Ana içeriğe atla

Kayıtlar

İspanyol Ölüsü

Bunun hesabı sorulmadı Gözyaşlarının hesabı sorulmadı ama sorulacak Madrid'in, Barcelona'nın, Valencia'nın gözyaşları Bu gözyaşlarının hesabı sorulmadı. Almeria'nın, Badajoz'un, Guernica'nın döktüğü kan Bu kanın hesabı sorulmadı. Gözyaşları yüzlerde kurumuş Kum üstünde kurumuş kan. Gözyaşlarının hesabı sorulmadı, kanın hesabı sorulmadı Sorulacak bunların hesabı. Çünkü Guernica'nın adamları konuşmaz. Almeria'nın çocukları sessizdir Badajoz'un kadınları dilsiz Dilsizdir onlar, sesleri çıkmaz, sesleri çıkmaz Boğazlarını tıkamıştır oranın kumu Konuşmazlar, konuşmayacaklar da ve çocuklar Almeria'nın çocukları usludur Kıpırdamazlar, kıpırdamayacaklar da Vücutları kırık, kemikleri kırık, ağızları Çünkü ölüdür onlar, dilsizdir hepsi. Yanılmayın Hesap sorulmayacak sanmayın. Yanılmayın Dökülen kanın hesabı sorulmamışsa Yalanın hesabı sorulmayacak sanmayın Yanılmayın Bunun hesabı sorulacak Sorulacak ama Vakit var Vakit va...

Yıldızlı Gece

“Bu beni dehşetli bir ihtiyaçtan alıkoymuyor – hadi söyleyeyim – dinden.  Sonra gece dışarı çıkıp yıldızları resmediyorum” -Van Gogh'un kardeşine bir mektubundan Şehir yerinde değil, sıcak gökyüzünde boğulan bir kadın gibi yükselip kayan karaşın bir ağaç dışında, Şehir sessiz, kaynıyor gece onbir yıldızla Ah! yıldızlı yıldızlı gece! Ben böyle ölmek istiyorum Hareket halinde. Her biri canlı Ay bile esniyor turuncu rengiyle sürmek için çocukları, bir tanrı gibi, gözünden Yaşlı ve esrarlı bir yılan yıldızları yutuyor Ah! yıldızlı yıldızlı gece! Ben böyle ölmek istiyorum: Atılıp kollarına gecenin canavarının o büyük ejderha tarafından yutularak hayatımdan kopmak istiyorum, izsiz işaretsiz ne bir dans ne bir ağlama. Anne Sexton

Meleklerle Arkadaşlık Etmek

Bir kadın olmaktan bıktım, bıktım kaşıklardan ve postadan, bıktım ağzımdan ve göğüslerimden bıktım kozmetiklerden ve ipeklilerden. Hâlâ masamda oturan adamlar vardı, sunduğum çanağın etrafını çevrelemiş. Çanak doluydu mor üzümlerle ve kokusundan dolayı sinekler üşüştü ve babam bile geldi beyaz kemiğiyle. ama cinsiyetle ilgili şeylerden bıktım. Geçen gece bir düş gördüm ve ona dedim ki… “Sen cevapsın. Sen kocamdan ve babamdan çok yaşayacaksın.” Zincirlerden yapılmış bir kent vardı o düşte Jan d’Arc’un ölüme erkek giysileriyle götürüldüğü ve meleklerin doğasının anlaşılmaz olduğu yerde, ikisinden hiçbiri aynı cinsten yaratılmamıştı, birisi bir burunla, birisi elinde bir kulakla, birisi bir yıldız çiğnedi ve yörüngesini kayıt etti, her biri kendine boyun eğen bir şiir gibi, Tanrı’nın işlevlerini yerine getirdi, bir insandan farklı olarak. “Sen cevapsın,” dedim ve girdim, uzanarak kentin kapılarının üstüne. Sonra gevşetildi etrafımdaki zincirler ve yitirdim bil...

Büyükbabam

Büyükbabam dikmişti köydeki genç ağaçları, büyükbabam çakmıştı nallarını köy atlarının. Köyün çitlerini inşa etmişti büyükbabam, buğday dövülen yerleri kendi yapmıştı. Sulamıştı meyve bahçesini, kazmıştı tarlasını, alnının temiz teriyle geçindirmişti ailesini. Büyükbabam sürüp ekmişti toprağı; hasatta ağrırdı orağı tutan elinin bileği. Büyükbabam düşünürdü ve konuşurdu toprakla, ağlardı bulutlarla, gevezelik ederdi suyla... Bir gün, ayakları ansızın büküldüğünde, şaşkınlıktan donakaldı ve kızardı utancından. Bıraktı sabanı nefes almak için: soğuk terler boşaldı alnından. Büyükbabam uzandı sürülmüş toprağa ve uyudu, toprakla bir oldu, onu besleyen toprakla bir. Hamo Sahyan Çeviren: İsmail Haydar Aksoy

şimdi iyi şeylerden susmalıyım

"azra'ya" şimdi iyi şeylerden susmalıyım uzun uzun alnımda kaynayan göğün müptezel alevinden damlayan atları koşmalıyım intişar caddelere ilkin kavmime susmalıyım kavmim bana susmalı ilkin ben buharlaştım güneşin suçu yok suçu yok kaatilin kurşuna duyarlıyım ölüler kazanılmış susku çiçekleridir evet evet balıklar da boğulur suyun yükünden hiçliğin çeşmesi akar parmaklarım akar nasıl da akar biz sızıdır derinlere, ta derinlere aktıkça erozyondur ruhumun ağaçsızlığına... sonra bana susmalıyım ağzıma susmalıyım sakırga doyana dek susmalıyım uslu köpekçik sonra o benim cinayetim o polisler bana benim adı geçen telsiz anonslarında adına sansür konan anarşist benim nabızda ikilem... Rabb'im yalnızlığa rölans... Rabb'im kargaşada cezm... Rabb'im faili malumdur yaşamak, Rabb'imdir ve hamd O'nadır. hadi sevin bu son yenilgindir kalbim başını yere saplayıp son çıkışın buralardan duvara yaslanan kurşun geçirmez takkesiyle konuşur Kim...

Güz

Güz- kuşlarla bulutlar bile yaşlı görünüyorlar Başo

günler ne kadar kısa!

Bütün gün şakıdı durdu tarlakuşu- günler ne kadar kısa! Başo

Haiku

Tırtılın biri Kemiriyor çeltiği Ses çıkartmadan Başo

Güz rüzgarları esiyor

Güz rüzgarları esiyor gene de ne kadar yeşil kestane kozalakları Başo

Yetmez mi sana bister ü bâlin kucağım

Yetmez mi sana bister ü bâlin kucağım Serd oldu havâ çıkma koyundan kuzucağım Âteşlik eder sana bu sînemdeki dâğım Serd oldu havâ çıkma koyundan kuzucağım Sen böyle soğuk yerde niçin yatar uyursun Billâhi döğer dur hele dâyen seni görsün Dahi küçüceksin yalınız yatma üşürsün Serd oldu havâ çıkma koyundan kuzucağım Yaklaştı şitâ ebr-i siyeh tuttu cihânı Kalmadı sabânın gezecek tâb ü tüvânı Kurbânın olam geçti Boğaz seyri zamânı Serd oldu havâ çıkma koyundan kuzucağım Bir câm çek ey gonce-dehen def'-i humâr et Çeşmimde hayâlin gibi gel geşt ü güzâr et Nakşın gibi âyine-i sînemde karâr et Serd oldu havâ çıkma koyundan kuzucağım Der sana Nedîmâ bunu tekrâr be-tekrâr Bigâne ile etme sakın azm-i çemenzâr Gürgân gibi ağyâr kaparlar seni zinhâr Serd oldu havâ çıkma koyundan kuzucağım Nedîm