Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Öleceğini bilsem seninle daha fazla vakit geçirirdim

– Öleceğini bilsem seninle daha fazla vakit geçirirdim. … – Çok güzel değil mi? Endişelenme. Ona iyi bakacağım. Sen de benim için Maya’ya bak. Olur mu? Six Feet Under

I. HİÇ KOYUN GÜTMEDİM BEN

I. HİÇ KOYUN GÜTMEDİM BEN  Hiç koyun gütmedim ben, ama onlara göz kulak olmuş gibiyim. Ruhum bir çoban gibi, Rüzgârı ve güneşi bilir, Ve ele ele yürür Mevsim’lerle Onları izlemek ve dinlemek için. İnsansız Doğa’nın olanca dinginliği Benimle yan yana oturmaya gelir. Ama hüzün içindeyimdir ben, İmgelemimizdeki günbatımı gibi, Hani karşı ovanın dibine bir serinlik iner de Pencereden içeri giren bir kelebek gibi Gecenin geldiğini hissedersin.  Ama huzur vericidir hüznüm, Çünkü doğaldır, yerindedir, Ruhun var olduğunu düşündüğünde, Ellerin ne yaptığını düşünmeden  Çiçek toplaması gibi  Ruhun hissetmesi gereken bir duygudur bu. Yolun dönemecinde Çalan koyun çanları gibi  Mutludur düşüncelerim. Yalnız ben üzgünümdür onların mutluluğunu bildiğim için.    Çünkü eğer ben bunu bilmeseydim, Hem mutlu hem de üzgün olacaklarına, Mutlu ve sevinçli olacaklardı. Rüzgar hızlanıp yağmurun şiddetleneceğini haber verdiğinde nasılsa, Düşünmek de tedirgin edicidir yağmurda y...

Kendinin Ağacı

Artık çırpınan bu kuşun kalbiyle uyanıyorum,  Canımı demirle acıtıyor kaldığım yerden devam edemediğim rüyalar Sonra anlıyorum ki hiçbir şeye kaldığı yerden devam edemiyormuş insan Kaldığın yerde bitiyormuş her şey Kaldığın yere kadarmış bazı güzel zamanlar. Seyyidhan Kömürcü Kendinin Ağacı

Christina Georgina Rosetti Şiirleri

Mutlu rüyalarda durursun tam karşımda, Utanırım yeniden bitkin, keyifsiz uyanınca; En güneşli günlerden bile parlak gülüşün Mutlu rüyalarda gündüze çevirir gecemi. İşte böylece yalnızca rüyalarda birlikte oluruz, İşte böylece alıp veririz Alıp verenleri varlıklı kılan inancı; Eğer uyumak daha tatlıysa uyanmaktan Ölmek kesin daha da tatlıdır yaşamaktan, Güneşin altında yeni hiçbir şey olmasa da. *** Neler vermezdim içimi ısıtan gerçek bir kalp uğruna, Ne yapsam buz kesen, taştan bu kalp yerine; Sert, soğuk ve küçük, kalplerin en kötüsü. Keşke gelseler, neler vermezdim kelimeler uğruna Ama hissizleşti sefalet içindeki ruhum: Ey neşeli dostlarım, gidin yolunuza, yok diyecek bir sözüm. Neler vermezdim gülücükler değil yakan gözyaşları uğruna, Yıkasın yeter ki alnımdaki kara yazıyı, çözsün yılların buzunu Temizlesin içimde kök salan lekeyi ve paklasın yeniden beni.  *** Hatırlayabilsem keşke, o ilk günü, İlk saati, hani benle göz göze geldiğin o ilk anı, Nasıldı hava, kapalı mıydı, yoks...

Her şeyin efendisi aşkın karşısında ben neyim ki?

Her şeyin efendisi aşkın karşısında ben neyim ki? Kumdan topladığı mırıldanan bir deniz kabuğu, Eliyle rüzgârdan koruduğu küçük bir yürek-alevi. Dante Gabriel Rossetti Yaşamın kemeri altında, aşk ve ölümün, Korku ve gizemin koruduğu tapınağında  Güzelliği tahta oturmuş gördüm. Dante Gabriel Rossetti

HATIRLAMAK BiR BULUŞMA BİÇİMİDİR

Hatırlamak, bir buluşma biçimidir…  Unutmak ise bir özgürlük biçimidir. Halil Cibran

Ne tuhaf şey ne garip hâldeyim, Yahya Kemal’in ölümünden duyduğum acıyı, halkıma bildirmek için telgraf çekecek adresim yok.

Nâzım Hikmet: Yahya Kemal gençliğimdi biraz da… Türk edebiyatının iki büyük şairi hayattayken tanışmış, genç Nâzım, Yahya Kemal’in öğrencisi olmuştu. Nâzım Hikmet’in eşi Münevver Hanım’a, Yahya Kemal’in ölümü üzerine 1 Kasım 1958’den hemen sonra yazdığı mektup, son duruşmada Yahya Kemal üzerine düşündüklerini ortaya koyuyor. Türk şiirinin iki büyük ismi arasında, edebiyattan kişisel ilişkilere uzanan hadiseler…  NÂZIM HİKMET’İN TAMAMI İLK KEZ YAYIMLANAN MEKTUBU Yahya Kemal-Nâzım Hikmet ilişkisinin çok iyi anlatılmamış olduğunu düşünüyorum. Bu ilişki hep Nâzım Hikmet’in annesi Celile Hanım’ın gölgesinde kalmıştır: Nâzım Hikmet Deniz Lisesi’nde öğrenciyken Celile Hanım ve Yahya Kemal arasında duygusal bir yakınlık doğar. Bu yakınlık dolayısıyla “Yahya Kemal ve Nâzım Hikmet” diye başlayan cümleler hemen sonu hüsranla biten bir aşk hikâyesine dönüşür.  Yahya Kemal, Celile Hanım’la 1916’da Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) tarafından götürüldüğü Çamlıca Bektaşi Dergâhı’nda ta...

DOKTOR SİZDE ÖLEBİLİR MİYİM?.

 İlhan Berk anlatıyor: Wittgeinstein’ın yakın bir arkadaşı var, doktoru aynı zamanda. Biliyorsunuzdur, artık hastalığı artmış ve belki bir aylık ömrü kaldığını Wittgeinstein’a söylüyor. Wittgeinstein o zamana kadar hiçbir şeyi doğru dürüst düşünmemiş ölümle ilgili. Birden bire şöyle bir soru soruyor doktoruna, "Sizde ölebilir miyim?" diyor. Müthiş bir şey! Arkadaşı, "Karıma sorayım" diyor. Dün Oruç (Aruoba) gelmişti, Oruç’a sordum bunu. Karısı kabul ediyor ve orada ölüyor sonunda. (Ali Cengizkan’ın XXI dergisinde İlhan Berk ile yaptığı söyleşiden.)

BİZE KALAN NEDİR SÖYLE

Rüzgarın kollarında, Kederli yapraklar gibi, İşte geldik gidiyoruz, Sanki bir rüya gibi. Nedir böyle akıp giden, Sessizce yorgun bir ırmak gibi, Boşa geçen hayatım mı? Umut dolu yıllarım mı? Ne çok sevdik unutma. Yorgunum beni anla. Tut elimi rüzgarlara, Bırakma. Kimdir o böyle, Savrulup giden, rüzgarlarla, Daldan düşmüş bir yaprak mı? Sevda mı, ayrılıklar mı? Bize kalan nedir, söyle, Anılar mı, acılar mı? Yoksa kırık umutlar mı? bize kalan nedir söyle

YAZDIĞIM BÜTÜN ŞİİRLERİ BENDEN ÇALMIŞLAR GİBİ ÖZLÜYORUM

Sarıkamış 1974, 5 EKİM. şiirler yazmıştım. Ama şimdi, şiir uzak. Uçuşup duran, üst üste gelip birikmeyen şeyler var, içim dolu bunlarla. Biliyorum ki şiir bunlar . Ve şiirin kendindeki huzursuzluk bu. - Çoğu kez şiirin şairden bağımsız olduğunu düşündüm. Bu nedenle olacak şairliğime hiç sahip çıktığım olmadı. Yazdığım şiirlerle ilgili sorularla karşılaştım mı çok rahatsızım. Gide gide her türlü şeyi sorusuna kızıyorum. Neredeyse “dokunmayın şiire” diyeceğim. Çünkü şiir yaptığımız bir şey değildir. Şiir kendisi var. Bir rastlantıyla değil, tersine bir özel iradeyle çıkıyor yeryüzüne. Barajdaki su, kendine bırakılmış kanallardan akar. İnsan bütününün arkasında bekleyen şiirin aktığı kanallar değil mi şair? Şairler olmasaydı, şiir üzerimizden aşar, hayatı besleyemez, seliyle öldürürdü. -Şair şiirin aleti olmalı. Çekici. Birbirine sahiplik ve uyum düzeni içinde çalışmalı ki şiirin zararlı tortuları yeryüzüne gelmesin. Çünkü onun bünyesinde de insandaki gibi ihtiraslar var biliyorum. Şair ...