Dost Çiyayi'nin anısına. Selin getirdiği ağaçlardım. herkesin karşısında el bağlayan cuma ağlağı. Geldim işte kovgun ve ürkek. Seni suya saydığım o toz harfin serinliği de yok.. Gideceğin ummanı da ben içtim de geldim uzak bir ihtimalle yine de kapma hiç yüz çevirmedin... Çocuk aklım... ikna yüzüm... beni yaban edecek sözü nerden buldum da seni ne çok hırpaladım. Mahcubum! Nasıl bir aczin içinde kaldığımı gör! ve anla! ma.. Hasarlı bir tebessümle gelsem de fayda yok sarsak bir cefayla dolaştığım bu veda gününde. Sonunda senin de anladığın bir şey oldu. ham bir ağızla kaldığımı görmek.. ' Bana vefa gösterme! Gücenmenin saatiyle ihmal et! Benim de nasibim olsun o mahrum.. şer bilen Yakub sevinsin.. Mayalı dilim bana mesafelerin masum toprağında diz çökert! Ki haz edeyim hırpani bir itirafla - bu latin pişkinliğimdir diyeyim işte bu son sünnet... Metin Kaygalak
Türk ve Dünya Şiirleri Antolojim "Çiçeğin açması da bir tür şiir belki - Bilmiyorum"