Ana içeriğe atla

''Bazı insanlar, insanları uzak tutmak için çit inşa ederler. Diğerleriyse insanları içeride tutmak için.''

Fences 2016 Çitler


''Bazı insanlar, insanları uzak tutmak için çit inşa ederler. Diğerleriyse insanları içeride tutmak için.''
Jim Bono ( Stephen McKinley Henderson )



Fences (Çitler), August Wilson'un Pulitzer ve Tony ödüllü aynı adlı oyunundan beyazperdeye uyarlanan, August Wilson'un senaristliğini yaptığı, Denzel Washington'un yönetmenliğini üstlendiği, kadrosunda: Troy Maxson rolüyle Denzel Washington, Rose Maxson rolüyle Viola Davis, Lyons rolüyle Russell Hornsby, Cory rolüyle Jovan Adepo, Gabriel rolüyle Mykelti Williamson, Jim Bono rolüyle Stephen McKinley Henderson, Raynell rolüyle Saniyya Sydney, Deputy Commissioner rolüyle Christopher Mele, Troy's Father (Troy'un Babası) rolüyle Toussaint Raphael Abessolo, Troy's Boss (Troy'un Patronu) rolüyle John W. Iwanonkiw, Evangelist Preacher (Evangelist Vaiz) rolüyle Lesley Boone ve Garbage Truck Driver (Çöp Kamyonu Sürücüsü) rolüyle Jason Silvis gibi oyuncuların yer aldığı 2016 Amerikan yapımı dram filmidir.

fences
Fences
53 yaşındaki Troy Maxson (Denzel Washington), 1950'li yılların Amerikası'nda çöp toplayıcılık yapan, eşi Rose (Viola Davis) ve oğlu Cory (Jovan Adepo) ile yaşayan Afro-Amerikalı bir adamdır. Gençliğinde iyi bir beyzbol oyuncusu olan Afro-Amerikan Troy, o yıllarda en üst seviye profesyonel beyzbolun oynandığı MLB'nin (Major League Baseball-Amerika Ulusal Beyzbol Ligi) siyahlara kapalı olması nedeniyle profesyonel olamamış, siyahlar alınmaya başladığında ise yaşından dolayı kabul edilmemiştir. Major League'de beyzbol oynamasının reddedilmesiyle beyzbol kariyerini sona erdirip, Pittsburgh'da çöpçülük yaparak hayatını devam ettiren ve maruz kaldığı ırkçılık, dışlama ve ayrımcılık sonrası bu ırk ilişkileri mücadelesinin yaşattığı hayal kırıklığını hiçbir şekilde unutamayan Troy hayata olan öfkesini sürekli sevdiklerinden çıkarmaktadır.

fences-denzel washington-stephen mckinley henderson
Fences Denzel Washington-Stephen McKinley Henderson

''Niye hep beyazlar şoför oluyor da siyahlar çöp topluyor? Benim neyim var? Ben insan değil miyim? Beyazların araba sürme yetenekleri daha mı iyiymiş? Tek istediğim iş tanımını değiştirmeleri ve kamyon sürmem için bir fırsat vermeleri.''
Troy Maxson ( Denzel Washington )

fences-denzel washington-viola davis
Fences Denzel Washington-Viola Davis

''Ölüm dediğin ne ki? Onu görmedim, onunla savaştım ben. O konuda korkum yok. Ölüm, dış köşeden gelen hızlı bir top sadece ve onlara neler yaptığımı biliyorsun. Bilirsiniz o topları, yüksekten gelirler, dıştan falsolu gelir ve tam ortasına vurmayı ayarlayabilirsen onu geldiği gibi yollayabilirsin. Ölüm benim için bundan ibaret.''
Troy Maxson ( Denzel Washington )

fences denzel washington
Fences Denzel Washington

Çocuklarını hiç önemsemeyen bir baba ve 8 yaşındayken kocasına dayanamayıp 11 çocuğunu geride bırakarak evden çekip giden bir annenin evlatlarından biri olan Troy, 1918 yılında henüz 14 yaşındayken evi terk ederek kardeşi Gabriel (Mykelti Williamson) hariç herkesle bağlarını koparan, hırsızlık yaparak geçimi sağlayan, bir gün soymak için yanına yaklaştığı adamın silah çekerek kendisini vurduğunda onu bıçaklayarak öldürüp tam 15 yıl hapis yatan, en yakın arkadaşı Bono (Stephen McKinley Henderson) ile de hapiste tanışan ve orada beyzbol oynamayı öğrenen, hırsızlık işlerinden tamamen temizlenerek hapisten çıktığında ise büyük oğlu Lyons'un annesinin, oğlunu da yanına alarak kendisini terk etmesiyle bir başına kalan ve daha sonra da Rose (Viola Davis) ile tanışan başta babası olmak üzere tüm dünyaya ölesiye kızgın, Azrail ile sürekli bir can pazar(lığı)nda, her zaman herkese ve her şeye diyecek bir lafı olan huysuz, ters bir adam.

Babasıyla ayrı dünyaların adamı olduğunu düşünen 34 yaşındaki Lyons'un (Russell Hornsby) iyi olduğu tek şey müziktir. Nasıl yaşaması gerektiğinin söylenmesinden bıkmış, kulüplerde çalarak hayatını sürdüren bir evlattır.

Troy Maxson: Ben paramı sokağa atmıyorum. Sen hızlı bir hayat istiyorsun, kulüpten kulübe gezmek o zaman başının çaresine bakmayı öğren! Beni kimseden bir şey isterken göremezsin!
Lyons: Biz farklıyız.
Troy Maxson: Ben hatalarımdan ders çıkarıp, doğrusunu öğreniyorum. Sen hala bir hiçi kovalıyorsun. Hayat sana bir şey sunmaz. Sen kendin kazanırsın.

''Beni sabahları yataktan kaldıracak bir şey yapmam lazım. Dünyanın bir parçası gibi hissetmeliyim. Kimseyi rahatsız etmiyorum. Sadece müziğime bağlı kalıyorum, çünkü farklı bir dünya bulmamın tek yolu bu. O da olmasa ne yapardım bilmiyorum.''
Lyons ( Russell Hornsby )

''Eğer beni değiştirmek istiyorsan, çocukken yanımda olmalıydın.''
Lyons ( Russell Hornsby )


Japonlarla savaşan ve kafasında metal bir tabaka ile yaşayan kardeşi Gabriel'in akli dengesinin yerinde olmadığından ve dolayısıyla o parayla ilgilenebilecek durumda olmadığından devlet tarafından eline tutuşturulan 3.000 $ ile ev alan Troy başlarındaki çatıyı da o metal tabakaya borçlu olduklarını hiç unutamaz. Gabriel akli dengesini kaybettiğinden beri şarkılar söyleyerek cehennem köpeklerini kovalayan ve St. Peter'a kapıyı açacağı zamanı söyleyen, borusuyla birlikte mahşer gününü bekleyen bir adamdır. Hayatı boyunca özgürlüğü için savaşan adamı kapalı bir yere kapatmak ne kadar doğrudur?

fences mykelti williamson
Fences Mykelti Williamson

Cory'nin iyi bir Amerikan futbolu oyuncusu olarak dikkat çekmesi, Troy'un kendi talihsizliğini aklına getirecek ve oğlunun yükselme şansına her türlü engeli çıkarmasına neden olacaktır. Çünkü onun da kendisi gibi olmasını istememektedir. Kendi hayatından apayrı bir hayat yaşayabilmesi için de elinden geleni yapacaktır.

fences viola davis
Fences Viola Davis

Cory Maxson: Niye beni hiç sevmiyorsun?
Troy Maxson: Sevmiyor muyum? Kim seni sevmem gerektiğini söyledi? Seni sevmem gerektiğini hangi kanun söylüyor?

fences-jovan adepo-denzel washington
Fences Jovan Adepo-Denzel Washington
Dünyaya açıldıklarında kimse onların elinden tutmayacak diye kaygılandığı çocukları için bir babanın kendisinin yapmış olduğu gibi çocuklarının da kendi hayatlarını kazanmalarını istemesi yanlış mıdır?

''Devir değişti, Troy. İnsanlar değişi. Dünya değişiyor ama sen bunu göremiyorsun bile.''
Rose Maxson ( Viola Davis )

Cory Maxson: Sen bu şansı elde edemedin diye, benim senden iyi olmamdan korkuyorsun, hepsi bu.
Troy Maxson: Bir hata yaptın. Sana hatanı söyleyeceğim. Topa vurmaya çalıştın ama vuramadın. Bu birinci vuruştu. Şimdi kenarda bekleyeceksin. Vuramadın işte. Anladın mı? Bu birinci vuruştu. Sakın 3 şansını da bitirme.

''Rose sizi çitlerin içinde tutmak istiyor. Sizi seviyor.''
Jim Bono ( Stephen McKinley Henderson )

18 yıllık evliliğini ve bu birliktelikte ne zaman yolunu kaybetse kendisini doğru yola sokan karısına ''birinin babası olacağım'' diyerek onu aldattığını itiraf ederek yokuş aşağı süren yaşını başını almış Troy için bunun kesinlikle yaşla bir ilgisi yoktur. Bu kadın ona farklı bir fikir, kendisiyle ilgili farklı bir bakış açısı sunmuştur. Evinden çıktığında tüm sorunlardan ve baskıdan uzaklaşabilmesini, çatıyı nasıl tamir edeceğini ve faturaları nasıl ödeyeceğini düşünmeden farklı bir adam olmasını sağlamıştır. Daha önce olmadığı gibi biri olabilmeye inandırmıştır. Onca zaman karısına ihanet edip, lanet bir kadınla fingirdeşirken bunu karısına söylemeyi aklının ucundan bile geçirmeyen adam yumurta göte geldiğinde ''bilmenin vakti gelmişti'' diyebilecek kadar aşağılık bir tavır takınırken bu konuda dürüst olduğunu savunmaktadır.


''Ailemde hiçbir şeyi yarım bırakmadığımı biliyorsun. Bütün ailem ikiye bölündü. Herkesin farklı anne babası var. İki kız kardeşim ve erkek kardeşlerim var. Onları anne babaları hakkında konuşurken göremezsin. Hepsinin anne babası farklı. Benim çocukları yarım olmayacak ama! Ve şimdi çıkmış bana ne diyorsun?''
Rose Maxson ( Viola Davis )

fences viola davis
Fences Viola Davis
1950'lerde Amerika'daki Afroamerikan sivil haklar hareketi zamanlarında ayrımcılık ve yaşam zorlukları gibi ırk ilişkileri ile mücadele ederek ailesini geçindirmeye çalışırken bir yandan da yaşantısında olan olaylara bir yol bulmaya çalışan bunu yaparken de hayattan artık tat alamadığından dert yanan bir rutinin içine sıkışıp kalmış ve ailesine bakmaktan kendisini unutmuş işçi sınıfından bu siyahi Amerikalı baba ve hayatının 18 yılını adadığı kocasına ''Ben nerede yanlış yaptım?'' Diye kendini harap eden isteklerini, duygularını, ihtiyaçlarını, hayallerini bir kenara atmış bir anne. Ve tüm bunların gölgesindeki masum çocuklar! Çocukların istisnasız 'masum' oldukları söylenir. Acaba, gerçekten de böyle midir?

''Bir erkek kendisi için doğru olanı yapmalı. Yaptığım hiçbir şeyden pişman değilim. Kalbimde bunun doğru olduğunu hissettim.''
Troy Maxson ( Denzel Washington )

''Babanın suçunu çocuğuna yükleyemezsin. Yoksa bu çocuk çok zor zamanlar yaşar.''
Rose Maxson ( Viola Davis )


''Hayatı olduğu gibi kabullenmelisin''


1985'te Fences oyununu yazan ve Pulitzer Ödülü'nü kazanan August Wilson, 2005'te ölümünden önce oyunun sinema uyarlamasını da tamamlamıştı. Bu senaryo Denzel Washington tarafından, ölümünden 11 yıl sonra sinemaya aktarıldı. 2010 yılında Broadway'de sahnelenen oyunda yine başrollerde Washington ve Davis oynamış, iki oyuncu da Tony Ödülü kazanmıştı.
1950'li yıllarda Afrikalı-Amerikalı eski bir beyzbol oyuncusunu izleyen Fences (Çitler) neredeyse tamamının evde ve evin bahçesinde geçen, uzun diyalogların olduğu yetişkinlere göre bir film. Herkes izleyemez, izlemez de zaten; oldukça garip bir havası, kasvetli bir atmosferi, aykırı bir gerilimi, inanılmaz müzikleri var. Denzel Washington ve Viola Davis her ikisi de bu filmde döktürmüşler. Özellikle Stephen Henderson'a dikkat! Yılın en iyi performanslarına tanıklık edeceğiniz, ''hayatı olduğu gibi kabullenmekle'' ilgili bir film.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar Suskunluk ...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

En'am 59: "O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez."

Güneş'e aşk sevgilim ayın yüzüne yazılmış güzel bir şiirdir aşk ağacın tüm yapraklarına resmedilmiştir kazınmıştır aşk… serçelerin kanatlarına, yağmur damlalarına lakin benim ülkemde sevgilim bir kadın ne zaman bir erkeği sevse taşlara tutulur Nizar Kabbani Islak mı ıslak bir dalda kalmak için çırpınan yaprak Ahmet Necdet Döküldü fesleğenin yaprakları: Sesleri hâlâ kulağımda. Süreyya Berfe Nasıl da yaprak gibi.. Düştüm Göğüslerinin arasına ... Keşke sevgilim Yapraklarım dökülmeden önce Ulaşsaydı bana Selâmın Selâmın Ebdulrehman Mizûrî Her yıl bir yaprak daha düşüyor çınardan Yaşlı bir aslanın boynu bükük dönmesi gibi ormana Dibine kadar mağlûp, dibine kadar mağrur, dibine kadar munis Cihan Oğuz Annemin dargın Yaprağıydım ben… Arif Damar yaprak dökümü elli bin şiir roman filan okudum yaprak dökümünü anlatır elli bin film seyrettim yaprakların dökümünü gösterir elli bin kere gördüm yaprak dökümünü düşüşlerini ,sürünüşlerini, çür...

geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.

Kalbim: kalbinde misafir kalsın bu gece Refik Durbaş Yerinden oynayan kopan bir fırtına gibi Kalbim sağ yanımda. Alaeddin Özdenören Ey! Dünden bugüne taşınmış eşsiz kederiyle kabul gören geçmiş. Yazdım, harf harf yazdım yeryüzünün kalbine, acıdı kalbim. Oya Uysal Eğer anılacaksam, kalbimle anılmak isterim. Murat Tokay Yanlış daha baştan yanlış Bir şiirdi bu, biliyorum Ye belki ömrümüzün yakın geçmişi Bu kadar doğruydu ancak, kimbilir Kalbim unut bu şiiri Ahmet Telli En son evin önünde, Gözlerini açıyor delikanlı Ve kapıyor sonra hüzünle, Elini koyuyor kalbinin üzerine. Johann Ludwig Uhland bir tren makas değiştiriyor kalbimde bir vapur yan yatarak eğleniyor denizle Altay Öktem Sen kalbime dokunmuş bir dostumsun, bu kalp daima seni anacak. Kalbine iyi bak. Şair görünüşlü adam. Unutulmak korkusuyla tedirgin Tükeniyor kalbimin direnci Aykırı sularda bungun Bir çürük tekne gibi Rüzgarını özlüyorum. Şükrü Erbaş Katılaşır onun kal...

Dedim ki, güneşe dönen bir çiçeğim

nedir dostluk? ikinci bir güneş. Adonis Her akşam , aynı yer, aynı saatta, Güneşten eşyama düşen bir çubuk; Yangın varmış gibi , yukarı katta, Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk ! Necip Fazıl Kısakürek umut kesilmiyorsa dostlarım kesip barikatlar kurarak kangrenli gövdemizden şurda güneşe ne kaldı İlhami Çiçek Neresi yurdum? Güneş belki de. O hep duran. Çocukluğumu tanıyan eski dostum kaplumbağa. Bejan Matur Sanma ki derdim güneşten ötürü; Ne çıkar bahar geldiyse? Bademler çiçek açtıysa? Ucunda ölüm yok ya. Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten. Güneşle gelecek ölümden? Orhan Veli Saçı siyah salkıma benzeyip; Sanki taç gibi parlıyor, Güneşin ateşiyle yıkanıp, Doğrulardan geliyor, Yunus Emre Dünün sonsuz gönlünden, Ölen bugün yine yaşar, Doğacak başkası yeniden. Güneş yok olursa eğer, Yunus Emre her akşam tufanında harap oldu güneşim gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm Nurullah Genç Yaşam, belleği icat etmekle gaddarlık etm...

Veda Şiirleri Bercestem

Uzun yıllardan sonra  Sana bir daha rastlarsam Seni nasıl selamlamalıyım  Susarak mı, ağlayarak mı? Lord Byron “Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,” Sürgünlerin uzmanlığını. Bir vapur nasıl kalkar bir limandan. Tren nasıl acı acı öter, öğrendim. Cevat Çapan Büyük istasyonlardaki büyük vedalar için Trenler uzun bekler güzel bir gelenektir Büyük istasyona benziyor artık bu ev Tren bir yolcu daha edinecek demektir Abdülkadir Budak Son Tren sessizce perondan ayrılırken, Baş öne eğilir hafiften, Umuda veda, Köksal Özyürek O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve. Nazım Hikmet Elveda gençlikte geçen günüme Ezirâil el atıyor canıma Yanarım gençlikte, o zamanıma Acı tatlı günler hep hayâl oldu Nerde gençlikteki geçen çağlarım Sustu bülbül gazel döktü bağlarım Her gün hatırlarım her gün ağlarım Veysel ağ...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...