Ana içeriğe atla

Lirik İntermezzo

ÖNDEYİŞ

Bir şövalye vardı üzgün, sessiz,
Solgun yanakları çukurda;
Kapılmış karanlık hülyalara
Dolaşırdı sendeler gibi orda burda.
Dalgın, hissiz, yavaş, sakar
Sallana yıkıla yürür gördükçe onu,
Gülüşürdü çiçekler, kızlar.

Evde karanlık bir köşeye çekilir,
Kaçardı çok vakit insanlardan.
Özlemli, uzatır kollarını,
Fakat tek söz çıkmazdı ağzından.
Yalnız gece yarısı oldu mu
Başlar bir tuhaf şarkı, ses —
Kapısı vurulurdu.

Girer sevdiği usulca içeri,
Hışırtılı elbisesi dalga köpüklerinden,
Terütaze bir gonca gül gibi,
Örtüsü elmas, pırlanta,
Narin endamını saran saçları altın,
Tatlı bir güçle selâmlar gözleri —
Düşerlerdi birbirlerinin kollarına.

Kucaklar şövalye olanca aşkıyla,
Şimdi ateşlenmiştir o duygusuz,
Pembedir solgun yüz, uyanmış düşteki,
A çılır gitgide durgun adam;
Oyun oynar fakat ona kadın:
Elmas, beyaz örtüsüyle örter
Başını yavaşça, adamın.

Girer billur saraya, su altında,
Büyülenir ansızın şövalye,
Şaşırır, kamaşmış gözleri
Titreşen parıltılarla.
Kucaklar onu deniz perisi,
Güveydir şövalye, peri gelin,
Çalar nedimeleri gitara.

Çalarlar, söylerler çok hoş şarkılar
Ve kalkarlar dansa;
Gitmiş aklı başından adamın,
Daha sıkı sarılır güzele —
Derken söner ansızın ışıklar;
Şimdi gene kasvetli şair odasında.
Evindedir tek başına, şövalye.

1
Güzelim mayıs ayında
Tomurcuklar açılınca,
Benim de kalbimde
Aşk yeşerdi.

Güzelim mayıs ayında
Başlayınca ötüşmeye kuşlar,
İtiraf ettim ona
İçimdeki özlemi.

2
Yeşerdi gözyaşlarımdan
Çiçekler, dolu dolu;
Çektiğim ahlar
Bülbül korosu.

Yavrum beni seviyorsan
Al çiçekleri hediye,
İzin ver şakısın bülbüller
Pencerenin önünde.

3
Gül, zambak, güvercin ve güneşti
Bir zaman gönül verdiklerim.
Artık sevmiyorum, şimdi tek sevdiğim
O küçük, o nazlı, o tertemiz, biricik;
Odur bütün sevgilerin kaynağı,
Gül de o, zambak da, güvercin, güneş, hepsi.

4
Baksam gözlerine
Kalmaz acım, üzüntüm;
Öpsem dudaklarından
Dirilirim büsbütün.

Yaslansam göğsüne, gönlümde
Bir cennet ferahlığı;
Ama dersen: "Seni seviyorum!”
Ağlarım acı acı.

5
Tatlı, güzel yüzünü
Düşte gördüm geçende.
Melek yüzleri gibi hoştu, güzeldi,
Fakat solgun, acıdan solgundu öyle.

Yalnız dudaklar kırmızı, onları da
Soldurur, çok sürmez, öpüşü ölümün.
Söner duru gözlerde o ışık cümbüşü,
Söner aydınlığı gökyüzünün.

6
Yanağını yanağıma daya,
Birlikte aksın gözyaşlarımız!
Bastır kalbini kalbime,
Alevler birbirine karışsın!

Akınca büyük yangına
Irmağın gözyaşlarımızın,
Ve kollarım kuvvetle seni sarınca —
Öleyim özleminde aşkın!

7
Bastırayım ruhumu
Zambağın çanağına;
Duyulsun çiçekten sevgilimin
Bir ezgisi, iç çekiş gibi.

Çok tatlı, çok güzel bir saatte
Bir öpücük vermişti sevgilim;
Bu türkü de o öpüş gibi
Ürpersin, titresin!

8
Binlerce yıldır kımıldamadan
Gökte yıldızlar
Aşk acılarıyla
Bakışırlar.

Zengindir, güzeldir çok
Konuştukları lisan;
Hiçbir dil bilgini
Fakat anlamaz bu dilden.

Öğrendim bense,
Unutmam bir daha;
Bir tanemin gül yüzünde okudum
Bu dilin gramerini.

9
Şarkıların kanadında, güzelim,
Uzaklara götüreyim seni;
Ganj kıyılarında bir yer
Biliyorum, yerlerin en güzeli.

Sessiz ay ışığı, bahçe,
Çiçekler kırmızı;
Bekler Iotüsler orda
Üzgün kardeşlerini.

Sevişir, gülüşür menekşeler,
Yıldızlara bakarlar;
Anlatır güller yavaşça
Mis kokulu masallar.

Zeki, sessiz ceylanlar
Hoplar, zıplar, dinler çevreyi;
Kutsal ırmağın, uzakta,
Çağıldar ninnileri.

Uzanırız bir palmiye
Altına seninle;
İçtiğimiz aşk, sükûn
Mutlu bir rüya içinde.

10
Güneşin görkeminden
Ürker lotüs çiçeği;
Eğer başını düşlerde
Bekler geceyi.

Aydır lotüsün sevdalısı,
Serper ışığın, uyandırır,
A lır yüzünden örtüyü:
Çiçek pek utangaçtır.

Açılır, kızarır, parlar
Sessiz, gökte bakışları;
Saçar ıtırlarını, titrer, ağlar,
Aşktır bu, aşkın yanışları.

11
Şavkı vurmuş o güzel
Ren nehri üzerine:
Kutsal ve büyük Köln,
Katedraliyle, yüce.

Yaldız deri üzerine,
Katedralde bir portre
Serpti nurlarını
Hayatımın çölüne.

Çevresinde Meryem Ana’mızın
Bir çiçekler, melekler halkası;
Gözler, dudaklar, yanaklar
Sevgilimin yüzünde tıpkısı.

12
Sen beni sevmiyorsun, evet.
Sevme, aldırmıyorum;
Yeter ki seyredeyim yüzünü,
Bir kıral kadar mutluyum.

Sen benden nefret ediyorsun, evet,
Pembe, minik ağzın söylüyor bunu;
Yeter ki öpeyim dudaklarını,
Unuturum üzüntümü.

13
Yemin etme, öp yalnız,
Ben inanmam kadın yeminlerine!
Verdiğin söz tatlı, fakat
Çok daha tatlı seni öpüşüm!
Öptüm seni, bu gerçek,
Oysa buhar, uçar söz.

Ah, yemin et sevgilim, boyuna,
Boş söze de güvenirim ben!
Mutluyum, buna inanıyorum
Kucağına doğru, bitkin yıkılırken;
Eminim, seveceksin beni
Daha uzun bir süre, ebediyyen!

14
En güzel türküleri
Sevgilimin gözlerine yazdım.
En iyi övgüleri
Dudaklarına.
En parlak dörtlükleri
Yanakları için yazdım,
Bir de zarif sone yazardım
Olsaydı kalbi.

15
Öyle sersem, öyle kör ki bu dünya,
Günden güne tatsız!
Güzelim, senin için der ki bu dünya:
"O kız hoppa, arsız!”

Öyle sersem, öyle kör ki bu dünya.
Hep yanlış tanıyacak seni;
Bilmez, insanı yakarak mutlu eden
O tatlı öpüşlerini.

16
Sen bir hayal yaratığı mısın,
Söyle, sevgilim, haydi,
Boğucu günlerinde yazın
Şairin tasarladığı?

Gözlerde o büyülü parıltı,
Böyle minik bir ağız, hayır,
Bir çocuk, böyle sevimli, tatlı...
Yaratamaz bir şair.

Doğabilir vampir, yarasa
Şairdeki ateşten,
Canavar, ifrit, ejderha..
Korkunç masallarda görülen.

Fakat tatlı, güzel çehreni,
Zalimsin, hainsin, hayır,
Masumluğu sahte bakışlarınla seni
Yaratmaz bir şair.

17
Dalga köpüklerinden doğan o tanrıça
Gibi mutlu sevgilim, mutlu ve sevinçli;
Çünkü gitti bir yabancıya,
Onu nişanlı seçti.

Kalbim, ah nelere katlanmamış kalbim,
Kızma bu hainliğe, kızma sakın;
Katlan, dayan, hoş gör
Yaptığını o sevimli çılgının.

18
Kızmış değilim parçalansa da kalbim,
Ey ebediyen yitirdiğim sevgili kızmio değilim.
Bir pırlanta gibi parlıyorsun ya.
Düşmez tek ışık, gecesine kalbinin.

Çoktan beri biliyorum. Düşümde gördüm seni,
Kalbini dolduran geceyi gördüm,
Gördüm bağrını kemiren yılanı,
Ne kadar zavallısın, sevgilim!

19
Evet, zavallısın, bense kızgın değilim,
İkimiz de zavallı olalım, sevgilim!
Ölüm hasta kalbimizi parçalayıncaya kadar
İkimiz de zavallı kalalım, sevgilim!

Ağzının çevresinde titreşir alay,
Kibir şimşekleri saçar gözlerin;
Görüyorum kabaran göğsünde gurur,
Ama sen de zavallısın bencileyin.

20
Flüt, keman sesleri,
Trompet gümbürtüleri;
Oynuyor canımın içi
Uymuş düğün havasına.

Davul, zurna sesleri...
İyi kalpli melekler
Hıçkırıyor, inliyor
Bu gürültü arasında.

21
Tamamen unuttun demek,
Kalbin ki benimdi o kadar zaman;
Kalbin ki tatlı, sahte, küçük,
Yok başka şey daha tatlı, daha sahte ondan.

Aşkı da, acıyı da unuttun demek,
Kalbimi çiğneyen ikisiydi benim.
Aşk, acıdan üstün mü bilmem,
İkisi de güçlü, büyük, benim bildiğim.

22
Bilseydi küçük çiçekler
Ne derin kalbimdeki yara,
Benimle ağlaşırlardı
Acımı paylaşmaya.

Bilseydi bülbüller
Ne kadar üzgünüm, hasta,
Ötmezlerdi, kalırdı
Şen şakrak şakıma.

Bilseydi altın yıldızlar
Derdimi, kederini,
İner, gelir gökten, beni
Teselli ederlerdi.

Ama ne bilsin onlar,
Acımı yalnız birisi bilir:
Kalbimi parçalayan
O bilir, kendisi bilir.

23
Güller neden solgun böyle,
Söyle, sevgilim, neden?
Yeşil çimenlerde
Neden susmuş mor menekşe?

Tarla kuşu neden gökte
Öter dertli dertli?
Neden pelesenklerden
Yükselir ceset kokusu?

Çayırlarda neden güneş
Böyle soğuk, kasvetli?
Neden yaslı, ıssız toprak
Bir mezar gibi?

Ya ben neden hastayım, yaslı,
Sevgilim, söyle?
Ah, söyle, canımın" içi, neden
Bıraktın beni böyle?

24
Sana beni çekiştirdiler
Dert yandılar uzun uzun;
Ama bir şeyi söylemediler:
Azabını ruhumun.

Bir poz, bir tavır, bir telâş
Salladılar sızlanarak başların;
Fena adam dediler benim için,
Sen hepsine inandın.

Görmediler, bilmediler fakat,
Beterin beteri vardı:
Bu en fena, en aptalca şey
Benim bağrımda saklı.

25
Çiçek açmış ıhlamur, şakıyan bülbül,
Gülümseyen güneş, neşeli;
Göğsün inip kalkıyordu,
Sarıldın, öptün beni.

Dökülen yapraklar ve karga sesleri,
Güneşin kaşları pek de çatık;
Yaptığın reverans ne kadar nazikti,
Soğukça vedalaştık.

26
Bazan değişti hislerimiz,
Gene de anlaştık çok iyi.
Evcilik oynadık, karı koca olduk,
Aramızda ne dövüş, ne kavga,
Şakalar, öpüşmeler
Güldük, eğlendik beraber.
Çocukluk, arzuladık
Saklambaç oynadık derede, ormanda;
Ah öyle saklanmışız, birbirimizi
Bulamadık bir daha.

27
Dostluğun sürekliydi, vefalı, sadık,
Esirgemedin kendini;
Bunaldığım zamanlarda
Teselli ettin beni.

Yiyecek, içecek,
Para buldun bana;
Çamaşır, giyecek,
Yol pasosu aldın bana.

Soğuktan, sıcaktan, sevgilim,
Tanrı korusun seni,
Ve aslâ göstermesin sana
Benim çektiklerimi.

28
Cimriliği toprağın uzun sürdü,
Derken mayıs geldi cömert;
Bir neşe, bir sevinç, her şey güldü,
Benimse içimden gelmiyor gülmek.

Çiçekler açıyor, çanlar çalıyor,
Konuşmakta kuşlar masalda gibi;
Benimse içimden gelmiyor konuşmak.
Her şey zavallı, her şey âdî.

İnsanlar, kalabalık sıkıyor beni,
Dostum bile — eskiden oyalanırdım;
Evlendi tatlı sevgilim, ne çare,
Onun yüzünden bu halim.

29
Ne de çok oyalandım, ne de çok
Yâdellerde âşık, hülyalı:
Usandı beklemekten sevgilim,
Kendine bir gelinlik yaptırdı
Ve sardı, damat diye, şefkatli kollarıyla
Bir delikanlıyı, aptalın aptalı.

Pek güzeldir, pek nazlıdır sevgilim,
Gözümün önünde o tatlı hayali;
Menekşeydi gözleri, yanakları gonca gül,
Açardı her dem taze parıltılar içinde.
Nasıl da uçurdum ben böyle yâri,
Vardı sersemliklerim, bundan büyüğü olmadı.

30
Gözleri mor menekşe,
Pembe gül yanakları,
Eller beyaz zambak.
Yeşerip açarken hepsi,
Kurumuş minik kalbi.

31
Dünya ne güzel, gök öyle mavi,
Tatlı, ılık esmede rüzgâr,
Yeşermiş çayırda çiçekler göz kırpar,
Parlar üstlerinde sabah çiğleri,
Ne yana baksam herkes neşeli —
Ama ben mezarda olmak isterdim,
Kollarımda ölmüş sevgili.

32
Girdiğinde o karanlık mezara
Tatlım, sevgilim,
Koynuna sokulmaya
Ben de yanına gelirim.

Üşümüş, sararmış, susmuşsundur,
Öper, koklar, basarım bağrıma;
Sevinç sesleri... titrer, ağlarım,
Ölürüm ben de sonunda.

Kalkar gece yarısı ölüler,
Dans ederler kıvıl kıvıl;
Mezarda kalırız ikimiz,
Yatarım kollarında.

Dirilir mahşer günü ölüler,
Mükâfat, mücazat bekler onları;
Biz seninle sarmaş dolaş yatarız,
Hiçbir şey umurumuzda mı?


Heinrich Heine
Çeviren: Behçet Necatigil

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

İntihar Şiirleri Bercestem & Edebiyatta İntihar

İntihar, bilinçli bir tercih sonucu             uygulamaya konulduğunda, insanın              mutlak anlamda "birey" olması,              bireyselliğini mutlaklaştırmasıdır.             Bir tür "tanrı"lıktır... Hüsamettin Arslan “İzimi süren bir panter var: Bir gün beni öldürecek olan;… …Adımlarını durdurmak için yüreğimi fırlatıyorum, Susuzluğunu dindirmek için kan saçıyorum; … O yiyor, ama yine de ihtiyacı yüzünden yiyecek arıyor, Mutlak bir adaklığa zorluyor… …Panter merdivende Yukarı çıkıyor.” Sylvia Plath Bize ne başkasının ölümünden demeyiz çünkü başka insanların ölümü en gizli mesleğidir hepimizin başka ölümler çeker bizi ve bazen başkaları ölümü çeker bizim için İsmet Özel İntihar diye bir şey Yok bu dünyada. Ölümle biten bir intihar yok. Asıl intihar Gün gün yaşamakta Ahmet Erhan dün gece bir kadın doğurdu haliç bir kuş havalandı galata kulesi’nden m...

İstanbul Şiirleri Bercestem

      İstanbul'a meftûn olanlara Deniz bazan susup bazan homurdanıyor; Üsküdar ’da birkaç ışık sönüp yanıyor: Eşelenen kıvılcımlı bir mangal gibi... Sabahattin Ali Karaköy'den kalkan vapurlar bilir Yıllardır nasıl yangın Galata Kulesi Kız Kulesi'ne Ali Asker Barut Bugünse artık Görmek için denizi Sağa sola oynatması gerekecek Betonarme binaların arasında Üzgün duran boynunu Ali Asker Barut İstanbul’da bir sevdiğim vardı Keçi yavrusuna benzer, Rüzgar eserdi hafiften gözlerinde Halden anlardı. Cahit Külebi Selimiye'nin arkası Karacaahmet Az gerilesem sırtım selvilere değecek Tüylerim diken diken Ne var bunda ürkecek Halim Şefik Güzelson Vay canına tükürdüğümün İstanbul’u ... Rumelihisarı’nda Orhan’ın mezarı Ne gittim ne gördüm gitmek de istemem Taze ekmek bir parça beyaz peynir Şimdi olsa şuracıkta rakı içer Denize mi bakar kim bilir Oktay Rifat Kayacık'ta mekik atarken Penelope Düşü...

Zilif

Şimdi — Zilif için 14 Temmuz [-------] Sevgili Kızım, zorlukla yazıyorum. Elim rahatsız, titriyor.  Onun için, yazım çarpık-çurpuk oluyor. (Bu küçük defteri de kendim yaptım; sayfalan keserken o da biraz eğri-büğrü oldu.) Kusura bakma.  Yazdıklarımı şimdi okurken, beni iyice anlayabilecek konumda olacaksın — yıllar geçecek; büyüyeceksin. O zaman, bana küçükken beslediğin duygular, belki bir-iki anıya sıkışıp kalmış olacak; belki de, kocaman bir boşluğun incecik çeperleri durumuna gelecek; ama bu cılız anılardan onların anlamını çıkarabilecek yaşa gelmiş olacaksın; yıllar boyunca da, düşüne düşüne, çıkaracaksın. Bunu umuyor değil, biliyorum; çünkü sende, daha o yaşında bile, o anlamı kavrayacak gücü görmüştüm — yani, şimdi, görüyorum... Anımsıyorsundur: Senin için, “Benim kızım insan olacak” demiştim. Sen, benim bu sözümü o anda beynine kazımış, ama yüzüme de hayretle bakmıştın — o hayretini anımsıyorsun, değil mi?  Evet, gururla, biraz da övünçle söylemiştim o sözü (bab...

Der(le)diğim Kiraz Şiirleri

Ah, kiraz çiçekleri Keşke sizin gibi Düşebilseydim. Masaoka Shiki Kiraz devşirmeye gitmiştin hani Çilek kokuyorsun vakte yabani Unutma sana bergüzarım var İntizarım yoktur, inkisarım var. Bahaettin Karakoç Bir yolcunun Kiraz çiçeklerini döken rüzgarında, Dönüp baktım arkama. * Ne büyük bir suç, Kiraz çiçekleriyle kendinden geçmiyor, Kyoto’nun bayanları. * Bir yaprağı Eğleniyor uzakta, Dökülen kiraz çiçeğinin. * Dökülen kiraz çiçeklerini, Durdurmanın bir anlamı Yok ki. * Dağ kirazı, Anılarım var Eski bir dosta rastlamış gibi. * Kiraz çiçeği işte, Kolumun üstüne Telaşla dökülen de. Takahama Kyoshi kiraz bahçelerinden geliyordum yakamda hınzır çocukların gülümsemeleri seni sevmekten geliyordum bir çeşit yalansızından sevda cümleleri tren yolculuklarında kiraz bahçelerinin resmi geçitleri Betül Dünder büyümek kiraz bahçelerinden kaçmakmış ya ben ne anlamıştım Betül Dünder İtiyorum onu, iti...

Güvenli Bölge

MART 2012 Boşversene biz aşık olmayalım birbirimize. Olvido Heykel günahlar da dönüyor tövbe edildikleri yere Ayrılık Sevdaya Dahil Gözlüklü Şiir Yarın Güzeldir Fulyaların mevsimi geldi geçiyor En çok, gözlerinden korkuyorum senin.. Bir Nokta Hem Hiç Hem Dünya Gercekten diyaloglar Ah Fulya Resulullahla Benim Aramdaki Farklar Taş Parçaları Bahçeye Acıyorum O Kara Kırlangıçlar Dönecek Yine Seninle Kundakladım Sensizliğimi Alengirli Şiir yazma.. o zaman bekliyor insan Ağaran Bir Suyum Soğuk Mevsimin Başlangıcına İnanalım Satranç Dersleri Yenilgi anne beni merak et kanat çırpı(nı)şlarıdır ; adı AŞK... Unutmak Azize Açıkla beni kardeşim Sormuyorsun ama iyi değilim ben Kalbim, Kovulmuşlar Bahçesi Gitme demiyorum, hobi olarak gene git Ayrılık Nargile Kocaman Bir Çocuğu Öpüyorsun Ömür Hanım'la Güz Konuşmaları Merak Kediyi Öldürür Yedi Beyaz Güvercin Sen türkü yak ben mermi Yaşamak Son Bir Kez Uyku Kardeşim - Fikret Kızılok Hiç Sevmedim (Neslihan)...

DİVAN ŞİİRİNDE ÖLÜM KARŞISINDA ÂŞIKLARIN İSTEKLERİ

Divan şiirinin temel mazmun çerçevesini âşık-maşuk arasındaki ilişki şekillendirir. Şiirlerde en fazla işlenen konuların başında, sevgili ve ona ait güzellik unsurlarıyla bunlara karşı âşıkların yaklaşımı gelmektedir. Divan şiirinde âşık, daima şairin kendisidir. Bu yüzden her şey sonuçta aşk ile ilgili görülür. Onun aşkı, mücerret güzelliğe duyulan bir aşktır. Âşığın gıdası üzüntüdür. Sevgiliden daima lütuf bekler. Sevgilisiyle asla bir araya gelemez. Onunla olan beraberliği daima hayalîdir. Âşık sevgilisinden beklediği ilgiyi görmek şöyle dursun, ondan daima işkence ve eziyet görür . Bu durum karşısında bile sıkıntılara tahammül etmesini bilen, hâline şükreden âşığın sevgilisine karşı olan aşkı daha da artar. Hatta sevgilinin sahip olduğu güzellik karşısında canını, ona verecek kadar cömerttir. Ancak o, bir türlü sevgiliden beklediği ilgiyi göremez. Sevgiliden daima ayrı kalır. Bu da âşık için bir ölümdür. Bu nedenle hayat ile ölüm arasında bir bocalayış içindedir. Ölüm, insanoğlun...

GÖREN SANIR Kİ SAFĀDAN SAFĀDAN SEMĀ'-I RĀH EDERİM

MÜSEDDES I 'Aceb mi baht-ı siyahım-çün āh u' vāh ederim  Anıñ şikayetini yāre dād-hāh ederim  Hücum-ı hasreti gör bense gah gah ederim  Gehi ġarik-i tahayyür gehi şināh ederim "Gören şanır ki şafādan semā'-ı rāh ederim  Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim" II Benim firākıñ ile dil-şikest olan 'āşık  Hāyal-i hüsnün ile büt-perest olan 'aşıķ Mişāl-i secde düşüp hāke pest olan 'aşıķ  Fenā-yı aşk ile bi-pā vü dest olan 'aşıķ "Gören şanır ki şafādan semā'-ı rah ederim  Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim" III Firāz-ı 'arşa çıkar āh vāhımız her şeb  Nedir bu 'alem-i firķatde çekdigim yā Rab Bu muydu hilķatimizden bizim 'aceb matleb  Göñül gezer ser-i kūyunda muzțarib kāleb  "Gören şanır ki şafādan semā'-ı rāh ederim  Döner döner baķarım kūy-ı yāre āh ederim" IV Firāķı canıma geçdi o şūh-ı gül-bedenin  Figānım ile pür oldu derūnu meykedeniñ Ķarārı kalmadı hayfā dil-i elem-zedeniñ  Ne özge çillesi var [hecr...

HAKLI OLMANIN KORKUNÇLUĞU

çarenin de insanı dermansız bıraktığı anlar vardır  delilerin yazları giydiği o serin palto gibi  peruktan, örtünmek icat eden bir general gibi mesela çarparak  kapısını gittiğim evlerin vahşetine benzemiyor  terk edilmek.  Üstelik bu saatte çıbanlar  "karşında kekelemeden konuşmak gibi" kudretli bir isteği anlamıyor  keşke diyorum  zalime dönüşüyor bütün kelimeler haklı olmak ne kadar korkunç  ağrıyan sırtlarıyla daktilo kadınlar takılıyor aklıma  evden çıkarken bir öğune yetmeyecek bıraktığım para.  gramofon avratlar telaşla söylerken şarkıları gülsem, karşımda gülmeyecek kimse yok çünkü ben ardından üzülecek değil  unutulacak adam olarak yaratılımış bir aşiretin  uzak şehirlerdeki başı dik şubesiyim  içim, karla karışık bir gece ki ne karanlık, ne sabah  başımda çok satacak bir endişenin müşterileri  gözlerimi kapatıp bağırıyorum  beni öldürenler bir adım öne çıksın! diye  duvardaki tablo susuyo...

Kİ AZRAİLE BĀRİ EYLE FERMĀN BU ARADAN BİZİ GELSÜN ÇIĶARSUN

Ķuluŋ işi güci dāǿim ķuśūrdur Senüŋ ismüŋ ile şānuŋ ġafūrdur Baġışla śuçumuzı luŧfuŋ ile Daħı ķurtar Ǿaźābdan fażluŋ ile Ǿİnāyet ķıl bize sensin teālā Ħalāś eyle belādan yüce Mevlā Żaįf ü dil-şikeste ħasteyem ben Naĥįf ü beste vü dem-besteyem ben Dükendi gözlerümden yaş ile ķan Gözüme uyħu gelmez oldı bir ān Dün ü gün zārilıķla dirüm Allāh Giçüpdür ömrimüz āh ile her gāh Bilüm bükildi kaddüm nūn oldı Gözüm giryān ü baġrum ħūn oldı Bilürsin yā İlāhį sen firāķum Dil ile şerĥ olınmaz iştiyāķum Nedür bilmem ki bu derdüŋ Ǿilācı Ki hįç yoķdur cihānda bundan acı Cihāna ķopısar bir gün ķıyāmet Bizüm başumıza her gün ķıyāmet Adūnun cevri žulmi cāna giçdi Daħı ķahrı vü zehri ĥadden aşdı Ne cevr itdi cihānda baŋa düşmen Ħuśūśā kim bilürsin saŋa düşmen Benüm ĥālüm saŋa rūşen degül mi Benüm seyrānuma il şen degül mi Disem ġayrılara ĥālüm ĥikāyet Ki ķorķaram idem senden şikāyet MuǾįn ismüŋ bize dāfiǾ degül mi Ġażabdan raĥmetüŋ vāsiǾ degül mi Eger derdimüze olmazsa dermān Ki Azrāile bāri eyle fermān ...

BENİ HİCRĀN İLE DİL-ḪASTE VÜ ZĀR U GİRYĀN

I Beni hicrān ile dil-ḫaste vü zār u giryān Bıraġıp gitdi o bı ̇̄-raḥm u mürüvvet el-ān Āteş-i ḳahr ediyor cism-i niżārım sūzān Lebime geldi mülākāt ümı di ile cān ̇̄ Bir ṭarafdan elem-i cism ü ża‘ı ̇̄f ü ḥayrān Bir ṭarafdan da hücūm etmede ża‘f-ı hicrān DÎVÂN  Bāri yā Rab ten-i efsürdemi bı ̇̄-cān eyle Beni ḫāk eyle raḳı bānımı ̇̄ ḫandān eyle II Aġla eydı de hemān ġayrı ne kārıñ vardır ̇̄ Giryeden ġayrı bu ‘ālemde ne vārıñ vardır Aġla kim elde hemān nāle vü zārıñ vardır Aġla aġla ki o zālim gibi yāriñ vardır Mest ol ḫūn-ı ciger iç ki ḫumārıñ vardır Ṣanma bı ̇̄-çāre seniñ yār u ararıñ vardır Künc-i ḥasretde enı si̇̄ ñ kederiñdir ancaḳ Saña hem-derd olan eşk-i teriñdir ancaḳ III Düşdügüm dem reh-i hicrāna perı şān gezerim ̇̄ Kendi kendimden o demden beri yoḳdur ḫaberim Bend edeli ser-i gı sūsuna tār ̇̄-ı naẓarım Ejder-i aşḳ urup pāreledi tā cigerim Ṣanma ḳandır bu gözümden dökülen eşk-i terim Dı deden geldi derūnumdaki zehr ̇̄-i kederim Hānmān-ı dilimi yaḳdı ḫarāb etdi firāḳ...