Şairin Ölümü (Marina İvanova Tsvetaeva için)

Yatıyordu. Çehresi, hafifçe yükseltilmiş,
solgun ve dargındı dik yastığında,
dünya ve dünyaya ait bildiği ne varsa,
artık duyularından koptuğundan bu yana,
hepsi de umursamaz bir zamanda yitirilmiş.

Onu öylece yaşarken görenler, bilmemişlerdi,
ne kadar da bütünleşmiş olduğunu bütün bunlarla;
çünkü bunlar: O derinlikler çayırlarda
ve sularda, bütün bunlardı çizen o çehreyi.

Onun çehresiydi aslında bu enginler,
onlar ki, görücüye çıkmışlardı şimdi şaire;
korkuyla ölmekte olan maskesine gelince,
sanki havayla temas ettiğinde bozulan bir meyvenin
içi gibiydi, öylesine kırılgan ve ince.

Rainer Maria Rilke

Mektup

Böyle mektup beklenmez,
Bir mektup beklenir ancak
Paçavra cinsinden bir bez,
Çevresinde bir şerit olacak
Tutkaldan. İçinde -bir kelam.
Ve mutluluk. Hepsi o kadar.

Mutluluk beklenmez böyle,
Böyle beklenen -sondur:
Asker selamı top ve fişekle/
Ve göğüs içine -kurşunun
Üç parçası. Kan gözlerde.
O kadarcık. İşte böyle.

Mutluluk değil -ömür geçti!
Rengimi uçurdu rüzgâr!
Belki avlunun köşesi
Ve de kara namlular.

(Bir mektubun köşesi:
Mürekkep ve füsundan!)
Ölüm uykusu için
Kimse yaşlı sayılmaz!

Bir mektubun köşesi.

11 Ağustos 1923
Marina Tsvetayeva 

Şiir

Aklımda başka, bambaşka şeyler,
Peşinde gibi bulunmaz hazinenin
Adım adım, birer birer
Yoldum tüm gelinciklerini bahçenin

Tıpkı öyle, bir gün, bir kurak
Yaz günü, kıyısında bir tarlanın
Koparıp alacak başımı ölüm
Kayıtsız ve dalgın

Marina İvanova Tsvetaeva


İşte bir tarla kuşu

İşte bir tarla kuşu,
İşte bir hanımeli,
İşte avuç avuçmuş,
İşte dökülmüş gitmiş.

Marina İvanova Tsvetaeva

Eşya

Koparırlar hayattan
Çekerler hayata gene
Ellerinde oyuncağız.
Evire çevire.
Yaşayacaklar gibi sonsuz
Edinmeler - -
Bir dönem soğuruz
Azalırlar eskidiklerinden
Önce umursamazken
Başlanırsa toplanmaya eşya
Umutlusunuz
Uzun yaşamalardan.
Çocuklara kalması
Çocuklar - -
Hızlı değişme
Alaylı bakışları.
Bir yaştan sonra
Eşyalara düşmeniz - -
Bu demek ki
Gönlünce yaşamadınız.

Behçet Necatigil

Rubailer

NİYAZ

Bana ilhamını bahşet ki, İlahi, bir gün
Seni bulsun sana takdime değer incilerim.
Ben, ne sultanlara şair, ne de şairlere şah;
Tanrılar Tanrısı'nın şairi olmak dilerim.


SONSUZ RÜYA

Ezeli varlığa candan vurulan aşıklar,
Ses alır ta ötesinden ebedi dünyanın.
Yerin altında devam etmesidir bence ölüm,
Yerin üstünde görüp geçtiğimiz rüyanın.


GÖNÜL MÜLKÜ

Evler yıkılır, köyler olur hak ile yeksan,
Viran yeri, birkaç yıla varmaz, onarırlar.
Yalnız şu gönül mülkü harap olmaya görsün;
Tamire yetişmez onu dünyada asırlar..


YALNIZ O

Sardı katil gece dünyayı siyah bir kefene,
Bir emel yıldızı göz kırpıyor ancak aradan.
Merdi, namerdi, cüzzamlar gibi terk etti bizi;
Bizi yalnız bırakıp gitmedi, yalnız, Yaradan..


ŞEFKAT

Âdem evladı boğarken baba - bir kardeşini,
Basıyor bağrına hemcinsini müşfik canavar.
Beşerin zıddına, hayvan soyu insanlaşıyor,
Yiğidin şefkati yok, lakin itin şefkati var..


SAYILI

Ellerin derdini dert etmedesin kendine sen;
Güç düşer böyle geçen kırk yıla bir neşe yılı..
Ömrünün zehrini zindanda da zevketmeye bak,
Günler, aylar, seneler nerde? Nefesler sayılı!


GÜÇ

Şanlı yaprakları tarihin açılmış, duruyor,
Canlı bir levha fakat her yiğidin girmesi güç.
Nice destanların ilhamı olan kavmimize,
Ata'dan sonra bir efsane beğendirmesi güç.


ANA DİLİ

Hangi sözlerle ninem gönlünü açmışsa bana,
Ben o sözlerle gönül vermedeyim sevgilime.
Sözlerim ninni kadar duygulu olmak yaraşır,
Bağlıdır çünkü dilim gönlüme, gönlüm dilime..


HAYALE HASRET

Girdi, yollar gibi, yıllar da nihayet araya
Set çeker dağ tepe, feryada değil, yada bile.
Hasretim uykuya ruhum sana hasret kalalı;
Gözlerim görmüyor artık seni rüyada bile.


NEŞE

Neşe, gölgen gibi, ardında yürür elpençe;
sürür pembe topuklarla beyaz terliğini.
görmezse gözüm görmez olur neşeyi de;
Bana göstermesin Allah senin eksikliğini..


POSTACI

Duymamış, belli, hayatında bir eş hasretini,
Yaşamış taş gibi, toprak gibi, mahrum acıdan.
Ne bilir kağıdın canlara can kattığını?
Başımız dertte şu her gün geciken postacıdan!


YARAŞIR

Saçının telleri göğsünde perîşân yaraşır
Öyle sümbüllere bir böyle gülistân yaraşır
Ay'la Güneş alnına her ân yaraşır
Gönlümün tahtına bir sen gibi sultân yaraşır.

Faruk Nafiz Çamlıbel

TOPRAĞA ÖVGÜ

sen olmasan
nasıl yaşar insanlar
bütün o
yılanlar böcekler kurtçuklar
arılar kuşlar kelebekler
nebileyim balıklar…
sana teslim ederiz
ölülerimizi
yaşayanlarımızı da
ey insanlara hazine
uluslara vatan
seviyorum seni
toprak
sen verirsin
mobilyalarımızın ağaçlarını
taşı kiremiti
evlerimizi örmek için
tuğlayı harcı
bütün yiyip içtiğimizi
giydiğimiz elbiseler senden
senden ayakkabı şapka
su şarap bira
senin cümle hayırların
sığmaz kitaplara
bir şiir için
bunlardan sadece biri yetecekti oysa
toprak inan ki
senin için düşen
her şehit
sevgimizin kanıtı adeta
senden
ayaklarını kesen kuşlar
ve bütün uçaklar
bir gün nihayet
sana dönecekler tekrar
günün birinde
bedenlerimize
mesken olduğunda sen
büyük şairler
şiirler yazacaklar
senin için
ne mutlu bize
koynunda olacağız senin

Garbis Cancikyan
Badger, 5 Ocak 1945

SÜRGÜN

aynı yerde kalır sokak
otel kapısı aynı
masada kalır hâlâ
kopardığımız ekmeğin kırıntıları
ve sokağa bakan
pencerelerin perdeleri
kapadığımız gibi aynı
biz neden
aynı kalmadık sevgilim
el olduk birbirimize

Garbis Cancikyan

-Şu Ömrümün Şubat’ı-



CEHENNEM EVİMİZ OĞUL

cehennem ateşler içindeymiş
biz ısınmak
yemek pişirmek
ve ütü yapmak için yakarız ateşi
bütün günahkârlar
cehenneme gidecekmiş
yalan
arkadaşım sarkis
uçurtmamı yırttığından beri
uğramaz oldu evimize
cehennem yukarıdaymış
yalan
gökte bir şey yok
bazı bulut ve güneş
bazı ay ve yıldızlar görünür
gecelerde
yalan hepsi
yalan söyler hepsi de
sadece annemin sözüne inanırım ben
hiç yalan konuşmaz annem
ve her gün aynı sözü söyler:
CEHENNEM EVİMİZ OĞUL

Garbis Cancikyan

Küs Değiliz

 Kendi gün batımıma doğru seni kutsuyorum yaşam, çünkü sen bana hiçbir zaman boş umutlar, adaletsizlikler, hak edilmemiş üzüntüler yaşatmadın.

Çünkü inişli çıkışlı yolumun sonunda gördüm ki kendi kaderimin mimarı bendim;

Ve şeylerin içindeki tatlılığı ve acılığı ortaya çıkardıysam onlari oraya koymuş olan yine ben olduğum içindi: gül ağacı ektiğimde açan her zaman güller oldu.

Elbette gençliğimin ardından kış gelecek: ama sen zaten mayısın sonsuza dek süreceğini söylememiştin!

Şüphesiz acı dolu uzun gecelerim oldu; ama sen zaten bana sadece mutlu geceler vaat etmemiştin; Ve karşılığında huzur dolu gecelerim de oldu…

Sevdim, sevildim, güneş yüzümü okşadı. Yaşam, bana hiçbir şey borçlu değilsin! Yaşam, küs değiliz!

Amado Nervo




Bercestelerim