İçeri girdim, avukat görüşme odasına kamera koymuşlar, bi tane de gardiyan hemen yanı başımızda bizi dinliyor. Dünya tarihinde avukat ile görüştürmeme, yakınlar ile görüştürmeme, Guantanamo, Esad Rejimi, Pakistan Hükümeti tarafından uygulanan şeyler ama avukat görüşmesinin kamera ve lise mezunu adam tarafından izlenmesi bir ilk. MİT ajanı değil, gardiyan izliyor konuşmayı. Savunma hakkını ihlal etmek başkadır, ama savunma hakkına sıçmak, sıçtığını sıvamak bambaşka bir şey imiş anladım. Tabii ilk etapta hemen bu aletlerin ve dikizlemenin evrensel hukuk kaidelerine aykırı olduğunu şerhini düştük müvekkil ile. Deliller ne dedim. Sordukları soru lisede hangi okula gittiğim idi dedi. Hmmm dedim. Peki nasıl bu kadar hızlı bir liste oluşturup 2.500 hakimi aldılar dedim. 2014 HSYK seçiminde Yargıda Birlik Platformu diye bir yapı kurdu AKP dedi. Buraya üye olmayan, bu partiyi sevmeyen, yani kendilerine oy vermeyen herkesi listelemişler dedi. Oylar gizli verilmiyor muydu dedim. Evet gizli dedi. Nasıl anladılar peki dedim senin oy vermediğini? Adliyede kalemlere hizmetlilere sorup kimin oy verdiğini kimin vermediğini sorup kabataslak bir liste hazırladıklarını düşünüyorum dedi. Bunları gardiyanlar dinledi, kameralar kaydetti. Çıkacaksın buradan, bu delillerle kimse darbeden yargılanamaz dedim. Bütün uluslar arası dava imkânlarını deneyeceğiz gerekirse. Çıktım.
Hapishanede çalışacak insan yok, avukat görüş odalarının sadece 3 tanesine kamera takılabildiği için avukatlar müvekkilleriyle görüş yapamıyor. Sıra beklerken akşam oluyor. Sistem yıkılmış. Devlet yıkılmış. Devlet televizyonlardan ve mitinglerde Türk Bayrağı sallayan insanlardan ibaret kalmış. Adil yargılanma ihlal ediliyor, savunma hakkı yok sayılıyor, fiziksel, psikolojik işkence gırla gidiyor. Yandaş derneklerin avukat başkanları bunlar insan olmadığı için savunulmaya değer yanları yok dolayısı ile savunma hakları yok, biz gelen davaları almayacağız diye açıklama yaparken aynı derneğin üyesi hapishanede müvekkiline kafa göz giriyor darbeci diye. Darbeyi organize eden 1000-2000 arası sivil ve asker caninin yüzünden 300.000 kişi yargılanıyor, işinden atılıyor. Kocalarını içeri atıp bankadaki nafakalarına el koyup açlığa terk ediyorlar kadınları, çocukları mağdur ediyorlar. Rüşvet, yolsuzluk şimdilerde yerini yağmaya talana gaspa terk etmiş. Utanıyorum. Avukatlık yapmaya utanıyorum. Hani suçlar şahsiydi, suçlunun yakınları da cezalandırılamazdı, hani herkes suçluluğu ispat edilene kadar masum sayılırdı. Gidip kaçak bi gazetecinin karısını rehin almışlar ya. Böyle bir şey olabilir mi? Bankalardaki üç kuruşlarına el konulmuş memurların. İşkence edip bi de görüntüleri medyaya veriyor embesiller. Sonra da utanmadan suçlu iadesi istiyorlar. Hangi ülkenin kanununda işkenceyi açık açık yapan devlete suçlu iade edilmesini olumlu bulan bir yasa var? Terör örgütü ile ortaklık yaptığını itiraf eden Cumhurbaşkanı kendini masum sayarken, örgüte inanan halkına akla gelen tüm hukuksuzlukları yapıyor. Bunların hepsini üst üste düşünüp kafayı yiyorum şu an. Kamera beni izlerken yaptığım müvekkil görüşünü ise hiçbir zaman unutmam. Kastre edildim çünkü, hukuk onurum incindi. Şimdi hepinizi uyarıyorum.
1-Topladığınız delilleri bir an önce, her ne kadar adam eksikliği var ise de, hızlıca, uyumadan, uyarıcı alarak inceleyip şu birinci dereceden masumları bir an önce salın, işlerinin başlarına geçsinler.
2-Başka geçim kaynağı olmayan ailelerin el koyduğunuz paralarının geçinebilecekleri kadarını iade edin, aç kalmasınlar.
3- Darbe gecesi cürmü meşhutların dosyalarını tefrik edip bir an önce cezalandırın, toplumun vicdanı rahatlasın, geç gelen adalet, adalet değildir. Yani en azından teşebbüs ile örgüt üyeliğini ayrı davalar yapın.
4- Hukukun temel ilkelerini çiğnemeyi bırakın en azından tazminatlarını bizim vergilerle ödüyorsunuz çünkü bize giriyor.
Av. Cihat Duman

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder