Anlatılmayan

I.

bahçemde,
kanayan; ama sessizce kanayan bir ağacın
melali kuşanan yapraklarını
iki güvercin okşuyor kanatlarıyla

ben bu ara / yorgun ve duyuyorum
hüznün gövdenden yayılan müziğini

II.

kendini,
her gün başka şehirlerde unutan
ülkesinde dağları olan, bazen kırlara giden
anlatılmamış bir masalı gibi çocukluğumun

III.

şimdi gittikçe yaklaşıyor şehre İsa
siliyor keman seslerini bir yağmur
düşümde hep o gücenik karartı
ve saçlarında anneme giden trenler olurdu


İsa Karaaslan