Ana içeriğe atla

BATI'DA ÇEŞİTLİ DEVİRLERDE KİTAP TİCARETİ

KİTAPÇILIK TARİHİ ÜZERİNE NOTLAR:

BATI'DA ÇEŞİTLİ DEVİRLERDE KİTAP TİCARETİ

Matbaacılığın ilk zamanlarında, matbaacıların aynı zamanda kitapçılık da yaptıkları görülür. Bunlar bastıkları kitapların satışı ile bizzat kendileri meşgul olmuşlardır. Daha sonra ortaya seyyar satıcılar çıkmış ve matbaacılardan aldıkları kitapları şehir şehir gezerek satmağa başlamışlardır. Bu seyyar satıcıların 1469 yılından kalma kitap katalogları günümüze intikal etmiştir. Bunlar bir şehre geldikleri zaman, bir hana yerleşirler, arabalarına yükledikleri kitapların isimlerini bir meydanda toplanan kalabalık önünde sayarlar ve müşterilerini yerleştikleri handaki kitaplarını görmeğe davet ederlerdi.

Bu tarihlerde büyük kitapçılar da yok değildi. Bu yıllarda Frankfurt, Cologne ve Strassburg canlı kitap ticaretinin merkezleriydi. Bu kitapçıların başında da Anton Koberger gelmekteydi. Onun Nuremberg'deki kitapçı dükkânı o zaman Almanya'nın en büyük kitap ticarethanesi durumundaydı.

Yine bu tarihlerde İtalya'da Venedikli Nicolas Jenson'da sayılı kitap ticareti yapanların başında yer almaktaydı.

XV. yüzyılın sonlarına doğru, seyyar kitap satıcılığının yanı sıra, kitap ticaretinde teşkilâtlanmağa doğru bir gidiş baş gösterdi. Büyük yayınevleri kurulmağa başladı. Bunlar kendi yayınladıkları kitapların yanı sıra, başkalarının da yayınladıkları eserleri satmaktaydılar. Bu devirde, özellikle ticaret ve üniversite şehirlerinde yayıncıların tutundukları görüldü.

Bu arada kitap panayırları da devam etmekteydi. Bu panayırların başında da, yılda ilkbahar ve sonbahar olmak üzere iki defa kurulan Frankfurt Kitap Panayırı gelmekteydi. Bu panayıra başta İtalya olmak üzere, diğer Avrupa ülkelerinden Fransa'dan, Belçika'dan ve diğerlerinden de kitapçılar katılmaktaydılar.

Daha sonraları 1680 yıllarında Leipzig Kitap Panayırı'nın kitapçılar tarafından tercih edildiği görülmektedir. Leipzig günümüze kadar Alman kitapçılığının merkezi olarak kalmıştır. Bu arada Jenave Dresd gibi şehirler de kitap ticaretinin merkezleri olmuşlardır.

1564 yılında, kitap panayırlarında satışa çıkarılan kitapların katalogları basılmağa başlanmış, bugün kitapçıların yayınladıkları kitap katalogları, bu panayır kataloglarından doğmuştur.

XVII. yüzyılın ilk başlarında kitap ticareti yeni bir görünüş kazanmış ve kitaplar umumî müzayedelerle, arttırma usulü ile, en fazla verene satılmağa başlanmıştır. Bu hareketin öncülüğünü Hollanda yapmıştır. İlk kitap mezatları da Leyden'de yapılmıştır. Bu hareketin fikir babalığını Lodewijk Elvezir'in yapmış olması kuvvetle muhtemeldir. Elzevir Leyden Üniversitesinde lâboratuvar kısmında çalışırmış, üniversite talebesine kitap satma müsaadesini aldıktan sonra kitap ticaretini hızlandırmış ve Avrupa ülkelerine de yaymıştır. Hollandalı meşhur Elzevir ailesi, bu Lodewijk Elzevir'den gelmedir. En meşhurları Bonaventura ve onun torunu Abraham'dır. 1625 -1652 yılları arası en faal oldukları devirdir. Bugün, Elzevir Associated Scientific Publishers adıyla Amsterdam'da faaliyetlerine devam etmektedirler. Caesar'ın, Pliny'nin, Terence'in, Vergil'in, Moliere'in, Corneille'in, Racine'in ve Pascal'ın baskıları, en meşhur Elzevir baskılarını teşkil eder. Oxford'da Bodleian Kütüphanesi'nde, Paris'te Bibliotheque Nationale'de ve Amsterdam'da Üniversite Kütüphanesi'nde Elzevir baskılarını görme imkânını bulmuştuk. Devirlerinde kitapçılık sahasında Elzevir'ler bütün rakiplerini geçmişler, büyük bir servet yaptıkları gibi, Fransızca eserleri tekrar basmakla devrin Fransız edebiyatının gelişmesine imkân hazırlamışlardır. Hollanda, XVII. yüzyıl Avrupa kitapçılığında üstün bir yer işgal eder. Fransa parlak edebî üstünlüğüne rağmen, bu konuda birinci sırayı alamamıştır. Üstelik Fransız edebiyatı yukarıda da belirtildiği gibi, ilerlemesini Hollanda'da basılan taklit nüshalara borçludur.

Müzayede yoluyla yapılan kitap ticaretinde, hem alıcının hemde satıcının menfaatleri karşılıklı korunmuş oluyordu. Kitap satan daha çok kazanç sağlıyor, kitap alan ise tesadüfen karşısına çıkan kitabı değil, istediği, koleksiyonuna katmak arzusunda bulunduğu eseri satın almış oluyordu.

Hollanda'daki bu şekil kitap ticareti, çok kısa bir süre içersinde diğer Avrupa ülkelerinin de dikkatini çekti ve müzayede yoluyla kitap ticareti kısa zamanda milletlerarası bir hüviyet kazandı.

Joseph Hill adlı, Hollanda'da yerleşmiş bir İngiliz rahibi, 1676'da vefat eden bir arkadaşının kitaplarını bu şekilde sattırarak, bu.çeşit kitap ticaretini Londra'ya soktu ve kısa bir zamanda İngiltere'de yerleşmesine vasıta oldu.

Müzayede yoluyla kitap satışının en hareketli devri, şüphesiz XVIII. yüzyıldır. Arttırma yoluyla kitap ticareti Fransa ve Almanya'da da kısa zamanda revaç görmüştür.

Bu arada, Avrupa'da ciltçiliğin yeterli kazanç sağlamadığını gören küçük şehirlerdeki ciltçiler, dükkânlarını kâğıt ve çeşitli halk kitaplan satan bir şekle soktular. Buralarda dinî mevaiz kitapları, halk için yazılmış eserler, rüya tabirnameleri ve ilâç kitapları gibi şeyler satılmaktaydı.

XVII. yüzyıla kadar Avrupa'da kitap fiyatlarının sabit olmadığı görülür. Ancak XVIII. yüzyılın ilk yıllarında Almanya'da kitap fiyatlarını gösterir kataloglar yayınlanmağa başlanmıştır. 1742 yılında kitapçı Georgi, her kitabın sayfasını ve fiyatını gösterir Avrupa Fihristi'ni yayınladığı zaman, meslektaşlarının hoşnutsuzluğunu üzerine çekmiştir.

XVII. yüzyılda Paris'teki büyük müzayedelerde, kitapseverler seçkin bir müşteri halkası teşkil ediyorlardı. Bu arada aranılan kitapların fiyatları da devamlı surette artmaktaydı. Yine bu tarihlerde. Paris'te Pont - Neuf üzerinde ve Seine Nehrinin sahillerindeki rıhtımlarda sandıklar içinde kitap satan açık hava kitapçıları türemişti. Bunların sandıklarında kıymetsiz kitapların yanı sıra nadir eserlere de raslanırdı. Saray ve kilise bu satıcıları devamlı kontrol altında bulundururlardı. Bunların sansür tarafından yasaklanmış siyasî ve dinî yazıları dağıtıp sattıklarından şüphe edilirdi. Teşkilâtlanmış kitapçılar da, bouquinists denilen bu açık hava kitap satıcılarını kaldırtmağa çalışırlardı.

Okumaya karşı olan ilginin artması, kitapçılığa yeni imkânlar sağlamış ve XVIII. yüzyılın ikinci yarısında kitap istihsali önemli bir artış kaydetmiştir. Bu arada kitap istihsalinin artışına paralel olarak, telif haklarının da yükseldiği görülmüştür. Telif haklarının artması ise, kitap fiyatlarının yükselmesine sebep olmuştur.

Kitap fiyatlarının artması, XVIII. yüzyıl kitap basımcılığında bir takım sahtekârlıkların yapılmasına yol açmıştır. Meselâ bazı Almanca eserler, Belçika, İsviçre ve özellikle Avusturya'da tekrar basılmıştır. Frankfurt Panayırı, yavaş yavaş bir taklit eserler panayırı görünümü kazanmıştır.

Almanya'da ancak 1791 yılında yazarların telif hak ve hukukları himaye edilmeğe başlanmış ve yine bu tarihlerde yayınlanan Prusya Medenî Kanunu ile yayıncıların haklarına ait ilk talimat tanzim edilmiştir.

Kitap ticaretinin teşkilâtlanması da, bu arada ağır ağır ilerleme kaydetmiştir. Bu yüzyılın sonlarına doğru, Leipzig'de kurulan kitap borsası ve Charles Chr. Horwath ile G. J. Göschen'in tedbir teklifleri, Alman kitapçılığı için gerekli olan birleşmeye doğru atılmış bir adım olmuştur.

Fransız kitapçılığı, diğer Avrupa ülkelerine nazaran daha önce teşkilâtlanma imkânlarını elde etmiştir. Daha XV. Louis zamanında bir Kitapçılık Müdürlüğü kurulmuş ve bu kuruluşun başına da kıralın başkütüphanecisi rahip Bignon getirilmişti.

XIX. yüzyılda İngiltere'de bir kitap müzayedesinde, arttırmaya çıkarılan bir koleksiyon için ödenen en yüksek para 50 bin İngiliz lirası olmuştur. Bu para, gözü doymaz bir kitap meraklısı olan ve Avrupa'nın birçok şehirlerinde koleksiyonları bulunan Richard Heber'in terekesinin satışında ödenmiştir.

Kont Charles de Sunderland tarafından XVII. yüzyılın sonlarında toplanmış olan meşhur Sunderland koleksiyonu, 1881 - 83 yılları arasında satıldığı zaman tahminen buna yakın bir meblağ tutmuştur.

Bu yıllarda bu arttırmalardan en ziyade faydalanan kitap satıcılarının başında, aslen Alman olan Bernard Quaritch gelir ki, bu şahıs XIX. yüzyılın sonlarına doğru kitap ticaretinde Avrupa piyasasının âdeta tek hâkimiydi.

Fransız İnkılâbı ile sınaî hürriyetin tesisi, Fransa'da kitap ticaretinin şartlarını değiştirmişti. Ayrıca o tarihe kadar kitapçılık ve matbaacılık için mevcut olan esnaf teşkilâtı da son bulmuştu.

1815'den sonra Almanya'da kitapçılık alanında, kitapçılar arasında o zamana kadar kendini hissettirmemiş bir birleşme fikri doğmuş ve bunun neticesi olarak, Leipzig'de bir Kitap Borsası kurulmuştur. Ancak, kitapçılıkda sahtekârlığa karşı koyacak, yazarların hak ve hukukunu koruyacak bir kanunun hazırlanması için yeterli olgunluğa erişilmemişti. XX. yüzyılın ilk yılları bu konunun tartışmaları ve bununla ilgili olarak yapılan çeşitli teşebbüslerle geçmiştir. Yazar ve yayıncıların hukukunun güçlükle korunabildiği bu yıllarda, bu konuda mühim rol oynayanlar içersinde Friederich Perthes ile, daha önce fabrikatör iken kısa zamanda Almanya'nın en tanınmış yayıncıları arasında yer alan F. A. Brockhaus'un isimleri sayılabilir.

Almanya'da Kitap Borsası üyeleri, telif hakkının korunması için bir sözleşme kabul ettirebilme konusunda önemli gayretler sarfettiler ve bunun neticesinde Bern şehrinde 1866'da ilk sözleşme imzalandı. Bern Sözleşmesi (The Berne Convention) bugüne kadar çeşitli defalar gözden geçirilmiştir. Herhangi bir muameleye ihtiyaç göstermeksizin, imza sahibi bütün ülkelerde telif hakkını kabul eden, edebî mülkiyeti bu şekilde muhafaza eden bu sözleşmenin mazisi bu kadar yenidir.

Fransa'da Konvansiyon Meclisi tarafından 1793'de kabul edilmiş olan kanun, yazar haklarını bir mülkiyet olarak tanımıştı. İlk edebî sözleşme 1840 yılında Fransa ile Belçika arasında yapılmış olup, Bern Sözleşmesi'nin esasını teşkil etmiştir.

Bu arada, kitap ticaretinin panayırlarda yapılan eski şekli de, XIX. yüzyılın ilk yarısında önemini kaybetmşitir.

Alman Kitap Borsası, XIX. yüzyılın ikinci yarısında, modern kitapçılığın bütün teşkilât ve yeniliklerini yerine getirmişti. Bu kuruluş, kitapçılar için bibliyografyalar, altı aylık ve beş yıllık kataloglar yayınlamağa başlamıştı.

Almanya'da kitap ticareti gayet ciddi bir kontrole tabi olup, bu kontrol merkezi Leipzig'de olan Yayıncılar Sendikası (Verlegerverein) ve Alman Kitapçılar Sendikası (Börsenverein der deutschenbuchhândler) tarafından yapılır. Bu arada, Leipzig'de meslek gazetelerinin en önemlilerinden biri olan ve yeni Alman kitaplarını günlük olarak duyuran Börsenblatt yayınlanır.

Yalnız Leipzig, Berlin, Stutgart ve Münich gibi büyük merkezlerde değil, birçok küçük şehirlerde, özellikle Tübingen, Heidelbergve Göttingen'de de önemli yayınevleri bulunmaktadır.

Başlıca Alman yayıncıları arasında: Berlin'de Walter de Gruyter,S. Urban ve Sechwarzenberg, Julius Springer, S. Fischer, BrunoCassirer; Leipzig'de Karl W. Hiersemann, B. G. Teubner, F. A. Brock-haus, E.A. Seemann, Hinrichs, J. A. Barth, Göschem, Reclam,Tauchnitz, Velhagen ve Klasing; Münich'de F. Bruckmann ve R. Ol-denburg'u; Jena'da Gustav Fischer'i; Gotha'da Julius Perthes'i say-mak mümkündür. Almanya'da ikinci eelden kitap toplayan kitapçıların başında Gustav Fock, K. F. Koehler, Otto Harrassowitz ve KarlW. Hiersemann gelir. Almanya'da bu işin öncülüğünü Frankfurt'da1785'de kurulmuş olan Joseph Baer müessesesi yapmıştır.

Leipzig'de merkezi bulunmayan bütün Alman yayıncıları, burada bir komisyoncu nezdinde yayınlan için umumî bir depo bulundururlar. Almanya'da kitap satışı şarta bağlı olarak yürütülür. Buna göre komisyoncu ve perakendeci kitapçılar, her yeni çıkan kitaptan belli bir miktar alırlar ve bunların içinden belli bir sürede satamadıklarını iade ederler. Bu çeşit şarta bağlı satışta, satılan kitapların tenzilât yüzdesi de azdır.

Almanya'da kitapların iade süresi Birinci Dünya Harbi'nden önce oldukça uzun tutulmaktaysa da, şimdi bu süre üç ayı geçmemektedir.

Almanya'da ayrıca Barsortiment denilen toptan satış yapan kitapçılar da bulunmaktadır. Bunlar bazen bir eserin bütün edisyonlarını satın alırlar ve özel tenzilâttan yararlanırlar. Bunlara daha çok Leipzig, Berlin ve Stutgart gibi büyük yerleşme merkezlerinde rastlanmaktadır. Bunların başında merkezi Leipzig'de olan, katalog ve bibliyografik türdeki eserleri ile de tanınmış olan Koehler-Volckmar gelir.

Tanınmış Fransız kitapçıları arasında ise; Fransız klâsikleri serisinin yayıncısı J. J. Lefevre, Panckoucke fils, A. A. Renouard, Querard'm La France Litteraire adlı eserini Catalogue de la librairieadı ile devam ettiren Otto Lorenz, romantik eserlerin yayıncıları olarak bilinen Renduel ve Curmer; Hetzel, Hachette, Lemerre, Firmin Didot, Plon, Calman-Levy, Charpentier ve halefi Fasquelle, vulgarizasyon türü eserler yayınlamakla şöhret bulmuş Larousse ve Armand Colin sayılabilir. Fransa'da ikinci elden kitap toplayan kitapçıların başında ise, Renouard, J. Techener, E. Rahir ve Maisonneuve - Cie gelir.

Paris'te 1847'de kurulmuş olan Kitapçılık Cemiyeti (Cercle dela Librairie) 'nin kontrolü altında, kitap ticareti ve sanayii ile uğraşanlar cemiyet ve sendikalarda toplanmışlardır. Kitapçılık Cemiyeti'nin haftalık yayını olan la Bibliographie de la France, Fransız kitapçılığının isteklerini karşılar durumdadır.

Fransa'da yayıncılar satışlarını kitapçılara doğrudan doğruya yaparlar. Kitapçılara satış şartsız olarak ve depot sistemi (Systemedu depot) ile yapılır. Fransa'daki bu sistem aşağı yukarı Almanların şarta bağlı satış sistemine yakındır. Fransa'da kitap komisyoncuları da vardır ve hemen hepsi Paris'te toplanmışlardır. Bu komisyoncular bazen kitapçılar adına kitap da satın alırlar.

İngiltere'de ise kitap satışı şartsız olarak yapılır. Kitapçılar, kendileri veya müşterileri için yeni çıkan kitapları incelemek için yayıncılardan istiyebilirler. Ancak bu kitapların kısa bir süre içersinde iadesi şarttır. Piyasaya çıkmadan önce siparişi yapılan kitaplar için daha fazla tenzilât yapılır.

İngiltere'nin tanınmış kitapçıları arasında, Longmans, Green, İngiltere'nin en eski yayınevi olan John Murray, George Allen ve Unwin, William Heinemann ve Macmillan sayılabilir. Bunlar özellikle kısa vade ile satış yaparlar. İngiltere'de ayrıca satılmamış kitapları daha ucuz fiyatla satmağa çalışan ve remainders denilen kitapçılar da vardır.

İngiltere ile müstemlekeleri arasındaki kitap ticaretinin büyük bir kısmını wholsale booksellers'ler yaparlar. Bu toptancı kitapçıların en tanınmışlarından biri de Simpkin Marshall'dır.

İngiltere'de ikinci elden kitap ticareti yapanlar arasında en tanınmışları Londra'da Bernard Quaritch, H. G. Bohn, H. Sotheran, Maggs Brothers, Francis Edwards, E. P. Goldschmidt ve Robinson'dur.

Danimarka, İsveç, Norveç ve Finlandiya'da kitapçıların ticari teşkilâtı, aşağı yukarı Almanya'dakinin aynıdır, Danimarka'da, yayıncılar yeni açılmış bir kitapçıya kredi açıp açmıyacaklarına kendileri karar verirler.

İsveç'te bu gibi hallerde kitapçılardan kefalet tarzında teminat talep edilir. Sendikalarından tavsiye ve teminat getiren kitapçı ve komisyonculara tenzilât da söz konusudur.

Norveç'te yeni bir kitapçının yayıncılardan kredi alabilmesi için, Kitapçılar Sendikası'na girmesi ve bu kitapçının daha önce başka bir kitapçı yanında çıraklık yapmış olması gereklidir.

Finlandiya'da da kitapçılar, kitaplarını komisyon karşılığı ve numune olarak alırlar. Bu sistem bugün Finlandiya'da oldukça geçerlidir. Küçük kitapçı dükkânlarındaki kitapların çoğu, yayıncılar tarafından gönderilmiş olan numune kitaplardır. Böylece, küçük kitapçı dükkânları bile müşterilerine çeşitli türdeki yayınları sunabilme imkânına sahiptirler. Finlandiya'da kitapçı dükkânlarının çoğu, bir - iki yardımcıyla çalıştırılan küçük aile teşebbüsleridir. Büyük yerleşme merkezlerinin dışında kalan bölgelerde kooperatif kitapçılığı da yaygındır. Finlandiya'nın en tanınmış kitapçıları Helsinki'deki Akateeminen kirjakauppa (Akademi Kitabevi) ve Suomalainen kirjakauppa (Fin Kitabevi) dır.

İskandinav ülkelerinde kitapçılar, yayıncılardan % 25 ile % 30arasında tenzilâtla kitap satın alabilmektedirler.

İskandinav ülkelerinde ikinci elden kitap ticareti pek o kadari lerlememiştir. Başlıcaları Danimarka'da H. J. Lynpe ve Son, J.Grubb, Magnus Hansen, Jeppe Poulsen Skadhauge; İsveç'te O. H.Klemming, Robert Sandberg, Björck ve Börjesson; Norveç'te N. W.Damm'dır.

Belçika'da kitap ticareti serbestir. Fakat bu ülkede de, sendika tarafından tanınmış olan ve yayıncılar tarafından tenzilât yapılan kitapçı ve komisyoncuların listesi yapılmıştır.

Hollanda'da bir Yayıncılar Sendikası ve bir Kitapçılar Cemiyeti vardır. Bu kuruluşlar kendi tüzükleri gereğince yayıncılar nezdinde, tenzilâta hak kazanmış kitapçı ve komisyoncuların listesini düzenlerler. Yayıncılar, yeni kurulmuş bir kitapçıya, bu kuruluşların muvaffakati olmadan hiç bir şekilde tenzilât yapamazlar. Çıraklık müessesesi bu ülkede de geçerlidir.

Hollanda'da ikinci elden kitap ticareti yapanların başında, Hague'daki Martinus Nijhoff, Amsterdam'daki Menno Hertzberger gelmektedir.

İsviçre'de Zurich'de L'art ancien; İtalya'da Milan'da Ulrico Hoepli, Florence'da Leo S. Olschki, Rome'da C. E. Rappaport ikincielden kitap ticareti yapanların başında gelir.

Amerika'da da kitapçılar şartsız satış sistemi ile satış yaparlar.Kitap satışının büyük bir kısmı, toptan satış yapan kitapçılar tarafından yapılır. Bunların en tanınmışlarından' biri de, American News Company'dir. Amerika'da ikinci elden kitap ticareti yapanların başında, New York'da Alman asıllı A. S. W. Rosenbach, H. P.Kraus, Lathrop C. Harper, James F. Drake ve Boston'daki Good-speed's sayılabilir.

Dağıtım yoluyla satış, kitap ticaretinde her zaman tercih edilmiştir. Bu usul çok önceleri Batı'da, dinî kitapların satışı için denenmişti. Daha sonraları fasikül fasikül yayınlanan eserlerin abone kaydedilmesine başlandığı zaman çok tutuldu ve geliştirildi. Bugünde vadeli ödeme usulü ile, aşağı yukarı dünyanın her ülkesinde uygulanmaktadır.


BAŞVURULAN DİĞER KAYNAKLAR :

— D. W. Davies. The World of Elzeviers, 1586-1712. Haag 1954.
— Marjorie Plant. The Engish Book Trade. An Economic History. London 1939.
— Helmut Lehmann - Haupt. A History of the Making and Selling of Books in the UnitedStates. New York 1951.
— Pentti Kuoplo. Books from Finland. Quarterly Review, No. 3, 1975.
— Unwin, Stanley. Kitapçılığın iç yüzü. Çeviren : Leylâ Elburz. İstanbul 1950


Svend DAHL' in History of the Book (New York, 1958) adlı eserinden kısaltarak çeviren ve metne ilâveler yapan: İsmet BİNARK

Milli Kütüphane Başuzmanı

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Francesco Petrarca AŞK HÜKMEDİYOR BURADA

124 Amor, Fortuna, et la mia mente, schiva Aşk, Talih ve zihnim, uzak duran gördüğü şeyden ve geçmişe dönen, öyle üzüyorlar ki beni, bazen kıskanıyorum öteki kıyıdakileri. Aşk parçalar yüreğimi, Talih yoksun bırakır her avuntudan, bu yüzden budala zihnim dertlenip ağlar; ve böyle sayısız dertle yaşamam gerek mücadele ederek. Umudum yok tatlı günlerin geri geleceğinden, beklediğim, kötüden betere gitmesi kalan ömrün, ve çoktan yarısını geçmişim gittiğim yolun. Ah, görüyorum kayıp düştüğünü elimden elmastan değil, camdan her umudun ve bütün düşüncelerimin kırıldığını orta yerinden. 125 Se 'I pensier che mi strugge Bu düşünce, bana elem veren, keskin ve yoğun olduğunca bürünseydi uygun bir renge,       belki de beni yakıp kaçan payını alırdı sıcaktan ve uyanırdı Aşk şimdi uyuduğu yerde;      daha az yalnız olurdu izleri bitkin ayaklarımın kırlar ve tepeler boyunca, daha az yaş olurdu gözlerimde, ...

Çalab'ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde

Çalab'ım bir şâr yaratmış iki cihan ârasınde; Bakıcak di'dar görünür, o şâr'ın kenâresinde. Nâgihan ol şâr'a vardım, anı ben yapılur gördüm; Ben dahi bile yapıldım, taş u toprak âresinde. Şâkirdleri taş yonarlar yonup üstada sunarlar; Allah'ın adın anarlar, ol taşın her pâresinde. Şehirden oklar atılır, gelir canlara batılır; Ârifler cânı satılır, o şâr'ın bâzâresinde. Şâr dediğikleri gönüldür, ne alşidir ne cahildir; Âşıklar cânı sebildir, ol şârın kanâresinde. Bu sözü Ârifl'er anlar, câhiller bilmeyip tanlar; Hacı Bayram kendi banlar, ol şâr'ın menâresinde. Hacı Bayram-ı Veli

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

Edalı Zihin

             “Kadın gider ve bunun şiir olduğu söylenir”                Bir haydar vardır heveste döner döner söylenir Zihin kekre meyvedir kurtlar da yer onu insanlar da kuyumcular nakış işler bakmazlar kimin bileğine dar gelir kimin kalbi dar gelir ona Antikadır zihin kimi zaman açık artırmalara çıkar düşer kimi zaman ihtiyar-kadınlar bileğinden bit pazarlarına Zihin gönülsüzdür otuz dört yıl odun hamalı eğri arar doğru arar söze bulaşır on yıl dağda gezer geyikler ile sonra geyikleri köye taşır şehre taşır Uzaklaştırır zihin mesafeyi sever ölçüler alır denge bulur ağırlık hesap eder urganda derisini yüzer içlenmelerin köpürdüğünü söyler insanın bir damla kanda Zihin konuşmak ister inci takar boynuna ayağına halhal dolaşır çarşı pazar ev içlerinde perde bilmek ister deva nedir eski derde yeni derde Şaşıdır zihin iki testisi vardır hep su isteyene soru sorar cevabı saklar Tatlısından mı vereyim ekşisinden mi? “B...

Francesco Petrarca KALAN KISA ÖMRÜMDE VE ÖLÜMÜMDE LÜTFET HAZIR OLSUN ELİN

361 Dieemi spesso il mio fidato speglio Der ki sık sık bana sadık aynam, yorgun ruhum ve degişen tenim ve azalan çevikligim ve gücüm: "Gizleme kendinden artık, yaşlısın sen; "Doğa'ya uymak her şeyde en iyisi, çünkü ona direnecek gücü zaman alır bizden." Sonra hemen, suyun söndürmesi gibi ateşi, uyanıp uzun ve kaygılı uykudan, görürüm uçup gittiğini ömrümüzün ve bir kezden çok var olamayacağını insanın; ve yüreğimin ortasında bir söz duyarım o güzelden, şimdi güzel bağından kurtulan, ama yaşarken öyle benzersizmiş ki dünyada, her kadını, yanılmıyorsam, yoksun bırakmış ünden. 362 Volo con l'ali de' pensieri al Cielo Öyle sık uçarım ki Göğe düşüncenin kanatlarıyla, onlardan biriymişim gibi gelir bana, orada hazinesine kavuşan, bırakıp yeryüzünde yırtılmış tülü. Bazen kalbim titrer tatlı bir ürpertiyle, duyup şöyle dediğini bana, beni solduranın: "Dostum, şimdi seni seviyor, onurlandırıyorum, degişmiş çünkü huyların ve saçın." ...

Eğreltiotu

Hoşça kal, dedi, eğreltiotu, hoşça kal! İlhan Berk