Ana içeriğe atla

LUİ E V AGABONDO COME ME

iki paralel çizgi çekiliyor gökyüzüne
ve yeryüzüne
biri kaba davranınca
camlar bile sarsılıyor
seni sevmeyi öğreneceğim
daha önceki zamanlarda yaptığım gibi
ruhlarımız 7. göğün 7. katına çıkınca
seni unutacağım...
daha önce nasıl oluyordu bilmiyorum
şimdi ceketini bile düşününce
o kadar uzaklara gidiyorum ki senden
diyorlar ki ikimiz yapamayız
arada çok engel var diyorlar
ama ben biliyorum ki
sen 'gidelim' deyince
seni takip etmek için hazır olacağım
ikimiz yan yana gelince çok güçlü oluyoruz
onların korktuğu aşkımız değil gücümüz
çünkü aşk baştan çıkarıcı ve
tehlikeli bir oyundur
boş ver şimdi ben L&M sigaraları içiyorum
bir fotoğrafın içinde donup kalan
bir fotoğrafın içinde donup kalan bir bebekti
beni memnun etmek için herşeyi yapan
oturduğum şezlongun mavi demir bacakları
çimlerin üzerine lazer bir hac gibi yansıyor
bir kadınım ben ve insan kadın olunca
her şeyi unutur yüreğinin içindekinden başka...
her gün onu düşünemiyorum 
o beni her gün düşünüyor oysa 
artık bağımsız olmadığımı anlamalıyım
in the summertime öğreneceğim sevmesini onu 
gerektiği gibi. .. 
herkes de anlamalı bunu­-
kanla yazılmış aşkımızı 
emin olduğum tek aşkım o kadar uzakta ki 
o kadar som bir güzellik ki 
onu sevmeye korkuyorum 
bunu açıklamak 
sevgimi deklare etmek bile 
o kadar büyük cesaret istiyor ki benden 
çünkü devlet organları bile karşı buna 
O hem hiçbir şey değil 
sadece gölgesi düşüyor bize neredeyse yok
hem de her an her yerde var ideası ve imajıyla 
onu anlatmaya anlatmaya bile korkuyorum 
Freud'un Totem ve Tabu kitabına girmek istemiyorum 
bu şekilde devam edersem beni hastaneye 
kapatacaklarını söylüyorlar 
çünkü inanamıyorlar ve inanmıyorlar 
belki beni saran bir örümcek ağı vardır 
diyorum onun için yaklaşıp göremiyorlar 
eninde sonunda 1 Napolyon altını 
ne kadar yapar ki bir borsa gününün sonunda 
üstüne Dikkat Kırılabilir yazılmış 1 kasa altın 
ne yapar ki çölün uçsuz bucaksız kumları arasında

ÇÖL KANUNU + ÇÖL BULUTU = Mirage (savaş uçağı) 
                                                          Serap (yeşil ve su) 

ÇÜNKÜ DİDEROT'NUN ANSİKLOPEDİSİNE girmek 
istemiyorlar 
girmek istemiyorlarsa girmesinler 
kimse onları zorlayamaz 
ama bilmeleri gereken bir fiey varsa o da şu: 
GİRMEYECEKLERSE: 
GİRMEYECEKLERSE: 
O ZAMAN BARİ 'DİKKAT KIRILABİLİR' 
İŞARETLERİNE DİKKAT ETSİNLER 
'DİKKAT KIRILABİLİR'LERE DİKKAT 
etmedikleri için 
ve benim evimi bir GHETTO haline getirdikleri için 
evimin kapısına 'SOLO' yazıp 
bütün pencereleri kapatıyorum 
halıda ise 'İNCELDİGİ YERDEN' yazıyor 
onlar onu 'PARKİNSON HASTALIĞI' okuyarlar 
'HAYIR ARKADAŞINIZDA HİÇBİR DELİLİK YOKTUR' 
'HAYATA YENİ BAŞLAMIŞ GİBİ ÖZGÜRDÜR' 
DA JA JA DAD TA TA PARİSSS SKİESSS 
HI HI HI HIMMM UNDER PARİS SKİEZZZ 

Paris'e kaçıncı sürgün edişin bu senin 
TUHAFYÜZÜNÜ 
ORİJİNAL YÜZÜNÜ 

evet artık size açıklamam gerekiyor: 

HAVALAR VE POLİTİKALAR ARTIK ATBAŞI 
& DENGESİZZ GİDECEK 

ÇÜNKÜ HAVA YI & BAŞKA BİRÇOK ŞEYİ 
SİZ BOZDUNUZ 

ONUN İÇİN ONUN (Erkek) VE ONUN (Kadın) 
ETRAFlNDA DÖNEN ŞEYİN 
ADI: DEPRESYON 

bunun için askerlerimi bile beslemeye 
gücüm yetmiyor/kararlarınız emirdir efendim! 
halk vergilendirilsin!

BEN BU GÜNE KADAR (yani TV nin meteoroloji raporlarına 
                  başka türlü bakmayı öğrendiğimde) 

BULUTLARIN DÜZ BİR HATTA ilerlediğini sanırdım 

onlar ÖZELLİKLE ANTİSİKLONLAR yeryuvarlağının 
etrafında (çap değil çevre) 
daireler çizerek dönüp duruyorlar 

YANİ DEPRESYON GEÇİREN HERKES 
HEM HAKLI HEM HAKSIZ 
CELLAT! CELLAT! 
SİZİ KİM İNCİTTİ 
BENİ HİÇ KİMSE İNCİTMEDİ 
AMA GÖZLERİNİZ KİRPİKLERİNİZ 
SİZE ÖYLE GELİYOR 
FLÜT ÇALIN FLÜT! 
HERKES KENDİNE BİR GİT AR ALSlN! 
NADA NADA Y NADA ÇALSIN 

YANİ: BAM BABABAM BA REY 
BAM BABABAM BA REY UND HARMONİKA 

YAA BİR HARP BİR ZYLOFON BİR ORG 
BİR KAVAL DA OLABİLİR

önemli olan bir yağmur sonrası toprak 
kokusunu alabilmek 
sen basit bir gömlek ve blucinle 
geldiğinde ben bahçe çitinin üstünde 
oturuyor olacağım başımda bir kır eşarbı 
elimde bir kır sepeti taşıyor olacağım 
sepette yaban kır çiçekleri 
ve güzel kokulu yaban otları olacak 
DEFNE 
MARGÖRİT 
MENEKŞE 
PAP ATYA & REYHAN 
IHLAMUR & ADAÇAYI 
OLACAK EKOSE AST ARLI SEPETİN İÇİNDE 
onları nereden bulduğumu sormayacaksın 
yalnız adaçayını bir adakızı getirmiş 
olacak 
bense onun adını açıklamayacağım. 
HİÇBİR ZAMAN!
SEN SOBANIN ÜSTÜNE MANDALİN YAPRAKLARI 
KOYARDIN HATIRLADIN MI? 

ah yalvarırım yalvarırım 
götürmeyin torunumu 
çekilin defolun dedim defolun hemen 
siz beyefendi mübaşirin oğlu olduğunuz için 
Allah'a şükredin 

HİÇBİR ZAMAN ŞÖYLE ŞÖMİNESİNDE ISLAK ODUNLAR 
YAKMAYA ÇALIŞTIGIMIZ BİR KIŞ EVİNDE 
ATEŞİN ETRAFINDA TOPLANIP 
MANDELSTAM PUŞKİN VOSNEHENSKİ 
GOGOL FİLAN OKUYAMA YACAGIZ-YAZIK 
ONLAR BİR ŞEYE BENZEMEZ 
BİR KUKLADIR EFENDİM BİR KUKLA 
BİZDE V AKİT VE ENERJİ BIRAKMIYORLAR Kİ 
ANCAK DEDİKODULARA CEVAP VEREBİLİYORUZ 
YA DA ASKIYA ALINMIŞ İMAJIMIZI TAMİRE 
ona blucininin ne kadar yakıştığını 
söylemeye bile vakit kalmıyor 
zaman yok çünkü ya da çok hızlı geçiyor 
(ona blucinin bu kadar yakışmasının 
tek nedeni bacaklarının uzun olması) 
AMA HERKES KENDİ KÜLTÜREL ELBİSESİNDE KALSIN 
ŞALVAR YA DA FES ARTIK bilemiyorum 
muhakkak ki onlara blucin ya da arkadan 
yırtmaçlı siyah paltoların kısaltılmışı 
gibi duran ceketlerden ütülü pantolonlardan 
daha çok yakışır 
ama aslında bana ne bütün bunlardan 
BAŞKALARINDAN BANA NE 
BEN PEYZAJ DENİNCE artık şiirlerimi değil 
bahçe peyzajlarını anlıyorum 
ama bundan dolayı kimse bana papatyalardan 
örülmüş bir taç vermeyecek
aksine tacın varsa onu çalarlar 
benim kimlik kartıma kadar çaldıklarına göre 
demek benim ayakkabılarıma özeniyorlar 
o kadar kolay olmadığını ve o ayakkabıların içinde 
24 saat üzerinden 24 saat acı çekildiğini bilselerdi 
onlar hiç acı çekmeden bazı yerlere 
gelinebileceğini sanıyorlar emeksiz ve çilesiz 

YOK ÖYLE BİR ŞEY İŞTE 
dört dörtlük kimse yok hayatta 
YETER ARTIK AMPULLERİ YAKIN 
BU ŞÖMİNE FETİŞİZMİ SIKAR ARTIK 
Varyuşka sen çayları getir 
ben kitaplığın bulunduğu salonda olacağım 
Uşaklardan biri bana bir meyve sepeti getirecekti 
akşam baloya seyis kıyafetinde gideceğim 
Rostov'ların kızağını kullanacağım

limonlukta Nataşa beni bekliyor olacak 
Tolstoy yaşlanınca sadece İncil'den bir ve aynı 
paragrafı okur olmuş diyorlar 
Nataşa'ya parlak fosforesan bir şerit hediye edeceğim 
bacağına kaset bantı takılmış bir kuş gördüğümü 
söyleyince çok şaşıracak 
ONA IŞIK KIRILMALARI ÇAGININ BAŞLADICINI SÖYLEYECEGİM 
bunun farkında olduğunu 
sırf bu yüzden Prens Andrey'le değil Pierre'le evleneceğini 
bildirecek 
benim prezante ettiğim mor janjanlı şeriti 
bir işaret olarak algılayamadığını 
ancak yine de onu küçük mektup kasasının 
içinde muhafaza edeceğini 
söyleyecek............................


Lale Müldür



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Gelecek Yıl İlkbahar Yokmuş

Yüzünü bir kedi tırmalayacak ona deli deme sakın Sonra trenin önüne bir oğlan atlayacak Zayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman Raylarda kırmızı şarap şişeleri patlamışçasına Bu gece yağmur yağacak ona dur deme sakın Su yaramazdır, toprağın yorgunluğundan ne anlayacak İçini sürüklediğin bu korkunç mermi yuvasında En büyük dansa kalkmaya hazır ağır dallarınla Ninnilerle değil, vedalarla uyut kendini Dışarıdaki cemre sana düşmez uyma hayata Bu gece herkesin hafızası silinecek itinayla Buna kader deme sakın Zaten üç beş kişiyiz gürültümüz tuhaflığımızdan Sevişsek içkiler bitiyor sandık Ağlaşsak hüzünler harfiyen sıradan Hangimiz hainiz hangimiz hırpalandık Hangimiz kuvvetli yalnızlıklarıyla böyle olağan Sonra trenin önüne bir oğlan atlayacak Zayıf, uzun bacaklı, çetrefil, kendine kahraman Bu gece kökler yeryüzüne yürüyecek neden deme sakın Acı arsızdır, bedenin direncinden ne anlayacak küçük iskender

Beşinci Mevsim

Fırtınalı bir günün sonunda bir dal istedi kadın, tutunmak için dostane Bir mum yaktı adamın biri, elini uzattı beyaz bir gül geldi karşılığında Böylece bir muhabbet başladı gözlerde aylarca devam etti bu dostluk sessizce Bir mum daha yaktı adam yüreğini açacaktı kadına ellerini avuçlarına alıp korkusuzca bakacaktı kadının gözlerine ve birlikte yaslanacaklardı geceye Gözlerinde aşk koynunda ihtirasla düşler! Dedi kısaca Geldim dedi kadın ama yer bulamadım kendime Korkuyla geriledi adam ya bir daha gelmezse, ya onu hepten kaybedersem diye geçirdi aklından bir kez daha erteledi düşlerini her seferinde olduğu gibi Dört mevsim yaşadı kadın çelişkiler içinde son mevsimin son gününde, aklı yenik düştü yüreğine beyaz bir gül ile misafir oldu adamın düşlerine sana geldim götür beni gözlerindeki karanlığın ötesine Dalgındı, fark etmedi adam bozulmasını istemediği bir rüyanın içindeyi kendince Utandı kadın çok utandı çırılçıplak hissetti kendini o an söndürdü mumu beyninde hoşça kal. Dedi adama ...

İnsanlıktan kaçmayan imam!

En son nefret söylemi kurbanı olan Beylikdüzü’nde kafasının arkasından tek kurşunla öldürülen trans arkadaşımızı duyduğumda şöyle bir geriye gittim... Seks işçiliği yaptığım 90’lı yıllarda bir trans cinayeti serisi başlamıştı. Travestiler bazen tornavida ile öldürülüyordu, bazen kurşunla, bazen de polisten kaçarken araba çarpıyordu. Arabalar yardım etmek için duruyordu, trans olduğunu görünce tekrar üstünden geçiyorlardı. Tabii ki aileleri tarafından reddedilen transeksüel bireylerin cenazelerinde de kimse sahiplenmiyor ve almaya gelmiyorlardı. Biz morga gidiyorduk. Bazen yalvarıyorduk, bazen durumumuzu anlatıyorduk. “Ailesi reddetmiş, kimse gelip cenazesini almayacak. Aynı soyadından kimse gelip imza atmayacak bu çok net” diyorduk. Bazı morg görevlileri pozitif ayrımcılık yapıyordu. Cenazeyi biz alıyorduk. Bazen ailelerin de sahip çıktığı oluyordu. Cenazelere hep katılıyorduk. Kimi zaman da belediye gömüyordu. Yine Kulaksız Mezarlığı’nda belediyenin gömeceği bir cenazeye katılmıştık. ...

Ben hergeleyi görmüşümdür

BENDEN DE BİR KALİNİKHTA SANA BALIKÇI 23 Kasım 1906’da Adapazarı’nda dünyaya geldi. İstanbul'da 11 Mayıs 1954’te sirozdan yaşamını yitirdi. İlköğrenimini Adapazarı Rehber-i Terakki Mektebi'nde yaptı. İki yıl Adapazarı İdadisi'nde öğrenim gördü. Kurtuluş Savaşı'ndan sonra ailesi İstanbul'a yerleşince İstanbul Sultanisi'ne girdi. Onuncu sınıfta bir öğretmene yapılan şaka yüzünden sınıfı dağıtılınca Bursa Erkek Lisesi’ne geçti, 1928'de mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde bir süre eğitim gördü. 1931 yılında ekonomi öğrenimi için gittiği İsviçre'den kısa süre sonra ayrılıp Fransa'nın Grenoble kentine geçti ve orada üç sene yaşadı. Sonraki yıllarda, Grenoble Üniversitesi'ne de devam ettiği şehirde, aslında başıboş gezerek edebî şahsiyetini bulmaya çalıştığını açıkladı. Modern Türk hikâyeciliğinin öncülerinden olan Sait Faik, getirdiği yeniliklerle “kökü kendisinde olan” bir yazar olarak kabul edilir. Klasik öykü tekniğini y...

Bence Malumdur

dikenin kalbime battığı bir sonbahar günüdür sen elini bulutların içinde gezdirirsin bulutlar senin gözlerinin üstünde yürürler içini kurtlar kemirir bence malumdur buğulanmış camların arkasında masmavi yüzün senin ateşler içinde olduğun bence malumdur ellerin muhakkak çocuk elleridir hep kimsenin bilmediği türküler düşünürsün onlar neden daima okul türküleridir süleymancıktan bahseder kara toprakta açık yeşil bir yıldız gibi akıp giden süleymancıktan ve karınca yuvalarından bahseder ışıksız kömürsüz karınca yuvalarından gökyüzünde kızıl bir hilalin kaydığını görürsün sen ansızın gökyüzünde görünürsün gözlerinin rengi bence malumdur elinde değildir akşam serinliğinde üşüsün eylül'den itibaren geceler hazindir uzundur sokaklar yorulur uykuya varıp gelirler sokakların üstüne bulutlar gelirler bulutların üstüne yıldızların gözleri gelir bir yıldız bir yıldızın ardınca gider yıldızların kayboldukları yer bence malumdur  karanlıkta bir şeyler kopar dağılır...

Bir dil-rübâya düşdü gönül mübtelâsı çok

Bir dil-rübâya düşdü gönül mübtelâsı çok ‘Aşkun safâsı yok değül ammâ cefâsı çok Şehr-i cemâl o gamze vü ebrû vü hâl ile Hakkâ ne cây-ı dil-keş olur dil-rübâsı çok Bin câna virmeye n’ola bir bûsesini yâr Az olıcak metâ’ olur anın bahâsı çok Hiçbir belâ mı var ki gönül anı bilmeye Seyyâh-ı bî-karârın olur âşinâsı çok Zülf-i siyâh-ı yârda var sad-hezâr çîn El çek tolaşmadan ana Yahyâ hatâsı çok Şeyhülislam Yahya Efendi

Big Bang

Sözlerimi çok kısa tutacağım Kementler atacağım cümle kaygan akıl istihsâline Bozmak pahasına tüm iyi niyetli tertiplerini iyi olmayı becerebilenlerin Sözlerimi çok kısa tutacağım Farkedeceğim taacüple örtünen tüm ayıpları Yansıtarak Şeytanın yangınından aldığım ışığı sevaba Kısılmış gözlerimde görmeye çalışanlar ruhumu Yılgınlığa düşecek küfrümün tınmayan kayıtsızlığıyla Düşlerinde gezeceğim iyi hesap yapabilen herkesin Kimin yoksa dişe dokunur bir endişesi Bir kez daha kanacak o doğru söyleyeceğim yalana Gizli gizli sileceğim noktalarını tüm ف ‘lerin Toz alıyordum diyeceğim gözü açılanlara Bir aşırılığa mecbur etmek için tüm mutedil iyilikleri, kötülükleri Kolay unutulan bir pişmanlık planlayacağım Butonlar koyacağım eylemekten alıkoyan rengarenk butonlar Aklı kalkacak kim varsa aklı sürünen fikirlerle dolu Kolay kopan bağlar kuracağım Anbean hayal kırıklıklarıyla sınayacağım tüm zayıf imanlıları Suyun şeffaflığıyla sırlayarak tüm anlamları Akıtacağım zevk seylab...

MUTLULUĞUN TABİRLE İNŞASI

Bir padişah rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü görmüş. Sabah olunca bunu yorumlatmak üzere müneccimbaşını çağırtmış. Rüyayı dikkatle dinleyen müneccimbaşı üzülerek " Sultanım, bu rüya bütün sevdiklerinizin ölümünü göreceğinize işarettir ." demiş. Bu uğursuz yoruma öfkelenen padişah, müneccimbaşını görevinden azletmiş. Bunun üzerine huzura müneccimbaşının yardımcısı getirilmiş. Padişah, ona da aynı rüyayı anlatmış ve " Peki, sen ne diyorsun bu işe ?" diye sormuş. Genç yardımcı ise -biraz da çekinerek- " Efendim, bu rüya sizin, bütün sevdiklerinizden daha uzun yaşayacağınızı müjdelemektedir ." diye cevap vermiş ve yaptığı bu yorum sebebiyle ödüllendirilmiş. Kıssadaki her iki yorum da aslında aynı anlama gelmektedir. Ancak kelime seçimi ve üslup, sonucu tamamer değiştirmiştir: İlk yorum karamsarlık doğururken ikincisi umut ve güzellik aşılamıştır. Hayattaki olayların çoğu böyle iki türlü de yorumlanmaya müsait olarak kapımızı çalar. Kötüye de iyiye de yor...