Ana içeriğe atla

Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu.

Zambak kokuluya

Akdua

ölülerin ak ayaklarında açar zambaklar
(zambaklar) yer kurtlarının tezgâhında dokunur
senin – kötüler kötüsü – yüreğin bunları bilmez

ölülerin ak soluklarıyla büyür zambaklar
(zambaklar) mahşerin ak bildirisidir okunur
senin -yetimler yetimi- aklın bunları almaz

şairlerin ölüm çiçeğidir zambaklar
(zambaklar) çocukların karbeyaz uykusudur
senin -mutrıplar mutrıbı- gönlün bunları çalmaz

zambaklar gün gelir şairlerin başucuna sokulur

Adnan Özer


Ne zaman elleri zambaklı padişah olursam
Sana uzun heceli bir kent vereceğim
Girilince kapıları yitecek ve boş!
Azizim, güzel atlar güzel şiirler gibidirler
Öldükten sonra da tersine yarışırlar, vesselam!

Ece Ayhan


Bayılırım kır zambaklarına, uzak,
çaresiz hep birini bekleyip duran;

Rainer Maria Rilke


onu vurdular, gözümle gördüm onu
ak bir zambağa binmiş
                           gidiyordu

zambak dur, sana da bulaştı kan.

Behçet Aysan


Garip bir intihar gibi arada bir hatırlanan
Kan göğü götürür yüreklerde
Ve gülümseyerek deler geceyi
Kendi zehirinde açan zambak

Metin Cengiz


Ne gül, ne lâle, ne zambak, ne muz, ne hurma ve nar,
Ne Şam semâsını yâlel’le dolduran şarkı,
Ne Zahle’nin üzümünden çekilmiş eski rakı,
Felekten özlediğim zevki verdiler, heyhât!

Yahya Kemal


— Bir günlüktür saltanatı zambakların, güllerin

Jose Maria de Heredia


Ne güzel  geçti bütün yaz,
Geceler küçük bahçede…
Sen zambaklar kadar beyaz
Ve ürkek bir düşüncede,

Ahmet Hamdi Tanpınar


Solgun zambağın güzel kokusu
Düşlerime bir süs gibi çöküyor.
Zambaklar kıyamet habercisi,
Bu dünyada kalmayacaksın, diyor.

Zinaida Gippius


Aşk diyorlar en mukaddes hayale
Ve sen de düşesin o sonsuz hale
Hazdan dudakların olsun bir lale
Güller, karanfiller, zambaklar öpsün.

Abdurrahim Karakoç


Düştüğüm yeri kendime de söylemedim
Kopan zambak yapraklarından ellerim

Özlem Sezer


ida’nın eteğinde
gelincik aralığından
zambak kapısına süzüldüm
omzum kuğulara değdi
rüyalarınızı ağzından öptüm
şiir sandınız!

Ahmet Uysal


Ve rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa,
onları da toplayacak,
kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine
yapıştıracaktı –
böyleydi, delik deşik, görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.

Yannis Ritsos


Saksı düşmüş
Fesleğenler açılmış
Yeşil soğan yitip gitmiş elinden
Bir mor zambak
Açıldı açılacak
Geçmiş yerine

Ben ne derim Ankara’da Günel’e

Arif Damar


can erikleri boşaltıyorsun eteğinden
zambaklar
çocukluğumun giyilmemiş çamaşırları gibi
annelerin arada bir açtığı hülya sandıkları
anıların kokusu var onlarda

Arif Ay


ah, şu kar altında uç veren
dağ zambakları yok mu
yalınlığı sevdim onlar yüzünden;

Ahmet Uysal


Bana sormayın bilmem ki
Bir çiçeğin gümüş rengi vaktinden doğduğumu
Güneş karanfillerin içindeyken
Ve babam güvercinlere yem vermeye gitmeden
Mayısın yirmisinde
Bin dokuz yüz kırk yedi yılının
Toprak damı fırdolayı karanfil bir evde
O yüzden çiçekler doğumuma sebep
O yüzden gökyüzü zambak rengi

Ahmet Ada


Açtım kendimi bir zambak arzusuyla.
Bir zambak nasıl isterse çiğini sabahın
Ve gece nasıl gölgeli ve nemliyse,
Öylece açıldı ruhum.

Bejan Matur


ah, şu kar altında uç veren
dağ zambakları yok mu
yalınlığı sevdim onlar yüzünden;
az az söyleyip susmayı,
aşk kılmayı her yolculuğu

Ahmet Uysal


ida’nın eteğinde
gelincik aralığından
zambak kapısına süzüldüm
omzum kuğulara değdi
rüyalarınızı ağzından öptüm
şiir sandınız!

Ahmet Uysal


Dertlerim, çöpe atılmış
çürük mor zambaklar.

Süreyya Berfe


Erken açan menekşeyi payladım şöyle diyerek:
“Tatlı hırsız, nerden çaldın o güzel kokuyu öyle,
“Aşkımın soluğundan mı? Çekip almış olsan gerek
“Yumuşak yanağındaki o allığı, görkemiyle,
Beyaz zambak benden zılgıt yedi eli senden diye,
Fesleğen de, koncasını senden çalmış ya, ondan.

William Shakespeare


İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin
Dört nala açan kiraz çiçeklerinin
Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Ömer Çelik


Ey çalıların o her yıl yeşerme sabırsızlığı
Kavrayan inanmazlık o beni her şeyin dönemecinde
Lâleyle kardelen ve ilk kadifemsilerin incecik buzu
Bir iç daralması bir eskisinden daha uzun görünen her şey
Bu geç kalan cevizden duyduğum tasa ve gemler evecenliği
Ya çiçek açmazsa bu kez hiç bir şey diye ve dağıtmazsa
Kaygımı yasemin de nergis de
Zambak gerekmez ki en azdan bana geri dönmüş sanayım diye

Louis Aragon


En güzeliydi dünyanın mevsimlerinden;
Tepelerde beyaz zambaklar açıyordu.
Rut dalgındı, Boaz uykuda, otlar kara;

Victor Hugo


Seninçin dallardan süzülen ıtır,
Seninçin karanfil, yasemin zambak…

Ahmet Muhip Dıranas


Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım.
Baygınlık getiren şiirler.
Kiraz mevsimi, kiraz
Küfelerle dolu pazar.
Zambaklar geçiriyor bir kadın
Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor.

Sait Faik Abasıyanık


Bir beyaz zambak gibi pırıl pırılsa yavrum
Ve yavrumsa sevdiren bana her şeyi bir bir
Bu mutluluk, bu düzen, bu bitmeyen aydınlık
Anasının yüzü suyu hürmetinedir.

Yavuz Bülent Bakiler


Zambaklar en ıssız yerlerde açar
Ve vardır her vahşi çiçekte gurur
Bir mumun ardında bekleyen rüzgar
Işıksız ruhumu sallar da durur
Zambaklar en ıssız yerlerde açar

Sezai Karakoç


Ne kitaplar beni ağulasın diye yazdım,
Ne de zambak peşinde koşan;
Acemi çaylaklar için!
Ayı ve suyu dileyen
Basit kişiler için yazdım:

Pablo Neruda


Zambaklar sokaklarla dolu
Sokaklar zambaklarla dolu

Ahmet Ada


İsyankar zambakların çılgın nilüferlerin
Dört nala açan kiraz çiçeklerinin
Dudak kıvrımlarına yoldaş olacağım

Ömer Çelik


Bu güzel zambaktır hepimizin yetiştirdiği
Bu kızıl saçlı rüzgarın söndüremediği meşaledir

Guillaume Apollinaire


Işıktan sesleriyle ölüyor kuşatılmış bahçelerdeki çiçekler
Küskün zambaklar sığınıyor gecemin üşüyen dar kapılarına

Özcan Ünlü


bu dizeyi ancak bir kadın yazdırabilir insana
diyen sesin hâlâ kulaklarımda
oysa bir tek kadın bile tanımadım ben hayatımda
o dizeyi yazdıran zambak kokulu
küçük bir kızdır olsa olsa
hâlâ pişmanım bu gerçeği
hiçbir zaman söyleyemedim sana

Altay Öktem


Düştüğüm yeri kendime de söylemedim
Kopan zambak yapraklarından ellerim

Bağışlanma dilemeyen Zeliha benim

Özlem Sezer


aşk denilen büyük tutkuya, yalınlığa
inanmayı yalnız kaldıkça, bedenim azaldıkça
sözgelimi ellerimi zambaklara yatırmayı,
güz hevenkleri örmeyi sözcüklerinizden

Ahmet Uysal


sapa patikalarda kır zambaklarını
gözyaşıyla karşıladığımı bilmediniz.

Ahmet Uysal


yazın gözüne elbette güzel görünür yaz çiçeği
o çiçek gün gelip bir hastalık kapmaya görsün ama
ondan kat kat üstün olacaktır otların en adisi
en tatlı şeyi en acıya döndürüverir konumu
zambak çürüdü mü, ottan beter olur kokusu

William Shakespeare


birbirine uzak iki zambak hakkında
benim bildiğimi bilmiyorlar
derdimi ancak papatyalara açabildim
şimdi onlar taç yapraklarını yoluyorlar

Mustafa İslamoğlu


gelme çocukluğumun hasnâ perisi
düşlerimde yeşillen
yaban gülleri, zambaklar toplayayım adına
rüzgarın eline tutuşturayım
ismini yazıp yapraklarına
uçurtmalar yapıp
dudaklarına doğru

Mustafa İslamoğlu


içini açtı bir zambak
bir şiir öksüz kaldı
perde kapandı, kalem kırıldı
ve işte son gemi de yandı
belgelere geçsin “top secret” kaydıyla
artık nihai sözümü söylüyorum:

-rahman, rahim olan Allah’ın adıyla

Mustafa İslamoğlu


yağmurlardan geliyorsun
upuzun gecelerden
ay ışığına batmış üstün başın
bir hasreti bölüşüyoruz şimdi
tüm acıları bölüştüğümüz gibi
can erikleri boşaltıyorsun eteğinden
zambaklar
çocukluğumun giyilmemiş çamaşırları gibi
annelerin arada bir açtığı hülya sandıkları
anıların kokusu var onlarda

Arif Ay


Ben. Yüzümde o zambak işareti, eski
Bir benim bir onun bir kimin ikindisi
Vurdum güneye
Üstünü konuşulmamış sözlerle örten.

Edip Cansever


İşte kadınlar, bir bardak şarap gibi sıcak.
Ne gül, ne zambak, ne karanfildi onlar,
İnce kamışlar gibi gergin, tüy gibi yumuşak,
Sel sularında yansırdılar.
O kadınlar da akıp gittiler şimdi.

Cahit Külebi


Gözlerin kararan yollarda üzgün,
Ve bir zambak kadar beyazdı yüzün;
Süzülüp akasya dallarından gün
Erir damla damla ayaklarında.

Ahmet Muhip Dıranas


Baba, bak, vallahi masallarım kahramansız kalıyor
Zambaklarım soluyor,
Zümrüt kanatlı kuşlarım ölüyor..
Baba, ben bu saklambaç oyununu hiç sevmiyorum..
Sağım-solum sobe…
Nereye saklanıyorsun böyle,
Seni hiçbir yerde bulamıyorum baba..

Ali Kınık


ay dalından düşerken
zambaklar gibiydi yüzünde uyku
ama hâlâ bayramını koruyordu sesi

Enver Ercan


Niye enez bu zambak diye sordular mıydı
Aşksız geçen günlerinde örselenmiş, de

Metin Eloğlu


işte ilk cinayetim. ilk katilliğim. ve ilk keşmekeş
aslında cinayetin ta kendisiyim
sesimi çölün eleğinde çarmıha gerdim
kör bir bıçakla sevişti gecenin bakracında gözlerim
af dilemekte şimdi tenimde kök salan zambaklar bile

Arzu Eşbah


her damlası birer gece yorgunluğu hazzıdır ömrüme
– ki beyaz zambaklar balesidir gidilmiş tenime –
öpülmüş haz düşülmüş düş dönülmüş gece

Hüseyin Alemdar


Zambakların ve leylakların ateşinde
kanaryaları közlüyorlar.

Tuhaf zamanlardayız sevgilim…

Ahmed Şamlu


Ve rastgele bir gelincik, bir sarı zambak bulursa,
onları da toplayacak,
kendisinin bir parçasıymış gibi gövdesine
yapıştıracaktı –
böyleydi, delik deşik, görülmemiş bir şekilde çiçek açıyordu işte.

Yannis Ritsos


Açtım kendimi bir zambak arzusuyla.
Bir zambak nasıl isterse çiğini sabahın
Ve gece nasıl gölgeli ve nemliyse,
Öylece açıldı ruhum.
Son arzusuyla yöneldim suya
Köklerimle bir kuyunun ıslak
Duvarlarına tutundum.
Köklerimin bana fısıldadığı yol,
Ölümümdü.
Bitti aşkım
Yoruldum.

Bitirdim aşkımı
Ve onu bir zambağın
Gövdesine sakladım.
Bir zambağın kendini açma arzusuyla,
Kapanma isteği arasında geçen an,
O andı hayatı yapan.
Ölümü ve aşkı içiçe kılıp
Bizi kuyuda tutan o an.

Bejan Matur


bir patikasın; önce köylere sonra uzaklara ulaşacaksın
havada zambak kokusu olacak.
yanında mor menekşeler, papatyalar, öte yanda dere gibi akacaksın
rengin hasret senin derlerse, gurbet olup mor dağlarda ağlayacaksın …
sen aşk şiirisin, kavuşmalar olacaksın.

Cevat Çeştepe


seni düşünüyorum sonra
kiminle sevişsen anne oluyorsun ona
antik bir vadide vereme yakalanıyor bir zambak
terkedilmiş ufuklarla birlikte üşüyorum
ve üşüyerek büyüdükçe çocuklar
çiçekler ekiyorum dört bir yana
tomurcuk tomurcuk büyüyor aşk

Hasan T.. (Pejmurde Dilim)


gecenin ırmağında yüzüyor zambaklar
yaseminler unutulmuş
tedirgin gülümser
çünkü ayrılmanın da vahşi bir tadı var
çünkü ayrılık da sevdâya dahil
çünkü ayrılanlar hâlâ sevgili
hiç bir anı tek başına yaşayamazlar
her an ötekisiyle birlikte
herşey onunla ilgili

Attila İlhan


Solgun zambağın güzel kokusu
Düşlerime bir süs gibi çöküyor.
Zambaklar kıyamet habercisi,
Bu dünyada kalmayacaksın, diyor.

Zinaida Gippius


Vadideki zambağın solgun ve ıslak
yaprakları kadar soğuk
Yanıma uzandı, şafakta

Ezra Pound


Şair! İnsandaki arka bahçe. Sendin
bil, varoluşun dalgın zambağı.

Vural Bahadır Bayrıl


Uzun süre parsı unutturduğu söylenir bize
Ağaç denizleri ile iğreti duruşu insanın
Günlerin zambağı karanlık, tek çiçek yok
Günlerin karanlık zambağı için su
Utançlarımızın örümceği için su

Ahmet Ada


Bir şair gördüm, konuşurken bir zambağa “siz” diyordu.

Sohrab Sepehri


Bir zambağın kendini açma arzusuyla
Kapanma isteği arasında geçen an
O andı hayatı yapan
Ölümü ve aşkı içiçe kılıp
Bizi kuyuda tutan o an

Bejan Matur


Bitti aşkım
Yoruldum.
Bitirdim aşkımı
Ve onu bir zambağın
Gövdesine sakladım.

Bejan Matur


Başka kitaplarla hapsedilmek için yazmıyorum
ya da zambağın somutlaşmış çırakları için değil
gelip geçecekler için, gereksindikleri
ay, su, düzenin değişmez temelleri
ekmek, şarap, ve okullar, gitarlar ve el aletleri için.

Pablo Neruda


Vadideki zambağın solgun ve ıslak
yaprakları kadar soğuk
Yanıma uzandı, şafakta

Ezra Pound


pars zambağı yanlız ince kumda büyür…
bir kadının kalbi büyür… tropikal bir hastalıktan…
ve gölge geçer yıkıntılardan…

Lale Müldür


Gözümün açıldığı yerde durdun Yusuf
Zambağa uçurum sesi dilediğim andan geldin

Özlem Sezer


Deniz aldatmış değildir çakılı, kumu,
Deniz adamını, su zambağını
Deniz ruhunu çağırdığında
Çıkarsın uzun sürecek yolculuğa
Başka limanlara başka kıyılara doğru

Ahmet Ada


(Kaç türlü girilirdi anılardan içeri?
1 – İşte bir zambağın özsuyunun içilişi gibi
2 – Süt emer gibi bir memeden
Bütün renklerin ve bütün kokuların bir anda bilinişi
3 – Dibini kazıyor alanlar: dünyanın iç çekişi.)

Edip Cansever


Çünkü ben hayatta sadece zambakların, güllerin,
manolyalar ve yaseminlerin niye açtıklarını, beni ne
biçim sevdiklerini ve bende ne bulduklarını biliyorum.
Çiçeğin açması da bir tür şiir belki. Bilmiyorum…

Seyhan Erözçelik


Sadece o saban tek başına,
(belki de itilerek görünmeyen bir elle)
hâlâ sürüyor ebegümeci ve yabanî zambakların sardığı
o çorak tarlaları.

Yannis Ritsos

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

Ehlen ve sehlen ey gam-ı kalb-i perişân merhabâ

“Şair görmüştür, size de gösterir; gördükleri ona tesir etmiştir, o da intibalarını size nakleder; dinleyicilerin/okuyucuların hepsi de onun gibi şairdir.”   Steal  Pâmâl idüp beni sıdı gam cündi kalbümi Himmet demidür ey Şeh-i Merdân yâ Alî (Gam askerleri beni ayaklar altına alarak kalbimi kırdı;  Ey yiğitlerin şahı Ali, vakit yardım etme vaktidir.) Hayretî ** Gam leşkerinden ister isen olasın emîn Var Abdî Beğ kapusın idin âhenîn hisâr  (Eğer gam askerlerinden kurtulayım dersen,  Abdi Bey’in demirden hisar gibi olan kapısına sığın.) ** Mülk-i gam sultânıyam şâhâ ayağun toprağı Kelle-i bî-devletümde tâc-ı devletdür bana  (Ey şahlara benzeyen sevgili, ben de gam ülkesinin sultanıyım;  senin ayağının toprağı benim talihsiz başıma bir devlet tacıdır.) ** Devletinde şâh-ı aşkun ben de gam sultânıyam Ey gözüm sakkâlığ it ey âh ferrâş ol bana  (Aşk şahının devletinde ben de gam sultanıyım artık.  Ey gözyaşlarım sen gam ülkesinin su dağıtıcısı ol, ...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

AŞIRI DÜŞÜNMEK

Aşırı düşünme (overthinking) günümüzde çoğumuzun muzdarip olduğu, bizi adeta bir bataklık gibi içine çeken, enerjimizi tüketen ve içsel huzurumuzu bozan, işlevsel olmayan bir eylemdir. Araştırmalarında özellikle kadınların aşırı düşünmeye erkeklerden daha yatkın olduğunu bulan Susan Nolen-Hoeksema “Aşırı Düşünen Kadınlar” adlı kitabında, yıllarca yaptığı bu araştırmalara dayanarak kadınlar özelinde bu eylemi derinlemesine incelemekte ve çözüm yolları sunmaktadır.  1.BÖLÜM: BİR SALGINA DÖNÜŞEN AŞIRI DÜŞÜNME EYLEMİ Aşırı düşünme çoğu zaman bize bir fayda sağlamayan, aksine olumsuz duygu ve düşüncelerin altında ezildiğimiz bir haldir. Bu düşünüp durma hali, problem çözme becerimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkilediği gibi ilişkilerimizin ve ruhsal sağlığımızın bozulmasında da rol oynar. Nitekim kadınların depresyon ve kaygı gibi problemleri yaşama olasılığı erkeklere göre iki kat fazladır ve aşırı düşünme eğiliminin bu durumun nedenlerinden biri olarak gösterilmesi mümkündür. Yaza...

kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi

sana her geldiğimde ölüm hissiyle kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi geri veriyorsun hayata beni saçlarımdan ve gözlerimden öperek ayrılığın oğulusun sen ağacın toprakta gördüğüsün seni ben ufalayamam sen ben dağıtamam ben sana hiç kıyamam seni toprak çürütsün ağacın toprakta gördüğüysem bilirim dal ile toprak arasını da Mehmet Can Doğan