Ana içeriğe atla

The Cranberries - Zombie

Another head hangs lowly
Bir kafa daha asıldı düşükçe

Child has slowly taken
Çocuk yavaşça aldı

And the violence caused such silence,
Ve şiddet büyük bir sessizliğe sebep oldu

Who are we mistaken?
Kimde hatalıydık?

But you see, it's not me, it's not my family
Ama görüyorsun, bu ben değilim, bu ailem değil

In your head, in your head they are fighting
Kafanın içinde, kafanın içinde savaşıyorlar

With their tanks and their bombs
Tanklarıyla ve bombalarıyla

And their bombs and their guns
Ve bombalarıyla ve silahlarıyla

In your head, in your head, they are crying...
Kafanın içinde, kafanın içinde, ağlıyorlar...



[ In your head, in your head
Kafanın içinde, kafanın içinde

Zombie, zombie, zombie
Zombi, zombi, zombi

Hey, hey, hey, what's in your head?
Hey, hey, hey, kafanın içinde ne var?

In your head
Kafanın içinde

Zombie, zombie, zombie?
Zombi, zombi, zombi?

Another mother's breaking
Bir anne daha parçalanıyor

Heart is taking over
Kalp kontrolü ele alıyor

When the violence causes silence
Şiddet sessizliğe sebep olduğunda

We must be mistaken
Hata yapmış olmalıyız

It's the same old theme since 1916
Bu aynı eski konu 1916 dan beri

In your head, in your head they're still fighting
Kafanın içinde, kafanın içinde hala savaşıyorlar

With their tanks and their bombs
Tanklarıyla ve bombalarıyla

And their bombs and their guns
Ve bomblarıyla ve silahlarıyla

In your head, in your head, they are dying...
Kafanın içinde, kafanın içinde ölüyorlar...


Bu düzen seni (affedersin ama) oruspu yapar kızım!


Biz her zamanki gibi kendi içimize kapanmış memlekete demokrasi getirmeye çalışırken dünyanın başka dertleri var. Alın size bunlardan bir tanesi…

Bilmem aranızda benim gibi Miley Cyrus adına pek de aşina olmayan kaç kişi var? En son dünya fetiş kongresini karıştıran Wrecking Ball adındaki klibi ile gözden kaçması imkânsız bir hal alan bu gencecik sanatçı ününe ün kattıkça tartışılmaya devam ediyor.

Tartışmanın boyutu son video klibindeki çılgınlıkla bambaşka bir boyuta taşındı. Namlı fetişistler aralarında “Yahu biz bugüne kadar balyozu yalamayı neden aklımıza getiremedik ya da inşaat duvarını yıkan bir topun üzerine çırılçıplak oturup bir o yana bir bu yana sallanmanın hazzını niye yakalayamadık” konularını tartışmaya doyamıyor. Evet sevgili fetişseverler, bu video klibi sizden önce izleyen ergenliğimizin platonik keltoş aşkı Sinead O’Connor çok içerlenmiş. Kızı yaşındaki yeni dünya starına Miley Cyrus’a kamuoyu önünde açık bir mektup döşenmiş. Mektubun tam halini bizim internet sitelerindeki resim galerilerinden gına gelip okuyamayacağınızı düşünerek bir kısmını Can Yücel çevirisi ile Türkçeleştiriyorum. (Aranızda “Can Yücel çevirisi de ne ola ki” diyenler çıkabilir. Şöyle bir şey: ‘To be or not to be’nin Türkçemize ‘Bir ihtimal daha var o da ölmek mi dersin’ gibi herkesin anlayacağı bir artistlikte çevrilebilmesidir.)

Mektuptan anladığımız kadarıyla O’Connor’ın aslında böyle bir mektup yazmaya niyeti yokmuş. Ununu eleyip eleğini duvara asan bir eski star olarak halihazırda 4 çocuk annesi köşesine çekilmiş bir kadın. Ancak ne zaman ki Cyrus kızımız Rolling Stone dergisine son kilibindeki fetiş olayların O’Connor’ın dillerden düşmeyen Nothing compares to you adlı hepimizi Sinead O’Connor’a âşık ve hasta eden şarkıdan esinlendiğini söyleyince O’Connor’un annelik duyguları kabarmış ve böyle bir mektubu yazmaya karar vermiş.

Balyozu yalamak
O’Connor klipteki balyozu yalamasını kastederek “Böyle bir şeyi çırılçıplak yapmaya seni birilerinin cool gözükmek olarak inandırması muhtemeldir. Ama o kişilere dikkat et, müzik endüstrisinin (affedersiniz) pezevenkleridir” diyerek hiiiç dolandırmadan mektubuna başlıyor. “Sen iyi bir şey yaptığını zannederken kendini müzik dünyasının (affedersiniz) o…pusu gibi bulabilirsin!” diyerek de devam ediyor.

Dedim ya yok böyle bir mektup!
Sonrasında O’Connor biraz daha yumuşuyor ve Cyrus’un yeteneklerinin seksi gözükmekten çok daha önemli olduğunu hatırlatıyor. Sonra da “Sen bu adamlar için bok (valla aynen çeviri bu) değilsin” diye devam ediyor. Zaten ‘shit’ ve ‘fuck’ kelimelerinin yayıncı kuruluşlar tarafından sansürlendiği mektup öylesine ‘içten’, öylesine samimi ve öylesine gerçek yazılmış ki O’Connor gibi başarılı bir kadının zirvedeyken neden şov biznısın kenarına çekildiğinin de yıllar sonra açıklanan bir manifesto ile daha net anlıyorsunuz.
Müzik endüstrisinin tarihine miras olarak kalacak bu mektubun en güzel kısmı sanırım müzik endüstrisinin tüm dinamiklerini çözmüş olması. Cyrus’a “Sen yaptığın (Çırılçıplak balyoz yalayarak kendini seksi hissetmeyi kastediyor) şeyin doğru olduğuna inanıp sonrasında her türlü o…puluğa ve uyuşturucuya bulaşıp soluğu bir rehabilitasyon merkezinde alırken bunu sana yaptıranlar teknelerini Antigua’ya çekmiş güneşleniyor olacak” diyor.

Sinead O’Connor sadece müzik dünyasını değil bütün şov dünyasının da ne kadar açgözlü ve seks bağımlısı olduğunu anlattığı mektubunda sözlerini sık sık “Sen ve müziğin değerli, bu pezevenklerin o..pusu olma” diye bağlıyor.

Cyrus, Rolling Stone röportajında imajının O’Connor’dan alındığını söylemiş. İşte genç kızımıza asıl tokat tam da bu sözlerin üzerine geliyor. O’Connor “Zamanında müzik yapımcıları bugün sana yatıkları gibi beni de çeşitli kılıklara sokmaya çalıştılar, benim saçlarımı kestirip o yakın planda keltoş kafa şarkı söylememin nedeni bütün bu düzene tepkiydi” diyor. Bu arada O’Connor’ın 47 yaşına bastığını da bu vesileyle öğreniyoruz. Sinead’ın mektubunu okudukça ergenlik yıllarımızda bu samimiyete nasıl da âşık olduğumuz ve bizim de zaman içinde milim milim elimizden kayıp giden masumiyetimiz gelip sağ omuz başımızda dikiliyor.

Sniead O’Connor’ın genç bir şarkıcının zamanında kendi protest duruşunu sömürmesine karşı duran bu anaç ve dobra duruşu aslında herkese ders olmalı. Sadece müzik sektörüne de değil hemen her sektörün daha da önemlisi biraz daha para, biraz daha şöhret, biraz daha başarı için herkesi bir balyozu yalamaya kadar indirgeyecek bu sisteme biat edenlere ders olması gereken bir duruş ile karşı karşıyayız.

Yani Myle Cyrus sana söylüyorum, gelinim sen anla durumu.
Gerisini binayı yıkan o demir topun üzerine oturup seks fantezisi arayan ergen fetişistler düşünsün.

Cüneyt Özdemir

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

AŞIRI DÜŞÜNMEK

Aşırı düşünme (overthinking) günümüzde çoğumuzun muzdarip olduğu, bizi adeta bir bataklık gibi içine çeken, enerjimizi tüketen ve içsel huzurumuzu bozan, işlevsel olmayan bir eylemdir. Araştırmalarında özellikle kadınların aşırı düşünmeye erkeklerden daha yatkın olduğunu bulan Susan Nolen-Hoeksema “Aşırı Düşünen Kadınlar” adlı kitabında, yıllarca yaptığı bu araştırmalara dayanarak kadınlar özelinde bu eylemi derinlemesine incelemekte ve çözüm yolları sunmaktadır.  1.BÖLÜM: BİR SALGINA DÖNÜŞEN AŞIRI DÜŞÜNME EYLEMİ Aşırı düşünme çoğu zaman bize bir fayda sağlamayan, aksine olumsuz duygu ve düşüncelerin altında ezildiğimiz bir haldir. Bu düşünüp durma hali, problem çözme becerimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkilediği gibi ilişkilerimizin ve ruhsal sağlığımızın bozulmasında da rol oynar. Nitekim kadınların depresyon ve kaygı gibi problemleri yaşama olasılığı erkeklere göre iki kat fazladır ve aşırı düşünme eğiliminin bu durumun nedenlerinden biri olarak gösterilmesi mümkündür. Yaza...

Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası

Sahife-i Seccâdiye'den' Yirminci Dua Övülmüş Ahlakı ve Beğenilen Amelleri İsteme Duası Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. İmanımı, imanın en olgun derecelerine ulaştır. Yakinimi, yakinin en faziletli mertebelerine eriştir. Niyetimi, niyetlerin en iyisine; amelimi, amellerin en güzeline yükselt. Allahım! Lütfunla niyetimi kâmil ve halis eyle. Kesin inancımı sabit kıl, kudretinle benden sadır olan kötülükleri islah eyle. Allahım! Muhammed'e ve âline rahmet gönder. Gönlümün meşgul olmasına neden olan önemli işlerime sen kâfi ol. Beni, yarın sorguya çekeceğin işlerle vazifelendir. Zamanımı, beni yapmam için yarattığın şeylerle geçirmemi sağla. Beni senden başkasına muhtaç eyleme. Bana rızkını genişlet. Beni zenginlerin malına mülküne, makamına ve haşmetine özlemle bakanlardan eyleme. Beni aziz eyle. Beni kibre giriftar eyleme. Kendi kulluğunda bana boyun eğdir. İbadetimi kendini beğenmişlik yüzünden heder eyleme. Benim elimle insanları hayra yönelt. Salih ameller...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi

sana her geldiğimde ölüm hissiyle kurumuş ve ağacından ayrılmış bir yaprak gibi geri veriyorsun hayata beni saçlarımdan ve gözlerimden öperek ayrılığın oğulusun sen ağacın toprakta gördüğüsün seni ben ufalayamam sen ben dağıtamam ben sana hiç kıyamam seni toprak çürütsün ağacın toprakta gördüğüysem bilirim dal ile toprak arasını da Mehmet Can Doğan