Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mart, 2022 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Sabâhın sinlere vardum gördüm cümle ölmiş yatur

Sabâhın sinlere vardum gördüm cümle ölmiş yatur Her biri bî-çâre olup ‘ömrin yavı kılmış yatur Vardum bunlarun katına bakdum ecel heybetine Niçe yigit murâdına irememiş ölmiş yatur Yimiş kurd kuş bunı keler niçelerün bagrın deler Şol ufacık nâ-resteler gül gibice solmış yatur Topraga düşmiş tenleri Hakk'a ulaşmış cânları Görmez misin sen bunları nevbet bize gelmiş yatur Esilmiş incü dişleri dökilmiş saru saçları Bitmiş kamu teşvişleri Hak varlıgın almış yatur Gitmiş gözünün karası hîç işi yokdur turası Kefen bizinün pâresi sünüge sarılmış yatur Yûnus ‘âkilisen bunda mülke sûret bezemegil Mülke sûret bezeyenler kara toprak olmış yatur Yûnus Emre

Recâizâde Mahmut Ekrem'in “mes’ûd” olma şartı bile âdeta Nijad ile eşitlenmişti.

Endişesiz Bir Yaşam Arayışı                               Bu bölümde Recâizâde Mahmut Ekrem’in Yâdigâr-ı Şebâb, Zemzemeler, Tefekkür ve Pejmürde adlı eserlerindeki şiirler üzerinde durulacaktır. Ekrem, Yâdigâr- Şebâb adlı eserini aslında Nağme-i Seher’den önce yazmıştır. Ancak endişesiz, kaygısız hatta korkusuz bir hayat arayışının ilk örneği olduğu için bu bölümde değerlendirmek daha uygun görülmüştür. Ekrem bu bölümdeki şiirlerinde, endişesiz bir hayat arayışı içerisinde olan, bunu başaramayacağını anladığı zamanlarda bu defa endişeden kaçmak için kaygıda kalmaya razı olan bir şair olarak karşımıza çıkmaktadır. Bunun sebebi bu dünyada mutlu bir hayat geçirme arzusudur. Bunu bir şiirinde “Yaşamak isterim fakat mes’ûd!” (Ekrem, 1997: 245) mısraıyla kendisi de ifade etmektedir. Bu ifade aslında Ekrem’in bu bölümdeki şiirlerinin de ana düşüncesidir. Yâdigâr-ı Şebâb bu düşünce üzerine kaleme alınmıştır. Nijad Ekrem...