Ana içeriğe atla

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

tükendi dad kelimelerim
artık dokunmasalar da ağlıyorum

Murat Kapkıner


Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin
İçimde yalnız ve yapraksız
Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru-
Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun
Bir ağlama duvarı bu.

Erdem Bayazıt


sesinden tanıdım defterde sesi kalmış
göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım
buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım

İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk
kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor

Hüseyin Alacatlı


Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim…
Çekiniyorum işte olmuyor,
Çıkmıyor sesim…

İbrahim Kiras


belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

Turgut Uyar


Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse
her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm-
semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla.

Edip Cansever


Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

Dilek Kartal


Aklına ben gelmeliyim
Ağlamalı

Erdoğan Tanaltay


Hülyalı duaların sertleştirdiği dizlerini ve
denizi dinginleştiren ayaklarını öpüyorum;
Sinirli kalçalarına başımı daldırmak ve
at kılından acı çile gömleğinin altındaki
yanılgıma ağlamak istiyorum;

Mallarme


Uyandım. Yaşadığıma bir daha şükrettim. Birazdan kalkacaksın. Odan can bulacak. Eşyalar kirpik kirpik uyanacak. Aynan bayram yeri. Su değil parmakların akacak musluktan. Terlikler ayaklanacak. Giyindiğin her şey teninle sarhoş. Pencere, korunun rüzgârıyla öpecek ensenden. Işık, ışığa karışacak. Ben, bütün bunların ortasında, titreyerek bakacağım sana. İnsan nasıl ağlamaz bu büyük masala. Günaydın, beni doğuran sabah.

Şükrü Erbaş


gidiyorum; yorgun, solgun, ağlamaklı
viraneme doğru
sizin şehrinizden Tanrı’ya götürüyorum
perişan ve divane gönlümü

Furuğ Ferruhzad


Akşamdır, iniktir elinin perdeleri.
Çocukların koştuğu bir avludur kalbin;
Dilsiz, ama ağlamasını bilen çocukların
Gökten geçen leyleklere bakması kadar
Sessizdir kalbin.

Ülkü Tamer


Gözlerine ne oldu ki, “dur ağlama” desen coşar ırmak olur;
Ya kalbine ne dersin, “yetiş huzur” dedikçe artar acısı gamı..

İmam Bûsîrî (Kaab bin Zubeyr)


Bir mey yokluğuna ağlamalıydı delice
Bir keman, incecik çığlık olmalıydı
Ama bunu kimse bilmemeliydi,
Seni mahşere kadar saklamalıydım.

Dursun Ali Erzincanlı


Ağlamak,
hüzünle anlaşmak,
ve kucaklaşmaktır.

Özdemir Asaf


hüzün üstadımdır benim
külrengi yazmayı
ve gri bir sesle şiir söylemeyi
elinde öğrendiğim
gri gözyaşlarıyle omzunda ağlamayı
sevgilimin

Nizar Kabbani


Allah bir kulunu sevince, onun gönlünü ağlama hissiyle doldurur; ona buğz edince de çalgı neşvesiyle..

Tevrat


Ağlamak bir şey degil
Hançer sokuyorlar adamın sırtına

Murat Kapkıner


uzun uzun bakıyorum ardından bir dostu uğurlar gibi
ağlamak geliyor içimden
nasıl da uzağız birbirimize

Murathan Mungan


Ağlama der dosta Aşık Daimi
Bu da gelir bu da geçer sevdiğim.

Cemal Safi


Ağlayacağım bir kez daha
şurada, yosunların dibinde
yan yana, koyun koyuna.

Ulus Fatih


Yüzüyor ve ağlıyorum.
Her şey, diye ağlıyorum, istendiği gibi, her şey yalpalıyor,
her şey denetim altında, her şey yolunda, insanlar eğri
yağan yağmurun
altında boğuluyordur herhalde, yazık, neyse, ağlamak
için, o da iyi,
belirsiz, söylemesi güç, neden, hem ağlıyor hem yüzüyorum.”

Ulus Fatih


gördüm babaların ağlamasını
dalları düğüm düğüm
gövdesi kahve falı
bir zeytin ağacını köklemek var ya
sökmek var ya sarp yamaçtan ardıcı
kazma vurmak var ya beş yüz yıllık meşeye
acısını duymak var ya kopmanın
babaların ağlaması işte o
babaların ağlaması öyle zor

Hasan Hüseyin


Akşamdır, iniktir elinin perdeleri.
Çocukların koştuğu bir avludur kalbin;
Dilsiz, ama ağlamasını bilen çocukların
Gökten geçen leyleklere bakması kadar
Sessizdir kalbin.

Ülkü Tamer


sanki bir adım daha atsam ağlamayı bırakacağım
uzun denizler aşasım var boğazlardan geçesim var
elimin uzanmadığı dallara konan kuşlara selam ederim
ölüme kavuşmak kolay, seni öldü bilmeli
seni öldü bilmeli, şükredecek haldeyim

Alper Gencer


Bitirdi sabrımı candaki coşma
Halime acı da artık savuşma
Belki tesir eder sana bu koşma
Bir âşık okursa bağlamasıyla

Tâhirü’l-Mevlevî


Ağlamak
Abdesti bozmaz mıydı be şeyhim?

ah muhsin ünlü


kudüs’te bayrak değişimi
ağlama duvarından
ağlayarak çekilen
gülerek yaklaşan asker mevsimi

Sezai Karakoç


Perdeleri sımsıkı örtünce odamda ben,
En fazla yaptığım şey ağlamak, ağlamaktı!
Bir melek -ne güneşe, ne aya görünmeden-

Cevdet Kudret Solok


Ey kavmim…
Sen ki peygamberlerini bile dinlemedin beni hiç dinlemezsin.
Ölülerine dönüp de bakmazsın. Lut kavminden de değilsin hazdan olmayacak mahvın.
Ama arkana baktığın için taş kesileceksin.
Ve sen kendine bile ağlamayacaksın.

Halil Cibran


kime baksam üzgün
ağlamaklı

Pelin Onay


Sen olmasan…
Bu samîmî bir îtirâf işte;
Sen olmasan yaşayamam:
Seninle rabıtamız hoş bir îtilâf işte;
Fakat bu râbıta hâlî mi rûhu ezmekten? …
Akşam
Gurûba karşı düşündüm sükûn içinde bunu:
Fenâ değil sevişip ağlamak, fakat heyhât,
Bükâya değse hayat! ..

Tevfik Fikret


Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın
Yanakların kızarır ağlamaktan.

Cahit Külebi


Ben ağlarım, susarım sonra, kimselere demem bir şey
Sen ağlama, susma da ama, bak buna bağlı her şey..

Ali Lidar


Sebepsiz tartışmalar,
Yüklenmeler sonucunda büyük ağlamalar…

Lütfü Şener


Evet, ağlamaklı oluyorum, demdir bu.

Ahmed Arif


Bir keman taksimi hazin hazin
Ağlamak saatlerce,
Yıllarca ağlamak.

Turgut Uyar


Kalbim avucumdadır artık,
Bir sahilden sesler gelir, kaybolur
Uzun uzun nefes alır sular
Uzun uzun ağlamak isterim.

Turgut Uyar


Şimdi hepsi birden— uzaktan uzağa —
Bir çocuk ağlaması gibi
Her şey bir çocuk ağlaması gibi
Her şey, ama her şey
Bir çocuk ağlaması gibi
Her şey, her şey, her şey.

Edip Cansever


Ruhum, karanlıkta kaybolan çocuk
Gibi başucunda ağlamaktadır.

Cevdet Kudret Solok


Denize zorla sokulmuş
Ağlamaklı bir çocuk gibi.

Edip Cansever


Gözlerini arıyorum
Öpülmemiş gözlerini
Çıplaklığını arıyorum
Dokunamadığım çıplaklığını
Hiç ağlamadım teninin esmerliğine
Gözyaşlarım acıtmaz narin bedenini
kederli ama samimi

Atilla Birkiye


çünkü senin acı gözyaşların aklımda kalsın istemedim
ve ben gittim ve hâlâ
yıllardır zihnimde benim usulca
senin hayretin ve ağlamaklı halin tekrarlanarak
canımı acıtır
ve ben düşünürüm hep
ne olurdu bizim küçük bahçemizde elma olmasaydı!

Furuğ Ferruhzad


Kimse karşında belki titremez gönlüm gibi,
Bense hala korkarım dizinde ağlamaktan.
Teması korku veren tatlı bir ölüm gibi
Daha cana yakındır görünüşün uzaktan…

Faruk Nafiz Çamlıbel


bağışla, ağlamam geçmiyor ne yapsam
sesimi kar soğuğunda yıkasam da!

Hüseyin Alemdar


ben daha ağlamadım
sen o zaman gör nasıl güzel oluruz

Mahmut Avcı


kafayı iki el arasında tutmaya yenilgi denir
içine döktüğün her ağlama yüzündeki çizilmedir

Hüseyin Alemdar


herşey eninde sonunda sessizdir
bir günün kırılganlığından
kalan ve tekrar tekrar kırılan
müteellim bir insan sesinin başlattığı
ağlamanın kırı
sessizdir

İlhami Çiçek


kolay değil ozanın ağlamaması
gülmesi kolay değil

Hasan Hüseyin Korkmazgil


İşte karın karına vermiş motorlardaki balıkların üstlerine yağmur yağıyor
Bir defa olsun akıllarına gelmemiştir
 Gözleri pırıl pırıl balıkların
 Bir İstanbul göğü altında ağlamak

İlhan Berk


Ağlama
Ölmeyeceğim

Eskimo Şiiri


Ey benim
Mavi soluklarıyla saçlarımı dağıtan
Küçük karanfilim
Gidiyorum
Öyle başını yana çevirip
Ağlama

Mevlana İdris


Ne diyeyim? Ağlamak sadece zayıf insanın işidir. Ben çok zayıfım.

Ali Şeriati


Ve batıda yanmaya başlayınca kaderin ateşi
Ve yürek bitkin bir hale düşünce
Ve haykırınca deniz misali
Bütün gece dalgaların benim için yaptığı gibi
Ömür boyu ağlamak beyhude…

Arthur Symons


oğlum doğana kadar tuttum ağlamamı
şimdi ne zaman uzanıp oğlumu öpsem
alnıma sakalları batıyor babamın

Enis Akın


sessiz hıçkırıklarla
sessiz hıçkırıklarla sessiz
çök bu iskemleye
çök bu iskemleye çök ve ağla
ağla ve ağla ve ağla
sebepsiz ağlamayı dene
sebepsiz ağlamayı öğren
ağlamak için ağlamayı
ağlama sanatını
boşalt içini boşalt
ne var ne yok boşalt içini
boşalt ki acılara yer açılsın
acılara kederlere

Cahit Koytak


Ağlamaklı bir satır yazıyorum…

Nizar Kabbani


Şimdi sana bakıyorum, kalabalık gözlerin
ağlamasan bizi utandıracak sanki dünya
Valentina Tereşkova
ve çekik gözlü kadın komandolar
çünkü üç gün beslendiler senin gözyaşlarınla.

İsmet Özel


Kimse karşında belki titremez gönlüm gibi,
Bense hala korkarım dizinde ağlamaktan.

Faruk Nafiz Çamlıbel


Hıçkıra hıçkıra ağlamaktansa
Başına karalar bağlamaktansa
Bu yüreği her gün dağlamaktansa
Ölmek istiyorum, ölemiyorum.

Nurullah Genç


O gitti bize ağlamak kaldı kala kala

Sezai Karakoç


Ağlama artık.

Antonius and Cleopatra


yolu sordum, bahane işte
çok eski bir resmine bakar gibi baktı bana
dudağında ağlamayı andıran bir gülümseme

Nuri Demirci


Kursağımda akşamüstü, kaç gün oldu
yanlı aşklardan ağlama dersleri alıyorum
giden sevgiliyle alakalı..

Sıdık Bakır


Ayrılınca dağılmak, kaybedince ağlamak kolaydır
Gülüyorsun ya bazen herkes gibi bir şeylere, işte o şeyler ne, onu anlat…

Kadir Bal


Ey yurdumun yağmuru!
Ölürsem eğer
Bu yaban ellerde
Dönemezsem bir daha
Ağlamayasam yanında…
Bağışla!

Ferhad Pîrbal


“Şiir, anımsama sanatı”
Demişti Suat,
Şimdi neden bilmem,
Yazarken bu şiiri ben,
Durmadan ağlamak geliyor içimden.

Ali Asker Barut


Bir kitap okuyordun dalgın.. 
İçinde insanlar seviyor, ya da ölüyorlardı. 
Genç bir adamı öldürdüler romanda. 
Korktun, bütün yininle ağlamaya başladın.. 
O ölen ben değildim..

Özdemir Asaf


Eve dönüyoruz -soldu minesi zamanın-
Bugün de bir şey yaptık
Tam kapıdan gireceğiz
Uzakta bir laterna sesi
Bir kadın ağlaması

Edip Cansever


Bir gece rüyamda,
Büyük bir şehrin kalabalık bir caddesinde
Açıkça ağladım herkesin içinde…
Tanımıyordum kimseleri,
Seçemiyordum gideceğim yeri…
Öyle sıkıntılı,öyle şaşkın,öyle güvensiz
Halim ve yürüyüşüm,
Kimin yüzüne baksam ağlamam artıyordu…
Yaşım kırkı aştı diyordum, yaşım,
Başım hala çocuk,

Coşkun Ertepınar


Ama kendi sesinde çocuklarını emziren bir kadınım da…ağlamayan!
Erkekler ağlamaz; çünkü sessiz ölür erkekler…

Kadir Bal


yağmur gibi fransızca konuşacaktık
bulut gibi türkçe ağlayacaktık
biz, iki çocuk kalacaktık, büyürsek
dokunur diye gözlerimiz o güle
konuşmadık
ağlamadık
dokunmadık
biz, iki çocuk…
kalmadık!

Haydar Ergülen


Bir gözyaşı gözüktü gözlerinde düşmek üzere
Ve benim dudaklarımda bir özür dileme.
Gururla konuştu o ve gözyaşını sildi
Ve söz benim dudaklarımdan gitti.

Ben kendi yoluma giderim şimdi ve o kendi yoluna
Fakat düşündüğümüz zaman aşkımız konusunda,
Ben,“o gün ne diye çenemi kapattım?” derim bugün bile
Ve o der “Ben ağlamadım ne diye?”

Gustavo Adolfo Becquer


Kişinin en kolay mutsuzluğu
ağlamaktır, geçiştirir umutsuzluğu.

Daha zoru var, susmak zor,
susmak bir ağaç dallarında,
susmak, ağlamaları da tutuyor.

Özdemir Asaf


Üzerime yar sevdiğin sahi mi?
Kalp çalmakta senin gibi dahi mi?
Ağlama der dosta Aşık Daimi
Bu da gelir bu da geçer sevdiğim.

Cemal Safi


Gözünden süzülür en kanlı sırlar,
Yaşadığın ana sığar asırlar;
Yağmurlara bıraktığın kahırlar,
Bir gece kabrine yağar mı dersin?

Nazir Akalın


hüzün üstadımdır benim
külrengi yazmayı
ve gri bir sesle şiir söylemeyi
elinde öğrendiğim
gri gözyaşlarıyle omzunda ağlamayı
sevgilimin

Nizar Kabbani 


Bunca kötülüğü bağışlatır bakışın 
Yanakların kızarır ağlamaktan.

Cahit Külebi


yaşlı şairlere iş kalmıyor,
sessiz sessiz ağlamaktan başka;
çünkü yoksullar ve şairler bilirler ki,
yeryüzünde sessiz sessiz ağlayanlar çoğalınca,

Cahit Koytak


Narin bir üzüm anne yüreği 
ağlaması çocuğun 
çöl tülbent üstünde 
sarar onunla anne yüreğini

Nuri Pakdil


Bir ben biliyorum
Her kundaklama sonrası
Ormanlarının zehrini
Bir hışımla genzine çektiğini
Bu yangınlarla
Ciğerinin de yandığını
Yine de hiç ağlamadığını

Lou Andreas-Salomé


Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde
yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu
otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime
anne dedim, hadi çay koy da içelim..

Ali Lidar


Bombardımanda oğlunu kaybeden o anayı izliyorum.
Anlatıyor.
Acıların en katmerlisi gelip yüz hatlarına, bakışlarına yerleşmiş…
Diyor ki:
“Rüyamda gördüm oğlumu. Bana, ‘Ağlama anne, güzel yerdeyim!’ dedi.”

Hasan Cemal


Öldüğüm gün
Sokağımdan bir kadın geçsin istiyorum
Güzel ya da çirkin
Ama karalara bürünmüş bir kadın
Kalabalık görünce evin önünü
Gözlerini kaldırıp pencereme bakmalı
Aklına ben gelmeliyim
Ağlamalı

Erdoğan Tanaltay


Birbirlerine çarpa çarpa batan gemiler
ağlaşan mürettebat, ağlaşan halatlar, ağlaşan kaos
ağlamayı savaşmak sanan zavallı cahil melankoli..

küçük iskender


Bir gün sizin de yolunuz düşer memlekete
Siz de görürsünüz bunları kadınlarda
Ödevleri yenilmek olan hep
Bıçakla kemik arasında
Susmakla ağlamak arasında
Yenilmek
Kadınlar

Cemal Süreya


bu kadar anlaşılır olma, bu kadar kızarmasın yanakların
kuş diline boya gözlerini, ağlama ki akmasın…

Zehra Betül


Ağlama, ağlama, ağlama artık hepsi bitti, bedeli ödendi.
Teldeki bir kuş gibi
eski bir gece yarısı korosundaki sarhoş gibi
kendimce denedim özgür olmayı.

Leonard Cohen


Bütün gece dalgaların benim için yaptığı gibi
Ömür boyu ağlamak beyhude…

Arthur Symons


Gençlik, bir hazine, kutsalmışçasına,
Gittin artık bir kere, dönmemek üzere!
Ağlamak istesem, ağlayamıyorum öyle ya…,
Ve ağlıyorum kimi zaman, istemesem de.

Ruben Dario


ey mumum! Kes ağlamayı inlemeyi
yaralı gönlüme tuz serpme artık

Ali Şeriati


kirpiklerinde
baharını saklayan yaşlı bir çocuğum ben
düşlerin yağmurunda ıslanmış gül izi
ağlamak istediğim her sahilde bir martı ölür
bir şiir vurur kıyılara gücenik
değip geçer ellerime ihanetin rüzgarları

Nuri Can


testisi kırık yorgun bir yolcuyum
hiç bir şey avutmuyor artık
kirpiklerimde yağmurlar duman duman
uçsuz bucaksız bir uçurum kıyısında kaldım

Nuri Can


Otuzuna bile basmadan, dostlar!
Ölüp gidersem
Peşimden ağlamayın!
Yalnız kadınlar için,
Yalnız onlar için ağlayın!

Cahit Külebi


Birdenbire duyarsan geceyarısı
görünmeyen bir alayın geçtiğini
eşsiz ezgilerle, seslerle-
artık boyun eğen yazgına başarısız
yapıtlarına, tasarladığın işlere
hepsi aldanışlarla biten-
ağlamayasın boş yere.

Konstantinos Kavafis


Ağlamayan gözden Sana sığınırım.

Hz. Muhammed S.A.V.


Ama unutma kızım, hayata sırtını
dönüp ağlamaktan hep daha iyidir
insanlara has neşeyle yaşamak.

José Agustín Goytisolo


ağlamaktı en uzun neşesi kızların bir zaman
olsun olsun, güneş olsun güneş olsun,olsun

Turgut Uyar


dört parçalı göğsümü
paletler çiğner her gün
yürür giderler kirpiklerim boyunca
önüme atılan kardeş başları
taşırır yoksul gözlerimi de
inadına ağlamam işte
acım, yaşadığımca ağlasam bitecek değil!

birilerinin kahır doluyor içi Tamara!
birileri yakıyor kendini yunmak için acılardan
yeter
yeteeer
y e e e t e e e e e e e e e r r r…

Selim Temo


senden kalan bir serap
içimde büyüttüğüm
bir güvercin uçurdum yüreğimi canandan
saat oniki oldu
ağlamak bana düştü

Müştehir Karakaya


bizim olmayan gözyaşlarıyla ağlamak,

Miguel Angel Asturias


şartsız şurtsuz kim affettiyse hepimiz onunuz esasında
vurgunuz yarım kalana
kendimizle dargınız
ağlamak için insanın kendinden başka bir yari daha olmalı yarasında

Alper Gencer


Anneler ağlamasın çocuklar gülmesin

Erdem Bayazıt


Bir çeşit isyandın gönül ağlaması ilacın
Destur. Nice uzlet makamından geçersin şimdi

Cahit Zarifoğlu


bilirim kimseye göstermeden ağlamayı

Perihan Baykal


Ölebilirim seni görmek için
Geceleri sellere kapılmış haçları seyreden
Ayakta ve ağlayan seni
Nehrin kıyısında ağlıyorsun
Bırakılmış ve yaralısın
Ağlamayı ağlarsın gözlerin dopdolu
Yaşlarla, yaşlarla, yaşlarla

Pablo Neruda


-Var mısın yok yere ağlamaya… Ki bir sis
yanık bırakılmış bir fısıltı

İsmet Özel


o bile ağlamaz senle, dene bak

Osman Konuk


yürürken bir ayağı aksıyor
hep kıyısından gidiyor yolun
belli yakıştıramıyor kendini kente
uzun uzun bakıyorum ardından bir dostu uğurlar gibi
ağlamak geliyor içimden
nasıl da uzağız birbirimize

Murathan Mungan


ağlama ki sakinleşirsin diye korkuyorum

Mustafa İslamoğlu


düğünlere salt ağlamak için katılan biri
çigan bir hayatın çetelesini tutuyor
bastırıp sağrısına elini

Mustafa İslamoğlu


diyorlar ki ağla
ağla ki dumanı dağılsın yolların
ağlamayı denizlere bıraktım

Nurullah Genç


Bir solukluk üfleyiş yeter deli olmama,
üfleme öyle üst üste beni,
ziyan olurum.
Ağlamaktan buz tutmuş gözlerime bakma sakın gözlerini kapatıp.
Senin gözlerin ölüm ah,
senin gözlerin diriliş,
senin gözlerin bir devriliş mezarlığı be neyzen!
Az bırak beni kendi hâlime,
sus ki ölüp ölüp üzerine yağmayayım bu gece.

Nail Varal


musa kardeşim ağlamaktan mı
okumaktan mı az uyumaktan mı
kan gölü gözlerin

Cahit Zarifoğlu


üzerinde gözyaşı izleri
senelerin izleri ile yol yol kalmış yanakları
mahzun yayılır
ancak görünür güzel dişleri

ve ‘kuşlar da kaderle uçar’

Cahit Zarifoğlu


Bitkinim bitkin
Kaç gündür oruçtayım
Artık ağlamam lazım…

Aziz Nesin


sessizlik, hafif bir kadın örneği,
dizime oturdu ve beni sardı
öpüşü kanımı dondurdu sanki
vücudumu baştanbaşa ürpertti.
bağırarak ağlamaya başladım.

Sandor Forbath


İnsan bazan ağlamaz mı bakıp bakıp kendine.

Edip Cansever


Utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.

?


“Bir Arap şairi şöyle demiş,
Savaşta yenilen halkına,
Ağlamayın, ağlamayın, acınız azalır”

Didem Madak


Sen bana kucağını açmasan da gelirdim
Rastlamamak mümkün mü nerde yoksun hangi yönde
Güldürsende ben sana ağlamayı bilirdim
Koşardım sana doğru kıvrımların zahmetinde

İdris Ekinci


ben bunları söylerken annemin alt çenesi
ve alt dudağı titremeye,
gözleri sulanmaya başladı.

ve sözlerimin ortasında,
onun o, dünyayı uçuşan meleklerle
ve mucizelerle dolduran gencecik tebessümü
belirdi güzel yüzünde önce;
sonra da sessiz sessiz ağlamaya başladı.

o an, başparmağımla işaret parmağım
gözlerime gitti benim de.

tatlı, sıcak bir gözyaşı dalgası
yükseldi içimden, yükseldi, yükseldi ve
yüreğimi, hançeremi, gözlerimi
ve onlarla baktığım şeyleri yakıp kavurdu.

Cahit Koytak


Ben kimin ağlamasını istedim ki
Yok ki benim kurşunlarım
Dikenli tellerim, taş duvarlarım yok ki

Kemal Burkay


Ben anlatsam sen anlasan beraberce ağlasak
Ağlamak anlamaktır benimle ağlasana..

Ali Lidar


kaya sansarlarını saklayan ormanlar ağlıyordu
dolmuşlar,unutulmuşlar ve çarşamba günleri ağlıyordu
baktığım her şeyi öldürüp öldürüp bırakmıyordu ağlamak
kalbim.bana günahlarımı hatırlat.
ben onun gözyaşı olabilmek için sana ne yaptım
içimde vahiyler ağlıyordu
içimde sevdiğim kadının içi ağlıyordu
ben ağlıyordum

Jan Ender Can


Ağlamam ben, ben erkeğim erkek,
Hayli güçtür bana cefâ etmek,
Minnet etmem bu ömre de felek,
Atını al, tımarını sikeyim!

Neyzen Tevfik


Sana vardığımda ağlamam bundan,
O en “bir” ve “tam” olana yürümek.
Yetmez mi ikimize bir sağanak.

Hüseyin Cahit


odamda bir kitap açar gibi sığınırım gecene, korkmazdım,
feneralaylarında balonlu çocuklardım, cankurtaran sireni,
hiç ağlamazdım

Kaan İnce


İyi olduğum yalan, inanma onlara
Kesik bilekten düşen, mendil gibiyim sana
Al beni, ama n’olur ağlama

İnan Arslanboğan


seni bir gün en yakının ele verirse eğer,
öğren susmasını ve ağlamamasını.

Lale Müldür


Gideceksin ağlamaklı olacak her şey
Ağlamaklı olacak gökyüzü
Ve ağlamaklı olacak yurdum

Kadri Çelik


Durup durup geçmesin içinden ağlamak
Dur, neden ağlıyorsun ca’nım,
yetmez mi ikimize bir sağanak…

Birhan Keskin


Söyle yavrum şu sözleri ve sakın ağlama
Mutlu aşk yok ki dünyada

Louis Aragon


Kalbimi bıraktım bir yanıbaşımda
Kanatlarımda hep böyle yalnız başıma
Son şiirimi de kaybettim.
Kalbim! Neden ben?
Son çocukluk resmimi de bir yabancıya gönderdim.

Didem Madak


Güneşte gülüp
Yağmurda ağlamak
Kolaydı…

Esra Güzelipek


Kaç yol ağlamaklı olmuşum geceleri
Asıl bizim aramızda güzeldir hasret
ve asıl biz biliriz kederi.

Ahmed Arif


sesimi biriktirmiyorum artık ağlama
kalbimde özlemi yok imkansız baharların

Refik Durbaş


Hangi tele vurunca böyle hıçkırabilir,
Güneşi kanadında taşıyan büyük melek

Süleyman Çobanoğlu


insan gülmekten, ağlamaktan,
sabah akşam hem kendine, hem Tanrı’ya
sebepli, sebepsiz yakınmaktan,
mızırdanıp durmaktan yaratılmıştır.

Cahit Koytak


Ağladığımı gör deye ağlamayorum;
Ağladığım için ağladığımı görüyorsun.

Özdemir Asaf


Ağlamalıdır ayrılanlar ayrıldıklarında.
Her ayrılık kanıtıdır çünkü
o bitmez arayışımızın
boş çıktığının yine.
Ağlamaya değer.
Ağlamaya değer.

Roni Margulies


ağlamak tüketmektir aşkı çünkü

her aşkın ardından ağlanır

Bayram Balcı


Senin mahzûnun olmak bana şâdân olmadan yeğdir
Gamınla ağlamak ellerde handan olmadan yeğdir

Nev'i


Sebepsiz tartışmalar,
Yüklenmeler sonucunda büyük ağlamalar…

Lütfü Şener


karanlıklarda
çok az kalmışsa zaman
aşk için konuşmaya
kaybolup gitmişse canan
ve vakit yoksa ağlamaya

Sıtkı Caney


Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar
Ağlamaktan mı karardı gözlerin
Bir zamanlar göz yaşını sevmezdin
Şimdi neden yaşardı gözlerin
Hasta mısın, yorgun musun nen var
Sevdiklerin vefasız mıydı bu kadar

Victor Hugo


Böyle bir kız değildin sen eskiden
Sana ne yaptılar, sana ne yaptılar?
Kirpiklerin ıslanıyor durup dururken
O sabah mı çıkmıştın, bir gün önce mi
Çok değişmişsin birden tanıyamadım.

Attila İlhan


belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

?


Sen say ki
Ben hiç ağlamadım

Ahmet Hamdi Tanpınar


Ağaçlar hışıldıyor,bulutlar uçuşuyor
Bir kız oturmuş yeşilliklerinde kıyının
Dalgalar çarpıyor devler gibi,
Oysa içini çekiyor karanlık gecede,
Ağlamaktan buğulanmış gözleri.

Friedrich Schiller


Ağlama, ağlama, ağlama artık hepsi bitti,
bedeli ödendi

Leonard Cohen


Güzel varlık! Hasta yatıyorsun, yüreğimse
Yorgun ağlamaktan ve şimdiden bir korku
Doğuyor içime; fakat, fakat inanamıyorum
Öleceğine senin, sevdiğin sürece

Hölderlin


Okların yayları ve hedefleri, daha bir sonsuzdur
Gülümsemelerimizin parıltısı ağlamaklı olduğunda

R.M.Rilke


Ömür boyu ağlamak beyhude

Arthur Symons


Bir sona geldiğin için ağlama,
onu yaşadığın için gülümse

G.Garcia Marquez


Hiç yememişse keder içinde ekmeğini
Ve hiç geçirmemişse yarını bekleyerek,
Ağlamalarla gecenin en geç saatlerini,
Siz tanrısal güçleri asla bilemeyecektir o

Goethe


Ben isterim ki
Bulutlar ağlasın,
Ama çocuklar ağlamasın

Resul Rıza


Asla ağlamamalısın,
der bir şarkı

Ingeborg Bachmann


Ne ağlarsın benim zülfü siyahım,
Bu da gelir, bu da geçer ağlama

Aşık Daimi


Aç kalsak ağlamayız biliyorum.

Turgut Uyar


Bir sarı saç görmeyeyim
Yüreğim burkuluyor
Ağlamaklı oluyorum
Her şey bana seni hatırlatıyor

Ümit Yaşar


Ben dayanamam bu sevince
Ben dayanamam
Ya ağlamak geliyor içimden
Ya bağırmak sokak ortasında

Nahit Ulvi Akgün


-Kendi düşen ağlamaz derler Olric, ben neden ağlıyorum .?
– Gidenin arkasından ağlanırmış efendimiz
-Neden giderler Olric?
– Sevdiyseniz giderler efendimiz…

Oğuz Atay


Madem ki ayrılıyoruz bana bir kere daha bak;
Fakat dikkat et ağlamayalım,
Zira bu aptallık olur

Paul Geraldy


gözyaşımı durduramıyorum
ağlamanın yeri olmadığı
zaman

Abbas Kiarostami


Desem ki, yumuşak bir sesle,
baştan yeniktir çağımızda her aşk.
Herkes gibi yenildik işte biz de.
İsyan etmesem, doğal karşılasam
ve ağlamayabilsem.
Ağlamasam.

Roni Margulies


Böylesi bir aptal kafa nereden bilsin ki
Herşey – kar misali –
Gelir, erir ve yitip gider.
Hiçbir şeye öyle ağlamaya değmez.

Kar yağıyor…

Gevorg Emin


ben şimdi susuyorum ya
tinerci çocuklar karton döşeklerinde uyuyorken
en dibinden karanlığın bir ağlamak geliyor

Fulya Codal


duygusallığımda bir çocuk ağlamaya başladı uzakta
sana onu anlatacağım;
adı ‘rengin’ bir Kürt kızı
elleri yüreği küçücük
tedirgin bakıyor
bakışlarındaki tedirginlik bin yıllarlık yazgı
ağlıyor; gözündeki yaş ülkesinin iliğindeki hasret
ve anası sever onu

Hasan Tan


Unut gitsin adımı, arkamdan da ağlama
Göz yaşınla da eğlenir, onu da alıp-satar bu dünya…

William Shakespeare


-Muzaffer kenara çek…ağlayacağım galiba…

Şahan Çoker


resulullah asla yalan söylemezdi; ben annem ölürken hiç ağlamadım.
ben annem ölürken çok ağladım çünkü annem
gırtlağından hırıltılar çıkarırken nasıl terliyordu, görmeliydiniz.

Ah Muhsin Ünlü


Madem arkandan ağlamamı bile çok gördün bana

Birhan Keskin


Ey bülbül gel de bu dertten inleyelim
Gel de sabah benden öğren
Sen beş günlük bir çiçek için inliyorsun
Ben ise sevgilim için gece gündüz ağlıyorum.

Baba Tâhir Uryân


Seneler aktı gitti, artık ne kuş, ne anne
Biçare yaşlı asma sarardı ve çürüdü.
Kapıyı, duvarları vahşi otlar bürüdü,
Ve ben, ben ağlıyorum, o günlerin peşinde.

Alphonso de Lamartine


Bak, ilkokul talebesi kalbimden
Yine karne parası istiyorlar
Bir gecekonduda oturuyor kalbim oysa
Yağmur yağdıkça
Bir gecekondunun damı gibi içine doğru ağlıyor

Didem Madak


Kendinizi neşeli hissettiğinizde kalbinizin derinliklerine inin.
Farkedeceksiniz ki, size bu sevinci veren, daha önce üzülmenize neden olmuştu.
Üzgün olduğunuzda, tekrar kalbinize dönün.
Göreceksiniz ki, daha önce sevinciniz olan bir şey için ağlıyorsunuz.

Halil Cibran


Ağla sevgili yıldızım
Yeryüzündeki dostun da
Ağlıyor bak burada

Mevlana İdris Zengin


Ve Ahmedin işi ilk rasgidiyor
İlktir dost elinin hançersizliği
Ağlıyor yeşil

Ahmet Arif


– Artık senin baban yok! Benim Çora’m yok! Bağışla, bağışla beni Çora diye bozladı Tanabay. Birileri gelip onları ayırdı. Sonra Tanabay kalabalığın arasına girdi. Herkesi yakından görüyordu şimdi ve o sırada, onu, Bibican’ı da gördü. Bibican Tanabay’a gözlerini dikti. Gözyaşları iri iri damlalar halinde akıyordu. Tanabay, öncekinden de büyük hıçkırıklarla sarsıla sarsıla ağlamaya başladı. Şimdiki ağlayışı, ömür boyu yitirdiği her şey içindi: Artık hiç göremeyeceği Çora için, işlediği suçlar için, karşısında duran Bibican için, kader ikisini ayırdığı için, o müthiş fırtınalı gece için, Bibican’ın yarsız ve yalnız kalması, birmutlu ve aydınlık gün görmeden yaşlanıp gitmesi içindi… Karalara bürünmüş Gülsarı için, çektiği bunca sıkıntı için ve eziyetler için, dile getiremeyip içine attığı her şey için ağlıyordu. Neler neler içinde o gözyaşları…

– Bağışla beni Çora! Bağışla beni! diyordu durmadan. Yalnız Çora’dan değil, bu çığlıklarıyla Bibican’dan da bağışlanmasını diler gibiydi.
Tanabay, “Bibican yanıma gelse, gözyaşlarımı kendi eliyle silse, beni avutsa..” diye düşünüyordu bir yandan. Ama Bibican gelmedi. Gelmedi ama, o da kendisi gibi ağlıyordu…
Tanabay’ı yatıştırmaya çalışanlar başkaları oldu:
– Sabır Tanabay, sabır.. Kendini topla artık. Göl kadar gözyaşı dökmek Çora’yı geri getirmez, topla kendini., dediler.
Bu sözler onu avutamıyor, acısını daha da arttırıyordu. Sarsılıyor, sarsılıyor, gözyaşlarını dindiremiyordu.

Cengiz Aytmatov / Elveda Gülsarı


Olması kâbil mi gönlüm neşve-dâr
Ağlıyor karşımda solgun sonbahar
Hüzne müstağrak bihâr ü kûhsâr
Ağlıyor karşımda solgun sonbahar!

Tâhirü’l-Mevlevî


Ağlayan maymunlara acıyan
eskilerin şairi ey,
güz rüzgârları karşısındaki 
bu yavrunun gözyaşlarına ne diyorsun?

Matsuo Başô


Yaslamış başını bir yosun taşına balık, Ağlıyordu…

F. Giray


Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında 
Ulumak gibi ağlıyorum 
Köpekler koşuyor sağımda solumda 
Tanrım! 
Diyorum sadece 

Didem Madak


bütün meyhane başını önüne eğiyor
kadın şarkı söylüyor
kadın ağlıyor
yâr gidiyor

Pelin Onay


bir buluşma baharı bir gelincik bir çiçek
ağlıyor ötelerden hazan olmuş hayata

Sıtkı Caney


yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum
söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak..?

Pelin Onay


kar yağarken serçeleri seyrettim
çocuklarım geldi birden aklıma
sabırsızlanıyorlar büyümek için
gelmeyin,burası derin!

İbrahim Tenekeci


Sanki gelecek günlerine ağlıyor.

Yusuf Atılgan


Güneş solumda ve dikenlerin yolunu aydınlatıyor.
Çocukluğumla aramda ölüm var.
Ölümle hayat arasına sıkışmış, uykulu, kadim bir tepedeyim.
Annem yoldan gelmiş yol olmuş kardeşime,
Ölümleri gösteriyor. Birlikte ağlıyorlar.
Ben güneşe ağlayacağım. Issızlığına bu tepelerin.

Bejan Matur


Diyelim bakıyordun ağlayan bir çocuğa
Donup kalıyordu gözyaşları çocuğun
Akarken yanağında

Bir zamanlar öyleydi
Şimdi yoksun
Mevsim kış, vakit hüzün
Ve bütün çocuklar ağlıyor

İsmail Uyaroğlu


Meyhane sarhoşları gibi sırılsıklam
Bir yalnızlık duyuyorduk
Ağlıyordun, ağlıyordun…

Yavuz Bülent Bakiler


Biliyorum, sadece beni sevdiğini…sadece
Ve senin için anlaşılmaz olduğumu da,
Tüm tatlı sözleri söylerken, yine de ağlıyorum.

Else Lasker-Schüler


Biliyor musun Pablo, 
bazen ağlıyorum şiirlerini çevirirken. 

İsmail Haydar Aksoy 


nasıl da içiyorum ölürcesine
sahnede bir bezgin kadın
bir gariplik vermiş sesine
o niçin şarkı söylüyor şimdi
ben neye ağlıyorum.

Turgut Uyar


oğullarının cesedi üzerinde ağlıyordu annem

Tuğrul Keskin


Hz. Enes (r.a.) anlatıyor: “Rasûlullah (s.a.s.) hasta oğlu İbrâhim’i aldı, öptü ve kokladı. Daha sonra İbrâhim can çekişiyordu. Bu manzara karşısında Efendimiz’in gözlerinden yaş boşandı. Abdurrahman bin Avf (r.a.): ‘Sen de mi (ağlıyorsun) ey Allah’ın Rasûlü?’ dedi. Aleyhissalâtu ve’sselâm: “Ey İbn Avf! Bu merhamettir!” dedi ve ağlamasına devam etti.Sonra şöyle buyurdu: “Gözümüz yaş döker, kalbimiz hüzün çeker, fakat Rabbimizi râzı etmeyecek söz sarfetmeyiz. Ey İbrâhim! Senin ayrılmanda bizler üzgünüz!”


Ve lamba söndüğü zaman
Hayaletindir
Aldığım kollarımın arasına

Güney Vietnam Halk Şiirinden


+ Bazen bir kadın geliyor oturuyor karşına… ve ağlıyor.
– Kadınlar hep ağlıyor.

Kaybedenler Kulübü


Ellerin yetişir vedalaşmaya
Niçin ağlıyorsun

Oktay Rifat


İşte kurşun kubbeler şehri İstanbul’dasın
Havada kaçan bulutların hışırtısı
Karaköy çarşısından geçen tramvayların camlarına yağmur yağıyor
Yenicami Süleymaniye arkalarını kirli bir göğe vermişler
Hiç kımıldamıyorlar
Ayasofya elleriyle yüzünü kapamış bütün iştahıyla ağlıyor

İlhan Berk


Çektirdiği son fotoğrafında ağlıyordu 
Bir vedâ iklimiydi gözlerinden yayılan 
Belki O’dur, aşkıyla ölüp şehîd sayılan

Nurullah Genç


İşittim ki, benim için ağlıyormuşsun,

Yusuf Ziya Ortaç


Neden ağlıyorsun? Ağlayacağına
elini uzat bana,
söz ver yeniden geleceğine bir düşte.

Anna Ahmatova


“Niçin ağlıyorsun Elisabeth, mutlu değil miyiz?”

Friedrich Nietzsche


Eve gidince aklıma geliyor bide bunun için ağlıyorum anne.

Ayla Aydemir


sen gidersin, denklem düşer, ben aşk olduğumu ağlarım
bir kelebek konduğu yerde bir mayın olduğunu anlar.

ah muhsin ünlü


Neden ağlıyorum?

Sappho


Seneler aktı gitti…
Ve ben, ben ağlıyorum, o günlerin peşinde

Alphonso de Lamartine


sevdiğin türküleri söylüyorum hıçkırarak
öksüzlüğüme ağlıyorum sevgili.

Ezher


Elvend eteğine bir çiçek ektim
Sabahlar ve akşamlar gözyaşı ile suladım
Kokusu bana geleceği sıra gelince
Onu rüzgâr diyar diyar götürüyor.

Baba Tâhir Uryân


Cam gibi ince yüreğim vardır
Öyle ki âh çekilince endişe duyarım
Gözyaşım kanlı ise ayıp değil
Ben, kökü kandan olan ağacım

Baba Tâhir Uryân


Ve gözyaşı,
Şiirden çok daha parlak
Olduktan sonra,

Melisa Gürpınar


Pencereden çekildim.
Günlerdir ilk olarak güldüm, gülümsedim
Yıllardır ilk olarak
Sanki ilk gözyaşının tarihini buldum, üstünü çizdim.

Edip Cansever


acaba zamanı gelmedi mi
bu küçük pencerenin ardına kadar açılmasının
ve gökyüzünün yağmasının
ve insanın kendi cenazesinde gözyaşı dökerek namaz kılmasının?”

Furuğ Ferruhzad


başkasının mendilinde gözyaşını arama
yalnızca gözlerinle bak ve beni
ara sıra ağlatmayı unutma

Haydar Ergülen


Aşk karanlığını bağışlar insana
kalbini sen toplarsın ona
kederi sen yakıştırırsın
ve sendeki yağmuru paylaştırırsın
kimin gözyaşından kaldıysa

Haydar Ergülen


Gözyaşı tufanıyla taşıp gidiyor ovalar.
“Nereye bu göç?” diye sesleniyorum kuşlara.
Bakıp bakıp arada açan geçen güneşlere,
Karım bana soruyor: ” Sana ne oldu? Neyin Var?”
“Hiç” diye susuyorum. Ama bir hoşum, avara.

Ahmet Muhip Dıranas


Nasıl görünürse dünya gözyaşının altından

Edip Cansever


Dolanıp sana geldim, hâlimi bil,
Yardım edeceksen gözyaşımı sil.

Yunus Emre


çekil şimdi biriktiğin gözyaşı damlasına
hiç bitmeyecek bir yoldan gelen
yağmurun çıplak bir ağaçta unuttuğu

o ıslak yaprağın içinde uyu

Ayten Mutlu


Selem ağaçlarını mı, ordaki dostları mı andın ki birden
Gözbebeğin kanlandı, gözyaşın aktı kırmızı kırmızı..

İmam Bûsîrî (Kaab bin Zubeyr)


Her aşkı feda edebilecekmiş gibi duran çelik bir kalp taşıyormuş gibi asi, umarsız ve ifadesiz bakışlarla yürümelisin…
Fakat hiç kimse bir yaprağa gözyaşı dökebilecek olmanı anlamamalı!

Tarık Tufan


Aşk benim için ne idi ? Çok kere, gözyaşından bir ırmak. Üzerinde hafif bir sandal yüzüyordu; içinde sandalcı benim ruhum ve onu iten rüzgâr ahlarımdı.

Şandor Petöfi


Sevgilim dinle, yağmur olup
Şu bulut sana yağarsa
Düşün gece gözyaşımı

Gim So-Vol


Yatağımın kenarında oturuyor oğlum
Bir şiir okumamı istiyor benden
Gözümden bir damla yaş düşüyor yastığa
Korkuyla izliyor oğlum ve
“Ama baba diyor, bu gözyaşı, şiir değil!” Ona diyorum ki:
Büyüdüğün zaman oğlum
Arap şiir kitaplarını okuyunca
Sözcükle gözyaşının kardeş olduğunu göreceksin
Ve Arap şiirinin yalnızca
Parmaklar arasından çıkan
Bir damla gözyaşı olduğunu

Nizar Kabbani


Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlaşalım,
Elemim bir yüreğin karı değil paylaşalım

Mehmet Akif


Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzârım!

Mehmet Akif


Şi’r için “gözyaşı” derler; onu bilmem, yalnız,
Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!

Mehmet Akif


İki damla yuvarlandı ozanın yanağına
Sağ yanağına – sol yanağına
Sevinç damlası – üzünç damlası
Sevgi gözyaşı – öfke gözyaşı

Resul Hamzatov


Bir zamanlar gözyaşım vardı.
Şimdi de var.

Süreyya Berfe


Soğanın derisi kanda yüzüyor, 
denizlerde, kurumuş bir gözyaşı denizi… 
… beni çağıranlar çoktan gitmişler.

Rafael Alberti


utanmasam bi gözyaşı daha. 

Özge Dirik


yaşlandığımızda
gözyaşı sebebidir
günün uzunluğu da

Issa


nedir gözyaşı? 
bedenin kaybettiği savaş.

Adonis


Ben gözyaşı kadar bir kadın arıyorum
kadınsa bir damla gözyaşı kadar kayıp şarapta

Haydar Ergülen


Ömür defterimde duruyor, yer yer,
Gözyaşı dökülmüş gibi silikler.
Her yılım bitmemiş bir şi’re benzer,
Her günüm yarıda kalan bir cümle.

Faruk Nafiz Çamlıbel


Beni görmekten sıkılıp da
Gidersen
Ölsem de gözyaşı dökmeyeceğim.

Gim So-Vol


Geceleyin tek başına,
gözyaşından bir döşekte;
sanki ıssız bir deryada,
terk edilmiş bir tekne.

?


Sakin daha sakin kımıltı yok bakışında
Bırak toprak altında göl olsun gözyaşın

Cahit Zarifoğlu


Gözyaşı 
Nedamettir…

Adige Batur


Bu zayıf vücud üzre çiy gibi gözyaşı döküp
Can ipliği gibi mânâ cevherinde gizliyiz

Neşâtî


Sanki, yitirdiklerine ağlayacak; 
Ama, kimse benim için gözyaşı dökmeyecek.

Richard Henry Wilde


Evlendim de ne oldu ,
Her gün gözyaşı ve keder

A.Vasilyevich Koltsov


onu bir cenini çizerken ağlar gördüm
bütün öğeleri belliydi ama neden gözsüz
ama neden bir kaleden artmış kapı tokmağı gibi
ıssız ve dokunaklı
diye sormadım çünkü ben
ağlayanları severim ve güzeldir ağlamak
denebilir ki-
bir insan en çok ağlarken güzeldir

İlhami Çiçek


Siz, ey! Kalabalıklar içinden çıkmış kalabalıklar;
“Ölü gözünde yaş, buzdağında su…”
Ağlamak nedir? Gözyaşı dökmek…
…………..Bilemezsiniz doğrusu!
Susun!
Susun,
…………..Ben ağlayacağım!

Mustafa Ceylan 


ağzımla kuş tutsam yaranamam artık aşk’a
ben de alır kanatlarıyla lir çalarım
hadi uyan içimdeki kadın,
kır zincirlerini. Dört ikilik bu hüzün senin,
söyle şarkını, dillen..sahnedesin
sahne sensin
ağlayacaksan, başlamayalım

Pelin Onay


Bir dağ yoludur aşk, yürürüm ağlayarak;
Tanrım, kana boğ kalbimi, öldür ve bırak!

Baba Tâhir Uryân-ı Hemedânî


bu karanlıktan ve suskunluktan yorgun
dedim ki ey uyku, başparmağın yeşil bahçelerin anahtarı
gözlerin, dinginliğin balıklarının karanlık havuzu
ağlayan çocuğumun yarattığı yükü çekip al
ve beni unutmanın peri suretli ülkesine götür

Furuğ Ferruhzad


Yanıbaşımda ölüp gitti dostlarım ben bakakaldım
Gözyaşlarının da bir yerlere gömüldüğü görülmüş müdür?

Ahmet Erhan


ağlayacağım
başka çarem yok
dostlarımın beni birer ikişer terk etmesi var
ağlayacağım

ağladığımı sonbahar ağaçlarına anlatacağım

Bünyamin Durali


gidiyorum
kal, demiyorsun
şimdi bozkırlarda usul usul ağlayan
kahır yüklü ağır bir tren gibiyim
kimsesiz bir aşkın ayak izinden
uzak yıldızlara doğru yol alan
ve gittikçe ırayan
ve gittikçe ırayan

Ayten Mutlu


Çöldür bu,
ve ben ona mahkûm oldum….
Ölüm kapıyı çalarsa
bu mutlu bir son olur.
Fakat bu sürgünde
ölüm bile terk etti beni
sadece,
anlamsız,
saçmalıkta,
boşluk,
ağlayan, bağıran,
ölüm belki gelir de kurtarır beni.

Behruz Kia


Sahi siz
Allaha sarılıp ağlamak istemediniz mi hiç?

Dilek Kartal


Ya sen güzel yârim, nazlı yârim!
Bilirim,
Sen de çok göyaşı dökeceksin;
Beslenmesi lazım değil mi denizin?

Kırıldım sanmayın birinizden birinize;
Dersem ki size:
- Sahiden öldüğüme olursa cevaz,
Bana kimse anam kadar yanmaz.

Cahit Sıtkı Tarancı


Dağlar başı kışladı
kar yağmaya başladı
     mektup geldi ahmetden
     ağlamağa başladım

Şükrü Koyutürk 


Terk-i diyar ettim elveda seni
Sevdiğim sağlıkla kal şimden-geri
Aşkın ile yaktın bu can ü teni
Her zaman ağlattın bil şimden-gerü

 Aşık Dertli 


Bitiriyorum burada
Boğazımda patlamamış bir çığlık
Bağırmak, ağlamak yok artık
Uzun bir şiirin dizelerini bir bir yaşadım
Uzun bir şiir oldu hayatım
Ben niye kimselerin ağlamadığı yerlerde ağladım?

Ahmet Erhan 


Ağlamak bayağıdır, inleyip yalvarmak da.
Alın yazısının seni çağırdığı tek yolda
Yap olanca gücünle uzun, ağır işini,
Sonra acı çek ve öl, sessizce, benim gibi."

Alfred De Vigny


Ardımdan ilk sen ağlayacaksın
Kadın, kemerlerini bağla
Ve beni unutma, sonum yakın
Bir arpa boyu uzaklıkta
...
Ardımdan ilk sen ağlayacaksın
Ben ölüme güldükten sonra...

Ahmet Erhan 


Yalnız, anahtarı yeleğinin cebine yerleştirdiğinde,
yapayalnız, odanın tam ortasında duran sandığın
üstüne oturdu ve suçsuzluğunun bilincine
ilk kez böylesine kesinlikle vararak ağlamaya başladı.

Yannis Ritsos


Ağlasam, âh azıcık ağlayabilsem, ömrüm
Bütün âlâm ile ekdâr ile geçsin, aramam.
Ağlasam, belki biraz yağsa o rahmet, görürüm
Şu bulutlarla sönen günde açık bir akşam.
Fakat efsûs!...

Tevfik Fikret 



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

Ehlen ve sehlen ey gam-ı kalb-i perişân merhabâ

“Şair görmüştür, size de gösterir; gördükleri ona tesir etmiştir, o da intibalarını size nakleder; dinleyicilerin/okuyucuların hepsi de onun gibi şairdir.”   Steal  Pâmâl idüp beni sıdı gam cündi kalbümi Himmet demidür ey Şeh-i Merdân yâ Alî (Gam askerleri beni ayaklar altına alarak kalbimi kırdı;  Ey yiğitlerin şahı Ali, vakit yardım etme vaktidir.) Hayretî ** Gam leşkerinden ister isen olasın emîn Var Abdî Beğ kapusın idin âhenîn hisâr  (Eğer gam askerlerinden kurtulayım dersen,  Abdi Bey’in demirden hisar gibi olan kapısına sığın.) ** Mülk-i gam sultânıyam şâhâ ayağun toprağı Kelle-i bî-devletümde tâc-ı devletdür bana  (Ey şahlara benzeyen sevgili, ben de gam ülkesinin sultanıyım;  senin ayağının toprağı benim talihsiz başıma bir devlet tacıdır.) ** Devletinde şâh-ı aşkun ben de gam sultânıyam Ey gözüm sakkâlığ it ey âh ferrâş ol bana  (Aşk şahının devletinde ben de gam sultanıyım artık.  Ey gözyaşlarım sen gam ülkesinin su dağıtıcısı ol, ...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

AŞIRI DÜŞÜNMEK

Aşırı düşünme (overthinking) günümüzde çoğumuzun muzdarip olduğu, bizi adeta bir bataklık gibi içine çeken, enerjimizi tüketen ve içsel huzurumuzu bozan, işlevsel olmayan bir eylemdir. Araştırmalarında özellikle kadınların aşırı düşünmeye erkeklerden daha yatkın olduğunu bulan Susan Nolen-Hoeksema “Aşırı Düşünen Kadınlar” adlı kitabında, yıllarca yaptığı bu araştırmalara dayanarak kadınlar özelinde bu eylemi derinlemesine incelemekte ve çözüm yolları sunmaktadır.  1.BÖLÜM: BİR SALGINA DÖNÜŞEN AŞIRI DÜŞÜNME EYLEMİ Aşırı düşünme çoğu zaman bize bir fayda sağlamayan, aksine olumsuz duygu ve düşüncelerin altında ezildiğimiz bir haldir. Bu düşünüp durma hali, problem çözme becerimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkilediği gibi ilişkilerimizin ve ruhsal sağlığımızın bozulmasında da rol oynar. Nitekim kadınların depresyon ve kaygı gibi problemleri yaşama olasılığı erkeklere göre iki kat fazladır ve aşırı düşünme eğiliminin bu durumun nedenlerinden biri olarak gösterilmesi mümkündür. Yaza...