Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İran’ın ilk büyük şairi ve Fars şiirinin mühendisi olarak kabul edilen Rûdekî Semerkandî

1 Özgürce bir öğüt verdi bana zaman, İyi bakarsan zaten hep öğüttür zaman: Şöyle dedi: “İyilerin günlerine bakarak üzülme sakın! Senin günlerini arzulayıp duran niceleri var. Zaman şöyle dedi bana: “Öfkene yenilme sakın; Ayağına bağ vurulur diline bağ vurmayanın.” 2 Ne bilirsin sen? Ey misk saçlı, ay yüzlü; Bu kulun hali nasıldı bundan önceleri?! Yüzünün ipek gibi olduğu günler geçti, Saçının katran renginde olduğu günler geçti. Onun mutlu olduğu günler gelip geçti, Sevincinden içi içine sığmıyordu, üzüntüsü azdı. Hep mutluydum, üzüntü nedir bilmezdim. Gönlüm neşe ve eğlencenin geniş meydanıydı. Sen Rudekî’yi ey ay yüzlü, şimdi görüyorsun! O zamanlar görmedin ki o zaman böyle değildi. Şimdi zaman değişti, ben de değiştim; Getir değneğimi, şimdi artık değnek ve torba zamanı. 3 Gönül daha nice koşacaksın benlik peşinde sen? Neden seversin kötü düşmanı sen? Neden vefa beklersin vefasız birinden sen? Neden döversin soğuk demiri sen? Bağışla ey oğul beni bağışla Aşk yolunda öldürme benim gi...

Mes'ut Bir Tesadüf'e İkinci Mektup

Ayrılığı bir sözcük gibi andığın her an, geleceği bilme yeteneğimi elimden alıyorsun. Dönebileceğim bir kapı yoksa, gitmeyi öğrenmeliyim. Rüzgârın ne güzel bir şey olduğunu anlatacaktım daha. Ortak harflerimizi daha iyi vurgulayarak bak bu “waran” (yağmur) bu da “roc” (güneş) diyecektim. Dağlarımızdan taşıyıp getirdiğin kekik kokusunu arayacaktım saçlarında. Kendimden bu kadar bahsetmeyecektim. Kütüphanelere kırık bir eğriyle daldığım her saat, birtakım sakallı adamların ömrüne ekleniyor. İktisadiyat ilminin acayip sayıları ve mesela Spencer’a ne gerek varsa! Ama bende beni yok sayan kılıksız hocaların müstehzi sözleri kırıyor beni. Belki sen olmasan bu kadar alıngan olmazdım. Belki her şeyi ve bu dili bu kadar hırsla öğrenmezdim, ki Türkçe bir Kürt için düşünme ve yaratma dili değil, polis, asker ve mahkemeye ifade verme dilidir. Seninle geçen her akşamın saçları var, neden inkâr edeyim ki şimdi? Daha güçlü, daha mesafeli mi olmalıyım? Yüzüme bir yolculuk anısı yakıştırıp başının üstü...

Divan Şiirinde Hande

"Onun sesini işiten Süleyman tebessüm ederek:  “Ya Rabbî, dedi, beni nefsime öyle hâkim kıl ki gerek bana,  gerek ebeveynime ihsan ettiğin nimetlere şükredeyim,  Seni razı edecek güzel ve makbul işler yapabileyim.  Bir de lütfedip beni hayırlı kulların arasına dahil eyle! ”" (Neml Sûresi 19. Ayet) Nûrun dökülür, sahil erir, karşıki yerler Bir hâb-ı münevverde hep eşkâlini gizler; Sîmîn dumanlarda ölür ruh-ı menâzır, Bir ra’şe-i zerrin ta karşıda yer yer Mahmur ışıklar yüzer esrar üzerinde Yorgun sular üstünde kanar bir şeb-i hande.. Ahmet Hâşim İşte Nesrin daha bir gonce-i nev-hande iken Geçti, makhûr-ı kazâ, hep bu dikenliklerden. Tevfik Fikret Kadın nedir?… O münevver menekşedir ki uçar, Samîm-i hüsn-ı bahârında hande-i âfâk, Çiçek nedir?… O da bir aşk-ı mütebessimdir ki Şemîm-i rûh-ı behîminde bir kadınlık var!.. ... Kadın, semâ; o da bir nuhbe-î tesellîdir, Kadın, çiçek, o da bir hande-î nihânidir; Bu iki rûh-ı nefîsin meâli sevdâdır!.. Ahmet Hâşim Çehrenden akan...

İçimde "ebedi istirahatgah"ıma uzanmak özlemi var.

Yorgunum. Büyüklükleri anlaşılmaz insanlar pozunda "Beni anlamıyorlar" demek hoşuma gitmiyor. Ama şu gerçek ki beni anlamıyorlar. Anlamayanlar, uzak kişiler değil, en yakınlarım; karım, kızım, oğlum, arkadaşlarım...   Anlamadıkları öyle derin, karışık şeyler değil; yorgunluğumu, bitkinliğimi anlamıyorlar. Günde bir yıl yorulduğumu, yaşlandığımı, geçtiğimi; içimin bittiğini anlamıyorlar. Yorgunum, basbayağı yorgunum. Bu, ruh yorgunluğu değil. Bırakın ruh yorgunluğunu, önce bedenim, kolum, kafam yoruldu. Kemiklerim, iliklerim, kaslarım, sızım sızım sızlıyor.  Vücudumda ağrımayan hiçbir yerim yok. Yorgun yatıp yorgun kalkıyorum. Dinlendiğim hiçbir günüm yok. Gücümü, dinçliğimi yitirdim.  Daha da kötüsü, bu yorgunluğumu kimselere, karıma, çocuklarıma bile anlatamam. Ben onların dertlerini, hastalıklarım dinlemek anlamak zorundayım. Ama onlar beni anlamak zorunda değiller. Hepsinin dertleri ayrı ayrı toplanıp bende birleşiyor. Ama benim dertlerim, yorgunluklarını dağılıp ...