Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Aramızdaki

Sevgilim sevgilim kuzey sanrısı gibidir geceyi beşe filan böler sonra ayılar hüzünden ölmez sevgilim sevgilim açlıktan ölür onlar işte bundan ötürü hüznü artık bir ayıya bıraktım sevgilim sevgilim bir ayıya ister ormanda kullansın ister buzdağında hayatın kutlu olsun sevgilim ki sana değişe değişe aktım kimi zaman bir japon gibi uykusuz kaldım -uykusuz kalır mı onlar bilmem aslındasevgilim sevgilim bir orman gibi çoğal aramızda sen çoğal aramızda şehirden bir çocuk olarak şurda burda bir sabuntozu markasında köpürerek çınarın tutsaklığını ve menekşenin sevincini yaşa sevgilim sevgilim hüzne yer var hayatımızda Turgut Uyar

Açıklamalar

I Durursa anlaşılır saatin kaç olduğu Ürkek yürek bütün geçmişi kabulleniyor. Ve kazmaların ve garların hiç uyumadığını Hiç uyumadığını alkolün Çiçeklerin ve tuzun Gemilerin ve Çinde ve Büyük Britanyada ve Bilmem bu gerinmeler, bu büyük yürek çarpıntısı Bu sakallı adamlar dağlardaki Birden farkına vardığımız güzelliği dünyanın Güzelim Galiba sonundayız uykumuzun. II Benim vaktim bir terliğin vaktidir Onursuz. Ayakta. Ve kullanılan Ve Fatih yangınında, ev yanarken Konsolun altından kaçırmış babam Ziller çalınır, ormanlar uğuldar, pencerelerde Kesik saçlı çocuklar bakışırlar ve Ateşle, anıyla, kedilerle. Karmaşık ve Suyla geliştirmişti onu babam Ben bir zincir kıranım. Eylemsiz Kışlara ve suikastlere yatkın yaradılışım Aşklara ve düzene ve dükkânsızlığa ve Bir terzi kadar hırçınım bazab. III İçinde sizin de olduğunuz gece Sonsuz bir kaynaktır, bir çizgiye Köprüleri ayakta tutan güç ve Dükkânları işleten, gizlice Babaları onurlu kılan ve gizlice Ve ...

şurdan burdan hazırlanma'ya

sanırım hazırlandık artık yeter örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter alanlar daraltılsa ve duvarlar da örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter benim sonsuz tirenim at başlı kedi ağlayanlar ağlamadı gülenler gülmedi çözdüm bir uzak bakışı güllere bakan güller soldu o bakış kaldı ötelere akan dövüldük nasırlandık artık yeter örneğin her şeylere bir karanlık yeter seni taşırım artık bir gül gibi beyazsın oh becerikli parmakların en doğru şeyleri yazsın bulurum bilirim en solgun ânını bir gülün suların yaptığı beyaz kanım bir gülün su bitti gül susadı her şey bitti bir kurt ihtiyarladı ve soğuk bölgelere gitti sonsuz haziranı bir ormanın durma bana gel örneğin her şeylere bir kırmızı gül yeter ey büyük aşk sultanı kara zeytin dönemi yine mi hazırlanmak yine mi hazırlanmak yine mi sanırım hazırlandık artık bu kadar yeter şuralardan buralardan hazırlananların hepsi geldiler Turgut Uyar

Her İki Adımda Bir Uygunsuzluğunu (Yalnızlığını) Algılayan Birisine Gazel

İlkin tarlaların ve otlakların ve suvatların Ah benim güzel cahilliğim Bitmeyeceğini sanırdım karanlık olmadıkça Yaralı kalbim gürbüzdü sevişkendi Bir şehir akşamında karanlık olmadıkça Irmak boylarında gider gelirdim gider gelirdim Elimde ceset çekmeye yarayan bir uzun kanca Ne tarihsel badanaya ne pantolonlu aşka Ah benim güzel şaşkınlığım Irmak boylarında gider gelirdim gider gelirdim Rahatlamazdım bir türlü bir ceset bulmadıkça Ben size hep söyledim bu benim aşkım Saate karşı alkol suya karşı tabanca     Benim suyum bir ateş çalışkanlığıdır     Kurutulmuş etlerim ve torbalarım hazır     Ama. Ben gene bir kürdanın diş etlerine batmasıyım     Bir çürük azı dişinin kenarında Yaralı kalbim gürbüzdü sevişkendi Bir şehir hırgüründe karanlık olmadıkça     Ben neyim varsa taşırım neyim varsa taşırım     Bir marangoz gibi kulağımın arkasında     Ah benim güzel cahilliğim     Ağaçlar ...

kışındır

şimdi bu kışa girişin hüznü müdür o mudur acaba bu iri iri sevmekler deniz o eski mühür o mudur acaba mavi isterse mavi kalsın ister ölümle değişsin kendini ellerim bu hüzünde her şeye karşı kırgın kaba saba çocuklar vardı çarşıya indiğimde hemen hemen günsonu ellerini verdin tuttum tamam ağzım da ver bir daha durup durup yüceltiyorsun şu korkak şafağımı incelmiş bir mor olarak çıkıyorum böylece her sabaha şimdi bu hüzün nedir sanki kara kazağım sırtımda işte bir duman, bizi tüten, işte bir duman ki kapkara kışa nasıl başlanır bahçelerde, çiçekler nasıl başlarsa bir balıkçı denizin dibine öyle başlar her defa şimdi bu kışa girişin hüznü müdür o mudur benim her duygum biraz hüzün gibidir. Meselâ Turgut Uyar

Mutluluk Anıtı

Mutluluğun capcanlı anıtını gördüm geçen gün Dimdik bir yokuştan çıkıyor Çok yaşlı bir kadınla bir erkek Kol kola elele Dayanmışlar birbirine Bakışları gülüşleri titrek titrek Sanki yapışıp kaynaşmışlar Buruşuk dudaklarıyla öpüşerek Bakıyorlar gözbebeklerine İlk günkü gibi ürkek Kim görse onları inanırdı Bu aşk sonsuza denk İlk günkü gibi sürecek Bir ayrılsalar birbirinden Sanki ikisi birden Düşüp birbirinin kucağına Hemen oracıkta can verecek Her ilk aşk böyle bitecek sanılır Sonu düş kırıklığı olsa bile Mutluluk anıtına inanılır En güzel aldanıştır aşka inanmak Aziz Nesin

Yaz Yadırgaması

sanıyorum bu gelen hüzünlü bir yaz olacak öyle ki bütün akşamları hüzünlü dutları ve karpuzları kavruk sevgilim, dutları ve karpuzları kavruk güneyden gelen adamların bile terlediği ellerimin solgunluğundan anlıyorum bunu ve zayıflığından bir bakıma örneğin bankalar karşısında ilgisiz silâh önünde durgun ateş tutsa irkilmiyor buna karşın aldığı her yaprak bozarıyor parmaklarında sana dokunduğundaki soğukluk da bundan yankılanan sesleri bile duymuyor deniz bir kavganın anısı ve geleceği olarak gitgide mavileşiyor damarlarında sevgilim işte öyle bozarıyor, al sana doğrusu ben de yadırgarım böyle yazları her şey sözgelişi yerli yerinde ve rüzgârın hükmü yok bir adam kalkıp bir yerden bir yere gitse kılı kıpırdamıyor bir ormanın ve çalman bir otomobilin çalışkanlığı kelebek camı kaputu kaportası hüzün vermiyor kimseye şimdilik ve senin dudaklarında biriken kuruluk sevgilim bu yazdandır Turgut Uyar

içimden kuşlar göçüyor

"Bu gene geçmişin baştan çıkarıcılığı olsa gerek. Şu anın geçmiş zaman olmasını bekle. Ne denli mutluyduk anlayacaksın.(Susan Sontag)" (s.9) "Bir zamanlar olduğumdan daha yaşlı olmayı isterdim. daha dingin, deneyimli, bütün olumsuzluklardan kurtulmuş, dünyaya yukardan bakabilen biri. Belli yaşa gelmiş, tutkulardan arınmış, durulmuş oturmuş kadınlara hayranlık duyar, imrenirdim. Onları hayatlarının hesap sağlamasını yapıp kadınlık sınırını aştıklarını, gözyaşlarını arkada bıraktıklarını, sevilmeye fazla gereksinme duymadıkları için artık acı çekmediklerini düşünürdüm. Şimdi gençliğimde özlediğim yaşlardayım, ama hâlâ olmayı umduğum kadın değilim. Bu modelin bana pek uyduğunu da sanmıyorum ayrıca. Olgunluğu niteleyen bütün iyiniyetli sözcüklerin arasında başıboş dolaşıyor, yan yollara sapıyorum bu yüzden." (s. 9) "Yaşanmış yılların insanın üstünde birikmesi dokunaklı. Bazen umutsuzluğa, birçok şey için geç kalmış olduğum kaygısına kapılıyor, hayatımı kendi k...

İhvaniye

Seyyid Hasan Hüseyn'ı'ye Niçin akıl sahiplerine öğüt verelim? Gelin aşktan söz edelim. Bütün ibadetlerimiz alışkanlıktır Ah, alışkansızlığa alışabilesem Ne olur her namazdan sonra Bir çiçek için iki rekât kılalım Niyet ederken namaza Gelincik çiçeğine yakınlık dileyelim Ne olur her kunut duasında Biraz da "dinle neyden" söz edelim Ne olur aynalarda Allah'ın güzelliğini ziyaret edelim Ayrı mı yoksa dalga denizden Niçin "tek"e "çok" hükmü verelim? Çokluğun sonucudur dağınıklık Gelin birlik alıştırması yapalım Tıpkı "mahiyet" gibidir senin "varlık"ın Niçin yeniden "asalet"ten söz edelim? Eğer bizzat aşksa asıl sebep Niçin "sebep olan" ile "sebep"i tartışalım? Gel, duygu ve düşüncenin cebini Sevgi ve şefkat çereziyle dolduralım Gülşen-i Raz'la, Akl-i Sorh'le Kimya-yı Saadet'le dolduralım Geliniz, tıpkı Aynu'l-Kuzat gibi Akıl ile din arasında ha...

Aşk Dilinin Grameri

Uzak dursun gönlün eteğinden aşkın eli! Gönle hüküm vermek mümkün mü ki? Denize hükmedebilir misin Ki gönlün anmasın hiç sahili? Mümkün mü "Dur" demek dalgalara, Ya da durmasını emretmek rüzgâra? "Özne"mize kim koyduysa "yüklem"siz Şu aşk dilinin gramerini İyi biliyordu elbette, keskin kılıcın, Bir sarhoşun eline verilmeyeceğini. Kayser Eminpur Çeviren: Ali Güzelyüz