Birbirine sarılmış kadın ve erkek heykeli, adeta sahici. Kadın, rüyadan uyanmaktan korkarcasına gözlerini kapamış, erkek ise kadını sımsıkı tutmuş elinden ve belinden, kendine iyice yaklaştırmak istercesine...Ama yüzü, yüzü içindeki fırtınaları aksettirmiyor, güçlü görünmeye çabalıyor. Zihninde endişeler... Halbuki o da naif, o da bir şakayık çiçeği. Tek gücü omuzundaki kadının kokusu, elinin altındaki bedenin sıcaklığı, kavradığı elde hissettiği kadının nabzı ve göğsüne temas eden kalbin atışları. Adamın burnunda afrika menekşelerinin kokusu, alnında volkan gibi sıcak bedenine çiseleyen yağmurun verdiği ferahlık ve avuçlarındaki ürkek serçenin sakinleşmesi için ne yapacağını bilememenin verdiği tedirginlik var.
İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...
