Ana içeriğe atla

Aşık Vüs’ati

Dünya duruyor yerli yerinde
Kendi ekseninde dönüyor herkes
Bir ben miyim pervane yörüngenizde
Uydusu kölesi olduğum güneş

Vüs'at O. Bener

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Dedim ki, güneşe dönen bir çiçeğim

nedir dostluk? ikinci bir güneş. Adonis Her akşam , aynı yer, aynı saatta, Güneşten eşyama düşen bir çubuk; Yangın varmış gibi , yukarı katta, Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk ! Necip Fazıl Kısakürek umut kesilmiyorsa dostlarım kesip barikatlar kurarak kangrenli gövdemizden şurda güneşe ne kaldı İlhami Çiçek Neresi yurdum? Güneş belki de. O hep duran. Çocukluğumu tanıyan eski dostum kaplumbağa. Bejan Matur Sanma ki derdim güneşten ötürü; Ne çıkar bahar geldiyse? Bademler çiçek açtıysa? Ucunda ölüm yok ya. Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten. Güneşle gelecek ölümden? Orhan Veli Saçı siyah salkıma benzeyip; Sanki taç gibi parlıyor, Güneşin ateşiyle yıkanıp, Doğrulardan geliyor, Yunus Emre Dünün sonsuz gönlünden, Ölen bugün yine yaşar, Doğacak başkası yeniden. Güneş yok olursa eğer, Yunus Emre her akşam tufanında harap oldu güneşim gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm Nurullah Genç Yaşam, belleği icat etmekle gaddarlık etm...

Mandan Hoca'dan günümüze OF'Lİ HOCA: İronik Şablonun Ötesi

“Oflu Hoca’lar, Kur’an Kursları gibi faaliyetlerle İslam’ı o bölgede canlı tutmuşlardır” Prof. Heath W. Lowry İnsan topluluklarının yaşadığı yeryüzünün her coğrafî karesinde ayrı bir insan ve kültür tipi oluşmasına ve her birinin diğerlerinden farklı yapısına rağmen öne çıkan, ilginç tipoloji oluşturan insan tiplerinden birisi de Of’a mahsustur. Of’un belki de Trabzon kadar eski tarihi; insan yerleşimlerinin ve kültürünün tarihî süreçte zenginleşen muhtevasından izleri günümüze kadar taşımıştır. İnsanın olduğu her yerde onun hayatla olan ilişkisi coğrafya ve diğer unsurlarla olan etkileşimi sonucu kendine özel yerel bir kültürün ortaya çıkmasını sağlamıştır. En mühimi de bu kültürü yansıtan insan tipinin kendine özgü karakteristiğidir. Of’un Trabzon’un genel insan karakteristiğinin bir yönünü yansıtan yüzünün belirgin tiplerinden birisi Oflu Hoca’dır. Yani Of’ta yetişen, Of’un yetiştirdiği ve ülkemizin her ilinde, her ilçesinde, birçok köyünde, hatta yurtdışında bile adı ve muht...

Şiirde Açan Gelincik Çiçekleri

Hayat hikayem mi? Tarlaların kıyısındaki gelincikler. Süreyya Berfe sandınız ki haz içindeydim şiirlerle, kitaplarla, dergilerle esrik tasasız yaşayıp gidiyordum; dağ eteğinde mavi çiçekli hayıtların uzun saplı gelinciklerin donattığı yaz ırmağı kıyılarında yalıncak! Ahmet Uysal Bir sap gelincik iki taş arasında Bulmuş da boyunu uzatan hızı, Sallanır durur çiçeğiyle rüzgarda; Bütün gelinciklerden daha kırmızı… Metin Altıok Senin resmini yaparken Parlak kırmızıyla laciverti Birbirine karıştırıyorum. Söyle bana ey gelincik Toprakta ne al, ne lacivert, Ne kırmızı, ne de sarı varken Sen nasıl boyuyorsun böyle Çiçeğinin yapraklarını?.. Nakagawa Kazumasa gelincikler tek tek göründü mü çayırlarda işi iş kasabanın su yüzlü çocuğun işi iş bir de poyraza döndü mü hava başlar masmavi damarlar fışkırmaya yanaklarından faytonların turuncu tekerlekleri yansır gaz tenekeleriyle çevrili bahçelerde asılı çamaşırlarından bir tutam çivit kokusu alıp gider gelin...

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

“Yanımda yürüyordun, bir düşünsene yanımdaydın.”

 “Yanımda yürüyordun, bir düşünsene yanımdaydın.” “Dünyanın herhangi bir yerinde benim ihtiyacımı karşılayabilecek kadar çok sabır var mıdır Milena?” “Milena, Milena, Milena bugün başka bir şey yazamıyorum. Ama yazacağım. Bugün Milena, endişe, bitkinlik ve sensizlik var (sonuncusu yarın da olacak).” “Bu mektup alışverişi artık sona ermeli Milena, insanı deliye döndürüyor, birbirimize ne yazdığımızı, ne cevap verdiğimizi bilmiyoruz ve sürekli bir tedirginlik içindeyiz. Seni çok iyi anlıyorum, gülümsemeni de görüyorum, gülümsemen ve kelimelerin arasında mektuplarını didik didik ediyorum ama sonuçta tek bir kelime, benim temel özelliğim olan tek bir kelimeyi duyuyorum: Korku…”  “Bu mektupların önünde sonsuz bir mutlulukla oturabilirim, o mektuplar yanan başım için yağmur taneleri gibidir. Ama ne zaman diğerlerinden daha fazla mutluluk vermesi gereken mektuplar gelse Milena, hani şu ünlemlerle başlayan, bilmediğim korkunç şeylerle biten, o zaman alarm zillerinin tit...

6666. Paylaşım

Derin Kesik 1. Sitem de cana böyle mi batarmış Giyindim oturdum sesini çın çın. 2. Yazmasaydım Borçlu ölürdüm aşka. 3. Öyle çok güldünüz ki Geceyi bozdunuz. Sizin hüznünüzü de Korumak bana düştü. 4. Gözlerine tek nokta siyah düşmesin diye Işıttım geceyi sabaha dek gövdemle. 5. Bir tek ben bilirim değerini Ağzından ağzıma akan sözlerin. Kim neyi susarsa canımda gölleniyor. Bu aşkı ben senden sonra da söylerim. 6. O kadar doğru konuşuyordu ki Hülyası kalmadı hiçbir şeyin Kalktım yapacak bir yanlış aradım. 7. Hepsinin de gözü dışarda Bu kadar özenme evlere Yoksa neden bunca pencere... 8. Yaşlı adam, yaşlı çocuk, yaşlı kız Savaşın sağladığı eşitlik! 9. Sorularının yanıtını bilseydim Şiir yazmazdım. Git sende herkes kadar Payını al güneşten. 10. Bir halkın vicdanıyım ben Koroya karşı en güzel şarkı. 11. Bir sarkaçsın, dedi Yapıp yıkan Yapıp yıkan. Beni anladı ve gitti. 12. Yakın olan her şeyi sıkıcı yapan Ey uzak zamanlar Her yerd...

Kocaman Bolu

Kuşlarda ses yellerde ses, dağda ses, Bir türküdür aramızda akan şey. Toprakların birliğini demez mi Ayvaların sarılığı kardeşim? Burda duyduğum duyduğum Nane kokusu kokusu. Hadi beni sevmediniz Getirdiğim maviliği alsanız ellerimden. Fazıl Hüsnü Dağlarca

Kuğu Ezgisi

Kuğuların ölüm öncesi ezgileri şiirlerim, Yalpalayan hayatımın kara çarşaflı bekçi gizleri. Ne zamandır ertelediğim her acı, Çıt çıkarıyor artık, başlıyor yeni bir ezgi, -bu şiir - Sendelerken yaşamım ve bilinmez yönlerim, Dost kalmak zorunda bana ve sizlere! Çünkü saldırgan olandan kopmuştur o, uykusunu bölen derin arzudan. Büyüsünü bir içtenlikten alırsa Kendi saf şiddetini yaşar artık, -bu şiir - Kuramadığım güzelliklerin sessiz görünümü, ulaşılamayanın boyun eğen yansısı, Sevda ile seslenir sizlere! Nilgün Marmara

Ey Sevgili Yar!

Gözlerimizi yıkamıyorsa Geçmişin gözyaşları, Ve anlamıyorsa Bizim hüznümüzü hayallerimiz, Bırakın gitsin, Ateşi alnında sönen çocuklar. Biz bu yollara, Kaç geceden ıslanarak geldik. Açlığımıza biber gazı damlattı, Ruhumuzu hırpalayan kaç çaresizlik, Her gece kaç hüsran ıssızca gönlümüzü yoklar. Hayat bir ah çekiştir, Umut serapa bir ufuk, Geçmişi yüklersek, Geleceğin yorgun sırtına, Hüznümüze kapılarını açarsa mutluluk, Bakarsın bir ateş rüyasıyla ıslanır sokaklar. Ekmek gibi azizdir bu aşk, Su gibi berrak, Bizi yüreğinde uyutsun, Gel de tut ellerimizi, Bizi ancak Senin sevgilerin Sende saklar. Biliriz ki korkular tetikler, İnsanın umutlarını, Geçmişi yoksa bir sevdanın, Olmaz elbette yarını. Gel bizi öksüz aşkların kanıyla yıka, Ey Sevgili Yar! Muhsin İlyas SUBAŞI

Sisifos'a Öğütler

Ne etsen yaranamazsın Ümit tüketmek seninkisi Anladın artık Yanaşma pazarlığa. Vurmuşlar taşı sırtına bir kez, mahkûmsun, Ne övgü ne yardım beklemek boşuna Çetelen tutulmuş, koymuşlar kafalarına Bir rahmetlik ömrümüz var şurasında şunun Geleceği varsa göreceği de var ölümün. Sevinme! Vakit genç! Çıkar yol değil umudu kemirmek Çıkmayan yolda işimiz ne? Ya it ya da iblisler sevişir Kendi kaderiyle Bırak kayaları kopsun yerinden Dağlayacaksa yüreğini Güneş dağlasın bırak! Düştüğün sarhoşluğu övme Gazabına gazap kat dünyanın, öfkeye öfke! Geleceği kahkahalar Dağları hınçla deviren Sessizce yürüyen ümitsize doğru Ümidi dişleriyle koparırcasına söken: İnsanlar  gerek. Hans Magnus Enzensberger