Arz-ı Hâl Bir ömre yetecek kadar ihanet gördüm Bin ömre yetecek kadar yalan duydum Sade "arka bahçelerini" değil Talan edilmiş bahçelerini de gördüm "iki adımlık yerküre”nin.. Bir adam boyu adamlık yoktu Yazanı çok okuyanı yoktu aşkın Ateşi oyuncak sanan çocuklar vardı Tanrım Saçlarım tutuştu.. Kaşlarım tutuştu Tanrım ! Ellerim Gözlerim Kirpiklerim tutuştu.. Kalışın, bir "ben" hâli vardı bildiğim Gidişin bir "O" hâli.. Ve bir bilmediğim hâli vardı yanışın Kaskatı kesildi ruhum, dondum.. Yüzleri üstünde, yüzsüzce raks ederken birileri Birileri sevip Birileri ölüp Birileri ölüp ölüp dirilirken, Kesilmedik ahkâmı kalmamışken Adem’e öğrettiğin isimlerin Aşkın en korkunç cellâdı aşkını bilenlerse, Göz bebekleri bile titremiyorsa yalan söylerken. Av postuna bürünmüşse avcılar Fiil bırakmışsa failini Söz düşmemiş, çelme takılıp düşürülmüşse mahsus Gece saklıyorsa hâlâ cinnetleri, cinayetleri Ay, Çıldırıp da düşmüyorsa gök ...
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"