Ana içeriğe atla

Sonrasızlık

-babama-

Çok mu uzar gecenin kendini kanıtlaması
bir yağmur tanesi hızını kesmişken sağanakların?
Oysa sen deniz ortasındaki şaşkınlığımsın
Rüzgâra da küstüm, küstüm işte, kimse bağışlamasın
Şarkılardan kaçışım hep bundan.

Siz hiç bahara çiçekten yoksun girdiniz mi?
Benim kalbimin yarısı yaşadı bunu
Diğer yarısı da anılarla incindi.

Susmakla başlayan her elveda bir çerçeve parçalar
Duvara sığmayan görüntüdür hüzün
Kuşların olağan göçü sanırız
Meğer ki bir çiçek kendini erken soldurmakta…

Artık belaysa gecenin kendini aldatması
Yıldızlar hep yanlış yörüngeye dağılır
Bir bıçak darbesidir uçurum dipleri de
Kanattıkça çiçeklere eksik renk bağışlayan…

Gidişini sorsam, zamansız bir yaprak dökülür takvimlerden
Gel diyemem, yüzlerce mum birden söner kalır içimde.

Cihan Oğuz


BENİM İÇİN SONRASIZLIK...

Çok az kişinin yaşayabileceği güzel bir çocukluk geçirdim. Babamın memur olması nedeniyle uzun süren taşra yolculuğunda, O'nun Kore Savaşı'nın hemen ardından askerlik görevi için gittiği Kore ile yakın diye uğradığı Japonya'dan getirdiği oyuncaklar başta olmak üzere ömrümün hemen her döneminde istediğim her şeye -en başta kitaplara- sahip oldum sayılır.

Babam öyle 'garip' ve 'uçuk' biriydi ki, kaldığımız her yerde farklı olduğunu hissettiren görünmez bir etki alanı bırakırdı.

Çocukluğumun ilk yıllarında O'nu hep özledim. Taşra kasabalarında arkadaşlarıyla geceyarılarına kadar süren sohbet toplantıları nedeniyle geciktiğinde, sabahları yastığımın altında mutlaka bir çikolata olurdu. Kendini affettirmenin küçük bir yöntemiydi bu. Yanlış olup olmadığını hiç tartışmadık.

Çok sonraları iki kardeşim daha dünyaya geldi. Lise öğrenimi için annemden, babamdan ve kardeşlerimden ayrıldığımda henüz 17 yaşındaydım. Bir daha da, yaz ve yarıyıl dönemleri dışında hiç biraraya gelemedik.

Ama büyüyüp de 'aklı başında' biri haline gelince, babamla olan dostluğumuzu farkettim. O'na karşılıksız aşklarımdan bile söz ettim. Geceler boyu süren içkili sohbetlerimizde hep sakince dinledi beni. Korkunç bir mizahi yönü vardı. O'nunla birlikte sohbet edip de hayran kalmayan yok gibiydi.

10 yaşında sigaraya başlayıp 20 yaşında bıraktığını söylerdi. Öyle garip bir adalet anlayışı vardı ki, şaşmamak mümkün değil. Ailesi, küçük bir kasabadan lise öğrenimi için babamı Ankara'ya gönderdiğinde, koşullar zorlanarak, lazım olur diye yanına altın bilezikler verilmiş. Babamsa, trende rastladığı çok daha yoksul bir aileye armağan etmiş o altınları... Bazen abartılı bir film sahnesi gibi geliyor bunlar bana.

Daha ben ilkokuldayken başta Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir ve yabancı klasiklerden oluşan kitapların yer aldığı kütüphanem hazırdı. Babam o kitapların çok azını okumuş, ama ileride bizim yararlanabileceğimizi düşünmüştü. Dönem, 1970'li yılların henüz başı...

İşi konusunda inanılmaz derecede titizdi. Sabah saat 06.00'da kalkar, yoğun işlerini biraz olsun hafifletmek için erkenden daireye giderdi. Sabahları kesinlikle kahvaltı etmez, aç karnına sade bir Türk kahvesi içerdi. Bugüne kadar hiçkimsede rastlamadığım derecede güzel ve özenli bir elyazısı vardı. Hele oldukça orijinal olan imzasına hayran kalmamak elde değildi.

Üniversitede okumak üzere Ankara'ya gittiğimde de sürdü dostluğumuz. Müziği ve eğlenceyi çok severdi. Her gece içerdi. Bir yaz döneminde

Çanakkale'deki bir aile dostumuzu ziyaret etmiş, oradan da ünlü besteci Teoman

Alpay'ın amatör bir stüdyoda kendi sesi ve udu ile gerçekleştirdiği kasedi ele geçirmişti. O ölümsüz şarkıları geceler boyu dinledik. Ben hala dinliyorum...

Belki burada anılması gereksiz bir ayrıntı ama çok zor durumda kaldığı dönemlerde bile beni parasız bırakmadı. Mersin'e bavullar dolusu kitapla geldiğimde hiç kızmadı, teşvik etti. Hiç yüzüne bakmadığı halde, yaz tatillerinde ben yataktan kalkmadan Cumhuriyet gazetesi masada hazırdı. Özellikle şiir yazmamı hep derin bir saygıyla karşıladı.

Gizli ve ortaya konulmamış bir dostluktu bizimki. Hiç itiraf edemedik bunu birbirimize. Şimdi geriye dönüp baktığımda, keşke daha çok konuşsaymışız diyorum.

Evet, şarapla, rakıyla, bazen birayla, kendi hazırladığı o güzelim salatayla ve mutlaka müzikle süslenen o uzun geceler artık yok. Babam, tıpkı her zaman yaptığı gibi, yine kendine özgü bir şakayla ayrıldı aramızdan: 27 Nisan 1991.

Ölümünü duyduğumda inanamamıştım, hala da inanamıyorum. Siz hiç iki kolla yaşadığınız halde, tek kolunuz varmış gibi hissettiniz mi kendinizi? O boşluk hiçbir zaman kapanmayacak galiba. Kimisi, babası öldüğünde yılların yorgunluğunu hisseder, kimisi de yaşamın acımasızlığını. Ben, içimde taşıdığım bir dünyanın ansızın yok oluşunu, sonrasızlığı farkettim.

Çok sonraları, İzmit'teki yalnız gecelerimde, müzik ve içki eşliğinde kendi kendime kaldığım zamanlar anladım o yokluğun acısını. "Sonrasızlık" şiiri de o dönemin ürünüdür.

Dünyaya bir daha geleceğimi sanmıyorum; en azından bütün mucizeler peşpeşe yaşansa bile, biliyorum ki babam artık hiç olmayacak... O gün bugündür, ne zaman içkiye otursam, masadaki o dayanılmaz boşluk hemen hissettirir kendini. Söyleşilerde yavan bir yön kalır, eksik bir şarkı mırıltısı duyulur, tepemizdeki lamba biraz daha loştur. Ve en mutlu gecem bile olsa anılar mutlaka gözlerime üşüşür.

Bugün 26 Eylül 1996 ve ben 33 yaşındayım. Bundan ancak 22 yıl sonra ulaşacağım babamın yaşına. O gün O'nunla daha bir arkadaş olacağız gibi geliyor.

Ama sonrasızlık üşütüyor, hep üşütüyor, çok üşütüyor...

Cihan Oğuz

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Francesco Petrarca AŞK HÜKMEDİYOR BURADA

124 Amor, Fortuna, et la mia mente, schiva Aşk, Talih ve zihnim, uzak duran gördüğü şeyden ve geçmişe dönen, öyle üzüyorlar ki beni, bazen kıskanıyorum öteki kıyıdakileri. Aşk parçalar yüreğimi, Talih yoksun bırakır her avuntudan, bu yüzden budala zihnim dertlenip ağlar; ve böyle sayısız dertle yaşamam gerek mücadele ederek. Umudum yok tatlı günlerin geri geleceğinden, beklediğim, kötüden betere gitmesi kalan ömrün, ve çoktan yarısını geçmişim gittiğim yolun. Ah, görüyorum kayıp düştüğünü elimden elmastan değil, camdan her umudun ve bütün düşüncelerimin kırıldığını orta yerinden. 125 Se 'I pensier che mi strugge Bu düşünce, bana elem veren, keskin ve yoğun olduğunca bürünseydi uygun bir renge,       belki de beni yakıp kaçan payını alırdı sıcaktan ve uyanırdı Aşk şimdi uyuduğu yerde;      daha az yalnız olurdu izleri bitkin ayaklarımın kırlar ve tepeler boyunca, daha az yaş olurdu gözlerimde, ...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

Edalı Zihin

             “Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir”                Bir haydar vardır heveste döner döner söylenir Zihin kekre meyvedir kurtlar da yer onu insanlar da kuyumcular nakış işler bakmazlar kimin bileğine dar gelir kimin kalbi dar gelir ona Antikadır zihin kimi zaman açık artırmalara çıkar düşer kimi zaman ihtiyar-kadınlar bileğinden bit pazarlarına Zihin gönülsüzdür otuz dört yıl odun hamalı eğri arar doğru arar söze bulaşır on yıl dağda gezer geyikler ile sonra geyikleri köye taşır şehre taşır Uzaklaştırır zihin mesafeyi sever ölçüler alır denge bulur ağırlık hesap eder urganda derisini yüzer içlenmelerin köpürdüğünü söyler insanın bir damla kanda Zihin konuşmak ister inci takar boynuna ayağına halhal dolaşır çarşı pazar ev içlerinde perde bilmek ister deva nedir eski derde yeni derde Şaşıdır zihin iki testisi vardır hep su isteyene soru sorar cevabı saklar Tatlısından mı vereyim ekşisinden mi? “B...

Ölmeden Önce Bir Kez Olsun

Ömründe bir kez olsun, sokaklarda çığlıklar atarak koşabilmeli insan kaydıraktan kayarken, yuvarlanıp düşebilmeli Tahteravallinin tepesinde asılı kalıp, arkadaşına yalvarabilmeli Bir kez olsun, avuçlarının içine sığmayan bir papatya demetini uzatabilmeli annesine Arkadaşları için kavga edip ,dayak yiyebilmeli bir kez olsun, mahallenin oğlanlarından, sonra bir kez daha bu kez annesinden ama; kavga ettiği için.. İnsan , ömründe bir kez olsun, okulu kırıp, Heybeliada’ya gidebilmeli Vapurun güvertesinde, yüzünü rüzgara serebilmeli Hiç bir zaman itiraf edilmemiş aşkın muhatabıyla, göz göze gelebilmeli Sonra kaçırabilmeli gözlerini güneşi bahane edip.. Kopya çekmeli ya da kopya vermeli arka sıradaki arkadaşına, Sözlüye kalkıp, tek söz söylemeden oturabilmeli yerine İddiadan bir kola kazanabilmek için sadece.. Aşık oldum sanabilmeli bir kez olsun.. Öyle gecenin bir vakti, herşeye dönüp sırtını Bütün herşeye, herşeyi sandığı herşeye dönüp sırtını Peşine düşüp gidebilmeli, ...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

Gidiyorum. Beni Affetme

Biliyorum sen kalbime düşen en güzel ateşsin.. Ben senin kalbinde aşka düştüm.. Günahını sevabını kabul ettim, sevdim.. Seni üzmeyi göze alamam. Sensiz ben iyi olmayacağımı bilirim. Ama zaten ben çok az zamanlar iyi olurum. Sensiz biraz daha az olacak..o kadar.. Ama seni değişemem. Seni, iyiliğime değişmem.. ve sen benimle iyi değilsin Bensiz sen de belki iyi olmayacaksın ama bu az sürecek. Sende güzel kalmak istiyorum. Seni tüketmek değil. Beni güzel hatırla dedim, sende tükettiklerimle değil.. Şimdi burda ayrılıyor ya yollarımız. Senden sonsuz kere özür dilerim. Bundan sonra tutamayacağım ellerinden özür diliyorum. Göğsümde uyutamayacağım başından özür diliyorum. Her telini aşk'la öpemeyeceğim saçlarının her bir telinden özür diliyorum. Seni Seviyorum.. Gidiyorum.. Beni affetme.. Günyeli

Monogami

Kalın bir sicim bulundururdu yanında Ne zaman asacağını bilemezdi insan kendini, Bir şişe viski de vardı çantasında, her an sarhoş olmak gerekebilirdi İki paket sigara da vardı, her zaman yeniden başlamak mümkün Diye düşünürdü, Tek gidiş bir de tren bileti vardı Gitmeyi düşündüğünden değil, ama kaçmak zorunda kalabilirdi Bunların dışında normal biriydi Her sabah işine gider, akşam evine dönerdi Hiç anahtar taşımamıştı yanında Mevsimler geçti Bir gün öldü karısı ve kapıda kaldı. Otele gitti o gece Sabah işe telefon etti, “ Karım vefat etti. Bugün beni beklemeyin.” Dedi, kapattı işitmeden yanıtı, sonra çilingir açtı kapıyı, karısı soğuk yüzüyle koltukta ölü duruyordu elbette kımıltısız bir sürahi su ve akşam yemeği sofrada hareketsiz parlak bıçaklar, iki çanakta toprak ve tabaklar işlemeli bardaklar coca-coladan, tuzluklar hiltondan aşırılmış ev düzgün ve ölü kadar sessiz... Polis geldi, savcı da ardısıra ve morga kaldırıldı ceset “ Otelde mi kaldınız dün gece?” s...

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Dost Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Leopardi   Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar ...