Ana içeriğe atla

''Bazı insanlar, insanları uzak tutmak için çit inşa ederler. Diğerleriyse insanları içeride tutmak için.''

Fences 2016 Çitler


''Bazı insanlar, insanları uzak tutmak için çit inşa ederler. Diğerleriyse insanları içeride tutmak için.''
Jim Bono ( Stephen McKinley Henderson )



Fences (Çitler), August Wilson'un Pulitzer ve Tony ödüllü aynı adlı oyunundan beyazperdeye uyarlanan, August Wilson'un senaristliğini yaptığı, Denzel Washington'un yönetmenliğini üstlendiği, kadrosunda: Troy Maxson rolüyle Denzel Washington, Rose Maxson rolüyle Viola Davis, Lyons rolüyle Russell Hornsby, Cory rolüyle Jovan Adepo, Gabriel rolüyle Mykelti Williamson, Jim Bono rolüyle Stephen McKinley Henderson, Raynell rolüyle Saniyya Sydney, Deputy Commissioner rolüyle Christopher Mele, Troy's Father (Troy'un Babası) rolüyle Toussaint Raphael Abessolo, Troy's Boss (Troy'un Patronu) rolüyle John W. Iwanonkiw, Evangelist Preacher (Evangelist Vaiz) rolüyle Lesley Boone ve Garbage Truck Driver (Çöp Kamyonu Sürücüsü) rolüyle Jason Silvis gibi oyuncuların yer aldığı 2016 Amerikan yapımı dram filmidir.

fences
Fences
53 yaşındaki Troy Maxson (Denzel Washington), 1950'li yılların Amerikası'nda çöp toplayıcılık yapan, eşi Rose (Viola Davis) ve oğlu Cory (Jovan Adepo) ile yaşayan Afro-Amerikalı bir adamdır. Gençliğinde iyi bir beyzbol oyuncusu olan Afro-Amerikan Troy, o yıllarda en üst seviye profesyonel beyzbolun oynandığı MLB'nin (Major League Baseball-Amerika Ulusal Beyzbol Ligi) siyahlara kapalı olması nedeniyle profesyonel olamamış, siyahlar alınmaya başladığında ise yaşından dolayı kabul edilmemiştir. Major League'de beyzbol oynamasının reddedilmesiyle beyzbol kariyerini sona erdirip, Pittsburgh'da çöpçülük yaparak hayatını devam ettiren ve maruz kaldığı ırkçılık, dışlama ve ayrımcılık sonrası bu ırk ilişkileri mücadelesinin yaşattığı hayal kırıklığını hiçbir şekilde unutamayan Troy hayata olan öfkesini sürekli sevdiklerinden çıkarmaktadır.

fences-denzel washington-stephen mckinley henderson
Fences Denzel Washington-Stephen McKinley Henderson

''Niye hep beyazlar şoför oluyor da siyahlar çöp topluyor? Benim neyim var? Ben insan değil miyim? Beyazların araba sürme yetenekleri daha mı iyiymiş? Tek istediğim iş tanımını değiştirmeleri ve kamyon sürmem için bir fırsat vermeleri.''
Troy Maxson ( Denzel Washington )

fences-denzel washington-viola davis
Fences Denzel Washington-Viola Davis

''Ölüm dediğin ne ki? Onu görmedim, onunla savaştım ben. O konuda korkum yok. Ölüm, dış köşeden gelen hızlı bir top sadece ve onlara neler yaptığımı biliyorsun. Bilirsiniz o topları, yüksekten gelirler, dıştan falsolu gelir ve tam ortasına vurmayı ayarlayabilirsen onu geldiği gibi yollayabilirsin. Ölüm benim için bundan ibaret.''
Troy Maxson ( Denzel Washington )

fences denzel washington
Fences Denzel Washington

Çocuklarını hiç önemsemeyen bir baba ve 8 yaşındayken kocasına dayanamayıp 11 çocuğunu geride bırakarak evden çekip giden bir annenin evlatlarından biri olan Troy, 1918 yılında henüz 14 yaşındayken evi terk ederek kardeşi Gabriel (Mykelti Williamson) hariç herkesle bağlarını koparan, hırsızlık yaparak geçimi sağlayan, bir gün soymak için yanına yaklaştığı adamın silah çekerek kendisini vurduğunda onu bıçaklayarak öldürüp tam 15 yıl hapis yatan, en yakın arkadaşı Bono (Stephen McKinley Henderson) ile de hapiste tanışan ve orada beyzbol oynamayı öğrenen, hırsızlık işlerinden tamamen temizlenerek hapisten çıktığında ise büyük oğlu Lyons'un annesinin, oğlunu da yanına alarak kendisini terk etmesiyle bir başına kalan ve daha sonra da Rose (Viola Davis) ile tanışan başta babası olmak üzere tüm dünyaya ölesiye kızgın, Azrail ile sürekli bir can pazar(lığı)nda, her zaman herkese ve her şeye diyecek bir lafı olan huysuz, ters bir adam.

Babasıyla ayrı dünyaların adamı olduğunu düşünen 34 yaşındaki Lyons'un (Russell Hornsby) iyi olduğu tek şey müziktir. Nasıl yaşaması gerektiğinin söylenmesinden bıkmış, kulüplerde çalarak hayatını sürdüren bir evlattır.

Troy Maxson: Ben paramı sokağa atmıyorum. Sen hızlı bir hayat istiyorsun, kulüpten kulübe gezmek o zaman başının çaresine bakmayı öğren! Beni kimseden bir şey isterken göremezsin!
Lyons: Biz farklıyız.
Troy Maxson: Ben hatalarımdan ders çıkarıp, doğrusunu öğreniyorum. Sen hala bir hiçi kovalıyorsun. Hayat sana bir şey sunmaz. Sen kendin kazanırsın.

''Beni sabahları yataktan kaldıracak bir şey yapmam lazım. Dünyanın bir parçası gibi hissetmeliyim. Kimseyi rahatsız etmiyorum. Sadece müziğime bağlı kalıyorum, çünkü farklı bir dünya bulmamın tek yolu bu. O da olmasa ne yapardım bilmiyorum.''
Lyons ( Russell Hornsby )

''Eğer beni değiştirmek istiyorsan, çocukken yanımda olmalıydın.''
Lyons ( Russell Hornsby )


Japonlarla savaşan ve kafasında metal bir tabaka ile yaşayan kardeşi Gabriel'in akli dengesinin yerinde olmadığından ve dolayısıyla o parayla ilgilenebilecek durumda olmadığından devlet tarafından eline tutuşturulan 3.000 $ ile ev alan Troy başlarındaki çatıyı da o metal tabakaya borçlu olduklarını hiç unutamaz. Gabriel akli dengesini kaybettiğinden beri şarkılar söyleyerek cehennem köpeklerini kovalayan ve St. Peter'a kapıyı açacağı zamanı söyleyen, borusuyla birlikte mahşer gününü bekleyen bir adamdır. Hayatı boyunca özgürlüğü için savaşan adamı kapalı bir yere kapatmak ne kadar doğrudur?

fences mykelti williamson
Fences Mykelti Williamson

Cory'nin iyi bir Amerikan futbolu oyuncusu olarak dikkat çekmesi, Troy'un kendi talihsizliğini aklına getirecek ve oğlunun yükselme şansına her türlü engeli çıkarmasına neden olacaktır. Çünkü onun da kendisi gibi olmasını istememektedir. Kendi hayatından apayrı bir hayat yaşayabilmesi için de elinden geleni yapacaktır.

fences viola davis
Fences Viola Davis

Cory Maxson: Niye beni hiç sevmiyorsun?
Troy Maxson: Sevmiyor muyum? Kim seni sevmem gerektiğini söyledi? Seni sevmem gerektiğini hangi kanun söylüyor?

fences-jovan adepo-denzel washington
Fences Jovan Adepo-Denzel Washington
Dünyaya açıldıklarında kimse onların elinden tutmayacak diye kaygılandığı çocukları için bir babanın kendisinin yapmış olduğu gibi çocuklarının da kendi hayatlarını kazanmalarını istemesi yanlış mıdır?

''Devir değişti, Troy. İnsanlar değişi. Dünya değişiyor ama sen bunu göremiyorsun bile.''
Rose Maxson ( Viola Davis )

Cory Maxson: Sen bu şansı elde edemedin diye, benim senden iyi olmamdan korkuyorsun, hepsi bu.
Troy Maxson: Bir hata yaptın. Sana hatanı söyleyeceğim. Topa vurmaya çalıştın ama vuramadın. Bu birinci vuruştu. Şimdi kenarda bekleyeceksin. Vuramadın işte. Anladın mı? Bu birinci vuruştu. Sakın 3 şansını da bitirme.

''Rose sizi çitlerin içinde tutmak istiyor. Sizi seviyor.''
Jim Bono ( Stephen McKinley Henderson )

18 yıllık evliliğini ve bu birliktelikte ne zaman yolunu kaybetse kendisini doğru yola sokan karısına ''birinin babası olacağım'' diyerek onu aldattığını itiraf ederek yokuş aşağı süren yaşını başını almış Troy için bunun kesinlikle yaşla bir ilgisi yoktur. Bu kadın ona farklı bir fikir, kendisiyle ilgili farklı bir bakış açısı sunmuştur. Evinden çıktığında tüm sorunlardan ve baskıdan uzaklaşabilmesini, çatıyı nasıl tamir edeceğini ve faturaları nasıl ödeyeceğini düşünmeden farklı bir adam olmasını sağlamıştır. Daha önce olmadığı gibi biri olabilmeye inandırmıştır. Onca zaman karısına ihanet edip, lanet bir kadınla fingirdeşirken bunu karısına söylemeyi aklının ucundan bile geçirmeyen adam yumurta göte geldiğinde ''bilmenin vakti gelmişti'' diyebilecek kadar aşağılık bir tavır takınırken bu konuda dürüst olduğunu savunmaktadır.


''Ailemde hiçbir şeyi yarım bırakmadığımı biliyorsun. Bütün ailem ikiye bölündü. Herkesin farklı anne babası var. İki kız kardeşim ve erkek kardeşlerim var. Onları anne babaları hakkında konuşurken göremezsin. Hepsinin anne babası farklı. Benim çocukları yarım olmayacak ama! Ve şimdi çıkmış bana ne diyorsun?''
Rose Maxson ( Viola Davis )

fences viola davis
Fences Viola Davis
1950'lerde Amerika'daki Afroamerikan sivil haklar hareketi zamanlarında ayrımcılık ve yaşam zorlukları gibi ırk ilişkileri ile mücadele ederek ailesini geçindirmeye çalışırken bir yandan da yaşantısında olan olaylara bir yol bulmaya çalışan bunu yaparken de hayattan artık tat alamadığından dert yanan bir rutinin içine sıkışıp kalmış ve ailesine bakmaktan kendisini unutmuş işçi sınıfından bu siyahi Amerikalı baba ve hayatının 18 yılını adadığı kocasına ''Ben nerede yanlış yaptım?'' Diye kendini harap eden isteklerini, duygularını, ihtiyaçlarını, hayallerini bir kenara atmış bir anne. Ve tüm bunların gölgesindeki masum çocuklar! Çocukların istisnasız 'masum' oldukları söylenir. Acaba, gerçekten de böyle midir?

''Bir erkek kendisi için doğru olanı yapmalı. Yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim. Kalbimde bunun doğru olduğunu hissettim.''
Troy Maxson ( Denzel Washington )

''Babanın suçunu çocuğuna yükleyemezsin. Yoksa bu çocuk çok zor zamanlar yaşar.''
Rose Maxson ( Viola Davis )


''Hayatı olduğu gibi kabullenmelisin''


1985'te Fences oyununu yazan ve Pulitzer Ödülü'nü kazanan August Wilson, 2005'te ölümünden önce oyunun sinema uyarlamasını da tamamlamıştı. Bu senaryo Denzel Washington tarafından, ölümünden 11 yıl sonra sinemaya aktarıldı. 2010 yılında Broadway'de sahnelenen oyunda yine başrollerde Washington ve Davis oynamış, iki oyuncu da Tony Ödülü kazanmıştı.
1950'li yıllarda Afrikalı-Amerikalı eski bir beyzbol oyuncusunu izleyen Fences (Çitler) neredeyse tamamının evde ve evin bahçesinde geçen, uzun diyalogların olduğu yetişkinlere göre bir film. Herkes izleyemez, izlemez de zaten; oldukça garip bir havası, kasvetli bir atmosferi, aykırı bir gerilimi, inanılmaz müzikleri var. Denzel Washington ve Viola Davis her ikisi de bu filmde döktürmüşler. Özellikle Stephen Henderson'a dikkat! Yılın en iyi performanslarına tanıklık edeceğiniz, ''hayatı olduğu gibi kabullenmekle'' ilgili bir film.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası

Sahife-i Seccâdiye'den' Yirminci Dua Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. İmanımı, imanın en olgun derecelerine ulaştır. Yakinimi, yakinin en faziletli mertebelerine eriştir. Niyetimi, niyetlerin en iyisine; amelimi, amellerin en güzeline yükselt. Allahım! Lütfunla niyetimi kâmil ve halis eyle. Kesin inancımı sabit kıl, kudretinle benden sadır olan kötülükleri islah eyle. Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. Gönlümün meşgul olmasına neden olan önemli işlerime sen kâfi ol. Beni, yarın sorguya çekeceğin işlerle vazifelendir. Zamanımı, beni yapmam için yarattığın şeylerle geçirmemi sağla. Beni senden başkasına muhtaç eyleme. Bana rızkını genişlet. Beni zenginlerin malına mülküne, makamına ve haşmetine özlemle bakanlardan eyleme. Beni aziz eyle. Beni kibre giriftar eyleme. Kendi kulluğunda bana boyun eğdir. İbadetimi kendini beğenmişlik yüzünden heder eyleme. Benim elimle insanları hayra yönelt. Salih ameller...

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

Francesco Petrarca UZAKTA OLSA DA, UYKUDA AVUTURDU BENİ

249 Qual paura o quando mi torna a mente Nasıl korku duyarım anımsadığımda o günü, kederli ve kaygılı bıraktığım kadınımı ve yüreğimi onunla! Gene de başka şey yok böyle arzuyla düşündüğüm ve böyle sık. Yeniden görürüm onu kibirsizce dururken güzel kadınlar arasında, bir gül gibi daha değersiz çiçekler arasında, ne neşeli, ne üzgün, çekinen, ama başka dert duymayan biri gibi. Bir yana bırakımıştı her zamanki süslerini, incilerini, taçlarını ve neşeli giysisini, ve gülüşünü, şarkısını ve tatlı zarif sözlerini. Böyle bıraktım hayatımı orada kuşku içinde; şimdi kederli alametler, düşler ve kara düşünceler saldırıyor üzerime, ne olur Allahım yalan olsun hepsi! 250 Solea lontana in sonno consolarme Uzakta olsa da, uykuda avuturdu beni o tatlı melek görünüşüyle kadınım, şimdi korkutup üzüyor beni, ne elemden, ne korkudan sakınabiliyorum kendimi; çünkü sık sık çehresinde görür gibiyim gerçek merhamete karışmış ağır elemi, ve işitir gibiyim şeyleri...

GÖREN SANIR Kİ SAFĀDAN SEMĀ'-I RĀH EDERİM

MÜSEDDES I 'Aceb mi baht-ı siyahım-çün āh u' vāh ederim  Anıñ şikayetini yāre dād-hāh ederim  Hücum-ı hasreti gör bense gah gah ederim  Gehi ġarik-i tahayyür gehi şināh ederim "Gören şanır ki şafādan semā'-ı rāh ederim  Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim" II Benim firākıñ ile dil-şikest olan 'āşık  Hāyal-i hüsnün ile büt-perest olan 'aşıķ Mişāl-i secde düşüp hāke pest olan 'aşıķ  Fenā-yı aşk ile bi-pā vü dest olan 'aşıķ "Gören şanır ki şafādan semā'-ı rah ederim  Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim" III Firāz-ı 'arşa çıkar āh vāhımız her şeb  Nedir bu 'alem-i firķatde çekdigim yā Rab Bu muydu hilķatimizden bizim 'aceb matleb  Göñül gezer ser-i kūyunda muzțarib kāleb  "Gören şanır ki şafādan semā'-ı rāh ederim  Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim" IV Firāķı canıma geçdi o şūh-ı gül-bedenin  Figānım ile pür oldu derūnu meykedeniñ Ķarārı kalmadı hayfā dil-i elem-zedeniñ  Ne özge çillesi var [hecr...

kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi

sana her geldiğimde ölüm hissiyle kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi geri veriyorsun hayata beni saçlarımdan ve gözlerimden öperek ayrılığın oğulusun sen ağacın toprakta gördüğüsün seni ben ufalayamam sen ben dağıtamam ben sana hiç kıyamam seni toprak çürütsün ağacın toprakta gördüğüysem bilirim dal ile toprak arasını da Mehmet Can Doğan