Ana içeriğe atla

Muzaffer Ozak'tan Özlü Sözler

Dünyâda insana en çok azâb veren şey, meşrebine uymayan kişi ile berâber olmakdır...

Bilmeden bulamazsın, bulmadan olamazsın!...Bilenler buldular, bulanlar oldular...

Kişi sevdiğini çok zikreder!

Allah hangi kulu seviyorsa ismini onun ağzından andırır...

Müminler ölmezler, olurlar!.. 

 Allah bahâ Allahı değildir bahâne Allahıdır...
(Kullarını affetmek için bahâneler yaratır)

Günahlarına ağla! Ağlayamıyorsan niye ağlayamıyorum diye ağla!..

İnsanın özünden gelmeyince, gözünden gelmez...

Eskiden ferdî kölelik vardı... Şimdi milyonları köle ediyorlar haberleri bile olmuyor... 

Kendine mezar hazırlama, kendini mezara hazırla!..

Allah'a muhtaç olduğun kadar ibadet et!..Ateşe dayanabileceğin kadar günah işle!..

Az ye temiz ye!..

Arif olanlar ömürlerinin her gecesini kadir bilirler...

Allah'da yok olmayan, var olmaz!!

Eserde kalma, müessire gel! 
Esmâda kalma müsemmâya gel!
Kelimede kalma ma'nâya gel!

İlim, Hakk'ı bilmekdir, Allah'ı bilmeyen, kamyon dolusu da kitap okusa câhildir!...

Okuduğunu anlamayanlar ve anladıkları ile âmil olmayanlar, kitap taşıyan eşekden farksızdır...

Hakîkat ortaya çıktığı vakit ilim iflâs eder...

Cehâletle tefekkür insanı tecennüne götürür...

İlm ile tefekkür insanı yüceltir ve yükseltir...

İnsan öğrendikçe cehli artar...

Temâyülât-ı kalbiyye irâde-i cüziyyeden değildir...
(Kalbin nerelere meyl edeceği yani neyi ve kimi seveceği insanın irâdesinde değildir)

Târihden ibret almayanlar, târihe ibret olurlar! 

Dünyâyı bilen aldanamaz, âhireti bilen aldatmaz!

Kâfirin bir putu, mü'minin bin putu vardır... 

Allah'dan başka kalbinde ne varsa, o senin putundur!..

İnsan hırsız da olsa insâfı elden bırakmamalıdır! 

Dünyaya kıl düzeltmeye değil huy düzeltmeye geldik!

Aç durup duvara bakacağına karnını doyur dîdâra bak! 

Oruç tutup küfredeceğine karnını doyur şükr et!

Allah Allah'a şikayet olunur kullara şikayet olunmaz... 

Fetvâ tarafını değil takvâ tarafını tut!...

Taklid tefekkürü kaldırır... 

Zenginler Allah'ın vekilharcı, fukarâ Allah'ın ayâlidir...

Halk düşmanı Hakk düşmanıdır,halka muhabbet Hakk'a muhabbetdir...

Bal, hastaya acı gelir...Acı olan bal değildir, hastanın ağzının tadı bozukdur...

Mürşid görmeyen kimse ölü gibidir, mürşidin nefesi ise İsrâfil'in sûru gibidir...

Sulb babası insanı a'lâ-yı illiyyînden alır esfel-i sâfilîne getirir, yol babası ise insanı
esfel-i sâfilînden alır, a'lâ-yı illiyyîne götürür...

Dervîşlik, îmânı yakîne getirmektir... 

Dervîşin eli kârda, gönlü yârda olmalı...
(Dünyevî meşgûliyetler kişiyi zikrullahdan alıkoymamalı)

Esrâr-ı ilâhiyyeyi akıl terâzisi tartamaz, kırılır! Hakk'a ve Allah Resûlü'ne teslîmiyyet lâzımdır...

Akıllı fırsatı kaçırmaz, ârif fırsat îcâd eder...

İnsan yüzüne bakmak Kâbe'ye bakmaktan efdaldir... 

Ka'be'ye sarık almaya giden sarık, tesbih almak isteyen tesbih alır;

Ka'be'yi görmek isteyen Ka'be'yi görür, Allah'ı isteyen de Allah'ı bulur...

Âhirette ne varsa dünyada bir misâli vardır...

Allah Allah ile bilinir... 

Gâfiller, Hakk'ı gökde ararlar...Mü'minler ise O'nu gönüllerde arar ve bulurlar...

Hak ağız hakkı söyler, Hak göz hakkıgörür, Hak kulak hakkı işitir... 

Hakk kula tâlib olmayınca kul Hakk'a tâlib olamaz...

Müslüman istemez, isteyeni reddetmez...  

Okuyabilene seriyyeden süreyyâya kadar risâledir...

Kalbinde ne kadar Allah korkusu varsa Kur'ân'dan o kadar anlayabilirsin...

Vücûd âleminin ka'besi kalbindir...

Kalb temiz olmayınca Hakk ona tecellî etmez... 

Hakâik-i Kur'âniyyeyi söylemeye dil, anlamaya gönül gerekdir...

İslâmda bulduğun safâyı hiçbir şeyde bulamazsın...

Şöhret, kişinin kemâlini geçerse âfet olur!..

Kisve-i tarîk ile... 

Allah'a secde etmeyen kula secde eder, Ka`be'ye yönelmeyen paraya yönelir...

Bir Allah'dan korkandan kork, bir de Allah'dan korkmayandan kork!..

Allah'dan her kim korkarsa bütün mahlûkât ondan korkar...

İnsanın kıymetini bilmeyen, Allah'ın kıymetini bilmez...

İnsanın kadrini-kıymetini bilmeyen şeytân olmuşdur...

Her kim ki kendisini muhâtabından yüce gördü, o kimse şeytân oldu...

İnsana hizmet Allah'a hizmetdir, insana ihânet Allah'a ihânetdir...

Kendisi ne ise, kişi, karşısındakini de öyle bilir...

Gözünde necâset olan, dünyayı pislik içinde görür!...Evvelâ gözünü temizle!..

Aklın bittiği yerde ilm-i ledünn başlar, ilm-i ledünn'ün bittiği yerde aşk başlar... 

Nûr-i Nübüvvet'den uzaklaştıkça insanlar kabalaşır...
Nûr-i Nübüvvet'e yaklaştıkça insanlar inceleşir...

Dilin cirmi küçük, cürmü büyükdür...

Ye aşı, kıl beşi, yat aşağı!..
(Aşkdan ve zikrullahın zevkinden nasîbi olmayanlar için buyururlardı)

Bakan var, gören var, bir de bakar var!..
("Bakar", Arapçada "öküz" demekdir)

İslâm'ın hiç çürük bir tarafı yok fakat müslümanların da tutulacak bir tarafı yok!...

Ağzından zehir alanın vücûdu, kulağından zehir alanın rûhu ifnâ olur!

Rüzgara ve güneşe karşı tüküren kendi yüzüne tükürür!

Filin lokması karıncaya verilmez...  

Hudûdu aşmamak şartıyla, insanın insana aşkı da mukaddesdir...

Allah insanı üç şeyle imtihan eder : Birisi canın, birisi malın, birisi evladın... 

İnsanı evlatla avrat yıkar!...

Üç büyük fitne vardır : Biri kadın, biri malın, biri evlâdın!... 

Başını kaç şefkat eli okşadıysa insan o kadar acı çekmekle mükellefdir...

Mezhebden suâl olunur, meşrebden sual olunmaz... 

İnsan önce kendine sonra başkasına vaaz etmeli!
İnsan önce kendini sonra başkasını irşâd etmeli!

Fenâlığa karşı fenâlık her kişinin işidir...Fenâlığa karşı iyilik er kişinin işidir...  

Eşek seni tepince sen de eşeği tepersen, eşekden farkın kalmaz!
Köpek seni ısırınca sen de köpeği ısırırsan, köpekden farkın kalmaz!

Câhilin sofusu şeytanın maskarasıdır!..

Deli olup akıllı görüneceğine, akıllı olup deli görünmeli...
En akıllısı Deli Bekir, o da direk üstünde yatar...

Âlim konuşur, ârif sukût eder... Her soruya cevap veren ahmakdır...

Meczûb olma! Câzib ol!

Köpeğin çanağından yemek yenmez ama sen çanağından köpeğe yemek verirsin! 

Bütün dünyâ senin olsa bile gerçekde Hakk'ın olduğunu bil!..

Dünya metâ`ı hamamın kurnasına benzer, bir cenâbetden bir cenâbete kalır... 

Allah sillesinin sadâsı yokdur, bir vurdu mu devâsı da yokdur da'vâsı da yokdur...

Sakın kimseyi kınama, ayıplama! Ayna gibi ayyâb olma! Zîrâ Resûlullah'ın beyânına göre bir mü'min ayıpladığı mü'min kardeşinin işlediği kabahati işlemeden ölmez!..

Ölüme her an hazır ol. Tıpkı bir istasyonda az sonra gelecek olan treni bekleyen yolcu gibi...

Kıldığın her namazı son namazın bil! Yetiştiğin her Ramazanı son Ramazanın bil!!

Çocuk doğduğunda kulağına okunan ezân ile kâmetin namazı öldüğünde kılınan cenâze namazıdır. Hayat bu kadar kısadır!

Gençliğine, kuvvetine güvenme! Makâmının, rütbenin büyüklüğüne dayanma!...Nice idam sehpalarına başvekaletin iskemlesi ile gidilmişdir...Bazan Allah, kulunu kaldırır, kaldırır, kaldırır sonra en yukarıdan aşağı bırakıverir!...Bunu hiç hatırından çıkarma!...Dünyâda fânî olduğunu hiç unutma!...

Cebinde çok olsun, kalbinde yok olsun!
(Sünnet çocuğuna para verirken zarfın üzerine yazdırırlardı)

Günâhını sakın unutma!

Babana hürmet edersen evlâdın da sana hürmet edecekdir... Babana ikrâm edersen evlâdın da sana ikrâm edecekdir... Babana isyân edersen evlâdın da sana isyân edecekdir...

Dâimâ duâ et, sakın bedduâ etme!

Sakın kimsenin kalbini kırma! Bilemezsin belki de albini kırdığın zât Allah'ın dostudur.

Tamahkâr insanların ekmeğini-yemeğini yeme, çayını-kahvesini de içme!..

Mesud bir evlilik için kadın erkekden daha genç, daha güzel ve iffetli olmalı. Erkek kadından daha zengin, nesebi ve rütbesi daha yüce olmalı!!

Çocuğuna haram yedirme! Çocuğunu haramla beslersen hem âsî olacakdır hem de kıyâmet günü en önce senden da'vâcı olacakdır!

Çocuğunu oynatmamazlık yapma sakın ha! Çocuğunu oynatacaksın! Oynayacak zamanda çocuğu oynat! oynatmazsan, baskı yaparsan, oynanmayacak zamanda oynar sonra!!

Çocuğu sevmediği mesleğe vermemeli, hem muvaffak olamaz hem de hayatı zehir olur... 

Okulu bırakıp ticarete atılmak isteyen birine " Allah ilmi isteyene mutlaka vereceğini vadediyor, parayı çalışsa bile dilediğime veririm diyor, ya kazanırsın ya kazanamazsın" diyerek ilme teşvîk etmiştir.

Bilmem hiç rast geldiniz mi? Bazı insanlar var ki, bunlar küçük yaşda namaza başladıkları halde, hattâ uzun yıllar namaz kıldıkları, oruç tuttukları, camiye gittikleri halde bir gün hepsini birden terkedebiliyorlar. Hattâ bunlardan bazıları Allah'ın yasakladığı içki gibi, kumar gibi şeylere de mübtelâ olabiliyor. Halbuki insan bir kere namaza, câmiye, ibâdete, tâ'ate alışırsa bir daha aslâ bunları bırakmaz gibi geliyor değil mi? Peki bunun sebebi ne olabilir? Gelin bu mes'elenin sebeb ve hikmetlerine bir bakalım :

1. İbâdetler âdet şeklinde yapılırsa şekilden ibâret olur ve yapana bir faydası olmaz. İnsan bu şekilde yıllarca da ibâdet etse o ibâdetinden feyz alamaz çünkü ibâdetin ma'nâsından mahrûmdur ve yaptığı ibâdeti angarya gibi yapmışdır. Bu gibi insanlar, zamânın değişmesi, zemînin değişmesi, nefsin hevâsı, şeytânın iğvâsı gibi bir takım sebeblerle yıllarca yaptığı ibâdetleri terkedebilir, o güne kadar hiç yapmadığı bir takım kötülükleri ve günâhları da yapmaya başlayabilir.

2. İbâdetler, bir binâya benzer. Her binânın sağlam bir temele ihtiyâcı vardır. Binânın temeli sağlam olmazsa, o binâ bir depremle ya da başka bir sebeble kolayca devrilebilir. İbâdet binâsının temeli, îmân ve akâiddir ki bunlar sağlam olmayınca hem ibâdetler makbûl olmaz hem de kişi senelerce de ibâdet etse, bir gün kuvvetli bir tesir altında kalınca ibâdetlerin hepsini terkedebilir. Târihde de çevremizde de bunun sayısız misâlleri vardır. 


Muzaffer Ozak

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Kuseyyir Azze’nin Tâiyye Kasidesi

Dostlarım, burası Azze’nin meskeni bağlayın develerinizi  ve bir vakit kaldığı konaklara ağlayın Dokunun bir dem teninin değdiği toprağa Konaklayın, geçirdiği yerde gündüzünü ve gecesini Allah günahlarımızı örter mi diye ümitsizliğe düşmeyin Namazınızı onun kıldığı yerde kıldığınızda Ağlamak nedir bilmezdim Azze'den önce Bilmezdim terk edişine dek, kalbin acılarını İnsaf etmedi; hem kadınlardan kalbimizi soğuttu Hem de ihsanında pek cimri davrandı Kureyş'in kurban kesip, namaz kıldıkları (İlaha) Me'zimân sabahında büyük yeminler etti (Şöyle dedi): "Eşlik etmem sana; hacılar haccettiği Yolcular Feyfâ Âl'de tekbir ve telbiye getirdiği sürece Rukbe tepesinde tekbir getirdikleri ve Zû Gazâl'de hac şiarını eda edip tehlil getirdikleri sürece" Aramızdaki bağı koparmaktı niyeti; adak adayan biri gibi Adağını yerine getirince (görüşmemize) izin verdi Dedim: “Ey Azze, yoktur nefsin alışınca boyun eğmediği bir felaket Ve görülmemiştir insanı aşkta kaplayan coşkunun ...

Ehlen ve sehlen ey gam-ı kalb-i perişân merhabâ

“Şair görmüştür, size de gösterir; gördükleri ona tesir etmiştir, o da intibalarını size nakleder; dinleyicilerin/okuyucuların hepsi de onun gibi şairdir.”   Steal  Pâmâl idüp beni sıdı gam cündi kalbümi Himmet demidür ey Şeh-i Merdân yâ Alî (Gam askerleri beni ayaklar altına alarak kalbimi kırdı;  Ey yiğitlerin şahı Ali, vakit yardım etme vaktidir.) Hayretî ** Gam leşkerinden ister isen olasın emîn Var Abdî Beğ kapusın idin âhenîn hisâr  (Eğer gam askerlerinden kurtulayım dersen,  Abdi Bey’in demirden hisar gibi olan kapısına sığın.) ** Mülk-i gam sultânıyam şâhâ ayağun toprağı Kelle-i bî-devletümde tâc-ı devletdür bana  (Ey şahlara benzeyen sevgili, ben de gam ülkesinin sultanıyım;  senin ayağının toprağı benim talihsiz başıma bir devlet tacıdır.) ** Devletinde şâh-ı aşkun ben de gam sultânıyam Ey gözüm sakkâlığ it ey âh ferrâş ol bana  (Aşk şahının devletinde ben de gam sultanıyım artık.  Ey gözyaşlarım sen gam ülkesinin su dağıtıcısı ol, ...

Babalar ve Yazarlar

Jale Parla, Tanzimat romanından yola çıkarak yazdığı “Babalar ve Oğullar “adlı kitabında, Türk romanının kaynağındaki önemli bir boşluğa vurgu yapar. Tanzimat romanlarındaki kahramanların çoğunun yetimliğine dikkat çeken Parla, bu romanlardaki kahramanların çoğunun yetim olması kadar belirleyici bir unsura değinir. Bu romanların kendisini de birer yetim metin olarak tanımlar Parla. Tanzimat romancıları bir yandan Batı’dan alınan bu yeni edebi türde ürün verirken, bir yandan da Osmanlı’dan kalan eski ahlak ve değerler manzumesini de sürdürmeye çalışırlar. Daha da ilginci, Türk romanının, bir baba-oğul çatışmasından çok, babadan yoksun kalmanın telaşı içinde, bir baba arayışının içine doğduğunu vurgulayacaktır Parla. Nasıl ki, Tanzimat romanındaki “baba arayışı” belirlemesini Jale Parla’ya borçluysak, modern Türk romanındaki “çocuk kalmışlık” imgesini de şüphesiz Nurdan Gürbilek’e borçluyuz. Gürbilek’in “Kötü Çocuk Türk” kitabında yer alan “ ”Azgelişmiş Babalar” başlıklı incelemesi mode...

Çekilme

Çocuğum benim, dalsızım, kanatsız hayal rüzgârım İnce içlenmelerle kıvrıla kıvrıla Tenimde düğümlenen duygu çıkmazım. Öpmesi gibi büyük suların engin kıyıları titreyerek Tutkular köpükler içinde İncitmeden tek bir kum taneni sürüklemeden Çekileyim ömrünün ak örtüsü üzerinden Usulcacık, saygılı Derin kuyularına büyük yalnızlığın İzler bırakarak geride yürek çarpıntılarından İyimser, kederli Bir özge zaman arması gibi Andıkça sevgiyle Yalnızca sevgiyle ışıklanan… Yanlış kıyılarda çırpınıyor bu yaşlı deniz Bu ağır suyu bu ince kum kaldıramıyor… Şükrü Erbaş

BENİMSE GÖZLERİM AKAN SULARDA

ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı  bilirim yollanımı gözetleyedururda  otururken köşesinde yalnızlığın iğreti  yüreğin ezik ezik olmasın anne. sensiz sanadır içimde akşamlar  suskunluğun süren sorgusunda  az biraz morcadır ellerim anne. ak bir yazmadır gece /örter başını  düşmüştür yollara yana yakıla  yürekleri itrek karanlıklara sarkıtılır parmaklar  seherlere düşen ayrılıktır  kuşluklar kıyılardan avuçlanır anne benimse gözlerim akan sulardan. Ahmet Veske Ahmet Veske her yerli şair gibi, beslendiği memelerin hakkını yemeyen biri. Bizim medeniyetimizin temellerinden olan hüzün, burada adı ikide bir ulu orta anılmadan uç veriyor şiirinde: “ben ve ellerim uzaklarda senden kelimeler gözyaşlarında asılı bilirim yollarımı gözetleye durur da otururken köşesinde yalnızlığın iğreti yüreğin ezik ezik olmasın anne” Anneden uzaklık öyle el değmemiş bir hasret ifadesi değildir. Anne her dokunuşta canımızın beslendiği toprağa...

Hâtim Duası

Rahman ve rahîm Allah'ın adıyla. "Bütün hamdler, övgüler âlemlerin Rabbi Allah'adır. O Rahmandır, Rahîmdir. Din gününün, hesap gününün tek hakimidir. (Haydi, öyleyse deyiniz): 'Yalnız Sana ibadet eder, yalnız Senden medet umarız.' Bizi doğru yola, Sana doğru varan yola ilet. Nimet ve lütfuna mazhar ettiklerinin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapkınlarınkine değil." "Elif, Lâm, Mîm. İşte Kitap! Şüphe yoktur onda. Rehberdir müttakîlere! O müttakîler ki görünmeyen âleme inanırlar. Namazlarını tam dikkatle îfâ ederler. Kendilerine ihsan ettiğimiz nimetlerden de infakta bulunurlar. Hem Sana indirilen kitabı, hem de Senden önce indirilen kitapları tasdik ederler. Âhirete de kesin olarak onlar inanırlar.” "Peygamber, Rabbi tarafından kendisine ne indirildi ise ona iman etti; mü'minler de. Onlardan her biri Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve resûllerine iman etti. 'O’nun resûllerinden hiç birini diğerinden ayırt etmeyiz.' dediler (ve e...

Bir sürgün yeridir şiir…

Yok senin kendi hayatın. Benim ölümümdür sadece senin hayatın. Ne yaşarsın ne de ölürsün bu yüzden… Hiçbir kadın tutmaz seni göğsüne. Hiçbir kadın paylaşmaz seninle gecenin tutkusunu… Yok hiçbir çocuğun yanına gelip: Seni seviyorum diyecek… * İyi bir dost ol, Ey ölüm!… * Teşekkür ederim sana, ey hayat. İnanma bana eğer dönersem ya da dönmezsem. Ne yaşıyordum ne de ölüydüm. * Yoruldun mu benden, dost? Neden terk ettin beni? * Hiçbir şey kalıcı değildir sonsuza dek. Doğmanın zamanı var Ölmenin zamanı, Konuşmanın zamanı var Susmanın zamanı… * “Ben ve Kadınım, sonsuza dek” Böyle başlar aşk. Fakat bitirir kendini sıkıntılı bir elveda ile “Ben ve O kadın” * Gel dostça ve içten olalım: Benim hayatım senin, tümüyle yaşandığında. Karşılığında, bırak seyredeyim yıldızları. * Söyle ne söylemek istiyorsan: “Bir anlamdan diğerine yükselirim. Akışkandır hayat, damıtırım onu…” * Kuşatmada birer aralıktır hayat… * Gördüm ölülerin ne hatırladıklarını ve ne unuttuklarını… * Biz ayrılmadık. Ama asla karş...

şano

Kuyruğumda arkadaş ölülerinden bir mahya Alkolik bir babadan ıslaklık Polis korkusundan bir çelenk Askerlik şubelerinden bir son yoklama Boynumda işsizlikten bir kement Oğlumun sorularından bir yanıtsızlık Karımın sabahlarından bir suçlama Annemin hafta sonlarından bir hayırsızlık kaldı... - Bu oyun burada bitti mi amca? - Hayır, yönetmen yeniden başa aldı. Yenilgimin oyuncularını ıslıklıyorum Hücrelerimi haykırıyor: Bir yerde yanıldın sen! Belki de her yerde yanıldım ben Şunun şurasında kaç yıl yaşadım Bağışlayın beni Çünkü bağışlanabilecek pek çok şey yaptım... 1990 Ahmet Erhan

AŞIRI DÜŞÜNMEK

Aşırı düşünme (overthinking) günümüzde çoğumuzun muzdarip olduğu, bizi adeta bir bataklık gibi içine çeken, enerjimizi tüketen ve içsel huzurumuzu bozan, işlevsel olmayan bir eylemdir. Araştırmalarında özellikle kadınların aşırı düşünmeye erkeklerden daha yatkın olduğunu bulan Susan Nolen-Hoeksema “Aşırı Düşünen Kadınlar” adlı kitabında, yıllarca yaptığı bu araştırmalara dayanarak kadınlar özelinde bu eylemi derinlemesine incelemekte ve çözüm yolları sunmaktadır.  1.BÖLÜM: BİR SALGINA DÖNÜŞEN AŞIRI DÜŞÜNME EYLEMİ Aşırı düşünme çoğu zaman bize bir fayda sağlamayan, aksine olumsuz duygu ve düşüncelerin altında ezildiğimiz bir haldir. Bu düşünüp durma hali, problem çözme becerimizi ve motivasyonumuzu olumsuz etkilediği gibi ilişkilerimizin ve ruhsal sağlığımızın bozulmasında da rol oynar. Nitekim kadınların depresyon ve kaygı gibi problemleri yaşama olasılığı erkeklere göre iki kat fazladır ve aşırı düşünme eğiliminin bu durumun nedenlerinden biri olarak gösterilmesi mümkündür. Yaza...