Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Oaristys

Ey hatırası içimde yemin kadar büyük, Ey bahçesinin hoş günlere açık kapısı Hala rüyalarıma giren ilk göz ağrısı, Çocuk alınlarda duyulan sıcak öpücük. Ey sevgi dalımda ilk çiçek açan tomurcuk, Kanımın akışını yenileştiren damar, Gül rengi ışıkları sevda dolu akşamlar İçime yeni bir fecir gibi dolan çocuk. Ey tahta perdenin üzerinden aşan hatmi Ve havaları seslerimizle dolu bahar, Koşuştuğumuz yollar, oynadığımız sular, Kağıttan teknesinde sevinç taşıyan gemi. Duyup karşı minarede okunan yatsıyı Yatağıma sıcaklığını getiren rüya, Denizlerinde onunla yaşadığım dünya Ve ey ufku beyaz cennetlere giden kıyı. Ah! Birçok şeyler hatırlatan erik ağacı Ve o ilk yolculukla başlayan hasret, zindan; Atları çıngıraklı arabanın ardından Beyaz, keten mendilimde sallanan ilk acı. (Ankara, Haziran 1936 / Varlık, 1.12.1936) Orhan Veli Kanık

Gökyüzüydü Göğsü

Gökyüzüydü göğsü Yıldızlar fırlardı Düğmeleri açık gömleğinden dışarı Gözleri konuk gelirdi her gün Gözlerime maviler getirirdi Kollarını dolardı boynuma Yünlü bir kaşkol gibi yumuşak ve koruyucu Avuçlarımın odasına akardı elleri Bir dere gibi el yordamıyla Gündüz gibi ışırdı yüreğim Dinlerken geleceğe değğin türkülediği umudu Yalnızca gülüşü kaldı gülüşümde Bir de Sesimde yeşillenen ses, onun. Ali Asker Barut Varlık, Sayı: 938 , 1985 (Varlık'ta İlk İmzalar kitabından)

Meyva

Bir nar çiçeğinde yaşıyor bahar, Ruha sükûn veren en olgun meyvasını Tatlı bir rüya gibi görülüyor hatıralar Ve sesin aratmıyor şiirin musikisini. Durgun suda aksin şebnem gibi titrek Durgun suda kokla, kokuların en iyisini Durgun suya bak ve de ki: Sevinerek - Unutuyor bahar bu ince dalda meyvasını. Şahap Sıtkı Varlık Dergisi Sayı 98 / 1937

Kuşkonmaz

1. Merak ediyor     gökyüzüne bakarken     damda üşüyen kedi     ocakbaşında uyuyan kedinin                          koltuk altlarını. 2. Üst üste düşünce bakışları     utanıyor denizanaları     hiç aşklaşmadıklarına     ve yalnızlığı anlıyorlar ilk kez                          dünyada. 3. Merak ediyor yarasalar     mor halkalan dar                          memeleri     nasibini bekleyen dudaklar     suçsuz değil mi. 4. Merak ediyor gece     seni           soyunacak kadar güzel mi. 5. Hep açık dursun pencere     ışık alsın saksıdaki menekşe     evin içi güneşlenmeli     ve gündüzleri de sevişmeli       ...

Haçlı Savaşlarında Bir Ahmet

1. Ahmet ... sen hiç yaşadın mı adından ayrı     dipsiz bir kuyuya atılan yadataşı nasıl     düş kurar uykusunda gizli gizli     eski bir toprağın öyküsüydü     zamana karışan yaşlı gözleri     ve dualı su dökmüşlerdi başlarından aşağı     kesilsin diye çocukların korku nöbeti 2. Kente indiğinde dikelmişti önünde şövalye bıyıkları     testere tekerlekli arabalar geçmişti yaralıların üzerinden     Ahmet ... sen hiç yıkandm mı ölünden ayrı     kınsız bir kılıca bulaşan kan nasıl     büyür sevdalarda dudaklardan karınlara     ve sevişemeyecek kadar yorgun kadınlar      ağıtlar yakmışlardı kara yazgılarına 3. Bir masaldan çalınan zehirli yüzük     parmaktan parmağa büyüsünü taşıdıkça     Ahmet ... sen hiç utandın mı göğünden ayrı     İnce mumlu rahibe ilahilerinde nasıl     kanatlanır bunca öç bunca acı ...

Yeniden Babaevinde

I İttim açılmadı kapı ittim açılmadı Çitten atladım bahçeyi ot bürümüş çardağın altı boş Asma kocamış, seyrelmiş salkımları Elimi uzattım mosmor güldü sonra avucuma döküldü taneleri ılık, buğulu... ...ekşiden çok buruktu Sis bastı bahçeyi kapı gıcırdadı Annem seslendi Ve yaklaştı koştukça eteklerinden elmalar yuvarlanan kardeşlerimin ayak sesleri II Beşi bitirmiştim Temiz bir elbise giydim Ölmek istiyordum Mis kokulu bir çarşaf serdim yatağa "Okuduğu yeter" demişler "patlıcan biber kızartmayı öğrensin biraz da." Benim yarınımı konuşmuşlar komşuları babamla Hiç patlıcan kızartamadım sonra Parmaklarımdan babama benzer bir damadın kanı sızar hâlâ Sennur Sezer

Üsküdar İskelesinde İki Lostracı Çocuğun Konuşmasından

Öyle gül atıcam ki size gelecek maçta Âdem abim bilem tutamaz elleri yanar Can Yücel

Bir Daldan Bir Dala

Ölüm bir sarmaşık Gövdemi sarmalıyor, Üst dallara tırmanıyor usum, Uslan Ey Dil Uslan Artık İhtiyar Olmaktasın Şarkısını mırıldanarak Usul Usul Can Yücel

Islak Öykü

Yağmur duasına çıkmış köylüler Aptes almış Göğe el açıp Yedi rekat namaz kılmışlar Üç keçi kesmişler sonra Sana fazla düştü bana az diye Çıngar çıkmış aralarında Tabancalar patlamış Candarma yağmış üzerlerine Can Yücel

Benden De Koyu Mai Bir Blues

Senlen raks rakına kalktıkta Başım ayaklarınla Ayaklarım başınla beraber, Ve oran orama değdikçe, Evler boşalıyor Sokaklar boşalıyor Bahçeler masalar boşalıyordu Ben boşalıyordum, Bizden gayrı kalan Bi tek rüzgar vardı Yaprakları üfleyen rüzgâr… Senden ayrılınca anımsadım Dünyanın bu kadar kalabalık olduğunu… Can Yücel