Ana içeriğe atla

Adını andım, rahatladım Allah’ım!

İstediğim gibi gitmiyor bazan işler..
Dokunuyor ruhuma her ne var ise..
İncitiyor kalbimi..
Zindanda boğazı sıkılan bir adamım sanki..
Ellerim titriyor..
Dizlerim de öyle..
Artık merdivenleri sayıyorum,
Yolları, yokuşları hesaplıyorum..
Gözüm kesmiyor..
Birkaç dakikada hem de çifter çifter..
Bilmem o kaç basamaklı merdivenleri,
tek nefeste çıkmak geçti artık..
En az basamak,
En az merdiven neredeyse oradayım..
O yolu tercih ediyorum..
Ruh yorgun,
Kalb yorgun,
Beden yorgun,
Yorgunlar şehrinin,
Ben de yorgun bir yolcusuyum..
Ama bir şey var..
Herşeyi güzelleştiren bir şey..
Zorluklar çoğaldıkça,
Aczim ve fakrım arttıkça,
Daha yakın hissediyorum kendimi Sana..
Daha da yakınlaşıyorum..
Hiçbir yaşta,
Hiçbir çağda böyle olmamıştı..
Kendimi Sana bu kadar yakın hissetmemiştim..
Bir yanda hayatın biteceği, hesabın başlayacağı endişesi..
Titretiyor kalbimi, bir ağaçtaki son yaprak gibi..
Diğer yanda o sonsuz merhametini,
Ve şefkatini gördükçe, düşündükçe..
Ümitleniyorum yeniden yeniye..
Bütün ağırlıklar kalkıyor üzerimden..
Adını anınca hafifliyor birden..
Bu sabah da, bu gün de..
Öyle oldu..
Adını andım, rahatladım
Allahım..
Bütün yaralarım adını anınca iyileşiyor..
...
Bazen sol yanım, bazan sağ yanım uyuşuyor..
Yolculuk buraya kadar diyor bir ses..
Yeni bir durağa geçmek üzereyim..
Anlıyorum..
Anladığımı anlayan var mı bilmiyorum?
Hergün bir başka eşyamı kaybediyorum..
Üzülüyorum kaybettiğim şeyler için..
Ömür ki, en kıymetli biricik sermayem..
Günlerin bir bir geçip gidişine..
Bitip tükenişine..
Neden acaba neden,
kaybettiğin bir eşya kadar da üzülmüyorum?
Bilmem ki neden bunu anlayamıyorum?
Anlayan varsa anlatsın dinleyeceğim..
Ümit bir dal..
Tuttuğum dalı bırakmak kolay değil..
Kolay değil Allahım!
Adının anılmadığı bir yerde,
bir mekânda yaşamak kolay değil..
Nasıl yaşıyor bunca insan Senden uzakta?
Adını anmadan nasıl yaşıyor, onu da anlamış değilim..
Neye üzüleceğimize de şaşırmışız..
Gündelik işler, telaşeler peşindeyiz..
Değer mi, değmez mi?
Kaybettiğimiz gün kazandığımıza..
Değer mi, değmez mi?
Onu da bilemeyecek kadar uzaktayız..
Adını andım,
Rahatladım Allahım..
...

Bir çocuk gülümsüyor
Yüzü yüzüme odaklanmış..
Yeniden bakmaya,
Yeniden yaşamaya çağırıyor sanki..
Yanlış yerde duruyorsun..
yanlış yerden bakıyorsun sen hayata diyor..
Sular durmaz ellerinde akar gider..
Hayat da öyle..
Şu dünya neydi?
Onu bilmelisin önce ey nefsim..
Burası hizmet yeriydi..
Sen de bir hizmet eriydin..
Burada eriyip, dağılmaya ve çürümeye gelmedin sen..
Seni bekleyen ne bu hayatta?
Önce onu bil sen..
Önce onu iste, onu tut,
onu yakala sen..
Burası çalışma yeriydi..
Bir tarlaydı, bir bahçeydi..
Sen söyle hadi,
öyle değil miydi?
Ücret burada değil ötelerdeydi..
Hem ne yaptın ki?
Ücreti almayı hak edecek kadar..
Bir bak hayatına..
Dolap beygiri gibi dolanıp duruyorsun..
Hep aynı yerdesin..
Başladığın yerdesin..
Gölgen bile senden ilerde,
Sen, onun bile gerisindesin..
Gölgene bakıp özenebilirsin..
Koşuya yanlış yerden başlarsan elbette hedefine varamazsın..
Gölgeyi avlamaya çalışırsan çuvallarsın..
Boşluktasın, zindandasın..
Kendi ellerinle boğazını sıkan sensin..
Ümit ışığını yakmayan,
sonra da karanlıklardan şikâyet eden yine sensin..
Suçlu sensin..
Hayata, hayatı verene göre bakmamışsın..
Havayı tutmaya, suları avlamaya,
Güneşi zapt etmeye çalışırsan olacağı bu..
Yanlış yerden bakarsan hayata..
Göremezsin hiçbirşeyi..
Bir de aksini dene öyle bak..
Hayatın nasıl da anlam kazandığını göreceksin..
Nedir hayatın ve ölümün gerçek anlamı nedir?
Sor bir gün.
Sor da öğren..
Sade sen değil, herkes bu yolun acemisi..
Kaybolmak istemiyorsan, kılavuzsuz çıkma yola..
“Son Peygamber kılavuz..”
Hem bir yanlışı sonuna kadar sürdürmek niye..
Dibe vurmaya gerek var mı?
Hatadan ve yanlıştan dönmek de bir erdemdir biliyorsun..
...
Biri derdini dinlesin,
Seni bilsin, seni sevsin istiyorsun..
Hem de hiç kimsenin sevmediği kadar..
Sevin işte Rabbin var..
Biri sana ilgi ve şefkat göstersin istiyorsun..
Sevin işte Rabbin var..
Senin Rabbin sana herkesten yakın..
Merhametli ve sonsuz şefkatli bir Rabbin var..
O seni hiç terk etmedi ki..
Senin haberin yok,
kendin gibi fanilerden meded arıyorsun..
Yardım umuyorsun..
Kel ilâcı bulsa kendi başına sürecek..
Onların kendilerine hayrı yok
Sana ne hayrı,
 ne faydası olacak ki?
Onlar fani, sen fani..
Ne olacak yani..
İki faniden bir baki
Olmaz ki yani..
Allah’tır baki..
O’dur Hüvelbaki..
Ya baki, entel baki..
Sadece O’dur baki..
Adını andım.
Rahatladım
Allahım..
...
Bir şey daha..
Bu dünya bir boy aynası..
Sen nasılsan, görüntünde öyle aksediyor bu aynaya..
Sen kendini değiştirirsen,
Aynadaki görüntünde değişir..
İş sen de..
Maharet sen de..
Ha gayret..
Bir hamle daha,
Güzel bir niyetle başla,
İnan ve güven Allah’a..
Ne kaldı şunun şurasında
Madem yolcusun..
Madem çok yakınsın o durağa..
Haydi bismillah bir daha..
Yeniden başlamak için hayata..
Haydi bismillah bir daha..
Esselâtü vesselâm aleyke Ya Rasulallah (asm)...

Selim Gündüzalp

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bercestelerim

Ağlamak   Anne Aşk Ayrılık Baba Babalar ve Oğullar Bellek Cahit Zarifoğlu Cemal Süreya Çay Çocuk/luk 1 Çocuk/luk 2 Çocuk/luk 3 Çocuk/luk 4 Çocuk/luk 5 Çocuk/luk 6 Dargınlık/Küslük Elif   Ev Fihrist Gam Gitmek Gelincik Gülüş Güneş Güvercin Hande Hatırla/mak Hüsrev Hatemi Hüzün İbrahim Tenekeci İhtiyarlık İmam-ı Şafiî İntihar İskele İstanbul Kader Kar Kalp 1 Kalp 2 Kalp 3 Kalp 4 Kalp 5 Kenan Çağan Kiraz Kulbe-i Ahzân Kuş Mahmud Derviş Mezar Mum ile Pervane Müntehirler Ölüm Pencere 1 Pencere 2 Rakı Sandal Seçtiklerim 1 Seçtiklerim 2 Sigara 1 Sigara 2 Sonbahar Suskunluk ...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

DÜNYA MİKHAİL'İN ADINI BİLMELİ

                   Mikail Mirdoraghi Eğer İran İsrail’de bir okulu vurup çoğu çocuk 170 kişiyi öldürseydi, bu haber aylarca manşet olurdu. Çocukların isimlerini öğrenirdik. Ama Mikail için bu olmadı . O fotoğrafı biliyorsunuz. Herkes biliyor. Yolda koşan çıplak bir kız çocuğu… Kollarını iki yana açmış, sanki kirlenmiş gibi, sanki kendi bedenine dokunmaktan korkuyormuş gibi. Onu unutulmaz yapan sadece çıplaklığı değil yüzü. Acı içinde olduğu çok açık. Çığlık atıyor ve doğrudan kameraya bakıyor. İzleyiciye, bize, sanki yardım etmemizi istiyormuş gibi. Sanki bir şey yapmamızı talep ediyormuş gibi. Elbette bugün adının Phan Thị Kim Phúc olduğunu bildiğimiz o kız aslında bunların hiçbirini istemiyordu. O sadece korkmuş bir çocuktu. Ama böyle fotoğraflara bizim yüklediğimiz anlamlar, bize hissettirdikleri ve bizi harekete geçirip geçirmedikleri önemli. Çünkü gazetecilik ne içindir ki, insanları öfkelendirmekten başka? 1972’de Vietn...

En'am 59: "O'nun ilmi dışında bir yaprak bile düşmez."

Güneş'e aşk sevgilim ayın yüzüne yazılmış güzel bir şiirdir aşk ağacın tüm yapraklarına resmedilmiştir kazınmıştır aşk… serçelerin kanatlarına, yağmur damlalarına lakin benim ülkemde sevgilim bir kadın ne zaman bir erkeği sevse taşlara tutulur Nizar Kabbani Islak mı ıslak bir dalda kalmak için çırpınan yaprak Ahmet Necdet Döküldü fesleğenin yaprakları: Sesleri hâlâ kulağımda. Süreyya Berfe Nasıl da yaprak gibi.. Düştüm Göğüslerinin arasına ... Keşke sevgilim Yapraklarım dökülmeden önce Ulaşsaydı bana Selâmın Selâmın Ebdulrehman Mizûrî Her yıl bir yaprak daha düşüyor çınardan Yaşlı bir aslanın boynu bükük dönmesi gibi ormana Dibine kadar mağlûp, dibine kadar mağrur, dibine kadar munis Cihan Oğuz Annemin dargın Yaprağıydım ben… Arif Damar yaprak dökümü elli bin şiir roman filan okudum yaprak dökümünü anlatır elli bin film seyrettim yaprakların dökümünü gösterir elli bin kere gördüm yaprak dökümünü düşüşlerini ,sürünüşlerini, çür...

geride kalan kalbinizse, mutlaka geri dönersiniz.

Kalbim: kalbinde misafir kalsın bu gece Refik Durbaş Yerinden oynayan kopan bir fırtına gibi Kalbim sağ yanımda. Alaeddin Özdenören Ey! Dünden bugüne taşınmış eşsiz kederiyle kabul gören geçmiş. Yazdım, harf harf yazdım yeryüzünün kalbine, acıdı kalbim. Oya Uysal Eğer anılacaksam, kalbimle anılmak isterim. Murat Tokay Yanlış daha baştan yanlış Bir şiirdi bu, biliyorum Ye belki ömrümüzün yakın geçmişi Bu kadar doğruydu ancak, kimbilir Kalbim unut bu şiiri Ahmet Telli En son evin önünde, Gözlerini açıyor delikanlı Ve kapıyor sonra hüzünle, Elini koyuyor kalbinin üzerine. Johann Ludwig Uhland bir tren makas değiştiriyor kalbimde bir vapur yan yatarak eğleniyor denizle Altay Öktem Sen kalbime dokunmuş bir dostumsun, bu kalp daima seni anacak. Kalbine iyi bak. Şair görünüşlü adam. Unutulmak korkusuyla tedirgin Tükeniyor kalbimin direnci Aykırı sularda bungun Bir çürük tekne gibi Rüzgarını özlüyorum. Şükrü Erbaş Katılaşır onun kal...

Dedim ki, güneşe dönen bir çiçeğim

nedir dostluk? ikinci bir güneş. Adonis Her akşam , aynı yer, aynı saatta, Güneşten eşyama düşen bir çubuk; Yangın varmış gibi , yukarı katta, Arkamdan gel diyor, sessiz ve çabuk ! Necip Fazıl Kısakürek umut kesilmiyorsa dostlarım kesip barikatlar kurarak kangrenli gövdemizden şurda güneşe ne kaldı İlhami Çiçek Neresi yurdum? Güneş belki de. O hep duran. Çocukluğumu tanıyan eski dostum kaplumbağa. Bejan Matur Sanma ki derdim güneşten ötürü; Ne çıkar bahar geldiyse? Bademler çiçek açtıysa? Ucunda ölüm yok ya. Hoş, olsa da korkacak mıyım zaten. Güneşle gelecek ölümden? Orhan Veli Saçı siyah salkıma benzeyip; Sanki taç gibi parlıyor, Güneşin ateşiyle yıkanıp, Doğrulardan geliyor, Yunus Emre Dünün sonsuz gönlünden, Ölen bugün yine yaşar, Doğacak başkası yeniden. Güneş yok olursa eğer, Yunus Emre her akşam tufanında harap oldu güneşim gece baygın bir rüya, gündüz hülyandı ölüm Nurullah Genç Yaşam, belleği icat etmekle gaddarlık etm...

Veda Şiirleri Bercestem

Uzun yıllardan sonra  Sana bir daha rastlarsam Seni nasıl selamlamalıyım  Susarak mı, ağlayarak mı? Lord Byron “Vedalaşmaların ilmini yaptım ben,” Sürgünlerin uzmanlığını. Bir vapur nasıl kalkar bir limandan. Tren nasıl acı acı öter, öğrendim. Cevat Çapan Büyük istasyonlardaki büyük vedalar için Trenler uzun bekler güzel bir gelenektir Büyük istasyona benziyor artık bu ev Tren bir yolcu daha edinecek demektir Abdülkadir Budak Son Tren sessizce perondan ayrılırken, Baş öne eğilir hafiften, Umuda veda, Köksal Özyürek O mavi gözlü bir devdi. Minnacık bir kadın sevdi. Mini minnacıktı kadın. Rahata acıktı kadın yoruldu devin büyük yolunda. Ve elveda! deyip mavi gözlü deve, girdi zengin bir cücenin kolunda bahçesinde ebruliiii hanımeli açan eve. Nazım Hikmet Elveda gençlikte geçen günüme Ezirâil el atıyor canıma Yanarım gençlikte, o zamanıma Acı tatlı günler hep hayâl oldu Nerde gençlikteki geçen çağlarım Sustu bülbül gazel döktü bağlarım Her gün hatırlarım her gün ağlarım Veysel ağ...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...