Ana içeriğe atla

Muzaffer Ozak'tan Özlü Sözler

Dünyâda insana en çok azâb veren şey, meşrebine uymayan kişi ile berâber olmakdır...

Bilmeden bulamazsın, bulmadan olamazsın!...Bilenler buldular, bulanlar oldular...

Kişi sevdiğini çok zikreder!

Allah hangi kulu seviyorsa ismini onun ağzından andırır...

Müminler ölmezler, olurlar!.. 

 Allah bahâ Allahı değildir bahâne Allahıdır...
(Kullarını affetmek için bahâneler yaratır)

Günahlarına ağla! Ağlayamıyorsan niye ağlayamıyorum diye ağla!..

İnsanın özünden gelmeyince, gözünden gelmez...

Eskiden ferdî kölelik vardı... Şimdi milyonları köle ediyorlar haberleri bile olmuyor... 

Kendine mezar hazırlama, kendini mezara hazırla!..

Allah'a muhtaç olduğun kadar ibadet et!..Ateşe dayanabileceğin kadar günah işle!..

Az ye temiz ye!..

Arif olanlar ömürlerinin her gecesini kadir bilirler...

Allah'da yok olmayan, var olmaz!!

Eserde kalma, müessire gel! 
Esmâda kalma müsemmâya gel!
Kelimede kalma ma'nâya gel!

İlim, Hakk'ı bilmekdir, Allah'ı bilmeyen, kamyon dolusu da kitap okusa câhildir!...

Okuduğunu anlamayanlar ve anladıkları ile âmil olmayanlar, kitap taşıyan eşekden farksızdır...

Hakîkat ortaya çıktığı vakit ilim iflâs eder...

Cehâletle tefekkür insanı tecennüne götürür...

İlm ile tefekkür insanı yüceltir ve yükseltir...

İnsan öğrendikçe cehli artar...

Temâyülât-ı kalbiyye irâde-i cüziyyeden değildir...
(Kalbin nerelere meyl edeceği yani neyi ve kimi seveceği insanın irâdesinde değildir)

Târihden ibret almayanlar, târihe ibret olurlar! 

Dünyâyı bilen aldanamaz, âhireti bilen aldatmaz!

Kâfirin bir putu, mü'minin bin putu vardır... 

Allah'dan başka kalbinde ne varsa, o senin putundur!..

İnsan hırsız da olsa insâfı elden bırakmamalıdır! 

Dünyaya kıl düzeltmeye değil huy düzeltmeye geldik!

Aç durup duvara bakacağına karnını doyur dîdâra bak! 

Oruç tutup küfredeceğine karnını doyur şükr et!

Allah Allah'a şikayet olunur kullara şikayet olunmaz... 

Fetvâ tarafını değil takvâ tarafını tut!...

Taklid tefekkürü kaldırır... 

Zenginler Allah'ın vekilharcı, fukarâ Allah'ın ayâlidir...

Halk düşmanı Hakk düşmanıdır,halka muhabbet Hakk'a muhabbetdir...

Bal, hastaya acı gelir...Acı olan bal değildir, hastanın ağzının tadı bozukdur...

Mürşid görmeyen kimse ölü gibidir, mürşidin nefesi ise İsrâfil'in sûru gibidir...

Sulb babası insanı a'lâ-yı illiyyînden alır esfel-i sâfilîne getirir, yol babası ise insanı
esfel-i sâfilînden alır, a'lâ-yı illiyyîne götürür...

Dervîşlik, îmânı yakîne getirmektir... 

Dervîşin eli kârda, gönlü yârda olmalı...
(Dünyevî meşgûliyetler kişiyi zikrullahdan alıkoymamalı)

Esrâr-ı ilâhiyyeyi akıl terâzisi tartamaz, kırılır! Hakk'a ve Allah Resûlü'ne teslîmiyyet lâzımdır...

Akıllı fırsatı kaçırmaz, ârif fırsat îcâd eder...

İnsan yüzüne bakmak Kâbe'ye bakmaktan efdaldir... 

Ka'be'ye sarık almaya giden sarık, tesbih almak isteyen tesbih alır;

Ka'be'yi görmek isteyen Ka'be'yi görür, Allah'ı isteyen de Allah'ı bulur...

Âhirette ne varsa dünyada bir misâli vardır...

Allah Allah ile bilinir... 

Gâfiller, Hakk'ı gökde ararlar...Mü'minler ise O'nu gönüllerde arar ve bulurlar...

Hak ağız hakkı söyler, Hak göz hakkıgörür, Hak kulak hakkı işitir... 

Hakk kula tâlib olmayınca kul Hakk'a tâlib olamaz...

Müslüman istemez, isteyeni reddetmez...  

Okuyabilene seriyyeden süreyyâya kadar risâledir...

Kalbinde ne kadar Allah korkusu varsa Kur'ân'dan o kadar anlayabilirsin...

Vücûd âleminin ka'besi kalbindir...

Kalb temiz olmayınca Hakk ona tecellî etmez... 

Hakâik-i Kur'âniyyeyi söylemeye dil, anlamaya gönül gerekdir...

İslâmda bulduğun safâyı hiçbir şeyde bulamazsın...

Şöhret, kişinin kemâlini geçerse âfet olur!..

Kisve-i tarîk ile... 

Allah'a secde etmeyen kula secde eder, Ka`be'ye yönelmeyen paraya yönelir...

Bir Allah'dan korkandan kork, bir de Allah'dan korkmayandan kork!..

Allah'dan her kim korkarsa bütün mahlûkât ondan korkar...

İnsanın kıymetini bilmeyen, Allah'ın kıymetini bilmez...

İnsanın kadrini-kıymetini bilmeyen şeytân olmuşdur...

Her kim ki kendisini muhâtabından yüce gördü, o kimse şeytân oldu...

İnsana hizmet Allah'a hizmetdir, insana ihânet Allah'a ihânetdir...

Kendisi ne ise, kişi, karşısındakini de öyle bilir...

Gözünde necâset olan, dünyayı pislik içinde görür!...Evvelâ gözünü temizle!..

Aklın bittiği yerde ilm-i ledünn başlar, ilm-i ledünn'ün bittiği yerde aşk başlar... 

Nûr-i Nübüvvet'den uzaklaştıkça insanlar kabalaşır...
Nûr-i Nübüvvet'e yaklaştıkça insanlar inceleşir...

Dilin cirmi küçük, cürmü büyükdür...

Ye aşı, kıl beşi, yat aşağı!..
(Aşkdan ve zikrullahın zevkinden nasîbi olmayanlar için buyururlardı)

Bakan var, gören var, bir de bakar var!..
("Bakar", Arapçada "öküz" demekdir)

İslâm'ın hiç çürük bir tarafı yok fakat müslümanların da tutulacak bir tarafı yok!...

Ağzından zehir alanın vücûdu, kulağından zehir alanın rûhu ifnâ olur!

Rüzgara ve güneşe karşı tüküren kendi yüzüne tükürür!

Filin lokması karıncaya verilmez...  

Hudûdu aşmamak şartıyla, insanın insana aşkı da mukaddesdir...

Allah insanı üç şeyle imtihan eder : Birisi canın, birisi malın, birisi evladın... 

İnsanı evlatla avrat yıkar!...

Üç büyük fitne vardır : Biri kadın, biri malın, biri evlâdın!... 

Başını kaç şefkat eli okşadıysa insan o kadar acı çekmekle mükellefdir...

Mezhebden suâl olunur, meşrebden sual olunmaz... 

İnsan önce kendine sonra başkasına vaaz etmeli!
İnsan önce kendini sonra başkasını irşâd etmeli!

Fenâlığa karşı fenâlık her kişinin işidir...Fenâlığa karşı iyilik er kişinin işidir...  

Eşek seni tepince sen de eşeği tepersen, eşekden farkın kalmaz!
Köpek seni ısırınca sen de köpeği ısırırsan, köpekden farkın kalmaz!

Câhilin sofusu şeytanın maskarasıdır!..

Deli olup akıllı görüneceğine, akıllı olup deli görünmeli...
En akıllısı Deli Bekir, o da direk üstünde yatar...

Âlim konuşur, ârif sukût eder... Her soruya cevap veren ahmakdır...

Meczûb olma! Câzib ol!

Köpeğin çanağından yemek yenmez ama sen çanağından köpeğe yemek verirsin! 

Bütün dünyâ senin olsa bile gerçekde Hakk'ın olduğunu bil!..

Dünya metâ`ı hamamın kurnasına benzer, bir cenâbetden bir cenâbete kalır... 

Allah sillesinin sadâsı yokdur, bir vurdu mu devâsı da yokdur da'vâsı da yokdur...

Sakın kimseyi kınama, ayıplama! Ayna gibi ayyâb olma! Zîrâ Resûlullah'ın beyânına göre bir mü'min ayıpladığı mü'min kardeşinin işlediği kabahati işlemeden ölmez!..

Ölüme her an hazır ol. Tıpkı bir istasyonda az sonra gelecek olan treni bekleyen yolcu gibi...

Kıldığın her namazı son namazın bil! Yetiştiğin her Ramazanı son Ramazanın bil!!

Çocuk doğduğunda kulağına okunan ezân ile kâmetin namazı öldüğünde kılınan cenâze namazıdır. Hayat bu kadar kısadır!

Gençliğine, kuvvetine güvenme! Makâmının, rütbenin büyüklüğüne dayanma!...Nice idam sehpalarına başvekaletin iskemlesi ile gidilmişdir...Bazan Allah, kulunu kaldırır, kaldırır, kaldırır sonra en yukarıdan aşağı bırakıverir!...Bunu hiç hatırından çıkarma!...Dünyâda fânî olduğunu hiç unutma!...

Cebinde çok olsun, kalbinde yok olsun!
(Sünnet çocuğuna para verirken zarfın üzerine yazdırırlardı)

Günâhını sakın unutma!

Babana hürmet edersen evlâdın da sana hürmet edecekdir... Babana ikrâm edersen evlâdın da sana ikrâm edecekdir... Babana isyân edersen evlâdın da sana isyân edecekdir...

Dâimâ duâ et, sakın bedduâ etme!

Sakın kimsenin kalbini kırma! Bilemezsin belki de albini kırdığın zât Allah'ın dostudur.

Tamahkâr insanların ekmeğini-yemeğini yeme, çayını-kahvesini de içme!..

Mesud bir evlilik için kadın erkekden daha genç, daha güzel ve iffetli olmalı. Erkek kadından daha zengin, nesebi ve rütbesi daha yüce olmalı!!

Çocuğuna haram yedirme! Çocuğunu haramla beslersen hem âsî olacakdır hem de kıyâmet günü en önce senden da'vâcı olacakdır!

Çocuğunu oynatmamazlık yapma sakın ha! Çocuğunu oynatacaksın! Oynayacak zamanda çocuğu oynat! oynatmazsan, baskı yaparsan, oynanmayacak zamanda oynar sonra!!

Çocuğu sevmediği mesleğe vermemeli, hem muvaffak olamaz hem de hayatı zehir olur... 

Okulu bırakıp ticarete atılmak isteyen birine " Allah ilmi isteyene mutlaka vereceğini vadediyor, parayı çalışsa bile dilediğime veririm diyor, ya kazanırsın ya kazanamazsın" diyerek ilme teşvîk etmiştir.

Bilmem hiç rast geldiniz mi? Bazı insanlar var ki, bunlar küçük yaşda namaza başladıkları halde, hattâ uzun yıllar namaz kıldıkları, oruç tuttukları, camiye gittikleri halde bir gün hepsini birden terkedebiliyorlar. Hattâ bunlardan bazıları Allah'ın yasakladığı içki gibi, kumar gibi şeylere de mübtelâ olabiliyor. Halbuki insan bir kere namaza, câmiye, ibâdete, tâ'ate alışırsa bir daha aslâ bunları bırakmaz gibi geliyor değil mi? Peki bunun sebebi ne olabilir? Gelin bu mes'elenin sebeb ve hikmetlerine bir bakalım :

1. İbâdetler âdet şeklinde yapılırsa şekilden ibâret olur ve yapana bir faydası olmaz. İnsan bu şekilde yıllarca da ibâdet etse o ibâdetinden feyz alamaz çünkü ibâdetin ma'nâsından mahrûmdur ve yaptığı ibâdeti angarya gibi yapmışdır. Bu gibi insanlar, zamânın değişmesi, zemînin değişmesi, nefsin hevâsı, şeytânın iğvâsı gibi bir takım sebeblerle yıllarca yaptığı ibâdetleri terkedebilir, o güne kadar hiç yapmadığı bir takım kötülükleri ve günâhları da yapmaya başlayabilir.

2. İbâdetler, bir binâya benzer. Her binânın sağlam bir temele ihtiyâcı vardır. Binânın temeli sağlam olmazsa, o binâ bir depremle ya da başka bir sebeble kolayca devrilebilir. İbâdet binâsının temeli, îmân ve akâiddir ki bunlar sağlam olmayınca hem ibâdetler makbûl olmaz hem de kişi senelerce de ibâdet etse, bir gün kuvvetli bir tesir altında kalınca ibâdetlerin hepsini terkedebilir. Târihde de çevremizde de bunun sayısız misâlleri vardır. 


Muzaffer Ozak

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

Tırpanladığım Ölüm Şiirleri

İşte iki adım daha atıyorum Artık söylenecek hiçbir sözüm kalmadı dilimde İçimde kar yüklü geçit vermez anılar Ve her şiir biraz ölüm Bir bir çekilip gidince dostlar. Tuğrul Tanyol Yedi adam biri bir gün bir aşk bir gün gereğini belledi ölüm girse koynuna Ayırmaz aşkı yanından Cahit Zarifoğlu Açar solar türlü çiçek Kimler gülmüş, kim gülecek Murat yalan, ölüm gerçek, Dostlar beni hatırlasın. Aşık Veysel Yaşam yok, ölümse bir türlü gelmiyor. Anlaşılmaz değin uzun Uzun, katlanılmazcasına kişinin alınyazısı. Ivo Andrich dört ayrı ölümle ölmeyi öğren demişlerdi bana dört bucakmış anlattıklarına bakılırsa dünya omzun güneş kokuyor demişti kısa eteklikli kız o da omzuma bir şey konduracak mutlaka. İsmet Özel işte o gün ve ondan sonra çok önemli bir sözü unutmanın şaşkınlığıyla oturup bir şiir yazarsın ve ışık ölümü bekleyen bir ruh gibi titrer başucunda Tuğrul Tanyol kimi görsem dilim buruk, kelimeler ölümlü, sesim anadan üryan. Ali Ayçil bir...

Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen

tükendi dad kelimelerim artık dokunmasalar da ağlıyorum Murat Kapkıner Şehrin ve meydanların ve kalabalığın ve herşeyin İçimde yalnız ve yapraksız Bir kavak ağacı büyüyor -Çıplak ve göğe doğru- Ama küskün ama yalnız ama yapraksız ve uzun Bir ağlama duvarı bu. Erdem Bayazıt sesinden tanıdım defterde sesi kalmış göz kırpıyordu bana gözlerimi kapadım buymuş dedim ağladım bir daha ağlamadım İçimdeki bir yerde kaybolmuş bir çocukluk kubbesi tamamlanmış o türbede yatıyor Hüseyin Alacatlı Çocuklar gibi bağıra çağıra ağlamak isterdim… Çekiniyorum işte olmuyor, Çıkmıyor sesim… İbrahim Kiras belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize Turgut Uyar Yüzyılların tortusundan yaratılmış gibiydi. Yüzüyse her çağa uygun bir yüzdü. İç çekişi ilkel bir gülüm- semeyle kucaklaşırdı, ağlaması çok eski bir şarkıyla. Edip Cansever Allah’a sarılıp ağlamak istiyorum bazen Dilek Karta...

HIRAETH: VAR OLMUŞ VE ARTIK OLMAYACAK BİR ŞEYE DUYULAN ÖZLEM

Hiraeth, tek bir kelimeye sığmayan bir özlemdir. Galler dilinden gelir; ama haritası yoktur. Bir yere, bir zamana ya da bir kişiye duyulan sıradan hasret değildir bu. Hiraeth, artık var olmayan—belki de hiç var olmamış—bir eve duyulan iç sızısıdır. İnsan bazen çocukluğuna, bazen yarım kalmış bir ihtimale, bazen de sadece “orada bir yer olmalıydı” duygusuna özlem duyar. İşte o boşluğun adıdır hiraeth. Bu kelime, geri dönmenin imkânsızlığını de içinde taşır. Özlenen şeyin kapısı kilitli değildir; kapının kendisi yoktur. O yüzden hiraeth acıtır ama bağırmaz, sessizce içte kalır. Bir şarkının son notasından sonra havada asılı kalan titreşim gibidir: Ses bitmiştir ama yankı hâlâ kalptedir. Hiraeth, aidiyetin gecikmiş hâlidir. İnsan kendini dünyada biraz misafir hissettiğinde ortaya çıkar. “Ben aslında nereye aittim?” sorusunun cevapsızlığında büyür. Belki bu yüzden en çok şairlerin, göç edenlerin, kayıp yaşayanların ve içi sözcüklere sığmayanların diline yakışır. Kısacası hiraeth, hatırl...

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Uçarken de ölür mü kuşlar

Elif'e Ölen bir kuş uçuşu unutmamayı öğütledi bana Füruğ Ferruhzad Niye izin vermiyorsun yoluna kuş konmasına niye izin vermiyorum yoluma kuş konmasına niye kimseler izin vermez yollarıma kuş konmasına? ’Öyle güzelsin ki kuş koysunlar yoluna’ bir çocuk demiş.” Nilgün Marmara Dünyada ne kadar kuş varsa Bir fazlası senin soluğunda Ülkü Tamer Geçti artık göğsümde kuş barınmaz anladım Metin Altıok Dön bana ve dinle, Kuşlar uçuşuyor içimde Erdem Beyazıt İsterim ki; Yanmasın kanadın, gökyüzünde süzülsün ve her kitabın yanında dağılsın  hüznün Elif'çe Durgunsa kahvelerin masalarında hava Kuşsuz kalmışsa ağzım gözlerim gülmemekten Dostumdan, gökyüzüne sürmeye kuş isterim Gülten Akın Âh beni vursalar bir kuş yerine! Sezai Karakoç Bu çılgın eğlentinin karşıtı bir yürek hangi kuşun sesinde dinlensin?  Nilgün Marmara Bir kıyısız zamana kanat vuruyor,  Üzer...

Sigara Şiirleri Bercestem

İnsan seni sevince iş-güç sahibi oluyor Şair oluyor mesela Meyhaneden cayıyor bir akşamüzeri Caysın be güzel Caysın be iyi Tütünü bırakıyor, tütün neyime zarar Keseme zarar, ciğerime zarar, sevdama zarar Metin Eloğlu ey serseriliğim, ey anılarımın ahşap kraliçesi şarabı sev, tütünü incitme, beni de unut artık. Refik Durbaş Beni bu güzel havalar mahvetti, Böyle havada istifa ettim Evkaftaki memuriyetimden. Tütüne böyle havada alıştım, Böyle havada aşık oldum; Orhan Veli başkalarının yaşadıklarına tütün ve tuz olan kelimeler aşkların telef ettiği kalp susuzluğuna düşen pay kendine kazdığın kar kuyusundan su taşır herkese kısık çeşmeler Murathan Mungan yürek değil çocuklar içimdeki tütün közü yakar yakar ısıtmaz Hamdi Özyurt Eleni’den önce Daha ben çocuktum daha tütüne daha kahveye alışmamıştım Sabahları, akşamları bilmiyordum daha İlhan Berk acı şeyler o evde üzgün günleri çağırıyor ağlıyor bağırıyor sessizce soluk alıyor her soluktan bir demet, amfi...

Şiir her okumada farklı gösterir kendisini

Şiirin, ağırlıklı olarak elitlerin etkinlik alanında bulunduğu Batı dünyasının aksine hayli uzun dizeleri ezberlemiş okuma yazma bilmeyen İranlılar vardır. İran, şairlerin mezarlarının süslendiği, televizyon kanallarında ezbere okunan şiirlerden başka bir şeyin gösterilmediği bir ülkedir. Büyükannem ne zaman bir şeyden şikâyet etmek istese veya bir şeye beslediği sevgiden bahsetse bunu şiir yoluyla yapardı. İran’ın nispeten sıradan insanları beraberlerinde hayat felsefelerini de taşırlar, bu da şiirdir. İş film yapmaya geldiğinde, teknik noksanlarımızı telafi edecek bir hazinedir bu.  Bir defasında, İran sanatının temelinin şiir olup olmadığını sormuşlardı bana. Ben de bütün sanatların temelinin şiir olduğunu söyledim. Sanat, açığa çıkarmadır, yeni bilgilerin yorumlanmasıdır. Gerçek şiir de benzer şekilde, bizi yüceltir. Her şeyi alaşağı eder ve bizim müzmin, alışılmış ve mekanik rutinlerimizden kaçmamıza yardım eder; bu da keşfe ve ilerlemeye giden ilk adımdır. Aksi durumda, insa...

2012 Şiir Yıllığı

29 1764 25.Haz.81 "ankara iç savaşında üç hainin portresi" "Onu nasıl unutabilirim?" "Vaktimiz bitti. Ben artık gitmeliyim" (1) Number One ..Düş’mek ve “Düşen Kız”.. ..'ya “Aşk mı? Sık sık yaparım ama hiç sözünü etmem.” “Ha yanıp söndü ha yanıp sönmedi bir ateşböceği” “Pişmanlık hikâyenin sonu değil, ortasıdır.” 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 15 MART 1985 İÇİN 17 yaşım çıldırmışdı 1994 Eliyle, Samanyolu'na 3. Cemre 5. Şarkı 94. Sone Abartılar -Abdülhamid düşerken- Abelard ve Heloise Mektuplar Acaba Acı Acı acı bir şarkı Acılı Gecenin Bitiminde Acımadı ki! Acındırma Şiiri Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Acıyor Aç Kollarını Açelya Çiçegi açık açık çağırır aşkını Açık Kalp Ameliyatı ...

VAN GOGH'DAN THEO'YA DOSTLUKLA BİTEN MEKTUPLAR

Hayatımızı bir yolculuğa benzetebiliriz; doğduğumuz yerden çok uzaktaki bir sığınağa gideriz. Gençlik yıllarımız bir nehirde yelkenli tekneyle gitmeye benzetilebilir; ama çok geçmeden dalgalar kabarır, rüzgâr sertleşir; neredeyse göz açıp kapayıncaya kadar kendimizi denizde buluruz - ve yürekten Tanrı'ya seslenen yakarış kopar: Koru beni ey Tanrım, zira teknem çok küçük, Senin denizin ise çok büyük. İ nsan yüreği denize çok benzer; fırtınalar barındırır, dalgalar barındırır ve diplerinde inciler de barındırır. Tanrı'yı ve Tanrı yolunda bir hayatı arayan yürek diğerlerinden daha fırtınalı olur. Zebur'da denizdeki bir fırtınanın nasıl tasvir edildiğini görelim; yazan kişi bu tasviri yapmak için fırtınayı yüreğinde hissetmiş olmalıdır. *** Bugün birlikte olmak istiyoruz. Acaba hangisi daha iyi olur, yeniden görüşmenin sevinci mi, yoksa ayrılmanın üzüntüsü mü? Şimdiye kadar sıkça ayrılmış olsak da bu sefer, her iki tarafta da eskisinden daha fazla hüzün vardı ama aynı zamanda...