Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Yenilgi

Bir kadın iki çocukla Çiviliyim odalara Söylesem de söylemesem de bu böyle Çıksam çıksam Zincirim kadar özgürlüğüm Yaşamak hep ötelerde Dili kopmuş bir hayal çanı yüreğim Sesini yalnız benim duyduğum Vurur durur çığlık çığlık içimde Dönüşü olmayan biricik şeymiş zaman Yaşamak meğer ne büyük bir kazançmış Kavradım acılar içinde kaybede kaybede Şimdi hangi güzelliğe dönsem yüzümü Tomurcuklara yakışmayan bir akşam güneşi Parçalar kendini karşı tepelerde Kimsem yok yüzünü sularıma düşüren Buğulanmıyor bedenim kaç bin yıldır Bir kadının ılık ince bedeniyle Geçmişim batık geleceğim çoktan belli Herkes gibiyim kanı içine akan Yarasını diliyle yalayan bir hayvan evlerin ininde Değişti tutkuların rengi ve nesnesi Bir eşyalar imparatorluğunda yaşıyorum nicedir Binlerce gerekçe içinde Otuzbeşimdeyim, çabuk sinirleniyorum, tansiyonum var Geçtiğim patikalarda kaldı büyük düşüncelerim Bu yüzden hüzünle bakıyorum gençlere... Şükrü Erbaş

anne beni merak et

anne beni merak et kaybolmam yakın yorulursam tut beni saçlarımın dalgalı geçmişinden ben sadece derdimi anlatmak istedim dinleyicilere aklını yitirimiş bir dünya uğruna öfke enkazı sözleriyle dehşet saçan nefrete bulaşan ve deliler mezarlığında kaybolan insanlar gördüm yalancı düşlere uyandığım sabahlar burnum kısalırken doğrularımla kendimi ihbar ettim sessizce ben de delirdim epey delirdim beter oldum biliyorsun serseri bir aklım var tutunduğum ardına saklandığım anılarım rehin durduk yere ara bu aralar beni şarkıların içine saklandı ruhum çoktandır bulamıyorum kendimi unuttuğum ritimde inceldiği yerden koptu yine dilim yüreğim sağır, gözlerim ağır bir çığlık atsam geçecek ama sesim ahlaz güncesi gibi kayıp her yolculuktan gitmeden dönüyorum kadınlığımdan başka sığınacak yerim yok buğulu camlardan süzülüyor umutlarım söyleyemediğim sözler için, için için idamlarda sallanıyor şah damarım isimsizdi tüm gülüşler ve her gözyaşı aksansız bir al...

kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK...

"Yaz kuşlarının sisine gömdüm acılarımı Sevdiğim kadınlarda kaldı yıllar ve yıllarım Yıllar ve yıllarım kış mahsulü hüzünler güz kokulu kederlerim -Ne mi anlatır şimdi kuş kanadında suretim.?" (**) Birbirine uzak iki kör noktadan, yere yakın ve temkinli kanat çırpı(nı)şlarıyla usul usul sokuldular uçurumun kenarına.. Nefes nefeseydiler.. Yorgundular.. Açtılar.. Hiç birinin ,diğerinin yorgunluğuna deva olacak dermanı yoktu.. Uçurumun ucuna doğru ürkek bir iki adım attılar.. Ayaklarının altında yani uçurumun bittiği yerde, bir cennet bahçesi göz kamaştıran güzelliğiyle gülümsüyordu.. " Gel" diyordu.. Davet, öylesine baş döndürücüydü ki.. Solukları nispeten sakinleşmiş halde birbirlerine baktılar.. İkisinin de gözleri yılgınlıklarla harelenmişti..İç çekti erkek olanı: -Keşke... dedi ve sustu.. O’nun "keske"sini gölgede bırakan bir "keşke" ile cevap verdi dişi: -Keşke orda olabilsek... Sonra birden bire gözlerindeki yılgınlık ...

Unutmak Azize

Hatırlamamak değildir Hatıralar kaosudur ki En çok neyi hatırlıyorsan En çok neyi unuttuğunun üzerinedir Ah Azize Seni artık hatırlamayacağım işte Sadakat: unutmaktır, sevene Seven ise: çakılıp kalan değil çekip gidendir. İşte şimdi babanı düşün Azize Bu dünyadan göçende bile aklı sende kalan babanı Kadir Bal

Açıkla beni kardeşim

Açıkla beni kardeşim Uzaklara gideceğim. Bir tefsirimi yap. Kendimi okumadan ah ben ne kitaplar okuduysam Kendimi sevmeden ah ben kimlere vurulduysam Kendimi tanımadan ah ben kimlerin kapısında? Olmuyor be kardeşim Yakışmıyorum ben bu dünyaya Ölsem de çürüyorum. Yaşasam da ... Ah kardeşim Ayrı ayrı kapılardan girdim, ruhuma. Aradım beni.seni.onu.bizi.sizi.onları Yoktum. Yoktun.Yoktu.Yoktuk.Yoktunuz.Yoktular. Ümitsizim şimdi ta Allah’ına kadar 'Ümidini kesme Kafir olursun' diyorlar Peki ya kafirler ümidini bağlarsa Mümin mi olurlar? ... Beni açıkla kardeşim Uzun zamandır yaşamadığımı söyle Yeryüzündeki bütün adresleri elimle tutuştur. Herkese gidecek bir yolcunun aslında kimseye gidemeyeceğini anlat bana Ne olur ikna et beni. Söyle: Hâlâ Yaşamalı mıyım? Bu kadar bahar ne'mize gerek kardeşim? Bunca gelin neyin kınası? Ben kimin nişanlısıyım gözüm? Neden siy/ahlar içindeyim böyle? Kayıpkentli

Sormuyorsun ama iyi değilim ben

sormuyorsun ama iyi değilim ben serçeler ayağımın altından yeri çekiyorlar sonra kim çıkarmışsa üşüdüğümün dedikodusunu yeri üstüme seriyorlar gece niyetine serçeler saçıp kaçıp saç/ak/larıma saklanıyorlar alnım cayır cayır yanıyor kaç gündür ellerimi tutma ! o gece bulutlar göğü kusarken üstüme ben yüzünü seyrediyordum o gece sen sıcağını alıp giderken çarşafımdan ve bulutlar b/elâ bir tufan doğururken çığlık çığlıga yüzümle ellerimin arasına girip hızla büyüyordu yüzün amin diyemediğim bir dua dolanıp duruyordu dilime serçeler saçlarıma giden yolu yeni öğreniyordu doğduğum sokakta bir terzi vardı O’nu görmeye gittim bu gün - ölmüş- paltomun ceplerini büyütecektim ellerim, tufan ve yüzün yüzün, ellerim ve tufan bir de tufan; yüzünden ellerime bulaşan sığabilsin diye ceplerimi büyütecektim – ölmüş- iyi değilim ben tütün kokulu sohbetler geliyor aklıma gülüşündeki şarap tadı hatırlıyor musun nasıl sarhoş olmuştu kirpiklerim sen, nasıl da gülmüştün...

Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi

dalgınlığım suçlarıma eklenebilir suskun bir kadını yaralarından sevdim dalgınlık suları ki kâlb üzerinden geçer yorgun bir bulut olup yatağına eğildim eski bir dilden usulca konuşuldu; aşk resimlerde bir ayrıntı olma inceliğidir, ve kendi yüzünü şaşkın çocuklar gibi sevmenin hiçbir yüze karşılık gelmeyen acemiliğidir... aşkın zor dilini senin yüzünden ezberledim. Yüzüne ince bir örtü gibi rüzgâr düşüren aralık kalbinden aşklar dökerken tanıdım seni geveze kımıltıların bahçesiydi dağınık tenin ıssızdım uğramıştım ben üşüyen göçmen anladım bu aşk sürer bizi evinden uzak nehirler gibi kederli mevsimlere güzelsin, küçük yağmurlar topladın da yüzüne sana sığındıkça ıslandı yorgun saçlarım n'olur şakacı bir yıldız gibi geceme gizlenseydin gülümseyen, suya düşen ve kalbimi süsleyen kırılmış ay parçaları gibi yatağıma inseydin ah, beni yaralı aşklara üfleyen flüt konuş ve suçumu suçsuzluğuma biriktir benim. Ankara, nisan 1983 Haydar Ergülen

Gitme demiyorum, hobi olarak gene git

Gitme demiyorum, hobi olarak gene git Biraz dolaş, hava al, hava ver, ekonomiye can ver Köpeğini gezdir mesela, parklar hepimizin Elimde senedin var sen kaybedersin Kutuna gidebilirsin yahut sinemaya Hava güzel olacakmış yarın şemsiyeni alma Sen yokken ben biraz uyurum, elma soyarım Çıkmışken ceketimi de terziye verirsin Gitme demiyorum, hobi olarak gene git Saçlarını boyat, ne bileyim balyaj yaptır Sahafları dolaş mesela, ucuz oluyormuş Elimde elinin izi var, yıkarım görürsün bak Suyuma gidebilirsin yahut yoğurt almaya Hava sıcak olacakmış yarın öğlene kalma Sen yokken ben biraz özlerim, çekirdek yerim Çıkmışken raketimi de servise verirsin Gitme demiyorum sevgilim, hobi olarak gene git Hatta Ayı Yogi olarak git, KOBi olarak git mesela, kredi al Yüzde on büyü, değişiklik olsun Gitme yani Bak, hobi lazımsa ben olurum hobi Gitme Bir daha söylemiycem Bahadır Cüneyt Yalçın

Ayrılık

İlk gün kolaydı ikinci gün biraz zor Üçüncü gün daha zor ikinciden Günden güne daha zor: Öylesine zordu ki yedinci gün dayanılmayacakmış gibi neredeyse Şimdiyse özlemini çekerim yedinci günün Erich Fried

Nargile

Kız elmalı nargileyi seviyor Ben kızı seviyorum bir de elmayı Elmalı nargileyi sevmiyorum demedim Yanlış anlamayın ikimizin de başı dumanlı… muhammet çelik Adam beni seviyor ben elmalı nargileyi Adamı sevmediğimi kim söylüyor yanlış olmasın aman Ben adamı seviyorum adam nargileyi elmalı Adamın gözleri beni çekiyor benim ince dudaklarım nargileyi Dumanı hava çekiyor adam gözlerini çekmiyor Çekiniyorum nargileden ve adamdan adamın sevgisini çekiyorum içime bir de dumanını nargilenin Nebiye Arı