“Sonra bitecek... O bir saatçik idi ancak,
işte bu da tümden gidecek ve zail olacak.”
***
Arzusunun çokluğundan seven, tadar teselliyi
Ben Leyla’dan bunu tatmadım.
Onun vuslatından en fazla ulaştığım
Şimşeğin çakması gibi gerçekleşmeyen beklentilerdir.
***
Onlar için ağlıyorum için için, ne garib,
Ve soruyorum her gördüğüme, onlarsa yanıbaşımda
Arıyor gözlerim onları oysa gözbebeğimdeler
Kalbim onlara iştiyak duyuyor onlarsa göğsümde.
***
Ey kalbimde ve ruhumda kaim olan
Gözümden ve nazarımdan uzak olan
Ruhumu göremezsem bile evet sen osun
Ey bana her yakından yakın olan.
***
Hayalin gözümde zikrin dilimde
Mekanın kalbimde, nereye kayboluyorsun?”
***
Aşk, yeretti bende, sen değilken benim için
Aşktan ne önemli ne de önemsiz
Beni küçümsedin
Çabaladım ben de nefsimi küçümsemeye
Seni hakir gören ikram edilenlerden değildir
Düşmanlarıma benzedin başladım onları sevmeye
Senden nasibim onlardan nasibime benzediğinde
Aşkın için kınamada lezzet buluyorum
Seni anmayı sevdiğimden, kınasın beni kınayan.
Ebu’ş Şiys
***
Üzüyorsa seni işlediğin; köleleştirdi kalbini
Ben-i Zühl bin Şey banın kadınlarından biri.
***
Asasını fırlattı sevgili ve yurt onunla istikrar buldu
Yolcunun dönüşüyle gözü aydınlandığı gibi.
***
Sarılıyorum ona ve hala nefsim ona müştak
Var mı sarılmaktan daha öte bir yakınlık?
Ağzını öpüyorum aşkım zail olsun diye oysa
Şiddetleniyor bende bulduğum sevdam.
Beni yakan ateşin mikdarına yetmiyor,
İki dudağın su kalıntısı.
Yüreğim susuzluğunu gideremiyor sanki,
iki ruhun katıştığını görmek dışında.
İbn Rûmî
***
Kibirli ve aldatıcı kadının aşkı öldürdü,
Bir de gençlik.
Ve kurtuldum... Artık kalpte hiç kımıldama yok.
***
Tebessümle güldüğünde sahavet sahibi
Mal, o gülüş için kölesi olur.
Kuseyyir
***
Onu apansızın görmemle beraber
Durakaldım cevab bile veremedim
***
Yüreğinde aşk bulunanın alameti
Sevgilisine baktığında değişmesidir.
***
Gözü seçemeyen bir adam mı gördü ki zarar vermiş ona
Zamanın hadiseleri ve yokedici, zehirleyici dehir.
El-A’meşî
***
Suad uzaklaştı kalbim bugün fena oldu
Kara sevdalıyım ona fidyesi verilmemiş esirim.
Kab b. Zuheyr b. Ebû Sulmâ
***
Beni düşürdü fitneye evet dün de düşürmüştü
mutlu birini fitneye ve her müslümanı kavurmaya kalkıştı
El-E’şa
***
Aşkın ‘ilk yakışım ’ ciğerimde hissedince
Topluluğumun pınarına koşarım serinlemek için
Say ki serinletilin dışımı suyun serinliğiyle
Peki ya kim var ki içimdeki yangını söndürmek için?
***
Her borçlu ödedi borcunu
Alacaklısına vefada bulundu
Azze ise uzattıkça uzatıyor
Handiyse alacaklısı tutsak oldu.
Kuseyyir
***
Nisar ve cifar günleri
Azap ve şer (ğaram) günleri oldu.
Bişr
***
Onu cezalandırsa azap etmiş olur
Güzellikle ödüllendirdiğinde ise umursamıyor.
***
Yavrusunu kaybetmiş ve şaşkın;
Alelacele dönegeldi kadın,
Tümü bunların, başında toplanmış
Felaketleriydi kadının.
A’şa
***
Bilmiyorum vallahi, onun mu artırıldı güzelliği
Ve parlaklığı diğer kadınlara, yoksa bende akü mı yok.
***
Güzellik ve parlaklıktan değil Aşk,
Ruhun kapıldığı bir şeydir o.
***
Onun bedenini apaydınlık görürsün
Sen ona kendi istediğin şeyi vermişsin gibi
Zuheyr b. Ebî Selma
***
Sevdiğin her kişinin katilisin sen
Aşkta seni arındıracak birini beğen.
***
Bana karşı affa sarıl oe sevgimi devam ettir
Hiddetle konuşma benimle ben öfkeliyken
Ben kalpte aşk ve eza gördüm
ikisi bir arada olunca aşk durmaz gider.
***
Atla dersen bana ateşe, bilsem ki bu,
Rızan içindir yahut yaklaşmak içip, visaline;
Adımımı atarak ona doğru ve atlarım
Senden bana bir hidayetle olsun yahut bir dalalet üzre.
Beni ne kadar üzse de beni kötülüğe itmen,
Yine de sevindirir beni ki hatırına düşmüşüm.
***
Tutuldum sıtmaya, sıtmandan habersiz
Ziyaretçilerim hastalığından sözedinceye değin...
Dedim ki, hana yol bulacak değildi sıtma
Senin sıtmandan başka bir yolla
Kınanamayacağım bir nitelik, bu benimkisi
Ki Allah bana şifayı, seni iyileştirdiğinde verdi.
Bir oldu böylece özüm ve özün senin,
Hem bunda ve şunda hem onda ve bunda.
***
Onu da sevgimle uğraştır, Rabbim! Onunla
Uğraştırdığın gibi kalbimi, ki hafiflesin derdim.
***
Dilerim ondan ki o sevgini bana
İletmiş ve almış senden sevgimi;
Versin, bana verdiği dertten sana
Ya da alsın benden artık sevgini.
***
İki gözün şahidlerindir ki sen de
Duyumsuyorsun, aşk ateşiyle duyumsadığımı
Bende olan, gönülsüz de olsan, var sende
Sabrediyorsun, ancak sabır yok bende.
Ebu’l-Abbas en-Naşiî
***
Geceliyor bizde, şakalaşıyor o ve saçmalıyorum
Ben de. Ve geceyi güçleştiriyoruz, o ise uykusuz.
Her uzandığında beni yan yatmış görür
Baktığımda ona, hep uyuklar bulurum
Uyku bastırıp kavuştuğumuzda günahımı ikrar eder
Sorduğumda onu uyanıkken, inkar eder
Eşitiz ikimiz de aşkta ne var ki
Bazen sabrederken o, bende sabır ne gezer.
Ebû Uyayne
***
Şu Kalbinin onu usandırdığını sanan kadın
Senin aşkına yaradılışlı sen de onun
Sende de var onda varlığını sandığın
İkiniz de gösterin hadi birbirinize tamamını sevdanın,
Urve b. Uzeyne
***
Binlerce öpücükle onu öpüşüm yeter,
Amma yok mu öpücükten başkası, diyor
Dedim ki ona: Kalpte korunan bir aşk o
Ve gözbebeğini yaşatan uzun bir ağlayış.
Allah’a yemin olsun, dedi, lezzeti gencin
Aşktan, eylemin yalanladığı söz değil.
Züheyr b. Miskin el-Fehrî
***
Şikayet edince aşktan; “Yalanladın beni,” dedi;
Kaç kez yalnız başınayken ziyaret ettim seni
Onlarda hiç lezzet verici bir sarılış olmadı
Oturuverdim ve yüreğimin arzuları öylece kaldı
Hiç pınara varan kişiye rahatlık mı var
Dönerse ondan susuzluktan kırılarak.
***
Safi olmaz iki aşığın buluşması
Her lezzete üstün bir şeyi tadmadıkça.
Hudbe b. Haşrem de şu beyitleri söylemiştir:
Aşk hastası gönüle şifa vermez, vallahi
Ne üfürükçünün nefesi ne de nazarlık takman
Hep birarada olmaksızın ve sevgiliyle konuşmadan,
Birarada olsan bile koklamaksızın kokusunu teninin
Tenini koklaşan ama ne çare doyasıya öpmeden
Ve olmadan bedenler sarmaş dolaş.
Abbas b. el-Ahnef
***
Şu Atîke’ye söyleyin
S ırf bakışla yetinen.
Nikahıma seni istiyorum
Bakmak için değil.
Beni tatmin etseydi hu,
Kamere bakardım, sana değil.
***
İlacı aşkın, öpmek ve koklamak
Ve karnı karına dayamak;
iki gözü yaşartan bir çırpınış,
Omuzlardan ve kaküllerden tutuş.
***
Aşk hastalığını sevgi uzmanına sordum
Ve dedim ki: ‘üstad şikayetim acil’
Dedi, aşkın ilacı bitiştirmek bedenini
Yalnız başına iken sevdiğininkine
Ve sarılmada birlik olmanız
Onu örtmen erene dek nihayete.
Böylece ihtiyacını tümüyle görmen gönlünün,
Güvenle ve münasip gördükçe sevgilin.
Ne güzel buluşma bu, olursa helalde
Bir buluşma ki karşılar Rahman rıza ile
Olursa bir de bu iş haramda
Azab ki kendini bulursun zillet ve dağlanmada.
***
Avın olmaz tadı sürek olmayınca
Pek az kovalarsın beni, bana kavuşunca,
***
Bakıştır sadece aşk
Ellere ve omuzlara dokunmak.
Yahut muska kitapları
Düğümlere üflemekten yeğdir
Başka değil, aşk budur,
Nikah onu soldurur.
Aşktan bu olan anlayışı
ister sadece çoluk çocuğu.
Me'mun
***
İlişkim sürecekti onunla yatmasaydım
Ne olurdu ah, ona ilişmeseydim.
***
Gaflet ettin ilişmekle, o bağı keser.
Merhamet et kendine, o, övgüye değer.
***
İlişmezsem sana sürmez aşkımız
Gayretli bir davranış bu davranışım.
***
Onun aşkı; tanımazken aşkı geldi bana
Boş bir kalbe rastladı da yer etti orda.
***
Salarsan bakışlarını, yönlendirerek kalbini
Ve gelir bir gün, manzaralar yorar seni.
Gördüğünün tümüne ne güç yetirir
Ne de bir kısmına sabredersin sen
***
Bakıştandır başlangıcı tüm hadiselerin
Ve en büyüğü yangının bir kıvılcımdan
Nice bakışlar öldürür kalbini sahibinin
Öldürüşü gibi, okun yay ve kiriş olmadan
Gözlerine doğru narin boyunluların evirip çevirdiği
Bir gözü oldukça kişinin, o tehlikededir.
Sevindirse bile gözünü kendini yerdirir
Sonu zarar olan sevince selam olmasın.
***
Ey çabalayan, bakış oklarını fırlatmaya
Vurma hedefi sakın, öldürülen sensin
Gözünü kırpıştırıp bakmaktan şifa uman
Kızarak gelecek bakışın sana unutma ve sakın.
***
Ürünü bir bakıştı ondan, komayan yüreğini
Ve bilincinde bile olmadı ürünün
Ne katil gördüm böyle ne maktul
Kasdeder etmez hemen öldüren.
Ferezdak
***
Çektiyse her kim düşmanından ve hasedçiden
Bilin ki ben, gözümden çektim ve kalbimden
Kuşattılar beni bakış ve düşünüşle
Ettiler uykumdan beni ve aklımdan.
***
Okladı onunla bakışım beni ve gözümü şaşmadı
Vurulacak değil oysa atılan her okun hedefi
Ölürsem ağlayın, kendi bakışıyla ölen bana,
Her an yanında olan bir dostun, attığı yabana.
***
Koyu gecenin yıldızlarını gözler, karasevdalı
Kınayıcısı bile şefkatle onun için ağlamaklı
Gözüm kanımı heder etti aşk adına
Ağlayın bir bölümü diğerini öldüren adama.
İbnu’l-Mu’tezz
***
Gözlemlemezsen çakan yıldırımları ve
Uyursan; altından seller akar gider.
Bakışınla diktin arzu ağacını ve yaktın sonra.
Bıraktın öylece hoşgörür ve yakınlık duyarken.
Hiç bilmedin olgunlaşıncaya dek ağaçlar.
Eserek aşk rüzgarı onları aşılar.
Sabırdan uzak akşamladın böylelikle
Ve haram artık sana, uykular...
Surî
***
Ey bedenime kasteden gözüm, vallahi
Ben aşk yangınını gözyaşımla söndüreceğim.
Arzu ve baygınlıktan ağlamamı dilersin, tallahi.
Ve sen de uykusuzluk ve yorgunluğa doyacaksın.
Uzak ol artık görmeyen bir kapakçık olana dek.
Arzu içinde bedensiz bir şahıs olduğum gibi.
***
Cinayet işler bakışlarımız ve bilmeyiz
Nefislerimizse günahlarla alınmıştır
Görmedim, iffetli zatlardan ahmağını
Doğrularsa eğer fasık gözlerin sarhoşluğunu
Kalbinin koruyucusu gözü olanın
Bilsin belalarla kapışacağını içinin.
***
Bakışıyla ey bela kapısını açan,
Ömür boyu hasrettir kalbimin kazancı.
Vallahi, bilemezsin ki işlediğini bilir mi?
Kalbine karşı yoksa helak etti de bilmez mi?
***
İki düşman arasındayım; gözüm ve kalbim.
Göz, bakıyor kalp, arzuluyor; istedikleriyse helakim.
***
Gözleri gözlerimi okladı ve rahatladı kaygısız.
Gözü sürmeli ile ağlayan arasındaki hakem kim?
Uyarmıştım ey gözüm seni, hırsızladığın
Bakıştan, ne engel ne uyarı dinlemedin.
Gözüm bir kez düşürdü seni ey kalbim,
Pek yazık bir daha neden onu dinledin?
***
Bakışı hırsızlama demedim mi ben sana
Kaçamak bakışlı, alçaklıktan kurtulamaz
Tuzağı gördüğümde tuttum bakışımı
Kalbimse tuzağa ondan daha elverişli.
İbni Kayyım el Cevziyye
***
İyiliğini göstermez aynası kalbinin
Nefis zira içine üflemektedir daim.
***
Avucuna düşmüş çocuğun, serçe kuşu gibi;
Eziyetle helak ederken onu, çocuk ise oyun oynar.
***
En akıllısı insanların, hiçbir şeye sarılmayanı;
Sonuçlarının başa getireceklerini düşünmeden.
***
Gözlere doğru gözlerin bakışı
Yıkıma uğratır gönülü
Kalbi ile boyuna savaşır bakışı
Görene dek orada ölümü.
***
Bakışla ey gözlerim zevklendiniz,
Kalbimi ama, zorluklara şevkettiniz.
Rahat bırakın gözlerim, gönlümü
iki kişi, birini öldürmek, zulümdür.
***
Kalbim, sabırsızca ağlayan gözlerime der.
Ağlıyorsun amma acılara beni sen taşıdın.
Kınamasına karşılık verir gözüm ve der;
Tamaha ve arzulara bilakis sen düşürdün.
Ayrılıncaya değin, herbiri diğerinden
İkisi de hastalığın uzadığına ikna olarak...
Uzaklaşmayın, der ciğerim, seslenerek;
Yaptıklarınızla beni parçalara ayırdınız.
***
Azarladım ben, kalbimi
Zayıflamış görünce bedenimi.
Kalbimse gözümü suçladı;
Elçi olan sen idin.
Gözüm, dedi ki kalbime:
Rehber de ama sen idin.
Dedim ki susun hepiniz!
Beni ölü bırakıp gittiniz...
***
Bırakınca aşkı, müjdeledi gözüm
Kalbimi ve tebrikler bize dedi kalbim,
Geceni uykusuzlukla ihyadan kurtuldun.
Beni de kurtardın ayrılık ve yorgunluğun sarartmasından;
İkimiz de tebrik edilmeliyiz, beka için
Dönersen eğer, aşk, ne seni ne beni yaşatır.
***
Vallahi nefsi mi kınayayım, bilmiyorum
Aşk nedeniyle, kalbimi mi, teşvikçi gözü mü?
Kalbimi azarlasam der, gözdü bakan
Günah kalbin idi der, suçlasam gözümü
Ey gözüm ve ey kalbim kanımı paylaştınız
Yardım et şu göze ve kalbe ey Rabbim.
***
Tut elimden ve giysilerimi aç da bak,
Bedenimin solgunluğuna. Ne var ki örtüyorum
Gözümden akan da gözyaşı değil,
Eriyip biten ruhun damlaması.
***
Güzel yüz sahibi ki ışıltısını yaratan ne yüce
îlgi çekici yerler ki o çiçeği ekeni gösterir
Hayal alemine geçti artık düşleri ve
Ağladılar bir avuntunun eskimiş izlerine.
***
Mekkeli fetvacıya sor var mı bir günah
Ziyaretleşme ve gönlü iştiyaklının bakışında.
***
Arşın ilahına sığınılır, gidermesinden takvayı
Yaralı (istekli) yanların birbiriyle teması.
İmam Şâfiî
***
Ey tâbiinlerin ve iyilerin öncüsü,
Aşk yüzünden ‘Bakara’yı unuttum.
Şefkatli ol bana fetvanla ve yumuşak
Kılsın seni Allah, iyilerin en iyisi
Haram etti mi Allah yanağından öpmeyi
Güzellikle nitelikleri ünlenen bir genci
İsterabâdi
***
Ey bana gizli derdim sual eden
Sonucunu öveceğin bir sabır gerek
Çirkin işlerin isteklisi olma sen
Ve ne de Dimyat’a pirince giden
Allah’ı düşün ve azabından kork
Fasıklara ve kötülere karşı çık
Öp o sevgilinin yanaklarından
Gece ve gündüz boyunca on kez
Said
***
Mekke ve Safa arasında müftüye sordum,
Uğurun senle olsun, onlarla buluşmak haram mı?
Peki ya sessiz halhallar takmış, içi ıtırlı
Tatlı dişli sevgiliyi öpmekte günah var mı?
Yanıtladı Müftü, gözünden süzülen yaşlar,
Yanaklarına doğru iki taraftan akarken;
Ah, keşke onu ben öpseydim akşamleyin
Mina’nın orta yerinde hacılar yatarken.
***
Malik’e sorduk ve arkadaşı
Leys b. Sad’e; sevgilinin öpüşünü,
Yemin olsun dediler, mahlukatı yaradana
Haram kılmadı Rahman, aşkın öpüşünü.
Murhiye
***
Dedik ki Süfyan-ı Hilâli’ye bir keresinde
Haram kılmışsın iştiyaklı aşıkın kucaklayışını;
Uzun bir ayrılığın ardından sevgilisini.
Hayır’ dedi. Bir olan yaratıcıya yemin olsun.
***
Sorduk, şerefle kardeş İbn Cud’an b. Amre;
Sevgiliyi öpmek haram mı ki kadir gecesinde?
O Mekkeli, ilmi başkasını aratmayan dedi, bize
Emin olun ki hayır, kıldıkça yatsıyı ve vitri.
***
İbni Ayyaş’a sordum, ki o bilgedir;
Esenlik sana, sevgiliyi sarmada var mı günah?
Dedi ki hayır, onu öpmekte bile
Kur’an inmedi mi ki atmak için ağırlıkları.
***
İnsanların imamına, Ibn Hanbel soyunun seçkinine
Sorduk, sarmak ve öpmekte kötülük var mı? diye
Vacip olur, katlanmak güçleşirse, dedi;
Çünkü hayat verirsin, insanlardan birine.
İshak b. Muaz b. Zuheyr
***
Ebû Cafer, fikrin ne? Bilirsin,
Başımıza gelenlerde itimadımız sanadır.
Bir çırpıda inkar etme sözümü ve
Muştula Allah’ın rahmetini sorumuza.
Ayıp mı aşk yahut ondan kaçış var mı?
Kınayanlar aşk ehlini cahil mi?
Mübah olur mu öldürmek karasevdalıyı,
Sevenlerinin terkiyle o kavuşmayı dilerken.
Ebû Ca’fer
***
Sorduğun hakkında karar vereceğim,
Aşıklara dair hükmümde adil olacağım.
Feda olsun canım sana ki ayıp yok aşkta,
Akıl edersen bilirsin asıl ayıp aşksızlıkta
Kınayıcı aşk için kınarsa eğer
Katımda cahillerden daha cahildir o.
Mübah olmaz bizce müslümanın katli
Haksız yere bilakis katleden katledilir
Ölümü aşktan olursa ancak işte onun
Ne istenir kısası ne de kan diyeti
Engellense de vaciptir sevdiğinle buluşman
Böyle yapsın karasevdalı kişi, hüküm budur.
Bana, ey aşık, sorup durduğunun
Yanımda doyurucu yanıtı işte budur.
Tahâvî
***
Ey iki gözü ve boynu sihirleyen
Ve o vaadleriyle beni öldüren,
Beraberliğe söz veriyor, ihanet ediyorsun;
Vah, bana vaadedilene sırt çevirene.
Haber verdi bana muhaddis el-Ezrak,
Şemr, A vf ve Ibni Mesud’dan diyerek;
Kafirden başkası sözüne ihanet etmez
Veya cehenneme bağlı inkarcıdan.
***
Şevki olanın kavuşma ümidi olursa
Aşk acısı, ümidsiz şevklininki gibi değildir.
***
Rehberi olan Ebu’l-Hattab’a de ki;
Sen fetvada güvenilegelensin,
Şeytanın hilesine ve aldatmasına karşı.
Ceylanın gelişkin yavrusu ve yumuşak,
Dudakları etli, ağzı İncili için ne dersin?
Güzellikte dolunaya bile benzemez ki
Hızlılığında arıya benzesin
Din onu öpmeye cevaz verir mi?
Günahtan korkan vurgunlusu için
Ona iştiyak duyanın yaklaşmaksızın
Göğüslerine, onu sarmalaması haram mı?
Bu anlattıklarımın dışında
Hiçbir şeyi gizli işlemeksizin.
***
Ey edib Üstad ve şiirinde
Çağdaşlarını geride bırakan,
Soruyorsun karanlıkları yırtan dolunayı
Öpmekten ve kollarım boynuna dolamayı;
Günahtan korkan vurgunlusu için
Din cevaz verir mi bilmek için diye.
Fitneye el uzatıp sonra iffeti öne süren
İşte odur ikiyüzlülük gösteren
Başkaca bir fitne mi var sarmaktan
Ve sevgilisinin ağzından öpmek dışında...
Bu iştahın var mı başka sebebi.
Hilali örtüsü içinde sarmalamak dışında?
Bu fiilleri aşıklarına göstermek
Harut’u bile sihirde geri bırakır
Din cevaz vermez müslüman için
Belaya düşürecek sakıncalı şeyleri.
Kurtul ve uzaklaştır arzu hastalığını,
Umarım şerrinden selamet bulursun.
Budur, Allah’tan umarım sevabını
Kelvezani’nin sana ulaşan cevabı.
Kelvezânî
***
Ey bilgin, ne düşünürsün
Yumuşak, hızlı, yaklaşılması kolay.
Boylu poslu bir ahunun sevdasından
Eriyip biten aşık hakkında?
Dudağı gözü ve yanağından
Öpmeyi caiz görür müsün?
Fuhşa ve şüpheye sapmadan.
Ve bir sarılışla haddi aşmadan.
Fetva verirsen eğer bana
Yardım görürüm böylece
Ve çığlık atarım sevinçten.
İmam Ebu’l-Ferec
***
Ey sevdadan dolayı eriyen.
Yorgunluk ve zarara uğrayan.
Sana gönülden öğüt vereni dinle,
Öğüdüyle doğruluğa yönelten.
Bana gelmezdin sorarak onu
Ve yardım isteyerek
Aşkın gerçek olsa...
Gerçek bir aşık ne diye
Benden bilgimi sorsun.
Aşk onu kayıplara karıştırmıştır
Ne göze çarpar ne de ondan bundan konuşur
Fetvasını sorarak tüm konuştukların
Allah’ın kullarına yasakladıklarıdır
Rabbimiz helal kılmamıştır, dinle,
Bunlar için bir akit ve nikah olmadan
Arzunun yollarını bırak ve ona dön sırtını.
Dur bir ve tek olan Allah’ın kapısında,
iste ondan şifanı ki mübtela kılmasın.
Kalbini sapma ve azab ile....
Aşkında iffetli ol ve açığa vurma,
Sabret ve gizledikçe gizle.
Ölürsen samimiyet ve sabırla kavuşursun yarın ebedi cennete.
İbnu’l-Cevzî
***
Razıysan sevgilinden görecek değilsin, ondaki
Ayıpların ne tamamını ne de bir kısmını
Beğeni gözü tüm ayıplara karşı zayıftır
Beğenmeyenin gözü, ortaya serer ayıpları.
Cerir
***
Onun aşkı, tanımazken aşkı, geldi bana
Boş bir kalbe rastladı ve kökleşti orda.
Kays b. Mülevveh
***
Dediler ki, delirdin sevdiğinden dolayı
Dedim, Aşk, daha büyük delide olandan
Aşka kapılan varoldukça ayılmaz hiçbir zaman
Mecnun oysa, akıllanır kimi zaman.
***
Onu aniden karşısında bulunca
Ayakları birbirine çarptı ve yana düştü
***
Kalpleri ele geçirdi ve esiri oldular
Sevgileri esaret zincirini çözmeye engel
***
Ne güzellik ne de ışıltı sevgiyi doğurur
Lâkin ruhu aşka çeken şey onu yoğurur.
***
Aşktır o herşeyinle teslim ol kolay değil
Zayıf bünyeli ve akıllı bulaşmaz ona
Kalbin boş olsun, zira aşkın başı kölelik
Ortası hastalık sonu ise ölümdür onun.
İbnu’l-Ferîd
***
Ben, bile isteye seçtim aşkı sanıyorlai
Gönül yakıcı sevgi var ya işte bunu bilen
Rahmanın kederi o, kulu sınamak için.
***
İnceltti Müemmeli ‘hira’ gününde bir bakış,
Ne olurdu, Müemmel’in hiç olmasaydı gözü?
Sevenlere dünyada bu azab olarak yeter.
Vallahi ardından yakmaz onları, ateş.
Müemmel
***
Aşkın durumu öyle kolay değil,
Onu bilen gibisi sana anlatamaz.
Aşkın yönetimi fikirle değil.
Kıyasla da değil düşünmekle de olmaz.
Kalbe doğan bazı izlenimlerdir aşk,
Ve işlerin birbiri ardısıra oluşması.
***
Ey ayrılık, aşkın yakasını bırak.
Bırak da gülsün aşıklar, bırak!
Ne istersin ki gözleri yaralı.
Kalpleri kor ateşle dolu aşıklardan.
Yüzlerinin rengi değişkendir,
Kalplerini kaplayan sarılıktan.
Yanaklarında yarışır yaşlar;
İncilerdir, yağmur damlası gibi akan.
Ebû Saib el-Mahzûmî
***
Ha mim suresini hatırlatarak taşlıyor beni
Keşke daha önce okusaydı Hamimi ya.
***
Aşka merak sardı aşık olana dek
Başbaşa kalınca aşkla ona güç yetiremedi
Okyanusu gördü amma dalga sandı
Dalınca içine, boğulup kaldı
Temenni etti günahını azaltmak;
Ne başarabildi ne de dermanı kaldı.
***
Aşıklar, sevdadan yakındılar, ah keşke
Birbirlerinden çektiklerini ben yüklenseydim.
Böylece aşkın tüm hazzları benim olurdu
Benden önce ve sonra hiçbir aşığın hissetmediği.
***
Aşk kıvılcımlarını yüreğimde hissettiğim an
Kavmimin su pınarına koşar serinlerim
Bu suyun serinliği dıştan bir serinliktir
Ya içimi yakan ateşe kim son verecek.
***
Sevilen bir kadının amelini Allah kabul etmez,
Aşığını terkedilmiş, doyumsuz bıraktığı gün.
Kadın, sevgilisini öldürmekle, sevab kazanmaz
Amma aşığı bu işte, ecir sahibidir.
***
İnsanlar aşk ve sevgi sahihidirler
Sevmeyen ve aşık olmayanda hayır yoktur.
Abbas b. Ahnef
***
Yalnız, tek başına ve aşksızsan eğer
Dünya ve onun nimetleri neye değer.
***
Aşk kâsesiyle çakırkeyif sabah akşam
insanlar içinde başka bir şey mi sanki yaşam?
***
Aşkı yol edindim zira
Seçkinlerin yolu aşktır.
El-Atevî
***
Doğu ve batının ortasında olsam da
Kalbimin boş olması beni sevindirmez.
***
Özüm aşktan başkasıyla telef olmadı amma
Aşksız birinin de hayatı hoş olur mu hiç?
***
Aşksız dünyanın hiç hayrı yok
Sevgilisiz ziyafette hayır olmadığı gibi.
***
Tadı yok sevgilisiz dünyanın
Aşık olmayanın ne türlü nimeti var ki?
***
Aşkıyla hazz alacağın birinde dur
Zaman geçti, kalbin boş yalnız birisin.
***
Aşık olmaz ve sevgi nedir bilmezsen
Çöldeki deve katarından farksızsın.
***
Aşk nedir bilmez ve aşık olmazsan
Kupkuru bir kayada sert bir taş ol.
***
Sevgi nedir bilmez ve eğer sevmezsen
Samanla yemlen çünkü merkepsin sen.
***
Şu dünyada tadına bakmadıysan aşkın
Farkı yok artık burada ölmenin ve yaşamanın.
***
‘Yaşamın tadını almamıştır yoksun olan
Sevgiliden. Yanında huzur ve doyum olan.
***
Görmeye gitmezsen ve görmeye gelmezse sevgili
Bilmem ki ben dünyayı ne etmeli.
Ekra bin Muaz
***
Hayatın acılığını ve tatlılığını tutmamıştır
Aşık olmayan gelmiş-geçmiş hiç kimse
Çünkü aşkta hem tatlılık hem de acı var
Sor bakalım bunu aşkı tadan kimseye.
Kumeyt
***
Baş eğ ve zelil ol sevdiğine karşı, çünkü
Aşkta perdesi kaldırılamayacak ve bağlı kalacak izzet yoktur.
***
Aşk ehli zavallı miskinlerdir, öyle ki
Kabirleri bile zillet toprağıyla diğer kabirlerden ayrılır.
***
Dediler ki seni izzetli tanırdık, dedim ki
İnsanlar aşıkların zilletinden hayrete düşmesin
Aşıkların perişanlığını hor görmeyin çünkü
Onlar aşkın inceliğinin köleleridir ve buna razılar.
***
Aşk, ilkin ısrar ve inatla başlar.
Yazgıların sürüklediği ve getirdiği.
Ta ki genç, aşkın dalgalarına kapılsın
O vakit büyüklerin yüklenemediği işler başlar
Kim yüklenebilir ki aşkı bizim gibi.
Ayrılık galip geldi ve sırlar ortaya saçıldı.
Herâitî
***
Aşkın başlangıcı, aşığın kalbini çeler
Ve başlar ölümle oyun oynamaya...
Aşk, kayıveren bir bakışla çıkar yola
Ve bir şaka, kıvılcım gibi kalbi alevlendirir
Küçük bir alevle başlayıveren od gibi
Harlanınca alevi, bir batman odunu yakar.
***
Bende olan aşk taşta olsa ikiye ayrılırdı.
Rüzgarda olsa, esintisi duyulmaz olurdu.
Allah’a tevbe edersem seni her andığımda;
Yazılmaz bana artık hiçbir günah.
Zübeyr b. Bekkar
***
Kanlar yağdırır gözüm ve gözyaşını
Gözlerimden akıp gittikten sonra kanlar yine akar
Ayrılık nasılmış, bedenimdeki yılgınlık
Bitmiyor ve iki yanım yere yapışık.
Pişmanım geçen zamana çünkü
Kesti beni aşkta feleğin çarkı. Ve haklıymış.
Ebu’l-Fadi er-Rabiî
***
Herkesçe övülen ve emri tutulanların tümü
Aşka gelince birer ahmaktır
Yaşamın güçlüklerini tatmayan aşık olur
Ve aşık olduğunda acılarını tadar hayatın.
***
Ne yazık sevenlere! Nefisleri azmayacaktı;
Ben de olanın benzeri sevenlerde olsaydı.
Bu dünyada aşklarıyla yoldan çıkıyorlar
Ve yararı olmuyor bunun ne din ne dünya için.
Abbas b. Ahnef
***
Aşk her iyilikten alıkoyan meşgale
Ve sarhoşluğu yok eder mahmurluğunun zevkini.
***
Aşkı tarife insan nasıl takat bulur ki
O değeri olmayan bir kıymettir.
Ve aşka yeminlinin hayatı nasıl durulaşır
Zira aşkla hayat, ayrılık ve azabtır.
Muhammed b. Ebû Muhammed el-Yezîdî
***
Aşkın dostu, dertlerle arkadaştır
Hasta kalbinin düşüncelerini artırır
Karşılaşacağı en sevinçli hali,
Büyük tehlikelerle karşılaşmaktır.
Muhammed b. Umeyye:
***
Aşk azabın ta kendisidir, bir de
Uzaklık varsa her azabtan acı.
Ebû Temmâm
***
Aşk, doğasıyla nefsi helaka sürükler.
Öyleyse sen aşık olmayana özen.
İbn Ebî Huseyne
***
Aşk ilaçsız bir hastalıkdır, onulmaz
Ustanın ustası doktorları şaşırtır
Sandım ki aşıklar aşkı yanlış tanıyor
Meğer hatalı olan aşıkların kendisiymiş.
İbnu’l-Mu’tezz
***
Aşk ve sevgi öyle değil, bilin!
Dilin eğrilterek kendini övdüğü gibi
Lâkin, Allah’ın takdir ettiği.
Ölüm veya daha kötü bir şey o.
Başı hastalık, sonu yılgınlık
örtasıysa çöktürür ve telef eder.
Korku, uykusuzluk, gam ve hasret
Hüzün üstüne hüzün artar ve katlanır.
***
Aşk çok tehlikeli bir yoldur
Kurtuluşu çetin, zemini kaygandır.
Abdu’l Muhsin es-Sûrî
***
O dikkatsizce hareketlerin başlattığı şey,
iyice yer bulursa cinnete dönüşür
Ben aşkı çok kolay sanırdım
Oysa aşkta alçaltıcı bir azab gördüm.
***
Pek tatlı buldum aşkı, birlik olursa
Ve çok acı hatta ölüm, ayrılık olursa
Hicranı tatmayan biri tatsa bile aşkı.
Bilmez ki vuslat nasıl bir şey.
İkisini de tattım yakın ve uzak düşerek;
Uzaklığı ölüm, yakınlığı aklın bozukluğu.
***
Üç genç kız, beni mülk edindi
Ve kalbimin her köşesini kapladı.
Neyim var, insanlar uyarken emrime
Üçüne itaat ediyorum, onlar ise bana isyan içinde
Bu aşkın saltanatından başkası değil;
Onunla güçlendiler, onun gücü saltanatımdan etkin.
Harun Reşid
***
Tüm yüreğim her ne kadar sana yöneliyorsa da
Aşkımın değeri onun için değerimi alçaltacak denli değil.
Horasan Meliki İbn Tahir
***
Ey oda sahibesi, ibadetimi alıp götüren
Her hal ve durumda ben sana muhtacım
Ya zilletle ki o, aşka daha uygundur
Ya izzetle ki melike yakışan budur.
Endülüs Meliki İbnu’l-Ahmer
***
Ben doğruluğun iki işindeyim;
Cihad ve ğazadayım.
Bedenim düşmanla çarpışırken.
Aşk da kalbimle savaşta.
Di’bil
***
Biz siyah güzel gözlerin bakışıyla yumuşayan bir kavimiz
Oysa demiri bile yumuşacık ederdik
Ahuların ellerine zebun olunca, bizi yönlendiren
Gözler oldu, oysa aslanları bile sündüre sündüre güderdik
Öfkemizden aslanlar çekinir oysa biz.
Ceylan yavrularının kahrından korkarız, ardını dönünce
Zorluk anında, hür olarak görürsün bizi
Barıştaysa güzel kadınların kölesi...
Esrem b. Ahmed
***
Bişr’in korkusu ve cezası olmasa
Ya da avuçlarımda çivi görmek korkusu
Mevzimi terkeder sizi ziyaret ederdim,
Zira aşık şevkederse ziyaret etmeli.
***
Aşık dediğin cezadan korkan değildir,
Cezası ateşten bir çukura atılmak da olsa.
Hiçbir şeyin korkutamadığıdır aşık.
Ve sevgilisi evdeyken yerinde duramayan.
***
Bana naz edenden çektiğim
Ona değil, bana gelsin
Gönlümde aşk ateşini yakana
Onu feda edeyim, gelsin.
Allah da bilir ki sevinmem ben
Onda duyduğum hüznü şeninde çekmem
Ağlama korkusundan ağladım mı beni terkediyorsun
Ağladım mı bir, yüreğimin acısına, onu da ağlatıyorum.
***
Senin ardından çağırdım sabrı ve ağlamayı
Ağlayış hoşnutlukla koştu sabırdansa ses çıkmadı.
***
Ey hüzünlüye hüznünü unutturan,
Taziyeciler evine geldiği anda bile
Onu kadınların örnek aldığı ve
Onunla güldükleri ve ağladıkları.
Zaten layıktır bu yüz, neşelendirmeye
Üzüntü içindeyken mahzun duranı.
***
Gözümle uyku arasında bir şefaatçi var mı
Zira kalbim hastalıktan pek ürktü
Beni senin için gözyaşına cimri sanma
Hayır, sevgilinin hakkı için benim gözyaşım yok artık
Kalbim sana sevdalı ve hüzünlü
İnlemekle yüreğim soğuyor ancak
Duygulanmak ve şefkatta bidatlık bir şey yok.
***
Ne gariptir ki onlar benimle oldukları halde
Onları özlüyor ve karşılaştıklarıma soruyorum.
Göz bebeğim içinde oldukları halde
Gözlerim hep onları arıyor
Göğsümün içinde oldukları halde
Kalbim iştiyak duyuyor onlara.
***
Sevgiliyi gözlerden engelliyorlar, perdeliyorlarsa
Ben de gözümü beşerden engelleyip ona hapsettim.
***
Seni bana iyi hal de hatırlatıyor kötü hal de
Korktuğum da hatırlatıyor,
Seni bana, umduğum ve beklediğim de.
***
Her gece uyurken son şey sensin
Uyandığımda da ilk şey yine sen.
***
Hem Ilah’a isyan ediyor
Hem de onu sevdiğini mi sanıyorsun
Bu, kıyasta, “büyük bir imkansız” der
Şayet sevgin gerçek olsaydı O’na itaat ederdin
Çünkü seven kişi sevgilisine itaatkârdır.
***
Avvam oğullarının hepsini sayıyorum
Ona sevgimden dolayı.
Ona sevgim nedeniyle
Dayıları kelb kabilesini de sevdim.
***
Ey Tayba sakinleri hepiniz
Sevgiliden dolayı kalbime sevimlisiniz
***
Yanından kalkıp her gidişimde ben sanki,
Zindana sürükletilen bir esir gibi yürüdüm.
Gelirken de havada uçan kuştan
Daha hızlıydım, daha çabuktum.
***
Ziyaret ediyor; kederlerim hemen yok oluyor
Çünkü kederimin yok olması onun elinde
Giderken de neşemi beraberinde götürüyor
Çünkü sevinçten havalem onun üzerine.
***
Biz Mina’mn H avf mıntıkasındayken biri nida etti de
Farkında olmadan bu
Gönlün hüzünlerini harekete geçirdi
O’ndan başka bir “Leylâ”ya seslendi de
Leyla (nidası) ile göğsümde bulunan bir kuşu uçurdu.
***
Bana kötülük yapman üzüyor beni
Ama aklına gelmiş olmam da beni sevindiriyor.
***
Uzaklaşıyorum evlerden, belki kalbe
O sırrı gizlice anlatırım diye.
***
Sevgililerin meskenlerinin,
Hatta kabirlerinin üzerinde
Kabirlerinkinden daha düşük
Bir “zillet toprağı” bulunur.
***
Sevenin nefeslerinin gelip gitmesi bize
içinde sakladığı sevgi acısının hakikatini gösteriyor
Aşk hayalleri kalbini sarhoş edince
Öyle bir nefes aldı ki kalbi sökülmüşe döndü.
***
iki kişiye aşık olduğunu iddia eden
Kesinlikle yalancıdır.
Mâni’nin akidedeki yalanı gibi
Kalpte iki sevgiliye yer yoktur.
Kainattaki işleri iki kişi türetmemiştir
Akıl tek olduğu ve sadece
Tek yaratanı ve Rahman’ı idrak ettiği gibi
Kalp de tektir gücü yetmez
Tek’ten başkasına... uzak veya yakındakine.
O sevginin kuralına göre
Şüphe sahibidir, sahih bir imandan uzaktır
Bunun gibi din de “tek doğru” dindir
İki dine sahip kişi tam kafirdir.
İbni Kayyım el Cevziyye
***
Bize gelmeye niyetlendi kadın, ancak
Aynaya bakınca güzel yüzü onu alıkoydu
Onun güzelliği nedeniyle cezam bu olmamalıydı
Hicran işkencesi gördüm, hüzün yedi bitirdi beni.
***
Diyorlar ki:
Bizi ziyaret et de bize karşı görevlerinin gereğini yap
Oysa benim halim
Onlara karşı görevlerimi iptal etmiştir.
***
Onun beni sevmediğini anlayınca
Sevgisinin bana açılmadığını öğrenince
Belki aşk ateşini tadar da bana acıyıverir diye
Onun başka birine tutulmasını temenni ettim.
Haşan b. Hâni
***
Dostumu kesinlikle hiç kimseye anlatmam
Onu erkeklerin gönlüne sunmam asla
Ne diye başkasının kalbine şevk getireyim
Oysa zaten ona ulaşma önünde
Halhallar engeli var.
Ali b. İsa er-Râfikî
***
Ey bir mecliste adı anıldığında
Ondan bahsetmenin haz verdiği,
Sohbetin tatlılaştığı sevgili!
Vallahi kendi bakışlarımdan da kıskanıyorum seni
Seni benden başka herkesten kıskanıyorum
Canım senin gönlün. Şayet benim çırpınışımı
Benim önümde gözyaşlarımın akışını
Ve derin nefes alışımı görseydin
Bilirdin, benim senin aşkında işkence çektiğimi
Hayattan ve hayatın merhametinden ümitsizliğimi.
***
Kadın izin vermedi, ta ki etrafında yalvarıp,
Sonra Allah’ın ruhsat verdiği küçük günahları
Ona okutana kadar.
Bunun üzerine Muhammed güldü ve; “Vaddâh da kendisinin müftüsüymüş,” dedi.
***
Aşk halinde Rabbını murakabe etmeyen
İçindeki imanla O’ndan korkmayandan hayır yoktur
Takva aşk yollarını engelledi
Çünkü takva cahibi (Rabbıyla) buluşma vaktinde
Zelil olmaktan korkar.
***
İhtiyaç sahibine dedi ki: O konuyu açma
Çünkü yaşadığım sürece o mümkün değil
Bizim, kendisine ihanet etmememiz gereken bir dostumuz var
Sen de başka bir kadının arkadaşı ve dostusun.
***
Aşığını terkeden ve onu kendisine kızgın bırakan
Hiç bir mâşuğun amelini kabul etmez Allah
Aşığın öldürdüğünden dolayı sevap kazanmaz
Bilâkis ondan dolayı aşığı sevap kazanır.
***
O sağırcasına benden yüz çevirdiğinde,
Sanki bir kayaya seslenir gibi oluyorum
Ayakları şekilli bir hayvan onunla yürüse düşerdi
Aşırı yüz çevirici; onunla ancak cimri haliyle karşılaşırsın
Her kim buluşmadan usanırsa o çoktan usanır
***
Aşk ve takva örtüsünde birlikte geceledik
Başımızdan ayağımıza bizi özlem sarmıştı
Bizi zaman zaman hoş koku süslüyordu
İdm dağını aşıp gelen yıldırımlar bize aydınlık veriyordu
Sonra geri döndük dışımız şüphe içinde
içimiz ise her türlü töhmetten uzak bir halde.
el-Mûsevîde
***
Sevdiğimle nice defalar başbaşa kaldık da
Beni Ondan haya, Allah korkusu ve ihtiyat engelledi
Nice defalar sevdiğimi ele geçirdim de
Beni ona karşı şakalaşma, okşama ve bakış ikna etti
Güzelleri sever, onlarla oturmaktan hoşlanırım
Onlardan yana bir haram işlemede gözüm yok
Sevgi böyledir... günah işlemek böyle değil
Ardında cehennemin geldiği hiçbir hazda hayır yok.
Nifteveyh
***
Vallahi uzun bir ayrılıktan sonra buluşan
iki âşığın (birbirlerine uzak) duruşları ölümdür
Birbirlerine aşk şarabından kadehler sunarlar
Bu onları günahlardan daha da uzaklaştırır
Aşklarında samimiler; hiçbir göz fuhşa meyletmedi
Hiçbir el de peştemalini çözmeye yeltenmedi
Bir araya gelip ayrıldılar da birbirlerinden
İkisi de hiçbir ayıplayıcının lekelemesinden korkmadı.
Şihâb Mahmûd b. Süleyman
***
Biz bahçelerle dolu beldede birbirini seven
Sıhhat ve gençlik nimetlerini tadan gençlerdik
Zaman gelip onu ayırdı ve bizi perişan etti
Zaten zaman sevgilileri birbirinden ayırandır.
***
Nice beyaz, şerefli ve cilveli kadın beni,
Birleşmeye davet etti de, reddettim
Bu iffetten dolayı değildi
Sadece, kocasının dostuydum da haya ettim.
***
Açığa vursam “seni aşk ısırmış” diyorlar
Sevgimi açığa vurmasam “sabrediyor” diyorlar
Aşık olup da sevgisini gizleyen için ancak,
Ölüp, sonra mazur görülmek vardır.
***
Lezzetin özüne haramdan ulaşan kişiden
Lezzet kaybolur geride rezil ve rüsvaylık kalır
Kötülüklerin, sonundaki etkisi daimi olur
Sonrasında cehennemin olduğu hiçbir lezzette hayır yoktur
İmam Ahmed b. Hanbel
***
Ben nice dostumdan yüz çevirdim
Nefretimden değil... Bilakis ona iştiyaklıydım
Onun uzaklaşmasını görünce ben de ondan uzaklaştım
Kalbim ona delicesine tutkulu olsa da.
***
Bana bela gerçekten geldi, şimdi ben ne yapayım?
Ayrdığa sabır mı edeyim, yoksa kederle mi yaşayayım
Bana hüzün olarak yeter; ateş koru üzerinde
Gece yıldızlarına katlanmam, kalbim iştiyaktı halde
Ona sevgimi açığa vurmaktan beni alıkoyurlarsa
Ben ölürüm, gözlerim hep yaş döker.
***
Seni rüyamda gördüm... Sanki bana.
Ağzının soğuk tükrüğünden veriyordun
Sanki ellerin elimdeydi
Birlikte yatakta yatıyorduk
O gün boyunca uyumaya çalıştım
Seni görebilmek için rüyamda... ama nafile
Sonra uyanıyorum ki iki bileğin de sağ elimde
Kollarım ise senin sağ elinde.
***
Hayır gördün... gördüklerinin hepsine
Ulaşacaksın benden, kasetçilere rağmen
Umuyorum ki bana sarılmış ve de
iri göğüsler üzerinde benimle gecelersin
Seni halhallarımla bileziklerimin arasında
Gerdanımla bedenime yapışık elbiselerim arasında görmeyi
Gözetleyicilerden korkusuz halde sohbet ederek
En zarif iki aşık olarak gecelememizi umuyorum.
*
Tahammül edemediğim bir belaya düçar oldum
Kalbimse hevâma itaat ediyor, reddetmiyor
Yemin ederim ki seni azarlamayı terkim nefretten değil
Sadece, bunun fayda vermeyeceğini bilmemden dolayı
Ben her ne vakit sabıra itaati terketsem.
Mutlaka -istemeden- istenmeyen şeyleri oluverir
Sen, ancak bir aracılıkla insafa geliyorsan
Artık, aracıyla olan bir sevgide hayır olmaz.
Ali b. Kureyş el-Cürcânî
***
Ne dersin uzun süredir sana olan sevgisinden dolayı
Hastalanıp ipince kalan, sonra şaşkınlaşan hakkında.
*
Biz uzun süre bir aşkın zarar verdiği
Bir seveni gördüğümüzde ona iyilik yaparız.
***
Beni yaşlılık elbisesi giymiş görünce ayıpladı
Oysa canın sonu ölümle yaşlılık arasındadır
Bekleseydin ister istemez görürdün yaşlılığı
Başım yükseldiği halde zamanın musibetleri
Ve kıldan bir cimrilik onu değiştirmişse de
Bazen gençlerin lezzetlerine memnuniyetle giderim
Gayretim gevşemedi. Artık izimin haberlerini almaya çalış.
Hâris b. Selîl el-Ezdî
***
Nefsi yeterli olanla yetindir
Aksi takdirde yeterliden de fazlasını ister
Sen hayatın boyunca hep
İçinde bulunduğun anı yaşarsın.
Hz. Ali (r.a.)
***
Nefisler azgınlıklarından geri dönmezler
Onlara kendilerinden bir engelleyici olmadıkça.
***
Korku ve hüzün en çok Haklaşan kötü kimseye layıktır
Sevgi ise müttakide ve kirden arınmışlarda güzel olur.
Zünnûn-u Mıs-rî
***
Sabır her yerde övgüye layık bir değerdir
Ancak senden ayrılığa sabır öyle değil...
O övülecek bir şey değildir.
***
Senden ayrılığa sabır, sonuçları yerilen bir harekettir
Başka şeylerde sabır ise övülen bir harekettir
Korku seni O’na isyan etmekten uzaklaştırır
Ümit seni O’na itaate götürür
Sevgi ise şiddetle O’na sürükler.
***
Ey uzun hicrandan dolayı duyduğu özlemi dert yanan
Sabret! Umulur ki yarın sevdiğine kavuşursun
O’na, özlem ateşiyle büyük bir gayret sarfederek yürü
Umulur ki aşk ateşi üzerinde bir rehbere rastlarsın.
***
Evlerden ayrılıp uzaklaşıyorum. Belki de
Başbaşa kalıp kalbime senden bahsederim diye.
***
Belânın bir alâmeti ve işareti vardır, o da:
Senin hevâna karşı çıkışının hiç görülmemesidir.
Asıl kul arzularında nefsine kul olandır
Özgür ise bazen doyar bazen acıkır.
İbnu’l-Kayyim el-Cevziyye
Aşıklar Kitabı
Çeviri: Feyzullah Demirkıran - Savaş Kocabaş
Şule Yayınları 2006
Yorumlar
Yorum Gönder