Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yazıt

NEREYE UÇUP GİTTİ BENİM OĞLUM Oğlum, canım ciğerim, iliği kemiklerimin, yüreğimin yüreği, daracık avlumun serçesi, yalnızlığımın çiçeği. Nereye uçup gitti benim oğlum? Nerelere gitti bırakıp beni? Kuşun kafesi boş şimdi, bir damla yok su kabında. Nasıl kapandı gözlerin de gözyaşlarımı görmez oldun? Nasıl kaskatı kestin tulumunun içinde acılı sözlerimi duymaz oldun? SEN UYURKEN Sen mışıl mışıl uyurken başında nöbet tutup bütün gece parmaklarımla okşayacaktım kıvırcık saçlarını. Sanki hünerli bir elin kalemiyle çizilmiş biçimli kaşların gözlerimin sığınıp dinleneceği bir kemer gibiydi. Gün doğarken göklerin uzaklığını yansıtırdı ışıldayan gözlerin, bense bir damla gözyaşı akıtmadım gözlerim sislenmesin diye. Sen konuştuğunda, gül kokan dudakların çiçekler açtırırdı kayalarla kurumuş ağaçlara, bülbüller kanatlarını çırpardı. BİR MAYIS GÜNÜ BIRAKIP GİTTİN Bir mayıs günü bırakıp gittin beni, seni o mayısta yitiriyorum, o sevdiğin bahar mevsimi, yavrucuğum, çatı...

''Bazı insanlar, insanları uzak tutmak için çit inşa ederler. Diğerleriyse insanları içeride tutmak için.''

Fences 2016 Çitler ''Bazı insanlar, insanları uzak tutmak için çit inşa ederler. Diğerleriyse insanları içeride tutmak için.'' Jim Bono (  Stephen McKinley Henderson  ) Fences  ( Çitler ),  August Wilson 'un Pulitzer ve Tony ödüllü aynı adlı oyunundan beyazperdeye uyarlanan,  August Wilson 'un senaristliğini yaptığı,  Denzel Washington 'un yönetmenliğini üstlendiği, kadrosunda: Troy Maxson rolüyle  Denzel Washington , Rose Maxson rolüyle  Viola Davis , Lyons rolüyle  Russell Hornsby , Cory rolüyle  Jovan Adepo , Gabriel rolüyle  Mykelti Williamson , Jim Bono rolüyle  Stephen McKinley Henderson , Raynell rolüyle  Saniyya Sydney , Deputy Commissioner rolüyle  Christopher Mele , Troy's Father (Troy'un Babası) rolüyle  Toussaint Raphael Abessolo , Troy's Boss (Troy'un Patronu) rolüyle  John W. Iwanonkiw , Evangelist Preacher (Evangelist Vaiz) rolüyle  Lesley Boone  ve Garbage...

Dosdoğru Söylemek

Doğru sözler tatlı olmaz, tatlı sözler doğru değildir. İyi insan kavgacı olmaz, kavgacı insan iyi değildir. Bilen kişi bilgiçlik taslamaz, bilgiçlik taslayan bilmez. Bilge ruhlar istifçi değildir; ne verirlerse başkasına o kadar artar ellerindeki, ne kadar verirlerse o kadar zengin olurlar. Göklerin Yolu yıkmadan kazanır. Abartmadan yapmak bilgelerin Yolu'dur. Küçük komşu ülke o kadar yakındır ki horozların ötüşünü köpeklerin havlamasını duyar insanlar, ama yaşlanıp ölürler, bir kez bile uğramadan oraya. Lao Tzu

İçgörü

Zihnimde tevazu varsa büyük yoldan yürürüm. Kibirdir tek korkum. Büyük yol alçak ve düzdür ama insanlar dağlardan geçen kestirmeleri sever. Saray ihtişamla dolu tarlalar ayrık otlarıyla ambarlar hiçbir şeyle. Takıp takıştıran süslü insanlar, silah taşıyan, çok içip çok yiyenler, çok şeyleri, çok paraları olanlar: Utanmaz hırsızlardır. Şüphesiz, yol değildir onların yolu. Lao Tzu Ursula K. Le Guin Yorumuyla Lao Tzu: Tao Te Ching Yol'a ve Yol'un Gücüne Dair Metis Kitap

Eskiyen Kalp

Eskiyen bir kalbi vardır her âşığın İçinde çiğnenmiş hayal dalgın bir yaz ikindisi Geçip giderken tattığımızdır uzaktan içimize bakan Hatıra daha uzun hayattan Neşe Yaşın

Yaşam Şuncağız Bir Şey İşte

Yaşam şuncağız bir şey işte bir defter kalır gidenlerden ayrı düştüklerimizden bir kitap yıllar sonra aklına gelir de birden bakarsın/kuytu dalında bir sayfanın incecik izler vardır      diretmişliğimizden Yaşam şuncağız bir şey işte altı çizilmiştir kimi satırların gelseydiniz, karışsaydı gözleriniz çayın buğusuna böyle koymazdı tozutarak esmesi karın okursun/için burkulur da biraz derin gizler vardır birikmiş eski mektupların Yaşam şuncağız bir şey işte bir dostun ölüm haberi gelir bir ihzar müzekkeresi bir arama emri sen bir ilmek daha arasın acının şiirine duyarsın/biri sevdiğini öper son kez ağzından sokaklar iz tarlası adresin belirsizdir Yaşam şuncağız bir şey işte güneş fabrika duvarlarına düşünce sessiz adımlarla yürür sabahı umut karışsan yankıların bir ışık salkımında yitişinde dinlersin/yazılmamış bir tarihin yalın dipnotudur bunlar yazılır günü gelince Emirhan Oğuz

Neyin Var

Kırılan yerlerine dön! dumanlı şarkıların kapattığı gölgelen… kirpiksiz kalma kolların kısalmasın üzütüden serinlemek için göğe doğru sen de sarılacak bir ağaç bul Şehirden dön! baltayı ayır evinden kendini bir vakitçiye bırak zamanı bozulmuşsa gövdenin arkana bakma! annenin hırkası siyah Ömrün kendinden gayri her şeye çadır zarfların seni çizdiği mevsimler olur dinlenmek için dağlara doğru sen de tırmanacak bir şeyler bul Kimse bir vakti unutmaya yanaşmaz akşam, bilmez akşam olduğunu iki dağ baktıkça birbirine ağır ağır düzleşir hâtıralar… Şeref Bilsel

Yarı Aydınlıklar Ki Sahipsiz

Yarı aydınlıklar ki sahipsiz Ve mavi serçeler sabahtan erken. Çocuğum şarkı söyle sokaklarda Sesin güzelliğini kaybetmeden. Kapılar açılır ardına kadar Kuşlar uçar hatıralar içinden. Çocuğum bol bol masal dinle Henüz inanırken. En uzak gemileri korsanların Seyretmek yıldızların silinmesini. Çocuğum sor neden akşam oluyor Ayıplamaz kimse seni. Bazı sahillerin serinliği Ve unutulmayan ilk demet. Çocuğum sana yalvarıyorum Ellerin çirkinleşmeden dua et. Fazıl Hüsnü Dağlarca

Üsküdar

Üsküdar Asya’dır Çin’e kadar her kış bırakırsa da köpük saçlı kızlarını kıyıya öfkeli bir yağmurla iner rüzgar.. mihrimah güneş saati yanından ince dar bir merdiven uzar soğuk ve dönmez bir kilit çocuk kütüphanesi önünden insanlar yürür ve susar.. Şemsipaşa ceviz bir cami, demirinden yan gözle Cihangir’e bakar demişti ki Tanpınar Üsküdar uçarsa gider İstanbul yürüyemez sokaklarında çocuklar.. Üsküdar Asya’dır, Çin’e kadar.. Ömer Erdem

Aşkın Ve Suların Öğleni

öğlen güneşi soyuyor her şeyi... ışıyarak üşüyor dal yalnızlık yol üstü çiçeği o hep bir şiiri ağırlayan benim için bir dalgınlık tut yüzümü eriterek geldiğim günler için boynundan konuşuruz ayaklarımızda toplanan güvercin gülüşlerinden uysal ve aceleci... varsay ki bir kapı kalmıştır bir kentten nasılsa bulunur içini kımıldatan bir gülüşün şarkısı sokakları büyüten omuzlar için... giderek konuşurum suların inceldiği yerden alnına bir güneş taşmış ya hani oradan ve uzak bakmaların eğiyor ya öğlenin açısını şimdi aşk sularını saydığım havuz taşların kırılan yerleri... dilimde haşhaşa durmuş zaman Doğan Ergül