Ana içeriğe atla

Yaşar Güvenir - Çok Görmeyin Ne Olur


Yaşar Güvenir ve Bir Şarkının Hikayesi

Hakkında çok şey söylenmesi gereken çok yönlü bir sanatçı Yaşar Güvenir

İsmi bir şey çağrıştırmadı mı?
O zaman ondan arda kalanlara şöyle bir bakalım isterseniz...
'Sensiz Saadet Neymiş' , 'Ayrılık Belki Ölümden Beter' ,'Ağla Gitar','Ben Ağlarken Gülümserim','Yalnızım Ben' ,'Çaresizim' ve daha nicesi...

Müzik tarihine damgasını vuran bir müzisyenin bu kadar underrating olması -yaşam hikayesini az çok bilince koyuyor insana ister istemez...

Yaşar Güvenir, yaşarken de öldükten sonra da değeri bilinmeyen büyük sanatçılardan sadece biri.
Şarkılarını severek dinleyen herkesin boynunun borcu bu büyük sanatçıyı tanımak ve anmak.
İşte bam telimizi titreten o enfes şarkıların babası:Yaşar Güvenir.


'Mesut yaşar inşallah'

1928,İstanbul...
Kanuni Osman Güvenir,daha önce doğan beş oğlan çocuğu vefat ettiği için,yeni doğan oğlunun adını, 'Mesut yaşar inşallah' düşüncesiyle Mesut Yaşar koyar.
Yaşar,henüz üç yaşındayken babasının kanunuyla oynamaya başlar ve ilk dayağını da bu yüzden yer.
Doğuştan müziğe kabiliyeti olan Güvenir, altı yaşına kadar babasından gizli kanun çalmaya sürdürür.

Daha sonra akordion dersleri alan Yaşar Güvenir,lise çağına geldiğinde Ankara Amerikan Klübü'nde profesyonel olarak çalmaya başlar.

Liseyi bitirdikten sonra bir yandan Ankara Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesi'nde eğitim alırken bir yandan da Ankara Radyosu Şevket Yücesaz orkestrasında solist olarak sahne alır.


1951'de ilk bestesini yapar:
'Daha dün yanımdaydın,bilmem şimdi neredesin?'
Bunu 1954'te bestelediği 'Kimbilir' ve 1956'da sevdiğine kavuşamayan bir arkadaşının aşk acısı için bestelediği 'My Crazy Baby' (Mina'yı dünyaca tanınan bir şarkıcıya dönüştüren şarkıdır.)takip eder.

1959'da C.A.C.E.M(Milletlerarası Kompozitörleri Tescil Komitesi) 'de imtihana girerek,sertifikalı ilk Türk bestecisi ve kompozitörü ünvanını alır.

Sensiz Saadet Neymiş....
Bu sırada evlenmiş ve evliliğinden iki de çocuğu olmuştur.
Ankara'da 'Klüp Yaşar' adında bir lokal açar.
Hem mekanı işletir hem de sahneye çıkar.
1967-68 kışına gelindiğindeyse lokalin işleri bozulur,iş yerini kapatmak zorunda kalır.
Bu da yetmez...
Aşık olduğu biricik eşini bu dönem, elim bir şekilde kaybeder sanatçı.


Yaşar Güvenir,hayata küser kendini beste yapmaya verir.
İşte böyle bir atmosferde bir şarkı besteler ve bu şarkının sözleriyle haftalık bir gazetenin açtığı 'Altın Güfte' yarışmasına katılır.

Yarışmaya katılan 16.000 parça arasından 7'den 70'e herkesin seveceği ve klasik haline gelecek Yaşar Güvenir bestesi 1.seçilmiştir:

sensiz saadet neymiş
tatmadım bilemem ki
alnımın yazısıydın
ne yapsam silemem ki...

seni uzaktan sevmek
aşkların en güzeli
alıştım hasretine
gel desen gelemem ki...


Gönül Yazar'ın Gözyaşları...

'Altın Güfte' kazanan şarkıya çok geçmeden plak teklifleri yağar haliyle.
Şarkı,ilk defa Gönül Yazar'ın plağında yer alacaktır.
Gönül Yazar da 'Sensiz Saadet Neymiş' in kaydı sırasında ,özel hayatında sorunlarının olduğu,duygusal bir dönem geçirmektedir.
Plak kaydının yapılacağı gün,hiç adeti olmadığı halde güpe-gündüz iki duble viski içerek girer kayda...


Buna rağmen şarkının sonlarına kadar sorunsuz bir şekilde okur şarkıyı Gönül Yazar.
Şarkının son kısmındaki 'gel desem gelemem ki' bölümüne gelindiğinde ise mikrofon başında Yaşar Güvenir'le göz göze gelirler.
Hem Gönül Yazar'ın hem Yaşar Güvenir'in gözlerinden yaşlar boşalır işte o an....


Nitekim çok hissederek yazılan,bestelenen söylenen ‘Gel desen gelemem ki’ plağı rekor denecek düzeyde satış yapıp 100.000 adedi aşar.


Şarkının hikayesini öğrendikten sonra insan daha farklı gözle bakıyor şarkıya...
Ve belki de dünyanın en anlamlı şarkı sözleri çıkıyor karşımıza:

'seni uzaktan sevmek aşkların en güzeli/alıştım hasretine gel desen gelemem ki!'....

(Kaynak: http://idilodile.blogspot.com)

Anekdot:

Tarih 9 şubat 2013.
Biraz önce kitabevine bir bey geldi, kızına 'Ahmet beyle bir şarkı vesilesiyle tanıştık' dedi.
Hikayesini anlatayım. Akşam saatleri, 10 civarı. Bloglarda gezinirken yukardaki anekdotu okuyunca, Youtube'da Yaşar Güvenir'den 'çok görmeyin ne olur' parçasını dinlemeye başladım. Kasadayım. Şarkı ilerledikçe birden gözyaşlarım izinsiz akmaya başladı. Tam o anda bu bey geldi. 'Nasıl oldu anlamadım, nereye değdiyse' dedim. O da hüzünlü bir tebessümle şöyle cevap verdi: 'Olur bazen böyle şeyler.'




Bu blogdaki popüler yayınlar

Hüzün Şiirleri

                                                                                                          -Yaşayamadıklarıma Eyvallah!                                                                                                          -Yaşadıklarıma Elhamdülillah!                                                         ...

Okuntu

Mevsimlerden denizi, inceliklerden en çok geçmişi özlediniz. Sevgiyi kavramanın ağırlığı başlayınca bizim gibi kaçmadınız. Belki biraz ağladınız; bir gözyaşı izi boyunca kanadınız. Akşamlar ve parklar arasında dünyaya en çok siz yaraştınız. Şimdi sizi çok özlemişiz. Bir akşam bize gelirseniz, geniş koltuklarda otururuz; susarız. Adnan Azar

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Bir Bozuk Saattir Yüreğim, Hep Sende Durur

Herkes seni sen zanneder. Senin sen olmadığını bile bilmeden, Sen bile.. Seni ben geçerken, Derim ki, Saati sorduklarında; Onu ”O” geçiyordur. Kimse anlam veremez. Tamir ettirmedin gitti derler şu saati. Ettirmek istiyor musun demezler. Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Zamanı durdururum yüreğimde, Sensiz geçtiği için, Akrep yelkovana küskündür. Şu bozuk saat çalışsa benim için ölümdür. Bil ki akrep yelkovanı geçerse, Atan bu yüreğim durur. Bırak bozuk kalsın, hiç değilse; Bir bozuk saattir yüreğim, hep sende durur. Turgut Uyar  Uyar’da hissedilen sıkıntılar ya da gerginlikler, onun yaşadığı içsel çatışmalardan dolayı mı? O bir muamma olarak kalacak bence. Belki de aile geçmişiyle alakalı. Kitapta bu meselenin üstüne gitmeye çalıştım; nasıl bir ilişkisi var ailesiyle diye sorup soruşturdum. Babası Arnavut, annesi Girit göçmen. Yoksul sayılabilecek bir ailede doğuyor, erken yaşlarda parasız yatılı olarak evden ayrılıyor, meslek olarak hiç hoşlanmadığı aske...

A'dan Z'ye Şiir

436 1918 1949 1.Oca ... 1.mektup; sen büyüye dokunmak gibisin 128 Dikişli Şiir 3. Cemre 30 Şubat 4000 Şiirin yer aldığı 7500 sayfalık PDF formatında şiir arşivim... 5. Şarkı 5555. Paylaşım 6000. Paylaşım 6666. Paylaşım 7 Tane Erik Ağacı 80'lerde İstanbul'da 99. Sone Âb-ı hayât-ı lâ'lüne ser-çeşme-i cân teşnedür ablanın yokluğunu en çok sen hissedeceksin Acı Acı Acı Bahriyeli acı bir şarkı Acı desem Acılara Tutunmak Acılarınıza Dönün Şiir Oradadır Acılı Bahar Acılı bir yürek Acılı Gecenin Bitiminde Acınmıyorum, Seslenmiyorum, Ağlamıyorum, Aç Kollarını açık açık çağırır aşkını Açık Deniz Açıkla beni kardeşim Açıklama Açıklamalar Açılup bir dem bu bâğ-ı dil bahâr olmaz mı hìç Ada Ada Adad...

Sen Yaşat Beni

Gün gelir de terkeylersem eğer bu teni Yanında değilsem eğer, sen yaşat beni Uzandığında elime, yoksa yerinde artık Seni istese de gönül, biçareyse artık Gün be gün duyamasam da o tatlı sözleri Kurduğun hayalimizle sen yaşat beni Bırak bu yakarışları, bu dostane halleri Anla! Vakit geç. Tek arzum sen yaşat beni Bir an çıkarsam aklından, üzme kendini Yeter ki sonradan da olsa sen yaşat beni Bir zamanlar beni saran o düşünceler Sararıp solsa da yine sende yeşerseler Sen yaşattıkça beni, olacaksa eğer hüzün Var unut, sonra gülecekse eğer yüzün Christina Georgina Rosetti Çeviren: Oktay Eser

KİMİN NASIL BİR ANISI HALİNE GELECEĞİMİZİ HİÇBİRİMİZ BİLMEYİZ

Sana, penceremin önünde duran o vişne ağacını anlatmıştım. Karanlıkta bile, ona bakmak bir mutluluktu, bolartırdı gönlümü. Sen o vişne ağacı gibisin, demek isterim sana. İlkyaz güneşinde sert, yalız, ışınımlı aklığıyla bir kışın daha ödülünü dağıtır gibi göğe karşı çiçeklenen, taçyaprakları pörsüyüp döküldüğünde ardından gelecek alın umuduyla bizi oyalayan, yemişi, koparılmazsa, uzun süre karara karara kışı bekleyen vişnenin bütün hallerini sende görüyor değilim elbet. Ama onun gibi bir yaşam umudusun benim için. Yaşanabileceğini, yaşamağa çalışmak gerekeceğini duyurup duran. Ama böyle sözler sana söylenmezmiş, söylenemezmiş gibi gelir hep. Kurağın ateşini söndüren, soluk aldıran, kapıları açan yaz yağmuru gibisin bana. Ama sıkılırsın diye söylemekten kaçınırım. * Onca uzaklardan birbirimize el sallıyoruz. Çevrede her şeyin yıkıldığı zamanlarda bile, insanlar arasında sevginin, dostluğun, yaşamış olabilmesi gerektiğini düşünüyorum. Yoksa yıkıntıdan artakalanlar sevgiyi, dostluğu nasıl ...

“Yaşlı kişinin kalbi iki şey üzere gençtir. Uzun yaşama sevgisi ve mal çoğaltma sevgisi.”

Arasıra düşmüyor değil aklıma Yabancı kadınların sıcaklığı Ama Allah bilir ya ne saklıyayım Yanında ihtiyarlamak istiyorum Turgut Uyar Ey hüzünlü ruhum,ihtiyar budala Charles Baudelaire – Neydi ayrılık delikanlı? – Hiç. Benden kaçması ihtiyar bir atlının. Süreyya Berfe Bitti aşk dolu günlerim, artık aklımı Alamaz eskisi gibi başımdan Kızların, evli kadınların, dulların çekiciliği, Terk etmeliyim o hayatı eskiden yaşadığım, İki kafanın uyuşabileceğine inanan o saf umudum geçti, Geçti aşırı şarap kullanmalarım, Yaşlı bir beyefendiye yakışacak bir günah için Sanırım para tutkusunu arkadaş edinmeliyim. Lord Byron Modern toplum düzeni, delileri, sakatları olduğu kadar yaşlıları da görünmez kıldı. Ayak altında dolanmamaları, hayatın akışında bir sekteye yol açmamaları icap eden, bu sebeple de mümkünse buharlaşan, silikleşen unsurlara dönüştüler: Bir yük, bir ayak bağı, yavaşlatan bir kaygı unsuru. Ahmet Murat Yaşlı bir adamdan duymuştum: Bir bildiği yok k...

Heybeme Doldurduğum Şiirler II

bir sandalyenin yerini değiştiriyormuş gibi  “Ölüp gidiyoruz işte!” dedi, kaldırmadan başını.  Günlük işlerdenmiş gibi ölüm.  İlhan Berk arayerde bir hüzün büyür gider.  Turgut Uyar Sabah erkenden su yürüdü arklara.  Sarı üzüm dişleriyle gülümsüyor bağ.  Süreyya Berfe  Yüzleri, yüzleri ve maskeleri  Silik kopyaları bırak yaşayanlara  Sen sessiz ölümlerle zırhlanan gerçeği yaz  Cahit Koytak Kumandayı fırlatıp spiker kızın yüzüne  Bir şeyler yapmalı, diyorum - Ama ne?  Afrika'ya gidelim, diyor, karım içerden  Kahve içelim muhallebi yiyelim  Der gibi iyi niyetli  Günlük vurguyla Cahit Koytak Elini uzatıp baktın mı yas var komşular ülkesinde  Bülbül neden kenetlenmiş  Sorman oldu mu hiç İskeleti havlar mı bir insanın.  Gördüm  Cahit Koytak Gecenin bir yarısı oturup ağlıyorum bir çocuk parkında  Ulumak gibi ağlıyorum  Köpekler koşuyor sağımda solumda  T...

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...