Ana içeriğe atla

kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK...

"Yaz kuşlarının sisine gömdüm acılarımı
Sevdiğim kadınlarda kaldı yıllar ve yıllarım
Yıllar ve yıllarım kış mahsulü hüzünler
güz kokulu kederlerim
-Ne mi anlatır şimdi kuş kanadında suretim.?" (**)




Birbirine uzak iki kör noktadan, yere yakın ve temkinli kanat çırpı(nı)şlarıyla usul usul sokuldular uçurumun kenarına..
Nefes nefeseydiler.. Yorgundular.. Açtılar..
Hiç birinin ,diğerinin yorgunluğuna deva olacak dermanı yoktu..

Uçurumun ucuna doğru ürkek bir iki adım attılar.. Ayaklarının altında yani uçurumun bittiği yerde, bir cennet bahçesi göz kamaştıran güzelliğiyle gülümsüyordu.. " Gel" diyordu.. Davet, öylesine baş döndürücüydü ki..

Solukları nispeten sakinleşmiş halde birbirlerine baktılar.. İkisinin de gözleri yılgınlıklarla harelenmişti..İç çekti erkek olanı:
-Keşke...
dedi ve sustu..

O’nun "keske"sini gölgede bırakan bir "keşke" ile cevap verdi dişi:
-Keşke orda olabilsek...

Sonra birden bire gözlerindeki yılgınlık yerini titrek bir umut ışığına bıraktı.. Bütün gücü ile silkinip, erkeğe yaklaştı :
-Belki de yapabiliriz. Ne dersin?

En az Onun kadar istiyordu erkek de.. Ama , ondan daha çok yol katetmişti.. Daha yorgun, daha bitkindi.."Zor" dedi.. "Çok zor..."

Sonra dönüp kanatlarına baktı:
-Bu kanatlar bu yolculuk için çok yaşlı artık..

Israrcıydı dişi olan.. Umut bir defa parlayıvermişti gözlerinde.. Duracak gibi değildi.. Genç görünen kanatlarını usulca açtı.. "Bak" dedi:
-Bak bana.. Senin kadar uçmadım belki.. Ama senden çok hırpalandım.. Sapan taşları, tüfek saçmaları, ağlar, kafesler.. Canım yanıyor hala.. Görmediğin, kimsenin görmediği usul bir kan sızıyor kanatlarımdan göğsüme.. Ama yine de...

Döndü.. Göz kırpıp duran cennet bahçesine kendinden geçerek baktı:
-Şu güzelliğe baksana.. Hiç değilse denemeyi hak etmiyor mu?

"Belki" dedi uzun yollar katetmiş yorgun erkek..
-Belki, ama.. Başaramazsak.. Ölürüz biliyorsun değil mi? Başaramazsak.. Kanatlarımız bizi oraya kadar ulaştıramazsa kayalara çarpa çarpa parçalanırız.. Herhangi bir ölümden daha acı , daha acıtıcı bir ölüm olur üstelik..

-Biliyorum.. Bütün bunları biliyorum.. En az senin kadar korkuyorum üstelik..Ama bak.. Bak rüzgar var.. O, bize yardım edebilir.. Bırakıveririz kendimizi onun koynuna.. Alıp uçurur bizi.. Unutuveririz bütün eski uçuşlarımızı..Rüzgarı kanat yapıp yeni bir uçuş öğrenebiliriz..

Samanyolundaki bütün yıldızları gözlerine takıp , öylece baktı erkeğe :
-Olmazsa da.. Cennete uçarken ölürüz.. Hiç değilse bu kadarını yapabiliriz.. Hadi!

Yavaşça sokuldu ona.. Başını, boynuna yasladı.. Eğilip ,yorgun kanatlarından öptü, incitmekten korkarak..
Öylesine içten "gel" diyordu ki..
Karşı konulmazdı.. konulamazdı.. Bu umut kırılmazdı..Bu yıldızlar koparılamazdı..
" Hadi" dedi erkek.. Yanındakinin verdiği cesaretle, "hadi" dedi..

Birbirlerine sarıldılar.. Kanatlarındaki eksikleri , birbirilerinin kanatlarıyla yamadılar.. İki yürek, iki kanat oldular.. Ve bıraktılar kendilerini boşluğa..,
Rüzgar, tutup aldı ikisini..
Uçurdu..
Uçurdu..
Ve gözden kayboldular..

Cennet bahçesine vardılar mı kimse bilmedi..
Geriye, ne zaman aşık olsak, kalbimizde çırpı(nı)p duran bir çift kanat bıraktılar..

*******

(**)Refik Durbaş/ İki Sevda Arasında Karasevda sf.24


Dilek Kartal

Bu blogdaki popüler yayınlar

YAPAY ZEKADA ŞİİRSEL KOMUTLAR GÜVENLİK AÇIĞI YARATIR MI?

Yapay zekada şiirsel komutlar güvenlik açığı yaratır mı? Petra Lambeck Yeni bir araştırma, şiir biçiminde yazılan komutların ChatGPT, Gemini ya da Claude gibi yapay zeka modellerini şaşırttığını gösteriyor. Hatta bazı durumlarda güvenlik mekanizmaları devreye bile girmiyor. İtalya'daki Icaro Lab'da yapay zeka konusunda çalışan araştırmacılar, elde ettikleri sonuçları şaşkınlıkla karşıladı. Amaçları, farklı dil stillerinin ve özellikle de şiir biçiminde yazılmış komutların, yapay zeka modellerinin yasaklı ya da tehlikeli içerikleri tanıma ve engelleme becerisini etkileyip etkilemediğini incelemekti. Yaptıkları çalışmalar sonucunda şiirin etkisi olduğunu buldular. Ancak bunun nedeni ise henüz tam olarak bilinmiyor. Araştırmacılar, "Adversarial Poetry" (karşıt şiir) başlıklı çalışmalarında, normalde yapay zeka dil modellerinin güvenliğini test etmek için kullanılan bir veri tabanından alınmış bin 200 potansiyel tehlikeli komutu şiir formuna dönüştürdü. Bu tür "adver...

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar Suskunluk ...

Bir gün bu fotoğrafa geri dönmek isteyeceksin.

Dizlerde Başlayan Zaman Bir sandalye kadar eski bir hatıranın üstünde oturuyor çocukluğum. Adımı bilmiyorum, korkuyu da— ama bakışlarım sanki önceden görmüş gibi. Kollar sarıyor beni, dünya sert olmasın diye. O an kimse söylemiyor: “Bir gün bu fotoğrafa geri dönmek isteyeceksin.” Ayaklarım yere değmiyor, belki de bu yüzden bu kadar ağır geliyor hayat. Dizlerdeyken hafif olan insan, yere inince öğreniyor yalnızlığı. Sepya bir sessizlik çökmüş yüzüme. Gülmüyorum— çünkü bazı çocuklar önce susar, sonra büyür. Bugün aynaya bakarken o bebeği tanıyorum: Daha hiçbir şeyini kaybetmemiş ama her şeye hazır bir hâli var. ChatGPT  Bu fotoğrafta zaman yavaş. Henüz acele etmiyor hayat; kimse bir yere geç kalmıyor. Dizlerde oturan bir çocuk var ve dünya, onu tutan kollar kadar büyük. O kolların gücü bilgiden değil, sezgiden geliyor. İnsan, bazı şeyleri öğrenmeden de koruyabiliyor. Bebeğin yüzünde gülümseme yok. Ama hüzün de yok. Daha çok, susarak anlamaya çalışan bir hâl var. Sanki hen...

Bir Sabah Sevgiyle Uyandır Beni

Acımın alnından öperek uyandır bir sabah beni dışarıda güneşi ve baharı yağarken yağmur. Yüreğimde bir müzikle uyandır beni tüy parmaklarını ağrıyan yerlerimde gezdir. Saçlarımdan zamanı geçirerek uyandır bir sabah. Sen günün şiiri ol, ben şarkını besteleyeyim. Sen narin bir nar fidanı gibi salın rüzgarda ben yanında yaralı bir dize gibi durayım. Aşk ve Şiirle barışan bir dünyaya uyandır bir sabah beni. Fikret Demirağ

UZAĞA FIRLATILMIŞ BABA DUYGUSU

Cahit Zarifoğlu’nun babası ile ilişkisi biraz acıklıdır, hüzünlüdür, tuhaftır. Babasına karşı duygusu uzağa fırlatılmış bir duygu olarak mevcudiyetini korur. Öfke kozasının içinde yaşayan, kimi zaman nefessizlikten ölmeye duran bir mevcudiyet… Babasının vefat ettiği 1978 yılının 1 Şubat’ında günlüğüne düştüğü cümleleri dikkatli okumakta fayda var. “ Babam vefat etti ” der birinci cümlede ve ikinci cümlede şunları yazar, “ yıllar önce. ” İki cümlelik günlüğün ikinci cümlesi düşündürücüdür. İster istemez akla şu sorular geliyor: 1 Şubat’ta ölen kim, yıllar önce ölen ne? Babası Niyazi Bey zeki bir adam. Zeki ve dindar. Fransızca ve Farsça bilen, Arapça anlayan, şiirler yazan, divan şiirine hâkim, hafızasının duvarlarında ezberlediği şiirler yankılanan bir adam. Aynı zamanda tarikat ehli. Sadık bir mürit. Nakşî. Gecelerini zikir çekerek ve ilahiler söyleyerek geçiren, gündüzleri cami kürsülerinde vaaz veren, edebiyatı bildiği kadar fıkhı da bilen, kültürlü ve ilim sahibi bir adam. Gençliği...

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Sere Serpe'nin Hikayesi

Yer Ankara’da Sabahattin Eyuboğlu’nun evi, yıl 1946. Ev halkı ve misafirler salonda otururken küçük odada genç bir kız sedire uzanmış, isteksizce ders çalışıyor. Odanın öbür köşesinde, şair, kâğıda bir şeyler yazıyor. Sonra genç kıza uzatıyor kağıdı: “Bak, senin için bir şiir yazdım.” Okuyor genç kız: SERE SERPE Uzanıp yatıvermiş, sere serpe; Entarisi sıyrılmış, hafiften; Kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor; Bir eliyle de göğsünü tutmuş. İçinde kötülüğü yok, biliyorum; Yok, benim de yok ama… Olmaz ki! Böyle de yatılmaz ki! Evet, şairimiz Orhan Veli, genç kız da Bella. Aslında tanışmaları iki üç yılı bulmaktadır, ama arkadaşlık ve samimiyetleri daha yenidir. Bella, Hasanoğlan Köy Enstitüsü’nde İngilizce dersi vermektedir, bir yandan da liseyi bitirmek için kalan birkaç dersini çalışmaktadır. Bella (Kent kızlık adı) 1923’te İstanbul’da doğmuş. İlk ve ortaöğrenimini değişik okullarda sürdürmüş. 40’lı yıllarda Ankara’da yaşayan ablası Dora’yı sık sık ziyaret eder. Dora, Gü...

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Yol Düşüncesi

Bu def’a farkına vardım ki ihtiyarlamışım. Hayâtı bir camın ardında gösteren tılsım Bozulmuş, anlıyorum, çıktığım seyâhatte. Cihan ve ben değiliz artık eski hâlette. Mısır ve Sûriye, pek genç iken, hayâlimdi; O ülkelerde gezerken kayıdsızım şimdi. Bu gözlerim, medeniyetlerin bıraktığını, Beş on yıl önce, görür müydü, böyle taş yığını? Bugünse yeryüzü hep madde, her ufuk maddî. Demek ki alemin artık göründü serhaddi. Ne Akdeniz’de şafaklar, ne çölde akşamlar, Ne görmek istediğim Nil, ne köhne Ehrâmlar, Ne Bâlebek’te lâtin devrinin harâbeleri. Ne Biblos’un Adonis’den kalan sihirli yeri, Ne portakalları sarkan bu ihtişamlı diyâr, Ne gül, ne lâle, ne zambak, ne muz, ne hurma ve nar, Ne Şam semâsını yâlel’le dolduran şarkı, Ne Zahle’nin üzümünden çekilmiş eski rakı, Felekten özlediğim zevki verdiler, heyhât! Bu hâli, yaşta değil, başta farzeden bir zât Diyordu: "İnsana çarmıhta haz verir îman!" Dedim ki: "Hazreti İsâ da genç imiş o zaman." Eğer me...

Mona Roza

Mona Roza, siyah güller, ak güller Geyvenin gülleri ve beyaz yatak Kanadı kırık kuş merhamet ister Ah, senin yüzünden kana batacak Mona Roza siyah güller, ak güller Ulur aya karşı kirli çakallar Ürkek ürkek bakar tavşanlar dağa Mona Roza, bugün bende bir hal var Yağmur iğri iğri düşer toprağa Ulur aya karşı kirli çakallar Açma pencereni perdeleri çek Mona Roza seni görmemeliyim Bir bakışın ölmem için yetecek Anla Mona Roza, ben bir deliyim Açma pencereni perdeleri çek... Zeytin ağaçları söğüt gölgesi Bende çıkar güneş aydınlığa Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi Seni hatırlatıyor her zaman bana Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ve vardır her vahşi çiçekte gurur Bir mumun ardında bekleyen rüzgar Işıksız ruhumu sallar da durur Zambaklar en ıssız yerlerde açar Ellerin ellerin ve parmakların Bir nar çiçeğini eziyor gibi Ellerinden belli oluyor bir kadın Denizin dibinde geziyor gibi Ellerin ellerin ve parmakların Zaman ne de ç...