Ana içeriğe atla

DOSTLAR ROMALILAR YURTTAŞLAR DİNLEYİN


BRUTUS

Beni sevdiğinden kuşkum yok,
Benden istediğini de sezinliyorum az çok.
Bu konuda ve olup bitenler üstüne
Ne düşündüğümü sonra söylerim sana.
Şimdilik, dostluğumuza güvenerek söylüyorum, 
Daha fazla kışkırtılmak istemem.
Söylediklerin üstünde düşüneceğim;
Daha söyleyeceklerin varsa
Onları da sabırla dinlerim; sonra bir gün,
İkimiz oturur tartışırız bu büyük işleri.
O zamana kadar, yiğit dostum, şunu aklına koy:
Zamanın sırtımıza yükleyecek göründüğü
Bu ağır baskılar altında Brutus
Kendini Roma'nın bir oğlu saymaktansa
Bir köylü olmayı yeğ görür.

CASSIUS

Sevindim buna; benim cılız sözlerim,
Brutus'ta bir kıvılcım olsun tutuşturdu demek.

***

CASSIUS

Yemin edelim verdiğimiz söze.

BRUTUS

Hayır, yemin istemez. Eğer insanlık şerefi,
Çektiğimiz acı, gördüğümüz kötülükler
Yetmiyorsa bize yapacağımızı yaptırmaya,
Bırakalım bu işi şimdiden,
Gidip yatalım rahat döşeklerimize.
Başı göklerde zorbalık alsın yürüsün
Her birimizin ölüm sırası gelinceye kadar.
Yok eğer, bütün bunlarda,
Korkak yürekleri tutuşturmaya
Yumuşak kadın ruhlarını çeliğe çevirmeye
Yetecek kadar ateş varsa, ki var bence,
Kurtulmaya can atmak için, yurttaşlarım,
Haklı davamızdan başka mahmuza ne lüzum var?
Nemize gerek daha sağlam senet, bir Romalının
Gizlice de verse dönmeyeceği sözden başka?
Hangi yemin daha güçlüdür
Namusun namusla anlaşıp ta
Ya bunu yapar, ya bu uğurda ölürüz demesinden?

***

CAESAR

Korkaklar ölmezden önce ölüp dururlar;
Yiğit olan bir kez tadar yalnız ölümü.
Dünyada beni şaşırtmış şeylerin en garibi şudur:
İnsanlar, ister istemez öleceklerini,
Son günün ne zaman geleceksę geleceğini bilirler,
Yine de korkarlar ölümden.

***

CAESAR

Sen de mi Brutus? Öyleyse yıkıl Caesar!

***

ANTONIUS

Dostlar, Romalılar, yurttaşlar, dinleyin;
Ben Caesar'ı gömmeğe geldim, övmeye değil.
İnsanın ettiği kötülük yaşar ardından,
İyilikleriyse toprağa gider kemikleriyle.
Bırakın, öyle olsun Caesar için de.
Soylu Brutus muhteris dedi Caesar için:
Öyle idiyse, ağır bir suç bu,
Ve Caesar bütün ağırlığıyla ödedi suçunu.
Burada Brutus ve ötekilerin izniyle
(Çünkü Brutus şerefli bir insandır,
Ötekiler de öyle, hep şerefli insanlardır)
Konuşmaya geldim Caesar'ın cenazesinde.
Dostumdu; vefalı ve dürüsttü bana karşı;
Ama Brutus muhterisdi diyor: 
Brutus şerefli bir insandır.
Caesar nice esirler getirdi Roma'ya,
Fidyeleriyle devlet hazineleri doldu:
Bundan ötürü mü muhteris göründü Caesar?
Fakirler ağlayınca gözleri yaşarırdı;
Bir muhteris daha katı yürekli olsa gerek,
Ama Brutus muhterisdi diyor,
Brutus'sa şerefli bir insandır.
Geçen bayram hepiniz gördünüz,
Krallık tacını üç kez sundum ona,
Üçünde de almadı. İhtiras denir mi buna?
Ama Brutus muhterisdi, diyor;
Brutus'sa şerefli bir insandır, şüphesiz.
Ben Brutus'a karşı konuşmuyorum, hayır;
Bildiğim kadarını söylüyorum yalnız.
Hep sevdiniz onu bir zamanlar,
Boşuna da değildi elbet sevginiz;
Sonra ne oldu da yanmıyorsunuz ölümüne?
Ey düşünce, yırtıcı hayvanlar arasına kaçmışsın;
İnsanlar yitirmiş akıllarını... Bağışlayın beni;
Yüreğim şurada şimdi, Caesar'ın tabutunda:
Konuşamam dönünceye kadar bana.

***

Bakın şurasından girmiş hançeri Cassius'un. 
Şurasını ne hırsla yarmış Casca. 
Şurasından o çok sevdiği Brutus bıçaklamış! 
Geri çekerken de lanetlik hançerini 
Bakın nasıl gelmiş ardından Caesar'ın kanı, 
Kapılara fırlayıp anlamak ister gibi 
Gerçekten Brutus mu değil mi diye 
Böylesine hoyratça vuran. 
Çünkü, biliyorsunuz, Brutus 
Koruyucu meleğiydi Caesar'ın. 
Tanrılar, siz söyleyin nasıl severdi onu! 
Aldığı yaraların en acısı bu oldu. Vurduğunu görünce Brutus'un, 

***

BRUTUS

Dostluk sıcaktan soğuğa böyle geçer işte.
Dikkat et, hep böyle olur, Lucilius:
Sevgi tükenip bezginliğe yüz tuttu mu
Zoraki nezaket gösterileri başlar.
Açık yürekli, candan bağlı bir insan gösteriş yapmaz
Yüreği boşalmış insanlar,
Sırtlarına binilmedikçe şahlanan,
Kişneyip böbürlenen atlar gibidir:
Bir gün sıkı mahmuzu yediler mi böğürlerine,
İndiriverirler aşağı kuyruklarını,
Yığılır kalırlar yarışta, kof beygirler gibi.
Ordusu geliyor mu bari Cassius'un?

***

CASSIUS

Gel, Antonius, gel Octavius, gelin!
Yalnız Cassius'tan alın öcünüzü.
Cassius bezdi çünkü dünyasından:
Sevdiği sevmez, kardeşi üstüne yürür oldu;
Bir köle gibi azarlanır oldu Cassius.
Bütün kusurları göze batıyor,
Defterlere yazılıp ezberleniyor
Suratına çalınmak için. 
Canımı yaş edip
Dökesim geliyor gözlerimden!
Al işte hançerim ve işte apaçık göğsüm:
Plutus'un madenlerinden daha zengin,
Altından daha değerli bir yürek var içinde:
Sök çıkart dışarı, bir Romalıysan.
Senden para esirgeyen, yüreğini veriyor sana.
Vur, Caesar'a nasıl vurduysan! Vursana!
Caesar'dan en çok nefret ettiğin zaman bile
Cassius'tan daha çok seviyordun onu.

BRUTUS

Koy hançerini kınına.
Kız bana dilediğin zaman, susacağım;
Hakaret et, şaka sayacağım.
Ah, Cassius, sen bir kuzuyla koşulusun, korkma:
Çakmak taşının içinde saklı ateş
Gibidir o kuzunun yüreğinde taşıdığı öfke.
Pek sert bir elle vuruldu mu üstüne
Bir kıvılcım çıkarır ve söner hemen.

***

CASSIUS

Bana katlanacak kadar sevemez misin beni?
Bağışlayamaz mısın beni,
Kanıma anamdan geçen bu huy
Çileden çıkardığı zaman beni?

BRUTUS

Peki Cassius; bugünden sonra,
Öfkeye kapıldığın zaman bana karşı,
Yine annen huysuzlanıyor deyip
Bırakırım seni kendi haline.

***

BRUTUS

İzin ver bitireyim. Şunu da unutmayın:
Dostlarımız verebileceklerini verdiler,
Birliklerimiz dolu, yüreklerimiz yüklü.
Düşman hergün biraz daha güçleniyor,
Bizim gücümüzse tepeye varmış inmek üzere.
İnsan çabaları deniz gibi yükselir bir ara,
Sular alır götürür o zaman bizi mutluluğa;
Bir kaçırdık mı o fırsatı, ömür yolculuğu
Sığlıklar, terslikler içinde bocalar.
Biz kabarmış bir deniz üstündeyiz şimdi;
Vaktinde yararlanmalıyız sulardan
Yoksa kaçırırız fırsatı.

***

CASSIUS

Şimdi, yiğit Brutus'um,
Tanrılar bugün yar olsun da bize
Barışta da dost kalarak
Uzun ömürler sürelim seninle.
Ama insan işlerine güven olmaz,
En kötüyü hesaba katarak düşünelim.
Bu savaşı kaybedecek olursak,
Son konuşmamız olacak bu konuşma:
Kararın nedir böyle bir durum karşısında?

BRUTUS

Ben, kendi kendini öldürdüğü için
Cato'yu ayıplamışımdır. Benim düşünce yolum
Böyle bir inanca götürüyor beni.
Neden bilmem, ama korkakça, pısırıkça
Bir şey geliyor bana ömrü kısaltmak,
Başımıza gelebileceklerden korkarak.
Bence sabrın zırhına bürünüp insan,
Bizi yukarıdan yöneten yüce güçlerin
Kararını beklemeli.

CASSIUS

Demek, savaşı kaybedersek, Roma sokaklarında,
Zafer mostralığı olarak dolaştırılmaya
Razı olacaksın?

BRUTUS

Hayır, Cassius, hayır; sen ki öz be öz Romalısın,
Brutus Roma'ya eli bağlı gider sanamazsın.
Buna düşmeyecek kadar yüksektedir başı.
Ama martın on beşinde başlayan iş
Bugün bitmeli.
Bir daha görüşür müyüz artık bilemem;
Onun için son bir kez uğurlaşalım:
Uğurlar olsun, Cassius, sonsuz uğurlar!
Sonsuz zamanlara dek uğurlar olsun!
Yeniden buluşursak, güler yüzle buluşuruz,
Buluşmazsak da güle güle ayrılmış oluruz.

CASSIUS

Uğurlar, sonsuz uğurlar olsun, Brutus!
Bir daha buluşursak, iyi güleriz, doğru;
Buluşmazsak güzel ayrılıyoruz gerçekten.

BRUTUS

Haydi öyleyse yürüyelim! Ah bir bilse insan
Neye varacak bugünkü işin sonu!
Ama bitecek nasıl olsa bugün
Bitince de bilinecek sonu.
Haydi, ordular, ileri!

Julius Caesar
Shakespeare
Çeviri: Sabahattin Eyüboğlu

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

BLOGDA GEÇMİŞE YOLCULUK: SON BEŞ YIL SÖYLE(N)DİKLERİM 1 (2026-2021)

MAYIS 2026 Dedim: “Haydi gül, neşelen biraz! Onda tutuklu kalırsan şimdi Bütün bir ömür hüzne gark olacaksın * Bırak, zaman ne dilerse onu yapsın Kaderin hükmüne karşı gönlün rahat olsun * Görüyorum ki aramızdaki bağı koparmaktır niyeti Ondandır veda bakışlarını kınından çekti, ah nasıl da keskindi * Ayrılık acısı bülbüle şakımayı öğretince acıların tuzağına takılmış kalmış Geceleyin gökyüzünde yolunu kaybetmiş Yeryüzü de ona bir hayli dar gelmiş Ağacının ıssız dallarında silkindikçe Aşka gelip ağlamaktan güler Bürünüp abasına yüzü kapalı İhtiyârâne yola koyulur yorgun adımlarla Tüneyince sırtı kamburlaşır * çünkü okşayış kalıcıdır,  çünkü kaybolup gitmez, sizin, ey şefkatliler,  örttüğünüz yer; çünkü altında o saf  daimiliği hissedersiniz. Ve ebediyet beklersiniz âdeta  kucaklayıştan. * Kuseyyir uzağı göremeyen , olayların sonunun nereye varacağını düşünemeyen bir insandır.  Her söylenene inanan, insanların şakalarına bile ciddice cev...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

2026-2023 GÜVERCİN GERDANLIĞI'NDA YAYINLANAN PAYLAŞIMLAR ARŞİVİ

MAYIS 2026 HAYDİ GÜL KEDERLİ AŞIK Abdurrahman ed-Dahil'e Gazeli DUİNO AĞITLARI İKİNCİ AĞIT BİR EMEVÎ ŞAİRİ: KUSEYYİR 'AZZE (Azze’nin Kuseyyir’i) ZÜHEYR B. EBÎ SÜLMÂ’NIN MUALLAKASI VE İHTİVA ETTİ... TARAFE ŞİİRLERİ Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi AŞIKLAR KİTABI'NDAN ALTI ÇİZİLİ SATIRLAR İBNU'L KAYYIM EL CEVZİYYE'NİN AŞIKLAR KİTABI'NDA G... BİR ŞAKA YIKILAN DAĞLAR SEVGİLİM GÜZ ORMANI ZEYTUN, DÖNÜŞ KADER DENİZİ SENİN OMUZUNA YASLANMAK GÜNEŞ YARASI YÜREĞİNİ YEME DENİZLER DÖRT DUVAR DENİZ BALIĞININ ÖYKÜSÜ AŞIRI DÜŞÜNMEK Mahya Papağan Tebessüm MUTLULUĞUN TABİRLE İNŞASI Gördükçe seni dir idi ey cân ölüyorım NİSAN 2026 Şikayet; Her şikayet hadisenin hakiki failinden de... PARILTI KEMAL SAYAR: RUHA CANLILIK VEREN ŞEY AZAR AZAR KAY... ...

おしまいにするはずだった恋なのにしりきれとんぼにしっぽがはえる

「寒いね」と話しかければ「寒いね」と答える人のいるあたたかさ (『サラダ記念日』) Soğuk, değil mi? Diye  Seslenince,  ‘Soğuk (Ben de üşüdüm.)!’  diye  Cevap veren bir insanın olmasının  Verdiği sıcaklık.  Machi Tawara Çeviri: Ayşe Nur Tekme 

Şikayet; Her şikayet hadisenin hakiki failinden de şikayettir.

Merhabalar. Duygularımız üzerinde konuşmaya devam ediyoruz. Bugün üzerinde duracağımız duygumuzun adı şikayet. İnsan bu hastalığa tutulduğu zaman her şeyden şikayet ediyor. Havadan bile şikayet ediyor, güneşten şikayet ediyor, var olmaktan şikayet ediyor, yaşıyor olmaktan şikayet ediyor. En küçük rahatsız edici konuları şikayet etmeden atlatamıyor. Başkalarından şikayet ediyor, kendi kaderinden şikayet ediyor. Cenabı Allah'ın takdir ettiği gelişmelerden şikayet ediyor. Dolayısıyla kaderden şikayet ediyor, kaderin onun hakkında indirdiği rahmetlerin miktarlarından şikayet ediyor. Büyük bir hastalık, isyanla akraba bir hastalık diyebiliriz. Her şikayet isyana akrabadır ve şikayetler birike birike insanı bir gün Allah'a isyana kadar taşıyabilir. Şikayet aslında şükür kavramının tam ters terazisine koyacağımız bir şeydir. Şükür varsa şikayet yoktur, şikayet varsa şükür yoktur. Her şükür bir şikayeti ortadan kaldırmaktadır, her şikayette bir şükre engel olmaktadır. İnsan bu manada a...

Divan Şiirinde Güneş

Kıyâmet günine benzer o meh-rûda mehâbet var Temâşâ-yı cemâline ne tâkât var ne kudret var Taşlıcalı Yahya Ol kâmet üzre ol hurşîd sûret Kıyâmet güni gibi pür-harâret Mesîhî Ol büt-i sîmîni gördüm sînesi billûr imiş Gün gibi başdan ayaga bir musavver nûr imiş Üsküblü İshak Çelebi Subh-dem yaturken ol meh üstüme geldi didi Üstüne gelmiş güneş sen dahı uyanmaz mısın Karamanlı Nizâmî Göz göre sensüz şeb-i târ oldı rûz-ı rûşenüm Kandasın ey âfitâb-ı âlem-ârâ kandasın Hayretî Açılur senden yana her gün gözüm nergisleri Âfitâbum hânenün câmı güne karşu gerek Taşlıcalı Yahya Ârâm idemez dil göricek sâgarı pür-mey Hurşîdi göricek nola raks eylese zerrât Hayâlî Meger bir subh kim ‘âlem gelini Boyar yüz reng ü âl ile elini Bürür gerçi başına al tuvagı Kılur nûrânî anı yüzi agı Arûs-i çarh pîrûze eyleyüp baht Urınur tâc-ı zer pîrûze-gûn taht Şeyhî Zînet itmiş kendüyi ol bî-vefâ dünyâ gibi Âsumânîler geyer mihr-i cihân-ârâ gibi Üsküpl...

İsa çarmıhta boşuna öldü

Kalmak     -evet!- Ve kendi hüznünü       akşamları Terkedilmiş kuyulara bırakmak, Kendi acının feryadını  Fırtınanın kükreyişine             koyvermek,  Yerinde duramayan ruhunun inleyişini  Yağmurun gürültüsüne     katmak.   Kalmak          evet    kalmak  Seyre koyulmak       evet              seyre koyulmak  Yalanı:  Riyayı kimsenin gizlemediği şehirde  Ömür ne şâhâne geçiyor  Ve hemşehrilerimin sadâkati       yalnızca         bunda Ahmed Şâmlu Artık yer yok Kalbin hüzünle dolu Sıcak mavi rengini yitirdi senin göklerin.

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Şiirlerden yağan yağmurlar

Bir yağmur damlasına çizdim o küçük gölün kıyısında bana verdiğin ilk öpücüğü… Şemsiyenin ucu yırtıyordu bulutları Özkan Mert Her yağmur tanesini bir melek indirirken yeryüzüne Mevlana İdris Zengin Üzünçlerle dolu yağmur gözyaşları gibi düşüyor acıklı dünyanın üzerine Jorge Luis Borges sana yaz yağmurlarından selâm getireceğim Bünyamin Durali iyi şeyler de vardır hayatta iyi şeyler de… karın yağması, yağmurun ıskalamaması gibi iyi şeyler… Beşir Sevim Size kendimden bahsediyorum doktor Biraz yağmur kimseyi incitmez. Kemal Sayar Ustaların bir kaçı atladıktan sonra, tüm korkularını bir kenara bırakıyor acemi yağmur damlaları.. Sen hala düşmekten korkuyorsun.. Düşsel yine de bir çiçeğe bunca yağmur yağarsa kökleri toprağı saramaz olur üstüne titrediğim her şeyi yitirmeyi öğrendim çoktan Ahmet Erhan yitirdim cebimdeki bütün adresleri yağmurlar, yağmurlar ortasında kaldım aklımı boğacak o selleri ben kendi damarlarımda yarattım Ahmet...