Yabancıyı Tanımıyorum

ne yabancıyı tanıyorum ne de geçmiş güzel günlerini
bir cenaze gördüm ve yürüdüm ardından naaşın,
öne eğerek başımı saygıyla,diğerleri gibi.
bir neden bulamadım sormak için:
kim bu yabancı?
nerede yaşadı ve nasıl öldü(ölüm nedenlerinin çoğu
hayat acısındandır).
sordum kendime:bizi mi görüyor yoksa yokoluşu mu?
ve nihayetten midir üzüntüsü?
benim bildiğim,açılmaz menekşe örtüyle kapanan naaş
veda,teşekkür ve gerçekleri fısıldamak için(gerçek nedir ki?).
belki o bu saatlerde gölgesini sarmalıyor,bizim gibi,
lakin o ağlamayan tek kişidir bu sabah
ve üstümüzde kartal gibi havalanan ölümü görmeyendir
(yaşayanlar ölümün amca çocuklarıdır ve ölüler
uyurlar sessiz,sakin,huzurlu..)
ve bir neden bulamadım sormak için:
kimdir bu yabancı ve adı nedir?(adında şimşek parıltısı da yok)
ardından gidenler yirmi kişi ,benim dışımda(ben ayrıyım)
kilisenin kapısında düşündüm:
belki o bir yazar,bir işçi veya mülteci
bir hırsız veya katil farketmez,
ölüler ölümün önünde eşittirler
konuşmazlar ve düş görmezler belki
benim cenazem olabilirdi yabancının cenazesi,
lakin ilahi bir durum ertelemekte
birçok nedenden dolayı
bir tanesi:şiirdeki büyük hatadır!

Mahmud Derviş