Ana içeriğe atla

Güvercin Gerdanlığı'nın Avlusuna Yuva Yapan Güvercinler


Beyaz ipek gibi yağdı kar
Bir kız kardan hafif yüreğiyle
Geçip gitti güvercinleri anımsatarak.


Ataol Behramoğlu


Sen elimden tutunca
Bir mavilik çökerdi gözlerime
Sonra tüm denizler çekilir
Bir orman uğultularla sarsılır
Bir güvercin sürüsü havalanırdı
Kış bürümüş yüreğimden

Tuğrul Tanyol


onu vurdular
gözümle gördüm onu
bir güvercin havalandı.

Behçet Aysan


başını menekşeye koydu, uyudu
bir güvercin çalılığın orada

Edip Cansever


Güvercinlere emanet ederdim yüzümü
Aç gagalarını ıslatırdı gözyaşlarım

Didem Madak


Zümrüd-ü anka uçar senin bakışlarında
Benim rüyalarımda birkaç deli güvercin

Nurullah Genç


Ya da her bozulduğunda yuvası
dehşetli bir tutkuyla aynı yere
çer çöp taşıyan güvercine.

Ali Lidar


Sonra bu güvercinler niye varlar
Bir anıyı yaşatmak için mi

Erdem Beyazit


Birden güvercinli güvercinli gülüyorum
Bak
Sevdamıza bir numara dar geliyor sanki şimdi yeryüzü

Akgün Akova


ak bir yaban güvercini
gibiydin aşk
vişnelere
bulaştın kirlendi beyazın.

Behçet Aysan


sen bende daha bitmedin ki
gönlü güvercinli kadın

Tekin Gönenç


Dallarında defne ağaçlarının
İki çıplak güvercin gördüm,
Biri ötekiydi,
Ama hiç kimse değildi ikisi.

F.G. Lorca


balkonum güvercin güzergâhı,
banyomda kabilesinden kovulmuş örümcekler

Turgay Demir


türküsü ağaca takılmış güvercinler
türkülerini aramaya gittiler
dönmeyecekler
Köksal Özyürek


Kuşları temaşa eden yedi adamdan biri
‘Ben yedinci güvercinin kanadında
Siyah bir nokta görüyorum.’
Der.

Halil Cibran


Yüreğini
Avuçlarında bir güvercinin
Yüreğiyle yatıştıran çocuğun
Bileklerinde çözüp
Doldurduğu şeyi
Sana anlatmalıyım…

Nihat Behram


Siyah kahırdı yaşadıklarımız, cesur bir güvercin ayaklandı bundan
Gözlerimiz mahcup bakardı, un ufak olmuş devrim çocuklarıydık
Aşk kadar kısacık ömrümüz vardı, korkmazdık uçurumlarda yaşamaktan.

Engin Turgut


Korkuyla kaçışıyor güvercinle karanfil
Dönüp arkama bakmıyorum

Edip Cansever


Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza

Turgut Uyar


güvercinim/ ürkek ve sıcak/
sokulmuş koynuma uyuyorsun

Emre Gümüşdoğan


İki güvercin ey ömrüm
yılların omuzuna tünemiş
biri hayat, öteki ölüm
yaşadığım olsa da

Refik Durbaş


gün sessizce çekildi güvercin rengi kubbelerden
ezanlar doldurdu kuş yuvalarını

İzzet Yaşar


bu yolu buraya mavi otobüsle kasten getirmişler
tuhaf güvercin dalgalarıyla

Şeyda Mohammedi


Ey avlanmış atın falı, ey yeniden başlamanın
Aç güvercini! Falımız yok bizim.

Melih Cevdet Anday


Bölüştürülen mutluluk günün bütün saatlerinde
Çeşmede güvercinlerin içtiği inciler doğusu gibi

Aragon


sen yanıma gelince
yıldızlar
koşuşur karanlığa
güvercinler
ayaklanır

Behçet Aysan


Atmacanın pençesinde atmacayı kendinden geçiren
Bir güvercin ki ne gören olmuş
Ne işiten

Cahit Zarifoğlu



bilenmiş yoksulluk
hasta posta güvercinleri
kokusu beslenmese
ölecek çocuk

Hamdi Özyurt


Telaşını taşıyorum yıllardır
Konuşurken birbirine vurduğun parmaklarının
Ve içine yüreğini koyup koyup
Ak güvercinler gibi ağzından uçurduğun
O büyülü, sıcak, doğru sözlerinin…

Şükrü Erbaş


Bulacağız biz güvercinlerimizi yeniden bir gün,
Ve tutacak güzelliğin elinden sevgi.

Ahmed-i Şâmlû


omzumuzda mırıldanan güvercinler dahil
aldatıyor bu kahperengi hayat bizi

Özge Dirik


Bütün uçurtmalarımı göğe salıyorum
Güvercine bulanıyor o yılgın avlular

Ali Emre


Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.

Pablo Neruda


Sedeflerinden yapılmış İstanbul camilerinin taşları
Beyaz güvercin kanadı köpüklerinde kubbelerini gördüm camilerin

Sezai Karakoç


Korkma, hiç yaşanmaz nasılsa,
artık posta güvercinleri yetişmiyor düş bahçelerinde
Ulaşmaz ellerine parmak uçlarımda yazılı mahrem şiirler

Cihan Oğuz


ellerim çenesi düşmüş bir adam
dudak dudağa iki kadından başka
bir hiç şimdi güvercinler

Müşir Fuat


tanışana kadar vardır
sardunyasız dünya
güzelsiz, güvercinsiz

Serkan Yıldırım


Geceleyin damlar üzerinde güvercinlerin sesi
Hapishanelerin iniltisi dalgıçların incisi
Şarkı söyleten ve susturan her şey sensin

Louis Aragon


Ve toprağa bakıyorlar
Masum güvercinler
Kendi beyaz burçlarının tepelerinden

Furuğ Ferruhzad


ölüm girmeden aramıza
kavuşacağız elbet
öpüşürken iki güvercin

Nuri Can


senin bakışın
bulutlarla yanak yanağa gezen kırlangıç
uçurumların anlamını bilen albatros
yağmurlu günlerde güneş devrimi yapan güvercin

Akgün Akova


Ansı bir gün mısır serptiğin güvercinleri
Nasıl mutluydun ölümsüzdün cömerttin

Necati Cumali


Yaşamaya yerleşiyor seniha
Kendi yaşamına
-Güvercinsiz bir avlu mu? olabilir
Sırları dökülmüş bir ayna?-

Edip Cansever


Ve büyür gözlerimde güvercin güzelliğin
Sonra bıkıp usanmadan sabahlara dek
Biri durur kapında korkulu ürkek…
O duran benim.

Yavuz Bülent BÂKİLER


Kamyona, yerli gelenekle,yüzüm açık yükleneceksem,
bir şey damlayabilir alnıma bir güvercinden; uğurdur.

Nazım Hikmet


Bir güvercin kadar hafif kelimelerle konuşalım isterseniz
kısayısa mutluluklar dileyelim birbirimize

Özkan Mert


İnsan dediğin saçaktaki
Güvercinin farkında olacak
Ve bir çiçek açacak kendince.

Metin Altıok


Yıl 2000
Tekke ve zaviyeleri kapatıldı kalbimin
Tombul güvercinler dolaşırdı kiremit çatısında
Bulutlar akardı paçalarından, uğuldarlardı.

Didem Madak


Şimdi bir güvercinin uçuşunu bölüyoruz
Gökyüzünün o meşhur maviliğinde
Uzun saçlı iri memeli kadınlarıyla
Bir akdeniz şehri çıkabilir içinde
Alıp yaracak olsa yüreğini
Şimdi bir güvercinin

Cemal Süreya


Öpücükler kondurup bu küçük armağana
Şiir-söz taşıyan bir güvercin uçuruyorsun.

Ahmet Necdet


Yürürken sağ omzuma hafif sesle ötüşüp
- Bir evden anlaşılmaz fısıltılarla düşüp -
Bembeyaz bir el gibi bir güvercin konacak

Sabri Esat Siyavuşgil


Sökülür durmadan uzayan ipliğiyle,
Sarılır mekiğine sabahın
Ürkek bir güvercin halinde.
Ve sen eksildikçe o güvercin tamlanır,
Kanatlanır böylece köpüren özlemiyle.
Uçar gider geçmiş bir günün ardından,
Bir tüy kalır geriye senin bittiğin yerde.

Metin Altıok


Bunlar ne belleğimizde uyanan sarı güvercinler,
ne de anılardır kuşaktan kuşağa akan.

Pablo Neruda


neden yanılgılar peşimizde
karabasanlar gibi gezer
yenilgilere düşmeden
uçurmalıyız artık içimizdeki beyz güvercinleri

Zafer Şık


her gece konuşunca güvercinlerle sadece
insan anlıyor neydi o uyar’da taklit edilemez olan
insan anlıyor nedir bize sarılmayı öğreten

Zeynep Elif Arkan


Tam öğle vaktiydi gittin
Köy öğle sıcağıyla uyuyordu Soluk soluğaydı tarlalar
Güvercinler gökyüzüne uçmuşlardı
Balkondaydım. Yalnızdım. Bir başımaydım

Tam öğle vaktiydi gittin…

Rabindranath Tagore


Kuşlar kaçmıyor benden;
Bir güvercin kanadında okşuyorum
Göklerin maviliğini.
Serçelerin cıvıltısıyla siniyor içime

Cahit Sıtkı Tarancı


Bütün camlarda akan kanın buğusu, özlemin koyu gölgesi
şimdi yalnız bir güvercin annem, daha çok bir kemençe sesi

Veysel Çolak


İstanbul’u mahur makamında selamlarım

- Günaydın Kadıköy vapuru
- Günaydın Kızkulesi
- Günaydın hülyalı martı
- Günaydın avludaki güvercin

Hüseyin Avni Cinizoğlu


ah İstanbul, beni inciten şehir
gençliğimin ince sızısı
öksüz çoçuklar geziyor şimdi içimde yalınayak
kanadı kırık güvercinler

Nuri Can


Birgün gidersem,
Haydarpaşa’ya iner inmez
Denizi kucaklayıp gözlerinden öpeceğim
Emirgan’da çay içecek
Yenicami’de güvercinlere yem verecek
Sonra gidip çığlık çığlık
Martıları seyredeceğim

Gülcihan Atalay


ve bilmiyordu kimse
yüreklerimizden uçan
üzgün güvercinin
inanç olduğunu.

Furuğ Ferruhzad


Andolsun temaşaya
Ve sözün başına
Ve zihinden uçuşuna güvercinin
Ki bir kelime var kafeste

Sohrab Sepehri


Üstünde güvercinler gezen şu rahat damın
Kalbi atar ardında birkaç mezarla çamın

Paul Valery


güvercin dönüyor
bir dal zeytinle

Murathan Mungan

Sesini yapraklara kazırdım
Göğüsünü Şam güvercinlerine benzetirdim
Ve denize uzanmış bir balkona

Nizar Kabbani


Senin şiirin senin yüzün.
Yaralı bir güvercin misali
Başımın üstünde dolanır durur.
Gelir sessizce konar, bu şiirin bir yerine

Bedri Rahmi Eyüpoğlu


Şanssız mıydık? haksızlık olur şimdi
Düşünsene nasıl geçmiştik hızla
Birleşen iki güvercinin arasından
Hiç dokunmaksızın onlara

Cemal Süreya

ve yaşasın barış!
diyen kardeşin omzuna konan güvercin
gider mi gider gitme desen de.

Tuğrul Asi Balkar


dallar kırılırken
ince bir sızı güvercin kanadında

M. Aşır Karabacak


bahçemde,
kanayan; ama sessizce kanayan bir ağacın
melali kuşanan yapraklarını
iki güvercin okşuyor kanatlarıyla

İsa Karaaslan


Konsun –yine- pervazlara güvercinler,
“Hû hû”lara karışsın âminler…
Mübarek akşamdır;
Gelin ey Fâtihalar, Yâsinler!

Arif Nihat Asya


İstanbul her günkü yaşantısı içinde, uğultulu,
Güvercinler güneşten bir sessizliği biriktiriyor

Cemal Süreya


Yok senin gibisi
Eriyen karından güvercinler su içer 

Nizar Kabbani


Girdapları, hortumu; benden sorun akşamı,
Bir güvercin sürüsü gibi savrulan fecri. 

Rimbaud


bakarsın bir haber getirir
ak güvercin kanatlarında gülücükler 

Önder Yılmaz


nehrin kızını yazmak istiyorum nehri öpen dudaklarını
kaçak bir güvercin oluyor yüreğim, bir rüzgar
güz, hırkama altın ışıklar bırakıyor, kendimi şehre bırakıyorum 

Cafer Turaç


içimde büyüttüğüm
bir güvercin uçurdum yüreğimi canandan
saat oniki oldu
ağlamak bana düştü

Müştehir Karakaya


Güvercin
Pencerede kopan alkış

Melih Cevdet Anday


sarıya boyamışlar evlerimizi
sanki güvercinsin, kanadındayım.

Cafer Turaç


ve ben biliyorum
örümceği, mağarayı, güvercini, asâyı

Ferman Karaçam


ankara garına usulca
ikindi yağıyor
bir güvercin çırpınışı yüreğim 

Müştehir Karakaya


yadsıdıklarımızdan bir yaz kalmıştı geriye, susarak
gölgesinde güvercinler vardı, ürkütmediğimiz

güvercinler ne şanlı saatleridir gökyüzünün!

Tuğrul Asi Balkar


Hoşça kal havuz, bütün güvercinlerim,
İnce bakışlarınız, yuvarlak uçuşunuz,
Onları unutmadım, yumuşak tüyleri de,

Max Jacop


Kim bilebilirdi artık
Yüreklerden kaçan o üzgün
güvercinin
İnanç olduğunu…

Furuğ Ferruhzad


Yine de severim sözcükleri.
Tavandan düşen güvercinlerdir sözcükler.

Anne Sexton


‘sessizliğin sesi’ni, sonsuzluğun sesini
açıkça işitilir kılan,
daha gür, daha beyaz,
daha cesur kanat vuruşlarıyla
gökleri çatırdatan
‘tedirgin güvercinler’…

Cahit Koytak


ömür bahçesinden uçmaya kararlı
bir güvercinin boynunu koparmayı düşünürken
Güvercin Gerdanlığı’nı ah evet belki bunu için sevdim ben

Mehmet Can Doğan


Adamın kafasında koskoca bir güneş var diyorum ben
Adamın kafasında sultanahmedin güvercinleri
Gülhanenin ağaçları
Oturacak yerleri parkların

Erdem Beyazit


Bir an dudaklarıyla
Değen alnımıza masmavi
Bir güvercin kanadı gibi
Ey annelerin sesi

Erdem Beyazit


sarılırken mesafe koyuyorum kendimle arama
atılmasın diye içimdeki kedi
masum güvercinlerin üstüne
kahkahayla ağlayan kac kisi var söyle?

Turuncu


Kalbimin güvercinine bakan cefa
Kanımda günbatımısın sen

Özlem Sezer


Garip telâşını, binlerce fecrin
Ocağında nezir güvercinlerin
Hülyâm o kıvılcım ve kül yağmuru
Çırpınır bu beyaz mahşere doğru!

Ahmet Hamdi Tanpınar


Gülerken yüzün
Dem çeken bir güvercinin sesini

Gülten Akın


Buğday havada durdurur kurşunu
Onlar başkası değil bir çift cami güvercini
Güvercin buğdayın ağzında sırayla
Göğü soluyan bir ejdarha gelecek şehirlere
Bir zaman bıldırcınlar ve kırlangıçlar
Nasıl alınırsa ağıza ve ağırlanırsa

Cahit Zarifoğlu


Ne güvercin umurumda artık
Ne kışkırtır beni şahin

Hakan Şarkdemir


Yukarda bembeyaz bir güvercinin
Mavi bir balkonun bulutlarından
Benim toprağımı aradığını

Onat Kutlar


oysa
mor bir şafaktasın
canım sevgilim
güvercinim

Aria Ay


kapama gözlerini; karanlıktan korkarım
atlılar kaybeder yolunu, hasretimin
posta güvercinleri geri dönmez ülkeme
yaslı dereler gibi mutsuzluğa akarım
kapama gözlerini; karanlıktan korkarım

Nurullah Genç


karımın gözlerinden güvercinler havalanıyor, sırtımı dönüyorum duvara
tanrım! benim gözlerime ilişen karanlıklar! karanlıklar! karanlıklar!

Cafer Turaç


Muhassen’e uğradım -çağırdı demin-
Firuze ve turuncu deniz kabuğu alaşımı Muhassen’e
Yedi lamba, yedi güvercin saçlarında

Edip Cansever


Biliyor musun: güvercinler isterlerse (ve istediklerinde) kanatlarını dimdik tutup, havada hiç kıpırdamadan durabilirler. En azından bir süre için…

Oruç Aruoba


bir ıslıkla, gecenin çok saklı sokağına. ürkütmekten
korkarak elinin güvercinlerini, kimseler dokunmaz saçlarıma.

Hilal Karahan


biz bu sokağı fesleğenli bilirdik, ezelden
şurada bir çeşme vardı hani
suyu güvercin sebili, gölgesi söğüt!

Perihan Baykal


çok önce miydi, elimizdeydi bir masada saatlerce susmak
boynumuzda güvercin gölgeleriyle kalkardık çınaraltından

Akif Kurtuluş


İçimde kaç güvercin tutsak
Kaçının kanatları kırık
İyice anlıyorum.

Mehmet Fidan


Gökyüzü kararıp şehrimin üzerine kapaklanıyor. Ayağı taşa takılan güvercinim ağlıyor.

Turgay Demir


Ağıtı yaralı kuşlar konar alnıma
Sesini sebil etmiş çeşmeler durulanır
Güvercin uykulardan bir menekşe uyanır
Zamanın aynasında salınır salkım söğüt
Göğün kırlangıcını şu ağaç tanrı sanır

Bülent Özcan


Yüreğim bakışlarımda
Ve sonra kanatlarımda şimdi:
Sarhoş bir güvercin gibi
Dalıp giriyorum
Onunla gözlerine,
Ruhuna,
Ruhun gök katlarına,
Göğün saklı bahçelerine.

Cahit Koytak


abimin acıyla yontulmuş yüzü
yaşlı bir güvercin gibi düşer avuçlarıma
dağılır ses olur acısı
ezberlediğim bir öğüdü yineler bana

Arkadaş Z. Özger


İstanbul’u dinliyorum, gözlerim kapalı;
Serin serin Kapalıçarşı
Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa
Güvercin dolu avlular

Orhan Veli


Yakut dalgalar ayaklarımın ucunda
parçalanıp bütün yıldızları saçacak,
avuçlarımda iki güvercin
doğmuş olacak;

Konstantinos Karyotakis


Gidiyor dansöz gibi
Yere ve göğe açık avucunda o kan
O işlem onda güvercin ve sevap
Onlarda en ağrımalı yara
Ve yollanıyor o güvercin onlara
Güvercin değişiyor gittikçe ondan
Güvercin değişiyor vardıkça onlara

Cahit Zarifoğlu


Ölümsüz günler onlar, bir hiçle beslenen
Zaman dışı güvercinler, uçma bilmeyen

Oktay Rifat


koltuğunun yerini değiştirdim dün
yüzün beliriyordu camda
dudaklarından geçen güvercin
tozunu alıyordu sözcüklerin
sen ağzını açmıyordun ama

Enver Ercan


görgü tanıkları, posta güvercinleri, akbabalar
aşk çekişen biri var olay yerinde, belki o aklar

Akif Kurtuluş


Bir ağır çekimde yüzlerimiz
Şöyleydi
Su içen güvercinler gibi ürkektik, bakışıklıydık

Edip Cansever


Demek hançer yarasıyla süzülüyor güvercin
Otobüs durağından göğün uçurumuna doğru

Metin Cengiz


iki güvercin uçursalar
nerede olduğumuzu bilsek

Attila İlhan


Gökyüzümüz mü hani nerede? Sahi nerde bizim gökyüzümüz
hani lokman bulutlarımızda güvercin lekelerimiz?

Metin Eloğlu


ah, yine mi bir güvercin
parlamış gönlünün yokuşundan,
yel olup günboyu uzaklaşmış;

İlhan Berk


ben bu müphem dünyada acılarla sarhoşum
olmadı hiç rüyamda bir güvercin kafesi
dünyada olamadı benim bir sai kuşum

Sıtkı Caney


İçim güvercinleri okşamış gibi rahat
Sen yanımdayken ister istemez

Turgut Uyar


Bir çift güvercin havalansa
Yanık yanık koksa karanfil
Değil unutulur şey değil
Çaresiz geliyor aklıma.

Melih Cevdet Anday


Siz rüyalarınızda yaşayıp durursunuz
Siz güvercinleri gözlerinden vurursunuz

Sezai Karakoç


Şehirde yüzlerce güvercinsiz otobüs tavanları
Güllerini en ucuza harcayan bir çiçekçi
İki yasemin arasına salıncak bağlayan bir şair

Sohrab Sepehri


Nice geçilmemiş yollardan geçti
Güvercin pınarının çevresinde dolaştı

William Wordsworth


biliyorum
şiirle şarkıyla olacak iş değil bu
dalda narı
tarlada ekini kızartmaz güvercinin gurultusu

Hasan Hüseyin Korkmazgil


- Nedir ayrılık delikanlı?
- Yuvalarına girmeyişi güvercinlerin.

Süreyya Berfe


fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına
bir güvercin uçurup kıtalar arasından
çağırdın beni
geçerek birer birer sürgün kanyonlarını

Nurullah Genç


kalbimden
aşk da
acı da
her şey ama her şey geçer
kör
bir güvercinin
türküsü
bile.

Behçet Aysan


güvercin gözlerine yakışmıyorsa yağmur
nasıl açabilirim bulutlara derdimi
nasıl geçebilirim mayınlı köprülerden..

Nurullah Genç


sevgilim
dökülürken tüyleri
savaş uçaklarına çarpan güvercinlerin
her gün değişen atlasların içinde tara saçlarını
ve yalnızca kanatlarına güven

Akgün Akova


Ve ölüm
Bir güvercin
Beyaz
Süzülen masmavi gökten
Berrak sulara.

Erdem Beyazit


Biz seninle
eski bir cami avlusunun
sahipsiz iki güverciniydik 

Esra Ezher


gidiyorum..
eski plakları odaya serdim..
belki güvercinler
camı kırıp içeri girerler..
olmaz deme..
ben,
bu “belki”lere tutundum hep..
belki içeri girerler
belki değer gagaları plaklara
belki ben gittikten sonra da,
odam
duvarlar
güvercinler ve gece
sevdiğim şarkıları dinlerler..
b e l k i

Dilek Kartal


Güvercinler kuyusunda seher çırpıntısı
Cuma gecesinin kalp çarpıntısı,
Düşüncede karanfil çiçeğinin akışı
Hakikatin, uzaktan saf kişnemesi.

Sohrab Sepehri


Kalbim bir güvercin gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver, pervaz edeyim hep ardından..
Kalbim bir güvercin gibi titrerken adından.

Fethullah Gülen

Bu blogdaki popüler yayınlar

şair, dünya sana küsmüş diyorlar

Şair, dünya sana küsmüş diyorlar Sen barışamazken kendinle bile Her varlık beyninin bir uzantısı olsa neye yarar Çığrından çıkmış bu evrende? Doğanın bir anlık dalgınlığından doğdun Suyun ve toprağın yalnızlığından Hep kendi içinde yürür durursun Tanrılarının gücenik kalması bundan Kumdan kaleler yapıp bozmakta üstüne yoktur Beş duyunu yüzle çarptığın görülmüştür Şimdilik yirmi dört bilinmeyenli bir denklem yaşamın Bir gün elbet aylara, günlere de bölünür Şair, dünya sana küsmüş diyorlar Enlemleri, boy lamları birbirine karıştırdığın için Bizimle uzlaşmadı, diye bağırıyor dinibütün olanlar Sonun kötüye varacak, bildiririm... 1982 Ahmet Erhan

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

İnsanlıktan kaçmayan imam!

En son nefret söylemi kurbanı olan Beylikdüzü’nde kafasının arkasından tek kurşunla öldürülen trans arkadaşımızı duyduğumda şöyle bir geriye gittim... Seks işçiliği yaptığım 90’lı yıllarda bir trans cinayeti serisi başlamıştı. Travestiler bazen tornavida ile öldürülüyordu, bazen kurşunla, bazen de polisten kaçarken araba çarpıyordu. Arabalar yardım etmek için duruyordu, trans olduğunu görünce tekrar üstünden geçiyorlardı. Tabii ki aileleri tarafından reddedilen transeksüel bireylerin cenazelerinde de kimse sahiplenmiyor ve almaya gelmiyorlardı. Biz morga gidiyorduk. Bazen yalvarıyorduk, bazen durumumuzu anlatıyorduk. “Ailesi reddetmiş, kimse gelip cenazesini almayacak. Aynı soyadından kimse gelip imza atmayacak bu çok net” diyorduk. Bazı morg görevlileri pozitif ayrımcılık yapıyordu. Cenazeyi biz alıyorduk. Bazen ailelerin de sahip çıktığı oluyordu. Cenazelere hep katılıyorduk. Kimi zaman da belediye gömüyordu. Yine Kulaksız Mezarlığı’nda belediyenin gömeceği bir cenazeye katılmıştık. ...

MUTLULUĞUN TABİRLE İNŞASI

Bir padişah rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü görmüş. Sabah olunca bunu yorumlatmak üzere müneccimbaşını çağırtmış. Rüyayı dikkatle dinleyen müneccimbaşı üzülerek " Sultanım, bu rüya bütün sevdiklerinizin ölümünü göreceğinize işarettir ." demiş. Bu uğursuz yoruma öfkelenen padişah, müneccimbaşını görevinden azletmiş. Bunun üzerine huzura müneccimbaşının yardımcısı getirilmiş. Padişah, ona da aynı rüyayı anlatmış ve " Peki, sen ne diyorsun bu işe ?" diye sormuş. Genç yardımcı ise -biraz da çekinerek- " Efendim, bu rüya sizin, bütün sevdiklerinizden daha uzun yaşayacağınızı müjdelemektedir ." diye cevap vermiş ve yaptığı bu yorum sebebiyle ödüllendirilmiş. Kıssadaki her iki yorum da aslında aynı anlama gelmektedir. Ancak kelime seçimi ve üslup, sonucu tamamer değiştirmiştir: İlk yorum karamsarlık doğururken ikincisi umut ve güzellik aşılamıştır. Hayattaki olayların çoğu böyle iki türlü de yorumlanmaya müsait olarak kapımızı çalar. Kötüye de iyiye de yor...

YIKILAN DAĞLAR SEVGİLİM

Yıkılan dağlar sevgilim Yıkılan dağlar. Kayaların yürek kadar büyümesi Ve oynaması yerinden. Çıktığın o yükseklik Ne söyledi sana, Rüzgâr kestiğinde yüzünü Bakışın acıdığında ne? Bir denize bakıyordun Dalganın bir özgürlük vaadi olduğu O sonsuzluğa. Keske diyordun Yanımda olsan Ama uzaksın! Tam o anda Yüreğimde çatlayan bir nar tanesi Sen! Ve baktım Uzak deyişine. Aramızda evet İki deniz Binlerce nehir var Buzulların rüyalara sızdığı Bir kıyı ve de. Taşların taş olduğu Ve adımların Her şeyden fazla tanrıya yöneldiği Bir dağ duruyor aramızda. O dağ oynadı yerinden. Ve binlerce elin göğe uzandığı O yüksekliken Vadilere Nar gibi çatlamış yüreğim Ve açıldığıyla kalmış. Dağlar sevgilim Dağlar Yürekte başlayan karlı bir gece Ve sönmeyen ateş Beraber duyduğumuz Çocukluk sesleri. Kahkahalar dağlardan yuvarlanırken Uğuldayan geçmiş Ve masmavi dolunay Kimi bekliyor dersin? Şimdi gidiyorsun Dağın hatırı var. Ve adımların Bir inancın tekrarlanması gibi. Kral yoluna dizilen Bütün makiler Tarih önce...

GÜNEŞ YARASI

Kelimelerim  İki dağın arasında gidip geliyor. O inanmış kadın gibi Deli etekleri Taşları ezen. Bir yabancıyım  Kelimeler iki dağın arasında  Gurbet gibi bakıyorlar bana.  Öylesine gidip geliyorum  Gölgem yok  Ve güneş yaram benim  Hiç kapanmamış. Bejan Matur Son Dağ            Fotoğraf: Mart 2018 Antalya

KADER DENİZİ

V. Bölüm Ölüme yüzen kolların Açtığı uzay Bir haritadır. İzlense Görülür insan. Akdeniz’de Bir dalga Korkuyu sürükler, İnadı sürükler Bir dalga. Kader kadar karanlık Sular. Senin bakışların Soluğun karanlık. Geldiğin Afrika Burada işte, Geride bıraktığın Asya İçinde beklemenin. Büyük dağları Sayıklardın, Uzun rüzgârları, Kayalıkları yoklayan Her kanadın İzindeydin. Bir çocukluk hevesi Başka yerler, Başka yerlerden Başlar yakınlık. Korku mu o an Sularda büyüyen? Derinlere inerken Yükselen insandan, Korku mudur? Huzurdur belki! Akdeniz’de Çırpınan kolların Senfonisi Notalardan değil Bakışlardan. Bir müziğin Yapamadığını Yıldızlar yapar. Bir müziğin Eksik bıraktığını Yıldızlar tamamlar. Aynı nefesi tüketiyoruz Daracık bir hücrede Bir oluyoruz. Çünkü bizden beklenendir Karışmak, Bir olmak Biçilendir bize. Çünkü aynıydık Yola çıkarken Yol oyaladı Ve dağıttı bizi. Ama aynıyız yine, Aynı havayı soluyan Ve aynı ölümle Ölen. Olmadı! Duyulmadı sesimiz. Varlığımız görülmedi. Şimdi bu ıssızlıkta T...

DENİZLER DÖRT DUVAR

" Ve bırakıp gideriz, Gitmek kurtulmaksa..." Behçet Necatigil "Gidince bitecek mi bu sıkıntı, duvarları aşabilecek miyim gidince?" Salonun tam ortasında, ayakta durmuş, aynı sözleri tekrarlıyor: "Bitecek mi yani, bitecek mi?" Kahvesinden bir yudum alıyor, yüzünü buruşturuyor. İçilemeyecek kadar soğumuş! Kararsız gözlerle çevresine bakınıyor, ortalık karmakarışık. Yerlerde kitaplar, dergiler, not yığınları, masanın üzerinde sevdiği birkaç kadeh, eski bir porselen tabak. Sandalyelere gelişigüzel atılmış, bavullara konulmayı bekleyen giysiler. Bir kahve daha yapmak için mutfağa giderken, kapının önünde duran kolilerden birine takılıyor ayağı, güçlükle kenara çekerek yolu açıyor. İçindeki sıkıntı daha da büyüyor, bir ağırlık olup oturuyor yüreğine. Yarıya kadar dolu kahve ve çay fincanları birikmiş mutfak tezgâhının üstünde. İçki isteğini bastırabilmek için sıcak bir fincan kahveye sığınmak tek çözüm! Bir sigara yakıyor, ağzının içi zehir gibi. "Sigara...

DENİZ BALIĞININ ÖYKÜSÜ

Ağustos 1969 içinde, Ali Poyrazoğlu şunu anlattı: Adamın biri bir deniz balığı tutmuş günün birinde, o kadar sevmiş ki yanında hep kalsın istemiş. Her gün suyunu tazelermiş, denizden kova kova çekip taşıyarak. Bir süre sonra usanmış deniz suyu taşımaktan, musluk suyunu denemiş. Balık biraz tedirgin olmuş ama alışmış sonunda tatlı suya. Gel zaman git zaman adamın içine merak olmuş, tatlı suya alışan balık havaya da alışır mı diye...(Bana sorarsanız, balık ya alıkmış ya da adamı gereğinden çok seviyormuş ki bu da bir çeşit alıklık olabiliyor sırasında. Dönelim gene Ali Poyrazoğlu'nun masalına.) Balık önce boğulayazmış, debelenmiş, sonunda havaya da alışmış. Günlerden bir gün adamın denize gideceği tutmuş. Balığı da yanında. Koymuş onu çakıllığın gölgeli bir köşesine, kendi de denize girmiş. Çocuklar geçiyormuş oradan o ara. Balığı görmüşler. Nasılsa, acımışlar, bu balık karaya vurmuş, yazık, denize atalım, demişler. Adam deliler gibi yüzüp yetişesiye balık boğuluvermiş denizde. Bilge...

İBNU'L KAYYIM EL CEVZİYYE'NİN AŞIKLAR KİTABI'NDA GEÇEN ŞİİRLER

“Sonra bitecek... O bir saatçik idi ancak, işte bu da tümden gidecek ve zail olacak.” *** Arzusunun çokluğundan seven, tadar teselliyi Ben Leyla’dan bunu tatmadım. Onun vuslatından en fazla ulaştığım Şimşeğin çakması gibi gerçekleşmeyen beklentilerdir. *** Onlar için ağlıyorum için için, ne garib, Ve soruyorum her gördüğüme, onlarsa yanıbaşımda Arıyor gözlerim onları oysa gözbebeğimdeler Kalbim onlara iştiyak duyuyor onlarsa göğsümde. *** Ey kalbimde ve ruhumda kaim olan Gözümden ve nazarımdan uzak olan Ruhumu göremezsem bile evet sen osun Ey bana her yakından yakın olan. *** Hayalin gözümde zikrin dilimde Mekanın kalbimde, nereye kayboluyorsun?” *** Aşk, yeretti bende, sen değilken benim için Aşktan ne önemli ne de önemsiz Beni küçümsedin Çabaladım ben de nefsimi küçümsemeye Seni hakir gören ikram edilenlerden değildir Düşmanlarıma benzedin başladım onları sevmeye Senden nasibim onlardan nasibime benzediğinde Aşkın için kınamada lezzet buluyorum Seni anmayı sevdiğimden, kınasın beni k...