Ana içeriğe atla

geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.

Kalbim:
kalbinde misafir kalsın bu gece

Refik Durbaş


Yerinden oynayan kopan bir fırtına gibi
Kalbim sağ yanımda.

Alaeddin Özdenören


Ey! Dünden bugüne taşınmış
eşsiz kederiyle kabul gören geçmiş.
Yazdım, harf harf yazdım yeryüzünün kalbine,
acıdı kalbim.

Oya Uysal


Eğer anılacaksam, kalbimle anılmak isterim.

Murat Tokay


Yanlış daha baştan yanlış
Bir şiirdi bu, biliyorum
Ye belki ömrümüzün yakın geçmişi
Bu kadar doğruydu ancak, kimbilir
Kalbim unut bu şiiri

Ahmet Telli


En son evin önünde,
Gözlerini açıyor delikanlı
Ve kapıyor sonra hüzünle,
Elini koyuyor kalbinin üzerine.

Johann Ludwig Uhland


bir tren makas değiştiriyor kalbimde
bir vapur yan yatarak eğleniyor denizle

Altay Öktem


Sen kalbime dokunmuş bir dostumsun, bu kalp daima seni anacak. Kalbine iyi bak.

Şair görünüşlü adam.


Unutulmak korkusuyla tedirgin
Tükeniyor kalbimin direnci
Aykırı sularda bungun
Bir çürük tekne gibi
Rüzgarını özlüyorum.

Şükrü Erbaş


Katılaşır onun kalbi yorgun
kaldırım taşları gibi. Gelmez birisi
yumuşatmaya kızımın kırılan hevesini.

Mir Mahfuz Ali


Kalbim neden isli bir şehir?
Kalbim! Neden ben?
Bir tek aşk sözü söylememiş gibiyim.

Didem Madak/Enkaz Kaldırma Çalışmaları


Dün, silindir geçti üstünden bir çiçeğin
Bugün yine açıyor
Demek ki kalbinin çevresinde kalbim dolaşıyor

Süreyya Berfe


gelsen de artık
aklımın kalbini toparlayamazsın
öyle dağılmışım ki boşluğa
bir şiir yetiyor soluğumu yutmaya

Fulya Codal


Dün, silindir geçti üstünden bir çiçeğin
Bugün yine açıyor
Demek ki kalbinin çevresinde kalbim dolaşıyor
Süreyya Berfe


gelsen de artık
aklımın kalbini toparlayamazsın
öyle dağılmışım ki boşluğa
bir şiir yetiyor soluğumu yutmaya

Fulya Codal


Ben rüyâların dokumacısıyım
Rüyâ bekçisiyim ben.
Yavaşça uykunda yürürüm
Ve kalbine görüntüler yerleştiririm.

İnuit (Eskimo) Şiiri


Kalbin Kararı

Önce sola, sonra sağa, yine sola
Bakan akıldır, kalp uzatmaz
Akıl iki kere ikiyi iyice bilir
Kalp ikiyi inkar edecektir.

İnsan uykudadır, ölünce uyanır
Günün adamıdır ve karşılanır
Can uyanır ve karar anıdır kalp için
Allah sürprizdir, Rabbül âlemin

Kalbin kararını akıl tartar
Bu şuna benzer: akıl esnaftır
Şuna da: akıl yaralanır
Kalp yaralanmaz çünkü yaradır

Ahmet Murat


İlk orada unuttum çocukluğumu, kalbî hüseyni akışlı bir nehri
taşımak neymiş gözlerime orada bildim, ve daha bu güz kendime
geldim: Auswitzch’den sonra da yazılmalıymış şiir, Sıvas’tan
sonra da, çünkü şiir çöldür bize ve her Muharrem’de kanlı
su yerine geçer, İmam Hüseyin ve kalbî hüseynî doluların aşkına,
unutmak düzyazıdır, şiirse şehitlerin çığlığı: Bir yudum su
istemeden bekleyenin muzaffer yenilgisi, “Tuz Günleri” ,
“Kanlı Düğün” , ve “Biz kırılırdık daha da kırılırız” suçsuzluğu,
çocuktum, çölde okudum masumlarla ve çok susadım,
babaannem su verdi almadım, bir cümleden de şehit olurdu
insan ve ne yazsa şair olmak istemezdi Kerbelâ’dan sonra,
olmasın, Kerbelâ’nın şiiri kalbimde hâlâ, ve çöl sürüyor:
Hüseyin Kerbelâ, Lorca Granada, Behçet Sıvas, Deniz Ankara…

Haydar Ergülen


Âh mine’l aşkı ve hâlâtihî
Ahraka kalbî bi-harârâtihî

Şeyh Galip Mevlevi


Eğer bir kalbi korursam kırılmaktan

Emily Dickinson


Kalbim, sorarım sana,
Aşk nedir söylesene.
“İki ruh ve bir düşünce;
İki kalp ve onun bir atışı.”

 Friedrich Halm


kalbim

yok
gitti yeraltına umudum
kalbim
fırtınada uçuşan kurum
gibi durmadan dolar
gözlerine birilerinin
ağlatır kanatır
huysuzum

tok
bir çocuk benim sevgim
kalbim
kırılan oyuncaklarım
gibi hep
özletir bana
güzeli
yorgunum

Kaan İnce


senin kalbini taşırım (taşırım onu kalbimde)

e. e. cummings


Kalbim
Uzun menzilim benim
Yolumu karşılayansın.

ben ona dedim ki
Bütün kuşlar tünedi
Göğsümdeki tek kanatsın.

Şükrü Erbaş


rehin kalmaya geldjm kendi ellerimle
rehinim artık kalbinizde

Sinan Oruçoğlu


gideceğim yolu gözüm seçmiyor
buğulu bir şarkı içinden geçtiğim
haritam yırtık, rüzgârı göstermiyor
fikrim karıştı, kalbim için
başka bir mevsim gerekli

Sinan Oruçoğlu


Kalbimin En Doğusunda

Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
içimde yağmur duasına çıkmış birkaç köy
Birkaç köy sular altında
Kalbimin doğusu,
her resme güneş çizen bir çocuktu.
Gam yükünün kervanları yürürdü dudaklarımda
Kavruk ve çatlaktı dudaklarımın toprakları
Ölümün ötesinde bir köy vardı
Orda, uzakta, kalbimin en doğusunda
Şimdi bana yalnızca
Dertli türkülere duyduğum karşılıksız aşk kaldı
Güzel beyaz bir tay doğururdu her sene hafızam
Yorgundu oysa
Durmadan, durmadan hatırlamaya koşmaktan.
Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.
Okyanusları mavi olmayan.
Benim için hayat,
Kalbi kalpazanlıktan kırk sene yatmış çıkmış bir adamdı.
Geçmişim acıyor şimdi, yalnız benim değil
Benim ülkemin geçmişi de acıyor mesela.
Bilirdim oysa ilk badem ağaçları çiçek açar baharda.
Bilirdim çiçek satan çingene kızlarını
Onlar bütün şimdileri, bütün zamanlara
Bir gül parasına satardı.
Oğlan kıza bir gül alsa
Bilirdim odur en kırmızı zaman.
Adına aşk diyorlardı
Kalbimin doğusunda bir yalan dünya vardı.
Kim bir şairi kırsa
Şair gider uzun bir dizeyi kırar mesela
Bilirim kim dokunsa şiire
Eline bir kıymık saplanacak.
Bilirim kırılmış dizeleri tamir etmez zaman
Yorgunum oysa
Durmadan kendime bir tunç ayak aramaktan.
Aşkın kanununu tahsil etmiştim kalbimin en doğusunda
Boş salıncaklar gibi gıcırdayarak konuştum karanlıkla
Kediler gibi mırıldanarak.
Alkolden bir denize bıraktım kalbimi
Kırmızı bir sandal gibi
Arka sokaklarda sarhoş konuştum karanlıkla
Avuçlarımla konuştum
Allah büyüktür diyen insanlar gibi.
Kedi dili bisküvilerinin bir pastayla konuşması gibi
Yumuşak ve kremalı konuştum onunla.
Boynumda leylaklar açardı baharda
Mor ve pembe konuştum karanlıkla
Gece açılıp gündüz kapanan bir parantezdim
Sözler vardı içimde işe yaramayan
Sözlerle konuştum karanlıkla…
Önce söz yoktu kalbimin en doğusunda
Sözler…
Bir yağlı urgandı acıyı boğmaya yarayan…

Didem Madak


Kaybedeceğiz!
hayır, bu sefer doğru anladın

ispat edemem fakat öylece içime baktın
ve sonra kalbim olaysız bir şekilde dağıldı

Furkan Çalışkan


Kalbim gerçekten kırık ve eylülün ortası
yürüdüm yazmadığım şiirlere basarak
yalancı ömrün bilmem bu kaçıncı vartası
her solukta yeniden eksilerek artarak

Süleyman Çobanoğlu


Seni dağladılar, değil mi kalbim,
...
Dayan kalbim üç beş nefes kadarcık!

Necip Fazıl Kısakürek


Kalbim bağışlanmayacak birşey yap

Ahmet Telli


kalbimiz
yerin ve göğün alt edilmez bir dirilikte olduğu
tutkumuz, direnmemiz, ellerimiz, kalbimiz.
kalbimiz
kalbimiz hızla gelişecek.

Turgut Uyar


Birinden ötekine geçip gitsem de
Şehirlerdir acıtan kalbini

Ahmet Uysal


bu kaçıncı tünel, yaşlı
bir ağaç gibi ovada
acının gözleriyle bakıyor
çıplak omuzlarından gecenin
dökülen nehir gibi kalbim
toprağına akıyor

Çiğdem Sezer


Üç Gencin Kalbi

Bir gemici tanırım
Kalbini bir limanda bırakmış
Ya kaybolursa?
Ağlar çocukluğundaki gibi
Kalbini almaya gidecek hâlâ

Bir oğlan tanırım
Derin yeşil gözlü
Gönlü güney denizlerinin dibi
Kalbi ise yerinde
Birine vermeye gidecek
Bir gemi arar durur
Bulutlardan.

Bir şair tanırım
Onunki içler acısı
Kalbini asla vermemiş
Çalmışlar
Kalbi eski bir efsanede saklı.

Ece Ayhan


Kalbimin yetim kayığı
Geçmeye çalışıyor oynak, dalgalı
Zaman deryasını

Ping Hsin


-Bu cihanda bıraktığınız aksiseda, güzel efendim,
Çarptıkça yakıp dağlıyor kalbimi

Ömer Şişman


İnsanın en çok kalbi temiz olmalıdır.
Tüm organlarımıza buyuran bir güç var onda.
Anlatmaya, yorumlamaya gücümüzün yetmediği bir giz birikimi bu.
İnsanı kalbinden tutamadınız mı, görün nasıl kayıp gidecek elinizden!
Kaygan, yabancı madde dolu bir şey olup çıkacak sonunda.
Kalbin gereksinimlerine dikkat edilmedi mi emek de, ekmek de yitiriverir anlamını.
Ne emek, ne ekmek; önce kalbimiz bozuluyor çünkü.

Nuri Pakdil


Kalbini kıbleye bırak…

Senai Demirci


Allah Aşkına Kalbim

Allah aşkına kalbim,
Sakla sevgini
Ve gizle şikâyet ettiğin şeyi
Seni görenlerden
Ve ganimet bil onu.

Sırları ifşa eden
Benzer ahmağa
Susmak ve gizlemek
Daha yaraşır aşığa

Allah aşkına kalbim,
Sana geldiğinde
Bir soruşturucu
Gelirse sana sorarak sıkıntını
Gizle!

Ey kalp eğer derlerse:
“Nerede sevdiğin?”
De ki: “Belki esir almıştır,
Benden başkasını”
Ve sonra mutlu görün.

Allah aşkına kalbim,
Gizle hüznünü
Seni üzen nedir ki
Dermanından başka
Bunu bil.

Ruhlardaki sevgi
Kadehteki şarap gibidir
Ne su görünür onda
Ne nefesler gizlenir.

Allah aşkına kalbim,
Hapset dertlerini,
Denizler coşsa da
Yahut yıkılsa da felekler
Sen esenlikte ol!

Halil Cibran


bu son şiir, o küflü gözlerine yazılan
bu son mezar kalbimde hicranla kazılan

Nurullah Genç


harcı âlem bıraktığın kalbini merak edersen
götürüp Londra’nın ortasına bıraktım
ne bülbül ne çocukluk ne keder.

Zeynep Elif Arkan


kendi kalbinin tanrısı olduğunu düşündün
kendin kendine inanmadın
münkir günlerinde

Sulhi Ceylan


kalp çok genişti ona dünya dar
batık gemiler uzak
son bir öpüşle tam iyileşecekken
tam iyileşecekken hayatla
çiçek sapını kalbine soktu

Baki Ayhan T.


bu devinimi kalbimin beni mahsun kılan
bu deli saçması hayat
ve sen içimde çoğalan şey
ve sen kalbimin çıkmaz sokağı
bu canhıraş haykırış
beni yeniden yorumlayan

İlhami Atmaca


Aşkın rekâtı yoktur lakin zekâtı vardır
kalbinin zekâtı da unutmaktır,
unutmanın cömerti ol!

Esra Elönü


artık kalbim yok

artık kalbim yok ağladığımda sana
düşündüğümde seni artık kalbim yok
seni anlatırken birilerine, atmıyor kalbim
atmıyor kalbim seni gördüğümde rüyalarımda
istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok !
küçük bir velede verdim onu, oyuncak niyetine
fırlattım attım doyursun karnını diye bir sokak
köpeğine
suda sektirdim bir kiremit parçası gibi
ve bekledim batmasını
bekledim batmasını yanan bir gemi
nasıl ağlayarak denize dökülürse

istediğin gibi yaptım; artık kalbim yok!
artık kalbim yok baktığımda eski resimlere
özlediğimde seni
arta kalmış bir kalbim yok!
YOK!

Küçük İskender


bir aralık kapıdan gülümser
anneannemin tül kalbi.

Halim Yazıcı


her şey benim kalbimdir ki bilirim
kimsenin olmadığı bir yerde
ölümü denemek isterdin
hiç değilse bir defa
nisansız bir serçe gibi
herkesin gözlerine saçlarına
avuçlarına dolanan
ama nisan olsa da olmasa da
serçeler benim kalbimdir

Turgut Uyar


Kalbimin derinlerinden bir kuş uyandı,
uçtukça büyüdü, çoğaldı,
oysa yüreğimi hiç terketmemişti…

Halil Cibran


Kalbime sığmaz oldun.

İbrahim Tenekeci


Ruknettin’in Kalbi İçin Kehanetler


Ruknettin’in aynalarda ağladığı kadar var.

Bir mevsimin kıyısından tutarsan Ruknettin
Kurak ovalara yağmurlar yağar,
Ayak bileklerinden kavrarsan bir harfi,
Kalbin şiir olup vadilerini sular.

Senin de vadilerin vardır Ruknettin!
Kehanetler kurarsın,yağmalarsın kendini
Kurtarıp o yangında ilk önce kalbini
Niyedir,aynalarda azalır sesin.

Doktorum
Ben bu kalbimi sarınır örtünürüm
Kış gecelerinde o nu yakar ısınırım
Üşürsem helak olacağımdan korkarım.

Doktorum
Gayya kuyusuna inmek istemem
Bana bir ip uzat,yağmurlar istemem
Aynaları kırarım,suretimi istemem
Mevsimler dönedursun,bu dünyayı istemem
Ben Allah’ı isterim.

Ben hep aynalardan geçerim doktor
Aynalar benden geçer.
Araf’tan bir sepet sarkıtırım aşağı,
Doluşur içine narin böcekler
Yaşamayı yeni öğrenmiş kelebekler
Üşüşür ben kalbimi sarkıtınca aşağı
Ben hep aynalardan geçerim doktor!

Günahları için ağlayan kim varsa
Kanatlarıyla okşar onu melekler

Hep böyle midir
Kalbin hep böyle yavaş mıdır Ruknettin?
Aynalar sana bir savaş mıdır Ruknettin?
Yarin dudaklarından trenler geçer de
Kalbiyin istasyonunda durmaz mı
Sen hiç satrançta yenilmez misin
Atına binip hep gider misin
Bilmez misin,atından ayrı düşen bir vezir
Zehir gibi çoğaltır kanında yalnızlığı
Ve nihayet şahlar da aynalardan geçer
Bir sen mi kalırsın bu rüyada Ruknettin
Herhalde hep böyledir
Bu dünya sevenlere bir tuzaktır Ruknettin!

Buraya kalbinizi kuşatmaya geldiydik
Konuşmayı unuttuyduk,hal diliyle söylediydik.
Dua okuduyduk,yağmur dilediydik
Kalbinizi kuşatmaya geldiydik.

Hoşgeldiniz.Buyrun.İşte kalbim.
Adımı unuttuğum zamanlarda RUKNETTİN’im
Gövdesi ihlal edilmiş bir yetimim.
Şu kapıdan buyurun, az ilerisi kalbim.

Benim kalbim bir ıslahevidir doktor.
Yetim bir çocuk durmadan azarlanır içinde
Benim kalbim gövdesi ıslahevlerine çakılı bir kuştur
Uçmayı bilmeden ölür kenar otellerde
Kalbim ıslah olmaz bir kuştur doktor
Tıkanır,ölür metropollerde.

Bir çiçeği uyandırmak için mi
Söner bu ateşgahlar
Kaldırmak için mi yeraltını
O derin uykusundan
Kurur bu göl
Ne var ve ne oluyor
Neden türkü söylüyor fesleğenler
Uzakta biri mi göründü
Biri İncil okurken düşüp bayıldı mı
Bir rüya mı gördü yalnız keşişler
Ne oldu?

Adım Ruknettin,tanışıyor olmalıyız
Bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
Sunmuş olmalıyım kalbimi size
Bakın!demiş olmalıyım henüz avladım O’nu
İgvanın zehrini boşalttığı kuyularda.
Yalnız günah parlar zifiri karanlıkta
Ve kuyudan kuyuya bir yol yoktur
Bir avcı tüfeğini doğrulttuğunda
Ay gibi ışıdığında bir aşk
Bir mevsim yönünü şaşırdığında.

Hayret etmiş olmalısınız,kalbim
Hezarfen misali havalanınca.

Korkarım sevgili doktor,bu mektuba kendimi üzerek başlayacağım
Çabuk büyüyen bir çocuk gibi,
Ceplerimin nerede olduğunu unutacağım önce
Ve mazi gizlenecek bir yer bulamayacak kendine.
Sonra bir menekşeyi teheccüde kaldırmayı unutacağım.
Unutacağım,hangi şehirde durursam yar beni karşılar.
Nerede ölürsem bahtıma idamlar çıkar
Gülümseyen bir arap olacak yüzümün size bakan tarafı,
Terkedip gitmelerin ağırlaştığı bir güz olacak öte yarısı.

Alnımın dokunduğu yerden savaşlar artacak
Ve bahar giysilerine bürünmüş gelirken kıyamet
”gönüllü mağlupları olacak hayatın” doktor.
Yarından korkan adam,Ruknettin böyle söyler.

Siz doktor,yazabilir misiniz bir gülü yeniden
Alıştırabilir misiniz baharı çürüyen toprağa
Kabaran yağmuru yeraltına
Ve bir aşkı ayrılığa
Yakıştırabilir misiniz doktor
Kanatlarında hüzün ve manolya taşıyan
Kuşlarla konuşabilir
Ve trampetimi geri verebilir misiniz bana?

Ah kalbin moğolları ! size verecek ne kaldı
Bir kitap olup yandı da o
Külünden zehir kaldı
Bir hayal olup uçtu da
Gökte melekler bağırdı
”eve dön,eve dön!”

Döndüm ki;şehrin ağrıları üstüme kaldı
Bulvara uzanmış diskotek kızları/o melul orospular/
Süpermarketler,bankalar
/yani toplu insan mezarları/
Üstüme kaldı.

Size ne denir ey kalbin istilacıları
Barbar denir,’bir hayal yıkan’denir.
Alın O’nu da götürün,bir kalbim kaldı.

Bir ilkokul atlasında gemilerim yandıydı
Cenevizden geliyordum,elimde mektuplarım vardı.
Elimde ölü bir kızın sağır saçları vardı
Bir mevsimin ortasında kalakaldıydım

Bakkaldan manavdan değil,
Cenevizden geliyordum doktor
O kızın saçlarından geliyordum
Yitirilmiş bir mahkemeden
Galiba kalbimden geliyordum.

Bir güle boyun eğdiren nedir
O aşk değilse
Nedir kalbe çıkartılan
Tutuklama emri,
Aşk değilse.
Ah,o sığınaklardan
Yitikleri toplayan
Ve düşlere vuran gemi
Nedir aşk değilse

Size kendimden bahsediyorum doktor
Biraz yağmur kimseyi incitmez.

İyi ruhların arasında dolaşan
Bir gölgeden sözediyorum.
Acıdan çatlamış kalbi
Soğuğa dayanıklı kılan bir bilgiden
Terkedilmiş şizofrenleri
Kendine çeken vadiden
Keşişlerin hüznünden
Ve bir aşk yüzünden
Ayları karıştıran kişinin
Tababet-i ruhiyyesinden

Size kendimden bahsediyorum doktor
Ben kar yağarken ıslanmam.

Benim öbür adım rüzgar
Uğradığım orman
Değdiğim kalp uğuldar.

Deki bulunur elbet
İyi bir hal üzre kaybolan kişi

Kemal Sayar


Kalbim , unutacağız onu,
Bu gece, sen ve ben.
Ben ışığı unutayım,
Onun sıcaklığını sen.
Unuttuğun vakit, söyle bana,
Ola ki düşüncem donar.
Acele et, oyalanırken sen,
Hatırlayabilirim onu tekrar.

Emily Dickinson


Kalbine iyi bak sevgili sufi

Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Mevlânâ’nın Uzak dediğin yer ancak bir karış diyerek adres verdiği kalbine… Aşk’ın Hüsn için nice basamaklardan geçip nice engelleri aştığı kalp ülkesine… Sadef içinde inci gibi parlayan kalbine… Öyle iyi bak ve öyle iyi gör ki; himmetle inen ve hikmetle süslenen aşkın senden aşkın bir hâl alsın. Taşkınlarca sevgilinin diyârına ulaşsın. Korkma… Âşık ve mâşuk arasında öyle bir yol vardır ki içinden geçen bütün cümleler hurûfî bir edayla tek tek ulaşır muhatabına. Kalpten kalbe yol vardır. Çünkü Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ…

Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Kalp ki maddeden öte mânâ dikenden öte gül-i rânâ… Sula sevgili sûfî sula. Kan nehirleri arasında kalan kalp vadisini istek aşk marifet istiğna tevhid hayret ve yoklukla sula. Sonrası bekâ… Sonrası sıla… Kalbin ki bütün yolların kaynağı ve bütün yolların son durağı. Cânânı aramak için kalbinden çıktığın bu yolda varacağın yer yine kalbin aynası… Çünkü ey sevgili sûfî… Seven ve sevilen birbirinin aynısı. Mevlânâ boşuna söylemedi ya: Gönül kemâlinden bir iz bulunca; can canı içinde seni buldu. Mevlânâ mıydı bulan yoksa Şems-i Tebrizî miydi arayan? Aranmakla bulunmuyorsa ancak bulanlar arayanlarsa neydi bu ikiz ruhları karşılaştıran? İki bedeni tek ruha iki kalbi tek aşka bağlayan zincirin adı neydi? Dil muhabbet dese de bütün dillerden yüce bütün dillerden öte bir şeydi. Lisân-ı hâl bile bu muhabbetin sırrını çözmeye yeterli değildi. Aynı anda fikretmek aynı anda hissetmek ve aynı anda zikretmek… Kalpten kalbe giden yolu sözden öze dökülen bir sohbetle gözden gönüle akan bir ateşle beslemek… Doyumsuz bir ateşle beslenmek… Ve Aşkî’nin kaleminden:

İftirâk-ı sohbet-i cânâna doymaz gönlümüz
İhtirâk-ı âteş-i hicrâna doymaz gönlümüz

Kalp kalbin diğer yarısı ve bundandır ki kalp kalbe karşı… Çünkü üç harfe ve beş noktaya gizlenen bir lugat var arada. Çünkü Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ…

Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Çağlar öncesinden devraldığın ve çağlar ötesine sakladığın her yanını aşkla donattığın kalbine… O kalp ki mücellâ o kalp ki müstesnâ… Sen değil miydin Bende Mecnûn’dan füzûn âşıklık istidâdı var diyen? Âşık-ı sâdık isen kalbine iyi bak sevgili sûfî… Hikmeti gör. Gör… Aşk odu evvel düşer ma’şûka andan âşıka diyor Fuzûlî. Bil ki pervanenin kül olması için ilkin mumun alev alması gerekli. Yanan kim Mevlânâ mı Şems mi? Aşk dâvâsında sen ben ne fark eder ki? Âşık gelmiş mâşuk gitmiş ne fark eder ki? Üzerine bastığın toprak aynı ise geçtiğin yollar aynı ise yan yana durmak şart mıdır vuslat ânında? Kavuşmak bedenen değil kalben bir olmaktır aslında. Çünkü Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ…

Kalbine iyi bak sevgili sûfî… Gülden bülbüle uzanan bir dal varsa mâşuktan âşığa uzanan bir kol varsa kalpten de kalbe giden bir yol vardır. Bu yolda lisân-ı hâlle örülmüş bir muhabbet vardır. Kalbine iyi bak ey sevgili sûfî!.. Kalbini noktalara sakla. Bil ki bu yolda hükümdar… Hükümdar bile (Muradî) ancak ve ancak bir nokta kadardır:

Elbette bu hâlimden o yârin haberi var
Fi’l kalbi mine’l kalbi ile’l kalbi sebîlâ

Senem Gezeroğlu


Yüzüne ince bir örtü gibi rüzgâr düşüren
aralık kalbinden aşklar dökerken tanıdım seni

Haydar Ergülen


Farı, kalbim, farı da
Kapına yığılacak karları
Kürüyeme!

Ben senin necinim, kalbim
Kulun, kölen, müneccim
İşlerin, açmazlar – – koş aç, koş aç!

Behçet Necatigil


Dinle!..Dinle Selim! ölürsem; -gülme-
Kalbi deniz gören bir kadına gömsünler beni!

Ali Asker Barut


“geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.”

Umman Şahiner


sen ey kalbim, titremez misin
uzak bir hatıra gelip dayanınca kapılarına?

Aslı Durak


Üstüme kar yağıyor. Kalbimin
Atışlarında eriyor kar
Üşümüyorum, üşümek elimde değil
Hiçbir şey elimde değil
Sevmek istiyorum, sevemiyorum
Çarpıyor birbirine kalbimin kapıları

Edip Cansever


Artık kalbimiz kutup denizinde ve yalnız.

Hüsrev Hatemi


Kalbindeki cama bir taş değer, dosttandır
‘kırılınca anlaşılır kalbin camdan olduğu’
kalbin bahçesinde bir gül solar, dosttandır

Haydar Ergülen


Kabul et, uzaklardaki sevgilim,
Kalbimin vedasını,

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin


Tutkularım bitti.
Düşlerimden de soğudum.
Sade çilem kaldı bana,
Kalbimdeki boşluğun meyvası.

Aleksandr Sergeyeviç Puşkin


Tutkuların çeşmesi
kalbim yokoldu.

-Geriye bir çöl kaldı-

Federico Garcia Lorca


kalbi tut
kalbi kalbet
kalbi kaybet gaybe doğru

kalbi tut

Suavi Kemâl Yazgıç


Şâ’ir oldur ki anıñ kalbine Hassân gibi
Nefha-i Rûh-ı Emîn eyleye ilkâ-yı sühan

Sünbülzâde Vehbi Efendi


Aşk oduna yanmıyanın
Kalbi sâfî olmaz imiş

Eşrefoğlu Rûmî


Olmazdı kalb-i mahzûn tâ böyle zâr-ı Mecnûn
Çeşmin kılaydı efzûn zülfün penâh olaydı

Osman Nevres


Lâkin o bahçelerde geçen devre’den beri
Kalbimde solmamıştır o şi’rin çiçekleri.

Yahya Kemal Beyatlı


Bu bedeni ben taşıyacağım yıllar yılı
Sen arkamdan geleceksin..
Ben yorgun düşeceğim aşkdan
Kalbimi sen yükleneceksin…

Aynur Şakman


ben şimdi ve daima kalbine
hüzünler ihbar edilen bir şairim:

Hilmi Yavuz


Yine namlularla çevrildin kalbim
Ne önleyebildin ne karşı durdun
Çevirdin şiiri aşk yönlerine
Gel kucakla kalbim kuşat gülleri
Osman Sarı


Günaydın bana geri gelen şiir
Bana geri gelen anıt
Bana geri gelen kalbim
Bana geri gelen kalbimin ayışığı
Gözleriyle iyileştiren yaralarımı
Kalbim güneşim efendim

Sezai Karakoç


kadınlar nasıl kokar
çiçeklerden farkları
avuçlarının arasına aldığımda
gögüsleri
bir güvercinin kalbi gibi mi çırpınır

Ali Biçer


Kalbini uzaklara söyle yolladın mı hiç

Teodora Doni


Ah bir kuş ismidir kalbimizde yaşar

Sümeyye Şeker


Akşamdır, iniktir elinin perdeleri.
Çocukların koştuğu bir avludur kalbin;
Dilsiz, ama ağlamasını bilen çocukların
Gökten geçen leyleklere bakması kadar
Sessizdir kalbin.

Ülkü Tamer


Dünyanın en hızlı/çarpıntılı akan iki nehrinden biri Çoruh
Desem, doğrudur; ikincisi kalbim, desem: ‘şair sözü’ olur!

Leylâ Şahin


Kalbin iyi bir hedef olmalı meydanın ortasında

Erol Çankaya


Firari bir aşka saklanacak kalp bulmak
Anneme talip olan yalnızlığın sorumluluğundaydı.
Belki o kadının ölüm nedeniyle ısınan gözlerinin,
uzak şehirleri hatırlatan soğukluğunda
bir kalp bulmak
bir kalbe çevrilmeyeek bir teklif sunmak
okyanusları birleştiren hayali aradenizlerin sonundaydı!

Küçük İskender


Sen doğmadan sevmişim seni
Ölüm bahanesiyle kapanmadan kalbim

Ahmet Ertan Mısırlı


Kavs-i kaderin attığı ok sath-ı zemîne
Ancak geliyor, saplanıyor kalb-i hazîne
Ey tîr-i kazâdan açılan şerha-i sîne!
Dil-hânedeki perdeli revzenden usandım

Tâhirü’l-Mevlevî


Alnımın yazısı bezdirdi beni
Kalbinden yaralı gezdirdi beni
Ayaklar altında ezdirdi beni
Belki toprağımı başta taşıdır

Tâhirü’l-Mevlevî


Savaşa girdin kalbim bin yara aldı beni
Ne denli acı varsa aradı buldu beni

Osman Sarı


yağmur yağıyor ve ben
yer altı nehirlerinden
ıslana ıslana kalbinden
sessizce geçiyorum

Alaeddin Özdenören


Akar saçlarımdan yalnızlığın ırmağı
Kalbime dökülür..

Alaeddin Özdenören


Kalbimde o kor bakış olan saklı durur;
Bir gün çıkacak sanma sakın, saklı durur.
Sen öyle güzel, öyle güzel bir gül idin..
Soldun, rubaimde kokun saklı durur.

A. Vahap Akbaş


bilincim açıktı kalbim yaralıydı derim ama sanırım bunu mazeret olarak kabul etmezsin
bi salıncak gökten: öyle aman aman bir şey olmasına gerek yok özenmene falan

olur mu

İsmail Kılıçarslan


Kalbim daima seni takibedecek ve asla seni unutmayacak.

5’ler Topluluğu-Adı Bilinmeyen Şairler (Çin) İ.Ö. II. Ve I. Yüzyıl


Sen yetersin bana, sende kalbe kifayet var

İmam-ı Şafiî


yaşı hep altmış üç
yüzü yeni gelmiş bir vahiy gibi
gözlerinin önünde hep rahman suresi canlanır
kalbi hep yasin okur

Sezai Karakoç


Ekdikleri dâne-i şirâre
Biçdikleri kalb-i pâre pâre

Şeyh Galip


Durma sefer et güzâr-ı Kalb’e
Can baş ko reh-güzâr-ı Kalb’e

Şeyh Galip


Çırpınır göğsünün içinde kalbi,
Bir yaşlı ağaca sinen kuş gibi.

Ahmet Kutsi Tecer


Zamanla değil, bir yerde
Benim olmayan bir şeyle yaşlanıyorum
Geçiyorum ilk şeklimi tüketerekten
Ağır ağır yanan bir tuğla harmanını
Billurdan sarkaçlarıyla.

Kalbim, sersemliğim benim..

Edip Cansever


ve kalbimiz bize sahip çıkmadı

Hilmi Yavuz


güz bir ney’dir, bir gül üfler
……………………ve akik
işler kalbine, dinle!
hangi hüzünler evidir
ve hangi sazlıkta gurbet
gösterir bir kuş şimdi
mesnevî ve ahd-i atik?

Hilmi Yavuz


Gözlerine ne oldu ki, “dur ağlama” desen coşar ırmak olur;
Ya kalbine ne dersin, “yetiş huzur” dedikçe artar acısı gamı..

İmam Bûsîrî (Kaab bin Zubeyr)


Kim ellerini alnımda gezdirirken o ten, ses ile,
Bana kalbin musikisini verecek, haberi olmadan.

Fazıl Hüsnü Dağlarca


sözde direnen aşka sığındı veda
uslanmaz güvercinin kalbi yenildi

Pelin Onay


ay sesiyle, gün sesiyle, gül sesiyle
tırmanırım kalbinin tepesine ve işte,
zakkumların diliyle konuşabilirim seninle.
rüzgarın ve acının bildiği dilde
acelesiz, hiç yarışmadan,
sessiz oturabilir miyiz seninle?

Kemal Sayar


Sen olmasan…
Seni bulmak hayâli olsa muhâl,
Yaşar mıyım dersin?
Söner ufûlüne bir lâhza kaail olsa hayâl;
Soğur, donar, kırılır senden ayrılınca nazar
Ne hazin
Gelir hâyât o zaman hem vücûda hem rûha,
Yaşar mıyız seni kaybetsek âh ben, kalbim,
Bu kalb-i muztaribim?

Tevfik Fikret


Tüm şiirleri sökeceğim duvarlardan,
Kalbimden ve kağıtlardan..

Murat Özel


Kalbimde vardı “Byron”u bedbaht eden melâl

Yahya Kemal Beyatlı


Kalbim bir sağanağı içecek kadar susuz ; halbuki üzerine bir çiğ tanesi bile düşmüyor…

Petöfi Şandor


Herkes gider
Ne?
Bilmiyor muydun sanki
Sevgili kalbim!

Ali Lidar


Sen aklınla ne düşünürsen düşün, kalbin kendi hafızası var...

Murathan Mungan


Kalbin nasıl?  

Andrei Tarkovsky

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Ehlen ve sehlen ey gam-ı kalb-i perişân merhabâ

“Şair görmüştür, size de gösterir; gördükleri ona tesir etmiştir, o da intibalarını size nakleder; dinleyicilerin/okuyucuların hepsi de onun gibi şairdir.”   Steal  Pâmâl idüp beni sıdı gam cündi kalbümi Himmet demidür ey Şeh-i Merdân yâ Alî (Gam askerleri beni ayaklar altına alarak kalbimi kırdı;  Ey yiğitlerin şahı Ali, vakit yardım etme vaktidir.) Hayretî ** Gam leşkerinden ister isen olasın emîn Var Abdî Beğ kapusın idin âhenîn hisâr  (Eğer gam askerlerinden kurtulayım dersen,  Abdi Bey’in demirden hisar gibi olan kapısına sığın.) ** Mülk-i gam sultânıyam şâhâ ayağun toprağı Kelle-i bî-devletümde tâc-ı devletdür bana  (Ey şahlara benzeyen sevgili, ben de gam ülkesinin sultanıyım;  senin ayağının toprağı benim talihsiz başıma bir devlet tacıdır.) ** Devletinde şâh-ı aşkun ben de gam sultânıyam Ey gözüm sakkâlığ it ey âh ferrâş ol bana  (Aşk şahının devletinde ben de gam sultanıyım artık.  Ey gözyaşlarım sen gam ülkesinin su dağıtıcısı ol, ...

Eski Zaman Âşığı

Ben eski zaman âşığıyım Sevda çeker düşünürüm ağlarım Bazen tilki kadar kurnaz bazen akılsız Bazen çocuk gibiyim bazen bakakalırım. Herkes âşık olur sevdalanır Bir yolu var gönül çekmenin de Benimki sevda değil ateşten gömlek Bir kor düşmüş ışıl ışıl yanar içimde Ama ben eski zaman âşığıyım Sevmek kadar kanatlanmak da gelir elimden Gece hayalimde gündüz fikrimde Ela gözlü o yâr çıkmaz gönülden. Oktay Rifat

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

Şiir Okuyan Kızlar

zamanın nedensiz tutunanlara.. I Kalbi eve dönen yoksulların bir şarkıyı taşıyacak kadar sahil görmemiş yabanlıklar büyüten yalnızlığı! Sen, sise doğru yürü! Şarkı söyleyebileceğin bir kıyı, duyabileceğin bir kulak, yabanlığını örteceğin tülden bir sis genç bir kızın eski güzelliklere duyduğu üzünçtür. Hatırla ve yakar sessizliğine: geçmişine. üzünç ki, susadıkça acıktırır tenimizi. II Denizin üstünde dolaşan uyku, düşlerde gezinen göz! Zaman ki, eskitilmiş güzelliklerin kanatlanmasıdır. Ayrılmak tüketmektir eksiltili sözü, eskitmektir. Sızı, kalbe el veriyor: gölgen yalnızlıkların güz karaltısı. Hatırla uzaklığı, unuttuğun düşlerin karaltısını. III Şiir: suskun kız, Ne kadar da çok benziyorsun yalnızlığıma. Ahmet Bozkurt