Birbirine sarılmış kadın ve erkek heykeli, adeta sahici. Kadın, rüyadan uyanmaktan korkarcasına gözlerini kapamış, erkek ise kadını sımsıkı tutmuş elinden ve belinden, kendine iyice yaklaştırmak istercesine...Ama yüzü, yüzü içindeki fırtınaları aksettirmiyor, güçlü görünmeye çabalıyor. Zihninde endişeler... Halbuki o da naif, o da bir şakayık çiçeği. Tek gücü omuzundaki kadının kokusu, elinin altındaki bedenin sıcaklığı, kavradığı elde hissettiği kadının nabzı ve göğsüne temas eden kalbin atışları. Adamın burnunda afrika menekşelerinin kokusu, alnında volkan gibi sıcak bedenine çiseleyen yağmurun verdiği ferahlık ve avuçlarındaki ürkek serçenin sakinleşmesi için ne yapacağını bilememenin verdiği tedirginlik var.
Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...
