Ah Fulya

ah fulya
eskisi gibi değil hiçbir bahar
hiçbir yağmur eskisi gibi yağmıyor
ılgıt ılgıt esmiyor hiçbir meltem
oysa kışın yanağında
ne çok baharı düşlemiştim
toprağa düşende cemre
sürgün verecekti umutlarım

bugünlerde ağzımda mürekkep tadı
yüreğimde doğmamış şiirlerim
alıp başımı ne çok gidesim var
bir akşam sular uyuduğunda
hüzzam bir şarkı vurduğunda kıyılarıma
yıldız asıp saçlarıma
vursam kendimi yollara
yürüsem diyorum
yürüsem
kan otursa ayaklarıma

ah fulya
ihanetin yağdığı yerdeyim
ölü turnalar düşüyor diyarıma
hiçbir kervana yetişemiyorum
hiçbir kuş konmuyor dalıma
ha deyince ulaşmıyor selâmlar
hercailer açmadan soluyor
şakağından vurulmuş tüm umutlar
gitsem olmuyor, kalsam olmuyor
ellerim tütün sarısı fulya
nikotinle sarıyorum acıyan yanlarımı
ha deyince kapanmıyor bu yaralar

ah fulya
bugünlerde elvan baharlar bana göre değil
zehir çiçek açar zakkumda
köstebek dadanmış irem saklı kuytularıma
nemrutun gözündeki kara sürülmez mi dîdâra
gözler âmâ diller lâlsa vaktidir gitmelerin
belki de
usulca süzülüp kapılardan
geldiğim gibi gitmeliyim

açma fulya
rengini ayrılıklara sakla
dinle, ayaklarımı çağırıyor çağla
açma fulya açma
belki başka baharlara

07 Mart 2007

Nuriye Zeybek