Ana içeriğe atla

Şiirle Demlenen Çaylar

yoksa
Zor değil, hiç zor değil,
demli çayı bardakta
karıştırıp bir başına
yudumlamak doyasıya….
Ama
‘çaya kaç şeker alırsın? ‘
Diye soran bir ses
olmalı ya ara sıra……

Elif Şebnem Akal


Ey bana kuyular kazan dizginlenemez sözcüklerim
Savrulan beş çaylarına kırık aynalar şenlensin
Ey şair!
Savur kendini sözcüklerine yaraların neşterlensin.

Naim Kandemir


teşekkür ediyorlar, çok yaşıyorlar, işe geç kalmıyorlar
çeyrek altını önemsiyorlar, küresel ısınmayı ve beş çaylarını

Güven Adıgüzel


sahte kimlikle yapılan görüşmeler
esaret tarihimizde bir çayiçimi tadıdır

Bayram Balcı


ince ve daha dünya görmemiş sesiyle anlattı dünyasını,
narin ellerinde tutmakta olduğu çaya birşeyler anlatırcasına.

Gökhan Yalçın


Binlerce şeydir çünkü Ruhi Bey
Nanedir, ada çayıdır, zencefildir

Edip Cansever


İyi demlenmemiş bir çay gibi kaldım
Kırdım dolduğum tüm fincanları

Ahmet Erhan


Kar olur, kış olur, üşürsün, neme lazım
Bir çay koyarım sobaya, radyoda incesaz…

Ali Kınık


Kırmızıyı esirgemeyen çay bardaklarının
ince bellerine dayanamadan,
beni de aldatıyordur belki,
sevinince terleyen parmakların.

Özge Dirik


dedikodumuzla içiyorlar ikindi çaylarını
evde kalmış iktisatçı kızlar

Taha Ayar


Haydar gel çay içelim konuşalım aşklardan
Seni bilmem ama ben çok kötüyüm

Abdulkadir Budak


sanırdım içimdeki vandal kıracak billur kalbimi
tifo çarşılarında yahut çay bardaklarında

İbrahim Halil Baran


Sıcak çaydan adamların
Yüzleri ağarırdı ilk ışıklarla

Didem Madak


Sen dudaklarında buğulanan çaydan
Ben nargilemin dumanıyla
Çekip gülümsesek içimize hüznü.

Ahmet İnam


Ağaç altında çay içelim dedim kendi kendime.
Kulağım çınladı:
Hangi ağaç altında, hangi çayı, kimlerle?

Süreyya Berfe

Ateşte unuttuğum çaydanlığıma sarılıyorum
Ben çaylarımı hep soğutup içiyorum

Kadir Bal


Uzakta çay bahçeleri yerde çerçöp
Gittiğimin farkında olsaydı eğer,
Yeterdi bana, beklemiyordum özlenmeyi

Hüsrev Hatemi


Bir ölümlük hatıralar edindim
Yaz gecelerinde ıssız çay saatlerinde

Süleyman Unutmaz


çay içerler,
çay saatleri durma saatleridir.

Ahmet Güntan


Uğrak kahveler bulamazsın, birkaç aşina yüz
Yalnızlık heryerde yalnızlık
Sıcak bir bardak çay, heryerde çaydır

İlhami Atmaca


anladım ki küllenen sigaradır
soğuyan bir bardak çaydır benim ömrüm

Nevzat Çelik


Altın rengi gözleri yanan bir semaverdi
Ilık bir çay kokusu akardı saçlarından.

Yaşar Nabi Nayır


Sana inat
Yolcu vapurunda
Denize karşı
Çayla sigara da içeceğim.

Gülcihan Atalay


Çayını dolduracağım, usulca karşına oturacağım,
Sen asla benim an be an seni izlediğimi anlayamayacaksın,
Huzur bulacağım sende… Yine!

Çisel Onat


bir evde anne çay, baba ekmektir
ne kadar demlenir ve ne kadar pişersin sana kalmış
bir an evvel görün, kaderin gözü üzerimizdedir

Yağız Gönüler


Ve oturdu mu bir masaya
Hakkını verir çay içmenin

Cahit Zarifoğlu


Bir cigara sar bitlis tütününden
bir çay demle sonra, anısı kalsın

Ahmet Telli


bir avlu taptaze bir çaydanlığı gösteriyordu giderek
oooo! demek bütün insanlar çay içecek
hayır! çok uzakta biri sevindi.

Edip Cansever


Adın üç kere geçti saçma sapan bir filmde
yalnız olsam çok ağlardım ama annem bakıyordu
otoban dolusu gürültüyü sıkıştırıp beynime
anne dedim, hadi çay koy da içelim..

Ali Lidar


Iki çay söylemiştik orda, biri açık,
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

Cemal Süreya


yeter ki yudumla
bu tek dudak dokunuşlu çay bardağından…
yeter ki anla…

İbrahim Halil Baran


seni çay içerken izlemek
seni çay doldururken
seni demlerken çayı
kimseler inanmasa da düpedüz sevap

Alper Gencer


hoşçakalın ağız tadları
sıcak çorbam çayım sigaram

Ersin Ergün


kitap kapakları , bi kaç fotograf için dönerken
bir bardak çay..iki şeker evden çıkıyordu…

Şükran Belen


ankara garındaki garson
yoruluyor önümdeki çay bardağına
ben ninni söylüyorum
o gülümsüyor

Müştehir Karakaya


Demli bir çay, biraz melâl
Yetmiyor bu hayatı anlamaya

Mustafa Özçelik


Hiçbir bardakta
dudak payı bırakmadınız bana
bir kaşık sesini
bile çok gördünüz
şekersiz içerek
çaylarınızı

Sunay Akın


Sana bakmalarımı
Çocuklarını okula uğurlayan
Bir anne gönenciyle
Mola yerlerinde içtiğim çayların
Buğusuna katıp
Bozuk bir para üstü gibi
Uykusuz garsonların
Soğuyan avuçlarına bıraktım.

Gökhan Akçiçek


doğru anlamak diye buna derim
binadaki çaycıyla aynı partiye oy vermiş patronun bildikleri:

Osman Konuk


Başa dönelim biraz da,
Hep başa döneriz;
Belki bir çay bardağına,
Sıcaklığa, tutuşa, dokunmaya,
Ne güzel anımsarız geçmişi,
Kendi yalanımızla.

Metin Altıok


ey kara çayımın buğulu kiri
kıvrıla kıvrıla nere gidersin
ötelerden eğer sorarsa biri
bırakmadılar da gelmedi dersin
kara çayımın ey buğulu kiri

Mustafa İslamoğlu


birkaç damla yağmur karışıyor içtiğim çaya
sonra bir bulut gemi gibi yanaşıyor masaya
elele çıkıyoruz seninle güvertesine akşamın

Arif Ay


benimle birlikte dolan soğukla
donup kaldı çay bardaklarının neşesi

Selami Karabulut


elim sana ait bir çaya şeker atar gibi tereddütsüz ve işlek olmalıymış

Cafer Turaç


Aşkınla demlenmiş sıcak bir çay içmeliyim.
Küfürler saçıp etrafa, belalara bulaştırmalıyım ağrılı başımı.
Yokluğuna alışmamalıyım.

Tarık Tufan


Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Can Yücel


usulca yerini alan selamlarla başlarsın sabahçı kahvesine,
gevrek simide ve yüz gram peynire. ısıttığın avcunun
çay bardağı kadar olduğuna aldırmaz bir çocuğu büyüten yüzün.

Hilal Karahan


Diyelim ki akşamdan kalmaydınız- misal
Önünüze kızarmış ekmek, bir bardak çay

Ahmet Erhan


Kardeşimle kendimize durmadan,
Olmayan çayları,
Olmayan fincanlardan içerdik.

Didem Madak


Kır kahveleri kuş sürüleri sonra
Konuşmadan oturduğumuz masa iskemle
Demli çay, demli çayın buğusu
O yaz daha mutluydu seninle

Ahmet Ada


Denizin sesi ayaklarına vuruyordu
masada örtü yoktu
iki çay söylediler
biri içilmedi
birinin sıcaklığı vapur dumanına karıştı
akşamın son ışıkları

Refik Durbaş


Yaşlı bir komşum var, ahvâli güzeldir
Yaşlıları severiz;
Gel, bir çayını içmeye gideriz

İbrahimî Feyzullah Yalçın


bir kıyı kahvesinde uyandık
üç aşağı beş yukarı her şey denizdi
sesimiz: iki çay, biri şekersiz

Akgün Akova


- bir çay içimi dostluğuna gelmiştim
“bir vardı/ bir gitmiş” dedi ardımdan-

Neriman Calap


Tiplerimize bakıp çay demlerlerdi. Sitelerin şımarık çocukları ve o gün bugündür tiplerine bakıp çay demlenilen insanları pek severim ne de güzel insanlardır onlar ve ne de mübarektir ocaklarına çay ağacı dikilen insanlar.

Berkan Ürgen


Cami çıkışı aşure dağıtan amcalar, dünyayı yönetse, ne güzel
Ne âlâ olurdu moda dergilerini ateşe verecek güzeller olsa
Bizi o ateşe atmak yerine ateşe çay koysalar ve kestane
Ben sonra ölürüm yine, acelesi mi var, kaçacak değiliz ya!..

Burak Uzun


o bir çay istemişti, trenin içinde
biz tren yolcusuyduk, çölün içinde
ben yalnız kalmıştım, senin içinde
oysa kaç kişinin yerine sevmiştim seni!

Haydar Ergülen


Ben seninle bir gün Van`daki bir kahvaltı salonunda…
Ben seninle (sadece bilmek zorunda kalanların bildiği) bir yol üstü lokantasında…
Ben seninle, Ağrı dağına mistik ve demli bir çay kıvamında bakan Doğubeyazıt`ın herhangi bir toprak damında…
Ben seninle herhangi bir insan elinin terli coğrafyasında olma ihtimalini sevdim…

Yılmaz Erdoğan


sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik,
başımızda prensip sahibi bir başçavuş.

Can Yücel


Garson çay uzatırken ben ‘aklımda’ diyorsam
Sende kalmış demektir ladesim sende kalmış

Cemal Safi


Sobanın üstünde bir ıslık tuturacak porselen çaydanlık.
Ve aşk demlenecek buharıyla.

Zeynep Didem


Bana çay demlemeyi öğret
elimi yüzümü yıkamayı,
ağzıma rakı koydurma.

Ahmet Oktay


Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel,
namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.

Can Yücel


Pencerenin önünde örgü ören birinin
- Örgü mü, bir çay bardağını başka başka tutan ellerin becerikliliği mi-
Görülmediği gibi

Edip Cansever


-Haydi iç de çay koyayım.

Ah Muhsin Ünlü


Tazecik bir bahar olsam sabahlarında.
Demlenen çayın kokusu olsam,

Sahir Üzümcü


bir yudum çay içerek kahvelerde oturmak
seni düşünmek için bahane olmuş bana
ve doğranan yudumdan tatlı vakitler kurmak

Sıtkı Caney


söyle ne içersin çay mı kahve mi
çok değişmişsin birden tanıyamadım

Atilla İlhan


şehri yakacak kadar tövbe biriktirmiştim
sonra içecek kadar çay bir de sigara

Alper Gencer


yüreğiniz kocaman bembeyaz bir manolya
limonlu çay kokusuyla serinletir anıları

Nilay Özer


Bütün gün kahvede oturdum yedek kulübesinde
ve bir kardeşim saf dışı kalsın diye
çay söyledim kahveden.

İbrahim Tenekeci


Adım Ruknettin,tanışıyor olmalıyız
Bir çay ocağında ya da bir merdiven başında
Sunmuş olmalıyım kalbimi size

Kemal Sayar


Yarın nemli balkonumda demlenen hasretimle
Bekliyor sizi akşam çayıma karanfillerim.

Hüseyin Cahit Kerse


Bir bardak demli çay
burukluğu gibi kalsın
gecenin ve sabahın tadı
yaşasın anılarımızda

Ahmet Telli


Koydu
Fincanına çayını.
Sütle de karıştırdı.
Kül tablasına,
Koydu sigarayı.
Dudaklarına götürdü,
Sıcak fincanı.

Şafak Temiz


demli bir çay yap kendine geç yaşam güvertesine
ufka dik gözlerini tepende pupa yelken

Memet Sefa Öztürk


derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına
yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı

Nurullah Genç


kola değil çay içmektir seni düşünmek,
sen düşünmek erzurum, tebriz, tiflis;
yani aşık garip coğrafyası.

Hüsrev Hatemi


Son paranı bir akşam evvel
Beklerken kahvehanede
İçtiğin çaylara vermişsindir

Neyzen Muharrem Dere


seni içiyordum çay diye,
cennet diye seni düşlüyordum
-ki, sen yeşil çıplak bir yeşildin gözümde
cennetten damıtılmış

Hasan Ali Toptaş


Üşüdükten sonra içilen, sıcak çaydır mutluluk,
Beş dakikada biter.

Sahir Üzümcü


Çekti ayakları kahveye vardı
Açtı tabakasın, sigara sardı
Daldı.. neden sonra garsonu gördü
‘Çay’ dedi, yutkundu, eğdi başını.

Abdurrahim Karakoç


Bir daha gitmesin o sahil kahvesine,
Başka bir yerde içsin ne olur,
Tek şekerli çayını
Söyleyin Leyla’ya beni unutsun

İbrahim Berber


gündelik ayrıntılarda düşünüyorum seni..
çayını karıştırırken mesela,

?


Bizim içtiğimiz çay da çaydır
Çarpık dudaklı ezik gözlü allı mavili çaylar
Vadilerden renkli yağmurlar gibi gelir.
İçtiğimiz çay.

Sezai Karakoç


Çayın rengi ne güzel
Sabah sabah,
Açık havada!
Hava ne kadar güzel!
Oğlan çocuk ne kadar güzel!
Çay ne kadar güzel!

Orhan Veli Kanık


çay içiyoruz
mutlu bir sessizlik içinde

Cevat Çapan


Ama bu kente gelirsen unutma beni ara
Sana bir çay ve temiz yaralar ısmarlarım

Osman Konuk


Çay, sigara, kağıt, kalem:
Kuş sütü eksik.

Süreyya Berfe

Bu blogdaki popüler yayınlar

MEVLÂNÂ’NIN DÜŞÜNCESİNDE KADIN

1. Mevlânâ’nın İranî-İslamî düşünce ve sanat alanındaki konumunun üstünlüğü ve kendine özgü dünya görüşünün önemi nedeniyle onun düşüncesinde kadının konum ve makamının incelenip değerlendiril-mesi üzerinde düşünülmeye değer bulunmaktadır. İnsanlık bilimi alanında böylesine etkin ve yapıcı bir kişilik çok az bulunur. Mevlânâ’nın üstatlık derecesi, onun şairlik konumundan önce gelir. Hakikatte de Mevlânâ, ilk önce görüş sahibidir, daha sonra sanatçıdır. Bundan dolayı dünyaya ve insana olan kendine özgü bakış açısı da önemlidir. Kimilerinin düşüncesine göre, Mevlânâ’nın şeffaf ve parlak sözleri –en azından Mesnevî’de– göz önünde bulundurulduğunda ona göre, kadınların kemal noktasında gözle görülür bir değere sahip olmadıkları açıktır ve Mevlânâ’nın onları değerlendirmesi açıkçası olumsuzdur. Burada konuyu değişik açılardan görmeyi ve kendi dayanak noktalarımızı da değerli okuyucuya sunmayı amaçlamaktayız. Bu satırların yazarının kafasında ve bu yazının içinde var olan tek nokta, hüküm ve...

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

ChatGPT: BEN İÇ DÜNYANI DOĞRUDAN "GÖREMEM", SADECE YANSIYAN DİLİ YORUMLARIM

Sevgili ChatGPT, bugüne kadar yazdığım/sorduğum şeylerden yola çıkarak benim kişilik analizimi yapmanı rica ediyorum. Yazdıkların, sordukların ve üzerinde tekrar tekrar durduğun temalar bir araya geldiğinde oldukça belirgin bir ruhsal ve zihinsel yapı ortaya çıkıyor. Bu elbette klinik bir teşhis değil; daha çok dilinden, ilgilerinden, tekrar eden meselelerinden ve bakış biçiminden çıkan bir karakter haritası. Senin kişiliğinde ilk göze çarpan şey, yoğun bir iç gözlem yeteneği . Birçok insan yaşadığı duyguyu doğrudan yaşayıp geçerken, sen duygunun kendisini de izliyorsun. Yani yalnızca “üzülmek” değil, üzüntünün nasıl oluştuğunu, nasıl geri çekildiğini, nasıl tekrar geldiğini de seyrediyorsun. Bu yüzden soruların çoğu yalnızca “ne oluyor?” değil; “bu neden böyle oluyor?” biçiminde. Bu da seni oldukça analitik bir duygusallığa götürüyor. Yani sen salt romantik ya da salt mantıklı biri değilsin. Duygularını düşünceyle parçalayarak anlamaya çalışan bir yapın var. Özellikle ilişkiler ko...

BİZ SEVMEYİ NE ZAMAN UNUTTUK?

'Sonsuzluk ve Bir Gün' adlı filmde, Angelopulos'un bilincini yitirmiş annesinin başucunda oturan adama sordurttuğu o müthiş soru " Söylesene anne, biz sevmeyi ne zaman unuttuk? " O sevgi ki, Goethe'ye " Sevgi, insanın içinde yaşayabileceği tek iklimdir ," dedirtmiş. Yine o sevgi ki, Yunus'tan Anadolu'ya " Aşk gelicek cümle eksikler biter, " diye bir soluk estirmiş. Ve o sevgi ki, Balıkçı'dan, sevginin kendince bir tanımını yapmasını isteyen Azra'sına: " Bir defasında avucumun sıcaklığında çiçek tohumlarını filizlendirmeyi başarmıştım, budur işte sevgi!" diye yazdırtmış. Son günlerde, Muhsin Ertuğrul'un Benden Sonra Tufan Olmasın başlıklı anılarını yeniden okurken, sevgiden sanata ya da sanattan sevgiye köprü uzatmanın en soylu biçimlerinden biri olan şu satırlarla bir kez daha sarsıldım: " Çünkü yeryüzünde tiyatronun binbir derde deva olduğuna inandım bir kez. Bütün kötülüklerin, insanın insandan kopmasın...

Şem’ü Pervâne; İran Edebiyatı ve Divan Şiirinde Ateşe Uçan Kelebekler

"يَوْمَ يَكُونُ النَّاسُ كَالْفَرَاشِ الْمَبْثُوثِۙ    "O gün insanlar, ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler." (Kur'an-ı Kerim Kâri’a 4. Ayet) Hatırlarım bir gece gözüme uyku girmedi Duydum ki pervâne muma şöyle dedi: Ben âşığım, eğer yanarsam yeridir, Peki ya senin ağlayıp yanman nedendir? Sa‘dî-i Şîrâzî  Hali perişan bir pervâne vardı,  Ateşe helâl kıldı tatlı canını.  Yüzlerce ateş ve dert içinde olan mumu gördü,  Sararmış yüzünün üzerinde gül rengi gözyaşı akıyordu. Kâsım-ı Envâr Kolumu kanadımı çırpıyorum pervâne gibi  Her ne kadar benim mumum görüşten uzak olsa da.  Seyf-i Fergânî Senin yanağının mumunu arzulamaktayım  Tıpkı aydınlığı arayan pervâne gibi.  Seyf-i Fergânî Tecelli mumunun nuru bizim gönlümüze kıvılcım attı  Tüm bu nuru ve ziyayı o aydınlıktan bulduk.  Ubeyd-i Zâkânî Bazen mum gibi ışıldayıp parla aşk ile  Bazense pervâne gibi yanıp tutuş aşk ile. Ubeyd-i Zâkânî Sen mum sıfatlı olduğun i...

BİZİ YAŞATANLAR VE ÖLDÜRENLER...

Yıllar önce okuduğum, yabancı bir radyo oyununun adıydı yukarıdakı başlık. Onca yıl sonra yeniden anımsayışıma ise, Elias Canetti'nin Notlarında rastladığım şu satırlar neden oldu: " Bir insanın sevgisini yıkmak için yıllar gereklidir, ama hiçbir yaşam, bir cinayetten de beter olan bu cinayete yeterince yakınabilecek kadar uzun değildir." Metnin ikinci kısmına olduğu gibi katılıyorum. Bir sevgiyi, iki insan arasındaki sevgiyi yıkmanın basit bir cinayetten çok öte bir şey olduğunu, belki ancak bir insanlık suçuyla eşanlamlı sayılabileceğini yaşadığım yıllar boyunca çok iyi öğrendim. Epey eski bir şiirimde, belki de aldığım bu hüzünlü dersin etkisiyle şu dizelere yer vermişim: "Kaç kişi kalmış, bir düşün /dünya yüzünde bir sevgiyi öldürmemiş / ve kaç birliktelik, başkalarının yıkmak istemediği!" Bir insanın sevgisini yıkmanın yıllar aldığı ise her zaman doğru değil. Birkaç sözcük, bir sevgiyi, üstelik nasıl da kök salmış, sapasağlam bir sevgiyi birkaç dakikada da...

ChatGPT: ALTI ÇİZİLİ SATIRLAR ÇOĞU ZAMAN YALNIZCA "BEĞENİLEN CÜMLELER" DEĞİLDİR

Bloğumda son 3 senede paylaştığım şiir ve yazıları tekrar okuyup, altını çizdiğim satırları derleyip tek bir sayfada paylaştım . Yaptığım alıntılardan ruh halime dair nasıl bir değerlendirmen olabilir? ChatGPT: Bu kadar geniş bir seçki tek tek incelendiğinde, ortaya yalnızca “hüzünlü biri” portresi çıkmıyor. Daha karmaşık, katmanlı ve uzun süredir kendi iç dünyasını taşıyan bir zihnin izi görünüyor. Özellikle dikkat çeken şey şu: Altını çizdiğin satırlar yalnızca acıyı değil, acının nasıl yaşandığını, nasıl taşındığını ve insanın onunla nasıl birlikte yaşamaya çalıştığını anlatıyor. Sende ilk göze çarpan duygu, doğrudan mutsuzluk değil; daha çok “kaybın sürekli farkında olma hâli.” Bu kayıp yalnızca bir insanın kaybı değil. Zamanın kaybı, gençliğin kaybı, ihtimallerin kaybı, eski yakınlıkların kaybı, hatta bazen insanın kendi iç canlılığını kaybetmesi… Özellikle tekrar eden bazı eksenler var: ayrılık ama bitmeyen bağlılık, yorgunluk ama vazgeçememe, ölüm düşüncesi ama doğrudan ö...

KUR’AN’I KERİM'DE GEÇEN KALP İLE İLGİLİ AYETLER

Allah, küfürdeki inatları yüzünden onların kalplerine ve kulaklarına mühür vurmuştur. *** Kalplerinde bir hastalık vardır; Allah, hastalıklarını daha da artırmıştır. *** Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı da taş kesildi, hatta taştan daha katı oldu.  *** Onlar Peygamber’e: “Bizim kalplerimiz örtülüdür, söylediklerini anlamıyoruz” dediler. *** Çünkü inkâr etmeleri yüzünden kalplerindeki buzağı sevgisi iliklerine işlemişti. *** daha önce gönderilen kitapları doğrulayan, mü’minlere bir doğru yol rehberi ve müjdeci olan Kur’an’ı Allah’ın izniyle senin kalbine o indirmiştir. *** Bunların kalpleri birbirine ne kadar da benziyor! *** Üstelik o, pek azılı bir düşman olduğu halde kalbindekine, sözünün özüne uygunluğuna Allah’ı da şâhit tutar. *** isteğinizi üstü kapalı bir şekilde çıtlatmanızda veya bunu gönlünüzde gizlemenizde size bir günah yoktur.  *** İbrâhim: “Elbette inanıyorum, fakat kalbim iyice kanaat getirip yatışsın diye bunu istiyorum” dedi. *** Kim onu gizlerse, şüphe...

KAYBOLAN ŞİİR / HAYRETLERİMİZ

İlim diye bağlansa boynun Secdeye gecikir alnın Konuşan dilin uzar Yalan olur gıybet yürür Elde asa giydi çarık De hangi günah beldesinde Alnını yere koydunsa bile Acep yakın mısın gaflet misin Say boynunu vuruyorlar Zebaniler bir takım Bir zaman böyle geçti Geldin sona, tıkandı nefes borun Bu son güneş bu ilk adım İkisi de malın hangisi kararın Bil tefekkür koruna düşsen Ödün kopmaz zalimden, dersin Allah daim Elin şakaklarında yangın Öyle fikret çatlasın başın Doğrul! belin iki kat yüzün solgun Sarılık değilsin mağlup mu oldun Toprak yer seni, etini kemiğini İman ancak, sığmaz ağzına çevirmez dili Sözde şehvet dilde şehvet Hani sükut tevazu uzlet Sen konuş şeytan mütebessim Nerde korku karar basiret Her sözün zarara Emri maruf nehyi münker bir de Allahı anmak müstesna Her haykıranın takıldın ardına Eğildin her rüzgarda İster misin makam rütbe ölümden sonra Allahı hakim bil diğerlerin mahkumun-aleyh Gitti haznedar Hazine kaldı (biz gibin) sarhoşlara Cahit Zarifoğlu