kaygılardan, kırgınlıktan esirgemek istedim kızlarımı. Sormadan cevaplamak istedim sorularını. Nasıl zorlandım ama, bilseniz! Harbiye, Arif Paşa Han: Kocam askere alınabilir her an, ülke garip, dönem garipti, 6-7 Eylül, varlık vergisi filan. Anlayamadım, anlaşılmaz şeylerdi. Kalın bir yorgan gibi ırkımı sırtımda taşıdım, ısındım. Güçlü olmalıydım. Güçlendim. Ve başardım: Geçirdik kırılmadan o günleri, büyüdü kızlar, evlendiler. Kazandım: Gerektiği gibi oldu her şey - onlar büyüdü, ben yaşlandım. İşte: ben, kızlarım, torunlarım. Her şey gönüllerince mi? · Mutlu mu hepsi? Değil. Biliyorum. Ama elimden gelen buydu. İki kızım oldu benim ve...

Poliglot

Kuşkum yok, yalnız öleceğim Daha şimdiden hızla, dedem, babam, Elsa, azalıyor sevdiklerim. Ölümün kendisi korkutmuyor beni - korkunç olan başkalarının ölümü - fakat bir başıma ölmek, nedense, kanımı donduruyor düşündüğümde. Anlamsız bir çaba ama, iki dilde yazıyor ve üç dilde konuşuyorum insanlarla. Ve olmasa da yanımda duyacak kimse, üç dilde sayıklayacağını ölüm döşeğimde. Roni Margulies

Metrodan Çıktığım An

İlk geldiğim gün on yedi yaşımda İngiltere'ye Victoria metrosundan çıktığımda günışığına, Batılı bir seyyahın onaltıncı yüzyılda ününü duyduğu İstanbul'u ilk görmesi gibi görsel ve hissi bir karmaşanın ortasında bulduğumu anımsar gibiyim kendimi. Ne cesareti vardı bende o seyyahın oysa (uçağa atlayıp dönmek istemiştim o anda), ne de ne denli küçük, ne denli bir örnek olduğunu biliyordum henüz dünyanın (o gün şaştıklarını ilgimi bile çekmiyor artık). Bakakalmıştım bir süre öylece insanlara. Bir de çıkışım var ertesi sabah yurttan sokağa: ne dil yabancıydı bana, ne kıyafetler, ne de kentin ortasında kıvrılıp giden o nehir. Ama ben yabancıydım hepsine, ben, Roni, tek bir bilen yoktu bunca insan arasında beni. Bilen yoktu doğduğum evi, gittiğim mektebi. Yalnızlık bilmemesidir Attila İlhan'ı kimsenin. "Köprünün Ortaköy ayağı bitmek üzere galiba" diyememektir yalnızlık kimseye içkiliyken. Mektup beklemeyi çok çabuk öğrendiğimi, aşık olmaktan kaç...

Yaprak

Üç gündür okuduğu romanın son sayfasını özellikle yavaş okudu, gülümseyerek bitirdi. Yerinden kalktı, kitabı özenle raftaki yerine koydu. Oturdu, ağır ağır bir sigara yaktı - çoktandır .azaltmaya çalışıyordu - içkisinden bir yudum aldı, gerindi, esnedi, adamakıllı yorgundu. Okuduğu romanı düşündü biraz. Yeni biten onyılı gözden geçirdi, doksanlı yıllarda neler yapabileceğini, artık neler için çok geç olduğunu tarttı. "Her şeyi yapabilirim, tüm kapılar açık hala. Fakat bir akşam, on yıl sonra, yine bu odada, yine bu soru, yine bu cevap ... " Telaşsızca tırmanıp pencere kenarına sonra kendini bir yaprak gibi boşluğa bıraktı. Roni Margulies Telgrafçiçeği / Toplu Şiirler / Everest

Rubâî

Her rind bu bezmin nedir encâmı bilir, Dünyamızı nâgâh zalâm örtebilir, Bir bitmeyecek şevk verirken beste, Bir tel kopar âhenk ebediyyen kesilir. Yahya Kemal Beyatlı